Haber

Geri gönderme merkezleri: Cezaevinden beter

“Adı geri gönderme merkezi ama aslında cezaevi. Cezaevi bile daha iyi…”

Bu sözler, iki ay önce Aydın Geri Gönderme Merkezi’nden çıkan İranlı bir kadına ait…

Türkiye’de hakkında idari gözetim kararı bulunan yabancıların geçici olarak tutulduğu geri gönderme merkezleri (GGM), İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından işletiliyor. Avrupa Birliği’nin (AB) finansal desteğiyle mültecilerin konaklaması için inşa edilen mekanlar bir süre sonra AB’nin de onayıyla GGM’lere çevrilmişti. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan verilere göre, Türkiye’de 8 bin 136 kişi kapasiteli 22 GGM bulunuyor.

Aydın GGM’de bir ay kalan İranlı S., çıktığında psikolojik sorunlar yaşamış. Ülkesinden üç sene önce cinsel yönelimi nedeniyle kaçmak zorunda kalan genç kadın, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı ile İran’a geri gönderilmekten kurtulmuş. Kırık Türkçesiyle neler yaşadığını anlatıyor:

“Çok kavga oluyordu kızlar arasında. Kamera olmayan yerlerde dövüyorlar. Bir arkadaşım da ben de dövüldük. Problem olunca çözülmüyor, ‘Tek odaya atarız’ diye tehdit ediyorlardı. Avukat görüşünü çok bekletiyorlar. Yakın akrabam yoktu, arkadaş da göstermiyorlar. Yemekler çok kötü. 15 kişi bir banyo kullanıyorsun. Sıcak suyun belli saati var. Odalar temiz değil. Çok kötü davranıyorlar, insan gibi davranmıyorlar. Bir daha oraya düşmek istemiyorum.”

‘Aylarca okula gitmeyen çocuklar var’

Aydın ve İzmir’deki GGM’lere gönderilen yabancılara avukatlık yapan Emine Sarı, burada tutulan kişilerin ‘suçlu’ muamelesi gördüğünü savunuyor. Merkezlere yerleştirilen kişilerin başlıca talebinin adalete erişim olduğunu belirten Sarı, idari gözetim ya da sınır dışı edilmelerine ilişkin kararların kişilere verilmediğini öne sürüyor. “Yasaya aykırı faaliyet gösterdikleri için orada bulunduklarına dair bir mantık var. Sahip oldukları haklar hakkında bilgileri olmuyor. Tercüman sağlanmıyor ama sağlandığında da güvenemiyoruz” diye konuşuyor.

İzmir Barosundan avukat Emine Sarı’ya göre, GGM’lerde tutulan çocukların durumu ayrıca kötü. Çocukların merkezlerde bulunmasına rağmen oyun alanlarından faydalanamadığını belirten avukat, eğitim alma hakkından da yoksun bırakıldıklarını ifade ediyor. Bir GGM’de üç ay kalan İranlı bir aileden örnek veren Sarı, “Dördüncü sınıfa giden çocukları için okula kayıt olması yönünde talep iletmiştik ama reddedildi. Halbuki Yabancılar Kanununda eğitimden yararlanmaları yönünde madde var. Aylarca merkezlerde kalıp okula gitmeyen çocuklar var” diyor.

Emine Sarı merkezlerde kötü muamele olduğunu da söylüyor. Avukat, İzmir GGM’de bulunan bir kişiden işkence başvurusu aldıklarını ancak bu kişinin ülkesine döndükten sonra şikâyette bulunmaktan vazgeçtiğini dile getiriyor.

‘Asgari haklardan yararlanamıyorlar’

Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Yönetim Kurulu üyesi avukat Mahmut Kaçan, GGM’lerde tutulan kişilerin temel haklardan faydalanamadıklarını, merkezlerin kuruluş amaçlarına aykırı olarak birer cezaevi gibi işlediğini savunuyor. Merkezlere alınan kişilerin belirsiz bir süre boyunca idari gözetim altına alındığını belirten Kaçan, kimi uygulamaların keyfi olduğunu söylüyor.

