Haber

‘Gencecik oğlumu aldılar, bir kilo kemik verdiler’

Cumartesi Anneleri’nden Hediye Coşkun, geçen hafta 80 yaşında hayata veda etti. Mardin’den İstanbul’a uzanan Hediye annenin hayatı, bitmek bilmez bir mücadeleyle geçti.

Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı Ulaş köyünde yaşarken 1993 yılında kocası öldürüldü. Kocasının ölümünden sonra evleri yakıldı. Evsiz kalınca çocuklarıyla Dargeçit’e göçmek zorunda kaldı.

1995 yılında oğlu Abdurrahman Coşkun, bir sabaha karşı evden alındı. Hediye anne, o saatleri Galatasaray Meydanı’ndan seslenirken şöyle anlatacaktı:

“Gece yatağından uyandırarak götürdüler. Evin önüne iki asker bıraktılar ve oğlum karakola varana kadar orada durdular. Biz aradığımızda, biz götürmedik dediler. Ardından gözaltında olduğunu ancak bırakıldığını söylediler.”

Baskıyla gelen göç

Oğlunu bulmak için Dargeçit ile Mardin merkez arasında mekik dokumaya başladı. Merkezdeki yetkililer, “Oğlun Dargeçit’te” diyordu. Dargeçit’e gittiğinde ise, Mardin’de olduğu cevabını alıyordu. Aramalarından bir sonuç alamadı. Baskılar gün geçtikçe artıyordu. Çareyi, çocuklarıyla İstanbul’a göç etmekte buldu.

İstanbul’da İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Cumartesi Anneleri ile tanıştı. Bu tanışma, onun hayatının dönüm noktalarından biri olacaktı.

Hediye anne, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi şikâyetleri nedeniyle arabaya binemiyordu. Bu nedenle bir yerden diğerine gitmek için tren yolculuğu tek seçenekti. Her cumartesi Kanarya mahallesinden Sirkeci’ye trenle gelir, oradan da Galatasaray Meydanı’na yürürdü. Bu gidip gelmeleri böyle yıllarca sürdü. Ta ki oğlunun kemikleri bulunana kadar…

‘Dizlerimin bağı çözüldü’

Dargeçit’te İHD Mardin Şubesi ve kayıp ailelerinin ısrarı üzerine 2012 yılında savcılık kararı ile kazı çalışmaları başlatıldı. Gözaltında kaybedilenlerin yakınları da bu çalışmalara katıldı. Çalışmalar sırasında bulunan kafatası ve kemiklerden bazılarının, 21 yaşında kaybedilen Abdurrahman Coşkun’a ait olduğu tespit edildi. Coşkun ailesine bir torba kemik teslim edildi. Hediye anne oğlunun ‘cenazesini’, 2014 yılında toprağa verdi.

O günden yani cenazeden sonra bir daha Galatasaray Meydanı’na gidemedi. Önce Halkalı-Sirkeci arası banliyö treni kapatıldı. Sonrasında yataktan çıkamaz hale gelince evden adım atmaya gücü yetmedi. Bir torba kemiği teslim aldıktan sonra yakınlarına, “Gencecik oğlumu aldılar, bana bir kilo kemik verdiler. Dizlerimin bağı çözüldü” demişti.

Dargeçit davasının duruşmalarına dahi katılamadı. Ancak Cumartesi Anneleri’nin oturma eylemini son güne kadar internetten takip etti. İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Sebla Arcan’ın, “İnsan onu görünce zulüm karşısında kadınların nasıl daha dirayetli olduğunu anlıyor” demesi boşa değil.

Hediye anne, geçen hafta oğlunun faillerinin cezalandırıldığını göremeden bu dünyadan göçtü. Geriye, meydandan seslenirken dile getirdiği iki cümlelik bir temenni kaldı:

“Artık barış olsun. Ben ağlamışım, kimse ağlamasın.”

Burcu Karakaş

Gazeteci.
Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Boston Üniversitesi’nde gazetecilik ve Ortadoğu üzerine aldığı yüksek lisans eğitimini, “Devlet Söyleminde Kürt Meselesi: Diyarbakır Askeri Cezaevi Üzerine Bir Çalışma” başlıklı teziyle tamamladı. “Erkeklik Ofsayta Düşünce”, "Manşetleri Gör Aklını Kaçırırsın: 90'lı Yıllarda Gazetecilik", "Yalan Dünya: Reytingler, Tıklar ve Şimdi Reklamlar" adlı üç kitabı bulunuyor.

E-Posta Aboneliği