Kitap

Ağrı İsyanı’nın üzerinden 100 yıl geçti, basının tutumu aynı

Araştırmacı yazar Nihat Öner, Ağrı İsyanı tanıkları ve tanık çocuklarıyla konuşurken, o dönem basında çıkan haberlere ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaç, onu 8 yıl sürecek bir araştırma olan ‘Türk Basınında Ağrı Kürt Ayaklanması’ adlı basın taramasına itiyor. Öner, bu çalışması sırasında isyanla ilgili medyada çıkan haberlere ulaştığı gibi, trol medyacılığın ve bir zamanların dizi furyasının temellerine de şahitlik ediyor.

Ağrılı araştırmacı yazar Nihat Öner, Ağrı İsyanı’yla ilgili 1929 ile 1953 yılları arasında haber yapan çok sayıda gazete ve dergiyi inceledi. Öner, 8 yılda (2016-2024) tamamladığı çalışması sonunda, isyana ilişkin ‘haber’ yapan 22 gazete ve dergiyi (Akşam, Anadolu, Cumhuriyet, Milliyet Hakimiyet-i Milliye, Son Posta, Yarın, Vakit, Hizmet, İzmir Postası, Kurun, Ulus, Doğu, Türk Sözü, Resimli Uyanış, Bildiriş, Odlu Yurt, Resimli Yurt, Servet-i Fünun Uyanış, Yeni Adana, İdare – Dahiliye Vekaleti Aylık Mecmuası, Resmi Gazete) baz aldı. İki ciltlik kitap; 1600’den fazla haber, yüzlerce fotoğraf, karikatür ve haritayı bir araya getirdi. Basınının isyana bakışı ve dönemin siyasal atmosferi belgeleriyle kitapta yer aldı.

Öner’in Zilan Akademi Yayınları tarafından yayımlanan araştırma kitabı; 1926-1930 yılları arasında gerçekleşen Ağrı İsyanı sırasında basının tutumunun, aradan geçen 100 yılda pek değişmediğini ortaya koydu.

İsyan 1926’da başlamasına rağmen, neredeyse 3 yıl basın tarafından görmezden geliniyor.1929 yılında yabancı basının yaptığı haberlerden sonra dönemin Türkiye medyasında da yerini alıyor. Ancak başta Cumhuriyet olmak üzere dönemin tüm gazeteleri aynı dili kullanıyor. “Şaki” “haydut “, “eşkiya”, “tenkil” ve “temizlik” gibi kavramlar neredeyse tüm haberlerde yer alıyor. Zaten çoğunun haber kaynağı Anadolu Ajansı olduğundan dil de ortak oluyor.

Akşam gazetesi ise muhabiri Esat Mahmut Karakurt ile adeta hayali ve asılsız haberciliğin zirvesine oynuyor. Örneğin; 27 Temmuz 1930 tarihli Akşam Gazetesi’nde şöyle bir yazı geçiyor: “Bu adamlar o kadar vahşidirler ki daha hayatlarında bir şehir görmemişler, bir arada oturup yemek yememişler, ömürlerinde bir defa yıkanmamışlar, üzerlerine bir ceket giymemişler. Hepsinin başlarında bir keçe külah, sırtlarında ham bir koyun derisi vardır’.

ÖNER: AMACIM, ARAŞTIRMA YAPANLARIN ARŞİVİ KİTAPTA BULMASINI SAĞLAMAK

Kitabın yazarı Nihat Öner’e; uzun soluklu çalışmasını ve Ağrı İsyanı’nın o dönemdeki medyada yansımalarını sorduk.

Folklor üzerine yaptığı derlemeler ile tanıdığımız Öner, bu çalışmaya neden ihtiyaç duyduğunu şöyle anlattı:

“Uzun yıllar köy köy dolaşarak hem Kürt folkloru üzerine derleme yapıyordum hem de Ağrı İsyanı tanıkları ve tanık çocuklarıyla konuşuyordum. Son tanıklar ve çocuklarıyla konuşurken dönemin medyasında Ağrı İsyanı ile ilgili haberlere ihtiyaç duyuyorduk… Bu gazetelere ulaşmak, gazete arşivlerinde araştırma yapmak biraz güçtü, ciddi bir araştırma gerektiriyordu. Kendim de bu sıkıntıları yaşadığımdan dolayı gazete arşivlerinde araştırma yaparak, isyanla ilgili haberleri ve yazıları kitaplaştırmak istedim. Bunun için 2016 yılında İstanbul’a gittim. Oradaki devlet arşivlerinde, belediye ve üniversite arşivlerinde araştırmalar yapmaya başladım. Sonra Ankara’ya geçtim, oradaki arşivleri inceledikten sonra rotayı İzmir’e çevirdim. İzmir’deki gazete arşivlerini inceledim. 2016 yılında başladığım bu çalışmam 2024 yılına kadar sürdü. Amacım bu konuda araştırma yapanların bu arşivleri bir yerde bulmasını sağlamaktı.”.

