Haber

‘Beş ayda 8 milyon 315 bin 234 hayvan öldürüldü’

Hayvan Hakları İzleme Merkezi, Türkiye’de 2016; Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında yaşanan hayvan hakları ihlâllerini raporlaştırdı. Rapora göre, 8 milyondan fazla yaşam hakkı ihlâli var.

Hayvan haklarına dair ihlâller, özellikle Kuyu köpeğin hikâyesinin medyada geniş yer bulmasıyla her kesimin dikkatini çekti. Ancak hayvan haklarına yönelik bu dikkati diri tutmak gerekiyor. Hayvan haklarını önceliklerinden biri hâline getiren iki isimle bir araya geldik. Medyascope’ta Hayvan Gazetesi programının sunucusu Merve Özçelik ve Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu (HayKonfed) Başkan Yardımcısı Şebnem Aslan’la hayvan hakları ihlâllerini ve medyanın duruşunu konuştuk.

Üç yıldır vejetaryen olan Merve Özçelik, kendisi gibi vejetaryen olan ve aynı kanalda çalıştığı arkadaşı Ayşecan Gören ile birlikte bitkisel beslenmeyi anlatabilecekleri bir program yapmaya karar verdi. İkili bir süre sonra hayvan haklarını da içeriğe dâhil etti ve programa ‘Hayvan Gazetesi’ ismini verdi. Hayvan haklarından hayvan sömürüsünden uzak yaşamaya, bitkisel beslenmeden vejetaryenliğin ekolojiye katkılarına kadar birçok konuya değinen Hayvan Gazetesi programı, sekiz haftadır yayında.

‘Anaakım medya hayvan haklarına uzak’

Medyadaki hayvan haklarına yönelik habercilikten rahatsızlık duyan Merve Özçelik, “Ciddi bir hayvan katliamı ve hayvan sömürüsü var. Onları yemeğimiz olarak, giysimiz olarak deneylerin bir parçası olarak görüyoruz ve medya bu durumu sürekli pompalar durumda. Medyada hayvansal ürünler üzerinden, ‘Bu ürünleri kullanabilirsiniz, bunları yiyebilirsiniz’ gibi ifadeler çok fazla kullanıyor” diyor. “Bu durumdan rahatsızlık duyuyorum. Medya çok önemli bir kanal olmasıyla birlikte hayvan sömürüsüne ortak oluyor ve hayvan hakları lehine bir habercilik anlayışından uzak duruyor.” 

HayKonfed Başkan Yardımcısı Şebnem Aslan ise, medyanın hayvan haklarına karşı duyarlılığının son yıllarda çok geliştiği görüşünde. “Senelerdir desteğini aldığımız, birçok ihlâlde haberleri birlikte hazırladığımız, kendileri de hayvansever olan muhabir ve editörler var. Kamuoyu oluşturmak istediğimiz konularda gerçekten canla başla çalışıyorlar ve reyting almak uğruna haberi çarpıtıp hayvanlara ihanet etmiyorlar. Ama bazen basında, toplumda infial yaratma amaçlı haberler de çıkıyor, tabii bunlara mani olamıyoruz. Kötü muamele, işkence ve tecavüz edilen, özellikle sahipsiz hayvanlarla ilgili yapılan bu tür kışkırtıcı haberler ne yazık ki bu ihlâlleri arttırıyor.”

Merve Özçelik – Hayvan Gazetesi programının sunucusu

‘Kuyu’yu kurtardık fakat hasta ettik’

Beykoz’da düştüğü su kuyusundan 13 gün süren çalışmanın ardından kurtarılan Kuyu köpek için basında kuvvetli bir kamuoyu oluşturulmuş, Kuyu’nun düştüğü yerden kurtulabilmesi için Türkiye’nin dört bir yanından Beykoz’a projeler yollanmıştı. Kuyu’nun durumunu yakından takip eden gönüllülerden Özçelik, aslında Kuyu için oluşan kamuoyundan memnun ancak Kuyu’nun hastalanması onu oldukça üzmüş:

“Yavru bir köpek için bu kadar kamuoyu oluşturulması çok umut verici. Gerçekten çok mutlu olduk, fakat bunlar yetersiz. Kuyu kurtarıldı ama aradan bir ay geçmeden Kuyu, kanlı ishal hastalığına yakalandı. Üstelik bu hastalığa hayvan devlet hastanesinde yakalandı. Sonra araştırdık ki, Kuyu’nun yakalandığı hastalık iyileşme durumu olmayan bir hastalık. Kuyu büyük ihtimalle kanlı ishalden dolayı ölecek veya hayatı boyunca taşıyıcı olacak. İyileşme gibi bir şansı yok. Kuyu’yu kurtardık fakat hasta ettik.”

Özçelik’e göre, Kuyu’nun yaşadığı durumları sokakta yaşayan birçok hayvan var. Kuyu köpek için yapılan haberlerin ardından ülkede, hayvan haberlerine karşı duyarlılığın artması konusundaki beklenti ise büyük: “Keşke artsa, sansasyonel bir haber olduğu için Kuyu’ya dair haberlerin üstüne gidildiğini düşünüyorum. Yoksa arabanın altında kalan bir köpeğin veya o köpeği katletmiş şoförün haberini görmüyorum. Gazeteci ve muhabirlerin daha fazla hayvan haklarına önem vermesiyle haber duyarlılığı arttırılabilir.”

