Haber

Suriyeli seks işçileri: Kaçakçısı, jandarması sırtımızdan para kazanıyor

Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği Başkanı Kemal Ördek tarafından kaleme alınan “Türkiye’de Geçici Koruma Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği” başlıklı raporda dikkat çekici tespitler yer aldı.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Türkiye Ofisi tarafından desteklenen “Türkiye’deki Suriyeli Seks İşçilerinin Cinsel Sağlık Durumunun İyileştirilmesi Projesi” kapsamında hazırlanan rapor için İstanbul, İzmir, Gaziantep, Mersin, Hatay, Ankara, Adana ve Bursa’da yaşayan 24’ü geçici koruma kimlik kartına sahip 26 seks işçisi ile görüşmeler yapıldı. Maddi ve manevi olarak kadınlar, kız çocukları ve LGBTİ’leri daha kırılgan hale getiren çatışmalı ortam ve savaşların söz konusu grupları orantısız olarak etkilediğinin belirtildiği raporda, kaynaklara erişim konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çekildi. Rapora göre, korunma ve destek mekanizmalarından faydalanamayan dezavantajlı gruplar seks işçiliği sektörüne bir “hayatta kalma stratejisi” olarak giriyor. Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları ile Suriyeli seks işçilerine hizmet sunan veya bu alanda savunuculuk yapan sivil toplum örgütlerine de görüşleri soruldu.

Seks işçilerinin bir kısmı temizlikçilik, garsonluk gibi başka sektörlerde de çalışırken bir kısmı tam zamanlı olarak seks işçiliği yapıyor. Görüşme yapılan Suriyeli natrans kadın seks işçilerinin tamamının çocuğu bulunuyor. Görüşme yapılan 8 Suriyeli natrans kadın seks işçisinin 4’üne resmi nikahlı eşi aracılık ediyor. Bazı Suriyeliler, seks işçiliği yaptıkları için hiçbir şekilde hizmet alamayacaklarını düşünüyor. Raporda yer alan anlatımlardan bazıları şöyle:

‘Polis bu işi yaptığımı öğrenirse Suriye’ye gönderir’

* Ayda ortalama 2500 TL para kazanıyorum. Müşterilerimi abim (soy ilişkisi yok, aracısına ‘abi’ diyor) buluyor. Bu paranın üçte birini abiye vermek zorundayım. Gerisi bana kalıyor. O da makyaj, kuaför, kıyafet gibi masraflara gidiyor. Elime kalan parayla çocuğuma bakıyorum. Kocam beni zorla bu işe soktu, çok ağladım. İstemedim ama bir yandan da evin geliri yoktu. Çocuklar desen aç. Aldığımız yardımlar yetmiyordu. Kocam şimdi benden uzak, başka memlekete gitti. Polise gitmem, orda da başıma bir sürü şey gelir. Polis benim bu işi yaptığımı öğrenirse Suriye’ye geri gönderir. Bizi zaten sevmiyorlar. (Natrans kadın seks işçisi, 37, Hatay)

* Kocamla birlikte çalışıyoruz. O bana müşteri buluyor, ben de onlarla kalıyorum. Dört çocuğum var; gelen gelir ile onlara ancak bakıyoruz. (Natrans kadın seks işçisi, 39, İstanbul)

* Annem hasta, biz de altı kardeşiz. Babam Suriye’deki savaşta öldü. Başımızda kimse olmadan buralara kadar geldik. Ailenin en büyük erkek evladı benim. Bizim adetlerimizde aileye sahip çıkma görevi en büyük erkek çocuktadır. Kardeşlerime ve anneme bakmam lazım. (Erkek seks işçisi, 24, Ankara)

‘Devlet bize bakmadı’

* Devlet bize bakmadı ki bu işi yapmayalım… Türkiye bize kapıyı açtı; ama kapıyı açmakla olmuyor. Eve ekmek girmeli. Girmeyince ne yapayım, mecburen çalışıp çocuklarıma bakıyorum. Üç çocuğum var, kim bakacak onlara? (Natrans kadın seks işçisi, 40, İzmir)