1387 sayfalık iki ciltlik eser için sayısız gazete ve dergi inceleyen Öner, isyana en çok yer veren gazetelere de örnek veriyor:

“Araştırmam süresince sayısını hatırlayamayacağım kadar çok gazete ve dergi inceledim. Ama 22 tanesini baz aldım. Bu 22 gazete ve dergide 1929-1953 yılları arasında Ağrı İsyanı ile ilgili ne varsa tamamını küpürlerden yazıya dönüştürdüm, 1387 sayfa iki ciltlik kitap haline getirdim.

İSYANA EN ÇOK YER VEREN GAZETELER

İsyana en çok yer veren gazeteler Akşam, Cumhuriyet, Milliyet, Vakit ve Hakimiyet-i Milliye gazeteleridir. Ama benim en çok dikkatimi çeken ve en çok önemsediğim Hizmet Gazetesi’dir. Çünkü; İzmir merkezli Hizmet, yerel gazete olmasına rağmen bölgeye muhabirlerini gönderiyor. Diğer gazeteler genelde Anadolu Ajansı’nın geçtiği haberleri kullanırken, Hizmet daha çok kendi haberlerini geçiyor. Bundan dolayı bana göre Hizmet gazetesi daha önemli. Yani daha çok yer vermekten ziyade daha ayrıntılı bilgi veriyor dönemle ilgili”.

IRKÇI HABERLER

En ilginç ve asılsız haberlerin Akşam gazetesine ait olduğuna dikkat çeken Öner, şöyle devam ediyor:

“Döneme ait en dikkat çekici haber ve gazete manşetleri, Akşam’ın. Gazete, bölgeye Esat Mahmut Karakurt isimli bir muhabirini gönderiyor. Karakurt daha Erzincan’dayken Ağrı’yla ilgili haberler yapıyor. Ama haberlerin çoğu asılsız. Kürtleri; vahşi, hiç banyo yapmayan, okuma yazma bilmeyen barbarlar olarak tanıtıyor. Milliyetçi bir fikre sahip olan Karakurt gerçek dışı şeyler yazıyor. Örneğin; 28 Temmuz 1930’da şöyle diyor: ‘Din hakkında esaslı fikirleri yoktur. Müslüman olanların hepsi Şiidir. Kızılbaşlar ise doğrudan şeytana tapıyorlar. Yedikleri, geçenlerde yazdığım gibi çiğ keçi eti ile bir avuç bulgurdur.’

Oysa ki Ağrı Kürtleri’nde Kızılbaşlık yok. Sadece Taşlıçay Azerilerinde Şiilik var. Onların da etnik kimlik ve inançtan dolayı isyana destek vermesi mümkün değil. Bu da şunu gösteriyor; Karakurt Ağrı’ya gitmiş ama belli ki askeri karargahtan çıkıp Ağrılılar ile hiç tanışmamış. Bundan dolayı da temeli olmayan bir şey ile karalamaya çalışmış.

Bir başka yerde çiğ köfteyi örnek göstererek, ‘Kürtler çiğ et ile bulguru karıştırıp yiyecek kadar vahşidirler’ diyor. Gerçeklik payı olmadığı için haberleri o kadar çelişkili ki bir gün Kürtlerin okuma yazmasının olmadığını söylüyor, başka bir gün Kürtlerin Ağrı Dağı’nda gazete neşrettiğini (Agirî gazetesi) söylüyor.

