Haber

Av. Müjde Tozbey: ‘Kadın ölmüş, artık ne uğraşıyorsun’ îmâları oluyor

Avukat Müjde Tozbey Erden, 15 yıllık avukat. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun 37 yaşındaki Tozbey, yedi yıldır Van’da kadına şiddet ve cinsel istismar davalarına bakıyor. Aldığı ilk dava, Van’ın Çaldıran ilçesinde boşanma davası açtığı için kocası tarafından öldürülen 4 çocuk annesi Adalet Teber olmuş.

Avukat Tozbey’in kadın davalarında karşılaştığı zorlukların başında, ailelerin gösterdiği tavırlar geliyor. Kocası tarafından öldürülen kadınların aileleri hukuki destek istediği zaman onlara kızlarının hayatı hakkında sorular sorduğunda şunu fark etmiş: Ailelerin çok azı, öldürülen kızlarının kaç yaşında ya da kaç çocuğu olduğunu, nasıl evlendiğini, kocasının ne iş yaptığını veya onunla yaşadığı sorunları biliyor:

“Bu durumu kız çocukların yük olarak görülüp, hemen evlendirilmelerine ve ailelerin ‘Artık bir boğazdan kurtulduk’ düşüncesi ile hareket etmelerine bağlıyorum.”

Bazı ailelerin ise kızlarının ölümü karşısında “uzak bir tanıdığı kaybetmiş” gibi davrandıklarını söylüyor. Sanığın ailesi tarafından ise “Kadın ölmüş, bizim evladımızın hayatını niye karartıyorsun” ya da “Kadın bunu hak ediyordu” şeklindeki tavırlar sergilendiğini ifade ediyor. Kadınların ‘hiçselleştirildiğini’ düşünüyor.

Peki hakim ya da savcıların kararlarını genelde ne gibi durumlar etkiliyor? Müjde Tozbey Erden, İktidarın kadına bakışının hakim ve savcılar tarafından paylaşılması ile sıklıkla karşılaştığını dile getiriyor:

“Örneğin, atanamayan ve bu nedenle bir şirkette sekreter olarak çalışan bir öğretmene karşı müteahhit olan patronun tecavüz girişimi olayında kadın kaçıp kurtulmuş ve hemen karakola sığınmıştı. Ancak yaşadığı travma nedeniyle, kolluğun ‘Muayene olmak istiyor musun’ sorusu üzerine zorunlu olmadığı düşüncesi ile istememişti. Bu durum savcıda tecavüz olayının gerçek olmadığı kanaatini yaratmıştı. Tarafımca yapılan baskılar ve savunmalar sonucunda kadın öğretmen günler sonra muayene edildi, müteahhite karşı dava açıldı. Halen yargılanıyor.”

Van depreminden hemen sonra 28 günlük evliyken öldürülen Sevda Kaya davasını hatırlatıyor. Erciş Ağır Ceza Mahkemesi’nde cinayetten 2 yıl sonra dava açılmış ama hiç kimse tutuklanmamış:

“Mahkemeden tanıklarımızın dinlenmesi, cinayet büronun hazırladığı rapor nedeniyle kolluğun tanık olarak dinlenmesi, Sevda’nın öldürüldüğü evde arama yapılması, kocanın, kayınpederin tutuklanması gibi hiçbir talebimiz kabul edilmedi. Mahkeme başkanı ve üye hakimler tarafından taleplerimiz ve beyanlarımız her defasında ‘Kadın ölmüş, olan olmuş. Artık ne uğraşıyorsun’ îmâlarıyla karşılandı. Üç yıl süren mücadelemizin sonunda davanın karar duruşmasında koca tutuklandı ve müebbet hapis cezası ile cezalandırıldı.”

Avukat Tozbey, en çok cinsel istismar davalarında zorlandığını söylüyor. Bunun ana sebeplerinden birini genelde mağdur çocuğun kendi ailesi tarafından engellenmesi olarak görüyor. “Adımız çıkar” diyen de olabiliyor, “Etrafa ne deriz” korkusuna kapılan da…

“Geçen haftalarda Van’ın Edremit ilçesinde bir ilkokulda 20 yıllık bir öğretmenin kız çocuklarını istismar etmesi olayı basın tarafından duyuruldu. Bu dosyada onlarca aile çocukları istismara uğramasına rağmen şikâyetçi olmadığı gibi, şikâyetçi olan iki aileden bir tanesi de dava sırasında bahsettiğim kaygılar nedeniyle başvurusunu geri çekmişti. Şikâyetin olmaması veya geri çekilmesi, istismarcının ya hiç ya da daha az ceza almasına sebep oluyor. 20 yıllık öğretmenin tutuklanmasını sağlamamızın ardından beni arayıp, kendi kızlarının da istismara uğradığını ama şikâyetten çekindiklerini söyleyen onlarca aile oldu. İstismarcının tutuklanmasını sağlamamız nedeniyle teşekkür ettiler.”

Kadın davalarına bakan kadın avukatların çoğu gibi, Müjde Tozbey de tehdit aldığını ve baskı gördüğünü, hatta darp edildiğini söylüyor. Yalnızca kendisine değil, ailesine ve çocuklarına yönelik de tehditler aldığı oluyormuş. Doğal olarak korktuğunu ama iş yükünü ciddi anlamda etkilemediğini anlatıyor:

“Hiçbir zaman korkum, şiddete maruz kalan kadınları ve çocukları yalnız bırakmama sebep olmadı. Ben hep olduğum yerde kaldım.”

Burcu Karakaş

Burcu Karakaş

Gazeteci.
Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Boston Üniversitesi’nde gazetecilik ve Ortadoğu üzerine aldığı yüksek lisans eğitimini, “Devlet Söyleminde Kürt Meselesi: Diyarbakır Askeri Cezaevi Üzerine Bir Çalışma” başlıklı teziyle tamamladı. “Erkeklik Ofsayta Düşünce”, "Manşetleri Gör Aklını Kaçırırsın: 90'lı Yıllarda Gazetecilik", "Yalan Dünya: Reytingler, Tıklar ve Şimdi Reklamlar" adlı üç kitabı bulunuyor.