* Suriye’de savaş çıkınca burada bu işi yapmaya başladım. Tabii Suriye’de kadın kılığında değildim, feminen bir erkektim. Şimdi kadın olabiliyorum. (Trans kadın seks işçisi, 27, İstanbul)

* Bu işi yapmayı seviyorum aslında. Kolay bir iş değil, zorlukları var. Ama ben yapabiliyorum. İsteyerek girdim bu işe. İyi de para kazanıyorum. Bir sürü Suriyeli açken ben hayatıma devam edebiliyorum. (Trans kadın seks işçisi, 25, İzmir)

‘Ailem beni 16 yaşımda sattı’

* Türkiye’ye ailenin bütün üyeleri ile birlikte geldik. Kamplardan birine yerleştirdiler bizi. Kamptaki ailelerin genç kızlarını görmeye gelenler oldu Türklerden. Aileler parasız olduğu için kızlarını para karşılığında satıyorlardı. Beni 56 yaşında bir adam görmüş, beğenmiş. Beğenmez olaydı, pislik herif. Birkaç bin TL’ye ailem beni ona verdi. Başka bir karısı daha vardı. Yaşlıydı benden. Ben daha 16 yaşımdaydım. Beni dövüp durdu, kardeşleri benle birlikte olmak istedi. Sesimi çıkardım, dayak yedim. Mahalleden bir çocuk kaçmama yardımcı oldu, para verdi. Otobüse bindim, büyük şehre geldim. Burada da yeni tanıştığım kişiler bu işi yapmamı önerdiler, ben de başladım. (Natrans kadın seks işçisi, 21, Adana)

* Suriye’de kocam savaşta öldü. Savaş bizim mahalleye yaklaşınca çocukları alıp kaçmak zorunda kaldım. Bizi sınıra taşıyan kaçakçılara para vermek gerekiyordu. Bende para olmadığı için bizi taşıyan iki kişiyle birlikte oldum mecburen. Sonra sınırdan geçerken başkaları ile. Çok fazla senin üzerinden para kazanan oluyor aslında. Kaçakçısından, jandarmasına. Benim gibi Halep’ten gelen bir kadın önce jandarmayla birlikte olmak zorunda kaldı. Kaçakçılarla birlikte oldu. Sonra kamp görevlileriyle. Kadına etmedikleri işkence kalmadı. Kadına telefon da vermiyorlar, şikayet etmesin diye. Tek başına yaşıyorsa bir kadın ev vermiyorlar. Suriyeli bir kadının neden tek başına olduğunu anlamıyor ev sahipleri. Ya fahişedir diyor ya da parasını ödeyemez diyorlar. 42 yaşımdayım, kocam yok, tek başıma çalışıyorum. Nasıl ev bulacağım? Paranın kokusunu aldıklarında bir de sözü geçen biri olduğunda sıkıntı çıkarmıyorlar. (Natrans kadın seks işçisi, 42, Mersin)

‘Şiddet uyguluyor, gasp ediyorlar’

* Bir ara mahalledeki marketten alışveriş bile edemez hale gelmiştik, marketteki görevliler bize hiçbir şey satmıyordu. Zaten kısa bir süre sonra o mahalleden ayrıldık. (Natrans kadın seks işçisi, 39, Gaziantep)

* ‘Türkiye’ye niye geldin, g.. siktirmeye mi?’ şeklinde bizi küçük düşürücü ifadeler oluyor. Suriyeliyim diye hastalık taşıdığımı ya da parasını gasp edeceğimi düşünen insanlar çok. Bizi sevmiyorlar bence. (Erkek seks işçisi, 22, Bursa)

* Müşteri sayısı arttıkça şiddet uygulayanın sayısı da artıyor. Suriyeli olduğumuz için nasılsa ses çıkaramayız diye düşünüyor bazı müşteriler. Şiddet uyguluyor, gasp ediyor. Yüzümüze tükürüyor. Arabasıyla yoldan geçerken üzerimize ateş açıyor. Bir sürü şey yaşıyoruz. Polise de gidemiyoruz, korkuyoruz. (Trans kadın seks işçisi, 26, İstanbul)