‘KARAKURT’UN HAYALİ ESERİ, BİR DÖNEMİN DİZİ FURYASININ TEMELİ SAYILIR’

Akşam gazetesi muhabiri Karakurt, Kürtlere yönelik ırkçı yayınlarıyla ün kazanmasına rağmen, kendisiyle aynı ideolojide olan başka bir yazar tarafından Kürt olmak iddiasıyla hedef alınması da dönemin bir başka ilginç gelişmesi. Öner’in bu konuya ilişkin tespitleri şöyle:

“Karakurt, Ağrı’dan gönderdiği haber ve fotoğraflarla o dönem meşhur oluyor.  İsyan bittikten sonra da Ağrı İsyanı ile ilgili ‘Dağları Bekleyen Kız’ adlı bir roman yazıyor. Yine tamamı hayal ürünü ve gerçeklikle alakası olmayan bir roman. Daha sonra bu roman filme çevriliyor. Karakurt’un romanı bir zamanlar televizyonlardaki dizi furyasının temeli olarak da görülebilir. Daha çok ‘Tek Türkiye’, ‘Şefkat Tepe’ gibi dizilerde gördüğümüz; okumuş ağa çocuğu ile köye gelen öğretmen aşkı, askere aşık olan köylü kız ve bütün köyü ‘adam’ eden doktor rollerinin ilhamını hangi dönemden aldığını da gösteriyor.

Karakurt, bu asılsız haberlerle Kürtleri karalayıp ün kazanırken daha sonra kendisiyle aynı ideolojiye sahip dönemin milliyetçi yazarlarından Nihal Atsız tarafından Kürt olduğu öne sürülerek, karalanmaya çalışılıyor.”

‘HAKARET İÇEREN ASILSIZ BAŞLIKLAR’

Kitaba konu olan haberler içinde habercilikle ilgisi olmayan çok sayıda örnek var. O başlıklardan bazıları şöyle:

Sûvarilerimiz şakileri kılıçtan geçirdiler. ( Milliyet Gazetesi 10.07.1930)

Temizlik başladı. (Cumhuriyet Gazetesi 13.07.1930)

Kızılbaşlar da…( Cumhuriyet Gazetesi 17.07.1930)

Kültürsüz kavim ( Hakimiyeti-i Milliye 15.08.1930)

Kürt plakları da varmış. ( Hizmet Gazetesi ( 27.08.1930)

Telefat verdiler ( Anadolu Gazetesi. 15.08.1930)

Bir Kürt, bir Yahudi ( Hizmet Gazetesi 17.08.1930)

Arap’tan Kürde nasihat ( Son Posta 04.09.1930

Şeyhler, misyonerler ve masonlar ( Son Posta 18.01.1931)

Bu vatansız Halep’te füc’ten öldü ( Vakit 18.09.1930)

DÖNEMİN HABERLERİ

  • Hizmet gazetesinde Kan Demir ismiyle, ‘İran’daki aşiretler’ başlıklı uzun bir yazı dizisi yer alıyor.
  • Halk Dergisi’nde 21.07.1930 tarihli bir haberin son cümleleri şöyle: “Bir iki zabit, birkaç asker şehit verdik. Fakat yalnız Zeylan deresinde tam 1500 Kürt tepeledik. Dahası da olacak.”
  • Akşam muhabiri Karakurt’un 28.07.1930 tarihli ‘Şakiler Ağrı Dağı’nda nasıl yaşarlar ve ne yaparlar’ başlıklı yazısından birkaç bölüm: “Ağrı Dağı’nın siyah bir kayası altında doğup, daha on beş yaşına geldiği zaman bir kurttan daha korkunç bir halde hemcinsinin boğazına saldıran bu adamlar mı nasihat ile yola getirilecek…”

“Tıpkı bir küçük ayı yahut bir köstebek gibi yaşarlar. Dört bin metre irtifamdan sahanın üzerinde mevcut her kayanın altı bir ailenin ikametgâhıdır. Orada yerler, orada içerler, orada büyür, orada ölürler. Seksen yaşında ihtiyarları içinde ömründe hiç yıkanmamış olanlar çoktur.”

“Alelumum tiplerini şöyle göstermek kabildir; bele kadar uzanan kirli bir sakal, parlak, iri gözler, geniş ve kıllı omuzlar…”

“Tayyare seslerini işittikleri zaman vahşi hayvanlar gibi bağırarak kayaların altına kaçan bu adamların imhasını bir gün meselesi olarak bekleyiniz!”

Etiketler

İhsan Birgül

Serbest gazeteci. Kürt dili ve edebiyatı başta olmak üzere kültür-sanat konularında çalışıyor. Yayımlanmış bir öykü ve bir şiir kitabı var. Ayrıca çeşitli antolojilerde yayımlanmış şiirleri de mevcut. Çeşitli internet sitelerinde ve e-dergilerde yazıyor.

Journo E-Bülten

ÖNE ÇIKANLAR