Van Barosundan avukat Kaçan, GGM’lerin haklar açısından cezaevlerinden bile geri durumda olduğunu iddia ederek, “Mahkumların en azından cezaevlerinde televizyon izleme, gazete okuma, havalandırma gibi hakları oluyor” diyor.

‘İki yaşında ‘terörist savaşçı’ kodu alan var’

Mülteci hakları üzerine çalışan avukatlardan Abdulhalim Yılmaz, İçişleri Bakanlığı tarafından kamu düzeni bakımından sakıncalı bulunan kişilerin eskiden ‘güvenlik tahdit kodlu yabancı’ sayılırken artık ‘Yabancı Terörist Savaşçı’ (YTS) olarak kodlandığını ifade ediyor. Yılmaz, teyit edilmeyen istihbari bilgiler nedeniyle YTS kodlaması sonucu haklarında suç iddiası ya da yargılama olmayan kişilerin mağdur olduğunu belirterek, diğer ülkelerden gelen bilgilerin teyit edilmesinin önemini vurguluyor.

Yılmaz, müvekkillerinin yaşadıkları mağduriyetlerden örnek vererek, “Babaya YTS denince eşe, çocuğa da aynısı uygulanıyor. İki yaşında YTS kodu alan var. Yirmi yaşlarında, ikiz bebeği olan, 7 yıldır Türkiye’de ikamet eden bir Özbek kadın iki ay önce ikamet uzatımı için Göç İdaresi’ne başvurduğu sırada GGM’ye alındı. Bunalıma girdi” diyor. Abdulhalim Yılmaz, yasal statüsü bulunan bazı yabancıların GGM’ye alınacakları veya sınır dışı edilecekleri korkusuyla ikamet uzatmaya gitmediklerini dile getiriyor.

‘Umutla gelen insanlar hayal kırıklığına uğratılmamalı’

YTS kodunun çok ağır bir itham olduğunu söyleyen Yılmaz, kanuna aykırı bir durum olduğu takdirde kişiler hakkında ceza soruşturması başlatılması, tedbir alınacaksa da hukuka uygun şekilde yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Yıllardır Türkiye’de yaşayan Cezayirli bir müvekkilinin YTS mağduru olduğunu anlatan Yılmaz, ülkesinden işkenceden kaçarak gelen kişinin burada da kötü muameleye maruz kaldığını, travma geçirdiğini belirterek, “Çırılçıplak soyulmuş, polis darp etmiş. Buraya umutla gelen insanları hayal kırıklığına uğratmak Türkiye’nin mülteci tecrübesine yakışmıyor” diyor.

Yetkililer: Merkezler denetleniyor

Yetkililerden edinilen bilgilere göre, idari gözetim altına alınan yabancılar, GGM’lerde barınma ve beslenme ihtiyaçlarının yanı sıra, psikososyal destek de alabiliyor. Yetkililer, merkezlerde kalanların birinci derece yakınları ve yasal temsilcileri ile mesai saatleri içerisinde görüşebildiğini, günün belirli saatlerinde açık havadan yararlanabildiklerini, temizlik ihtiyaçlarının ücretsiz olarak karşılandığını dile getiriyor.

Burcu Karakaş

Burcu Karakaş

Gazeteci.
Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Boston Üniversitesi’nde gazetecilik ve Ortadoğu üzerine aldığı yüksek lisans eğitimini, “Devlet Söyleminde Kürt Meselesi: Diyarbakır Askeri Cezaevi Üzerine Bir Çalışma” başlıklı teziyle tamamladı. “Erkeklik Ofsayta Düşünce”, "Manşetleri Gör Aklını Kaçırırsın: 90'lı Yıllarda Gazetecilik", "Yalan Dünya: Reytingler, Tıklar ve Şimdi Reklamlar" adlı üç kitabı bulunuyor.