‘Saçımdan yakalayıp tekme attılar’

* Bir kere polis yakaladı beni, karakola götürdüler. Karakola götürene kadar kahkaha atıp durdular. Bir tanesi arkada, ikisi önde benle uğraştılar. Çok az Türkçe anlıyorum, o yüzden ne dediklerini bilmiyorum. Belli ki benimle dalga geçtiler. Karakola geldiğimizde, kolumdan sertçe tutarak arabadan aşağı çekti bir polis. Gülüp durdular. Birkaç hafta sonra yine bir araba beni almaya kalktı. Ben de koşarak kaçtım. Yol ortasında inip beni takip ettiler. Öldürecekler sandım. İki kişiydiler bu defa ve içlerinden bir polis bir önceki olayda da vardı. Yine küfrettiler. Bir tanesi saçımdan yakaladı, tekme attı sırtıma. Benim ne suçum var? Ekmek derdindeyim, kimse iş vermiyor ki bu işi yapmayım. (Trans kadın seks işçisi, 29, İstanbul)

‘Kimse Suriyelilerin bu işi yaptığını söylemek istemiyor’

Raporda, kamu kuruluşlarından gelen yanıtlar ile bu kuruluşlarla yapılan görüşmelere de yer verildi. Kamu kurumlarında çalışanların anlatımlarından bazıları ise şöyle sıralandı:

* Aslında kimse Suriyeliler arasında bu işin döndüğünü söylemek istemiyor. Özellikle kamu idaresi bu meseleye çekimser yaklaşıyor bence. Bir irade yokken bir çalışma yapılmasını da beklemek doğru olmaz. (İl Halk Sağlığı Müdürlüğü Yetkilisi)

* Fuhuş yapan Suriyelilere yönelik istihbarat aldığımızda mutlaka operasyon yapıyoruz. Bu işin içerisinde çok fazla suç örgütü var. (İl Emniyet Müdürlüğü Yetkilisi)

* Valiliğimize bağlı şekilde il müdürlüklerimiz ihtiyaç olduğunda destek oluyordur mutlaka ama özel bir çalışmamız hiç olmadı bu insanlar için. Sorunları nedir, ne isterler, onları nasıl kurtarabiliriz; bu soruların yanıtları bizde ne yazık ki yok. (Vali Yardımcısı)

* Bu meseleye dair politikaların geliştirilmesi için kurumlarımızın korkmaması gerekir. Ama korkuluyor çünkü medyada bu mesele yer aldığı zaman, hükümetimizi eleştirmek üzerinden yer alabiliyor. Böyle olunca da, hizmetlerin oluşturulabilmesi için politikalar geliştirilemiyor, bakanlıklar da çekimser kalıyor. Biz de yerelde uygulayıcılar olarak bakanlığımızdan talimat gelmediği sürece adım atamıyoruz. Atarsak sorun olur. Dolayısıyla hizmetler şu aşamada sunulamıyor. Tüm Suriyelilere sunduğumuz hizmetler devam ediyor ama bahsettiğiniz grubun ihtiyaçlarına dair özel bir çalışmamız mevcut değil. (Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Yetkilisi)

Burcu Karakaş

Burcu Karakaş

Gazeteci.
Marmara Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Boston Üniversitesi’nde gazetecilik ve Ortadoğu üzerine aldığı yüksek lisans eğitimini, “Devlet Söyleminde Kürt Meselesi: Diyarbakır Askeri Cezaevi Üzerine Bir Çalışma” başlıklı teziyle tamamladı. “Erkeklik Ofsayta Düşünce”, "Manşetleri Gör Aklını Kaçırırsın: 90'lı Yıllarda Gazetecilik", "Yalan Dünya: Reytingler, Tıklar ve Şimdi Reklamlar" adlı üç kitabı bulunuyor.