‘Medyanın dili çok önemli’

İnsanları yanlış bilgilendirip-yönlendiren, hayvan karşıtlığı yaratan habercilik anlayışı üzerine Özçelik, kullanılan dilin ve medyayla yansıtılan içeriğin öneminin büyük olduğunu belirtiyor:

“Ben küçükken Pitbull köpeklerinin çok saldırgan olduğunu düşünüyordum. Pitbull’ların insanları öldüren ve insanları parçalayan türde hayvanlar oldukları haberlere yansıtılıyordu. Televizyonda Pitbull’ları bu şekilde görünce çok korkuyordum. Ardından köpek fobim oluştu, daha sonra yendim. Kullanılan dil ve insanlara medyayla yansıtılan içerikler çok önemli. Onlar da canlı ve onların insanları katletmek veya insanlara zarar vermek gibi bir amaçları yok. Biz hayvanları daha çok katlediyor ve sömürüyoruz.”

Hayvanların Yaşama Hakları Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Şebnem Aslan

HayKonfed Başkan Yardımcısı Aslan ise sorunun daha büyük olduğuna işaret ediyor: “Basın çalışanlarının elindeki bu gücü her zaman hayvanlarla ilgili toplumu bilinçlendirmek için kullanmasını; zaten son derece kötü şartlarda yaşam savaşı veren gerek sokaktaki sahipsiz dostlarımızın, gerekse gösteri amaçlı kullanılan ya da hayvanat bahçelerinde hapis tutulan, sadece kürkü için canlı canlı katledilen, süt ve üretim çiftliklerindeki çiftlik hayvanlarının, kapalı kapılar ardında ölmelerine bile izin verilmeden yıllarca acı içinde yaşamaya mahkûm edilen deney hayvanlarının da sessiz çığlıklarını duymalarını istiyoruz.”

 

‘Yasalar yeterince duyurulmuyor’

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda, hayvan hakları ihlâllerine karşı uygulanacak cezaların caydırıcı olması maksadıyla bazı fiillerin kabahat kapsamından çıkarılıp suç kapsamına alınması ve hapis cezası getirilmesi söz konusu. Fakat Özçelik, bu konunun yeterince duyurulmadığını düşünüyor:

“Keşke duyurulsa. Yaptığımız programlar sırasında bahsedildi. Konuğumuz, Türkiye’de hayvanlara karşı işlenen suçların Kabahatler Kanunu’ndan yeni çıkarıldığından söz etti. Yani siz bir hayvanı öldürürseniz sadece kabahatli sayılıyorsunuz ve hiçbir yaptırımı olmuyor.”

‘İnsanlar üç öğün hayvan cesedi yiyor’

Hayvan Hakları İzleme Merkezi, Türkiye’de 2016; Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarında yaşanan hayvan hakları ihlâllerini raporlaştırdı. Rapora göre, 8 milyon 315 bin 234 yaşam hakkı ihlâli, bin 444 işkence vak’ası, 2 bin 769 özgürlüğü kısıtlama vak’ası, 112 beden dokunulmazlığı ihlâli, 161 cana kast, 40 bin 155 zorunlu göçe tabi tutma, 155 terk etme vak’ası ve en az bir cinsel şiddet vak’ası yaşandı. Özçelik, toplumun bu ihlâller karşısındaki tutumunu eleştiriyor:

“İnsanlar hayvanların kendileri için yaratıldığını düşünüyor ama öyle bir durum yok. İnsanlar üç öğün yemeklerinde hayvan cesedi kullanıyor ve onları tabağına koyuyor. Evcil hayvanınız olabilir veya sokaktaki hayvanları seviyor olabilirsiniz, çok da güzel bir şey yapıyorsunuz fakat bu sevgiyi hayatın diğer alanlarına da geçirmek gerek. Bir kedi veya köpeği seviyorsanız lütfen et de yemeyin. Çünkü hiçbir farkı yok. Etik olarak kendim de canlıyı kesip yeme hakkını görmüyorum. Çünkü onlar da benim gibi hissedebiliyor ve acı çekiyor. Onların da benim gibi ailesi ve yavruları var. Keşke bu konular çeşitli programlarla anaakımda da işlense.”

‘Sosyal medya sayesinde duyarlılık arttı’

Özçelik, hayvanlara yönelik şiddetin görünür kılınmasında ve cezai yaptırımlar uygulanmasında sosyal medyanın önemli bir araç olduğunu da düşünüyor:

“Şiddet eğilimi hep vardı. İnsanlar hayvanlar üzerinde böyle bir hakkı olduklarını düşünüyor. Bu noktada gelişen teknolojiyle birlikte, videolar ve ses kayıtları bu şiddeti daha görünür kıldı. Sahibinin işkencesine uğrayan bir köpeğin görüntüsünü şimdi izleyebiliyoruz. Ama önceden böyle bir imkânımız yoktu. Sosyal medya çok ciddi bir faktör. 10 yıl önce ben bir evde köpeğe şiddet uygulandığını bilemezdim. Örneğin, İzmir’de kediyi koli bandıyla bağlayıp onu ağırlık gibi kaldırmaya çalışan vahşi bir adam vardı. O adam videoyu internet ortamına koydu. Ciddi bir kamuoyu oluştu ve ceza aldı. Video da kaldırıldı.”

Buse Alkan

Buse Alkan

Kadir Has Üniversitesi'nde 3. sınıf Yeni Medya öğrencisi.
Milliyet Gazetesi Haber Araştırma Servisi'nde stajyer muhabirlik yaptı. Şimdi, Journo.com.tr için kültür-sanat etkinlikleri storymappingi hazırlıyor, akademisyen & gazetecilerle röportaj yapıyor ve yeni medya, kültür sanat içerikleri üretiyor.
Freelance editor olarak çalışıyor.