Çarşamba günü The Washington Post gazetesinde çalışan 300’den fazla muhabirin topluca işten çıkarılmasının yankıları hâlâ sürüyor. Çoğu gazeteci, 150 yıllık bir kurumun yerle bir edildiğini ve Amerikan medyasının karanlığa sürüklendiğini düşünüyor, Post’un “Demokrasi karanlıkta ölür” mottosunun tarihe gömüldüğüne inanıyor. Herkes, dünyanın en zengin iş insanlarından biri olan Jeff Bezos’un servetinin küçük bir kısmıyla Post’u kurtarabilecekken neden buna direndiğini soruyor.
Zamanında Amerikan tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan Watergate skandalını ortaya çıkaran, neredeyse 150 yıldır yayın yapan, kendisini “bağımsız” olarak tanımlayan Post, tarihinin en zor günlerini yaşıyor.
HER ÜÇ MUHABİRDEN BİRİ
Post gazetesinde bir grup gazetecinin finansal tedbirler kapsamında işten çıkarılacağı birkaç haftadır konuşuluyordu. Özellikle uluslararası haber yapan muhabirler, tarihe tanıklık ettikleri anları paylaştıkları videolar ve postlarla Jeff Bezos’tan Post gazetesini kurtarmasını istediler. Ukrayna’dan Bangladeş’e, Çin’den Afganistan’a pek çok yerde çektikleri görüntülerle haberin ancak sahada var olarak yapılabileceğini vurguladılar. Ancak benzeri görülmemiş işten çıkarma hamlesiyle, her üç muhabirden biri çok sevdiği işini kaybetti.
Ukrayna muhabiri Lizzie Johnson, işten çıkarıldığı haberini aldığında çatışma alanındaydı. Türkiye ve İran muhabiri Yeganeh Torbati, İstanbul’a birkaç ay önce yerleşmişti. Editör Peter Finn, işten çıkarmaların kapsamını öğrendiğine çıkanlar de kendisinin işten çıkarılarak bazı muhabirlerin görevinde kalmalarını talep etti.
Ortadoğu bürosunun yanı sıra dünyanın dört bir yanındaki bürolarda, spor ve kitap sayfası çalışanlarının ve fotoğrafçıların hepsi işten çıkarıldı.
Ben de Mart 2024 ve Eylül 2025 arasında Post gazetesinin Türkiye ofisinde çalıştım. Gazetenin dokuz yıllık yayıncısının ayrıldığı, yerine Wall Street Journal’ın yayıncısı ve CEO’su olarak görev yapan Will Lewis’in geçtiği günlerdi. O dönem herkesin gözü Post’un bir sonraki hamlesindeydi. Bezos’un Lewis’i özellikle Journal gazetesinin dijital üyeliklerini hızla artırması, muhafazakâr aktörlerle iyi ilişkiler kurması gibi sebeplerden tercih ettiği söylentileri medyaya yansıyordu.
Ancak Lewis’in işbaşı yaptığı dönemde Post halihazırda ciddi finansal sıkıntılarla boğuşuyordu. 2023 yılının sonuna doğru 240 çalışan gönüllü çıkış paketleriyle Post’a veda etmişti.
Lewis’in geçmişte muhafazakâr Telegraph gazetesinde çalışmış olması ve Journal’a geçmeden önce İngiltere Başbakanı Boris Johnson’a danışmanlık vermesi soru işaretlerini beraberinde getirse de, yeni yayıncı Post’ta sıcak karşılanmıştı. Ancak Lewis ile dönemin CEO’su Sally Buzbee arasındaki gerilimin tırmandığı iddiaları Lewis tarafından inkâr edildi. Buzbee Haziran 2024’te hiçbir açıklama yapmadan görevinden ayrıldı.
ÇALIŞANLARLA TOPLANTI
The New York Times gazetesi, Buzbee’nin yerine getirilmek üzere önerilen Robert Winnett’in, yasadışı yollarla elde ettiği bilgilerle haber yaptığını ortaya çıkarınca, özellikle Amerikan medyasındaki etik standartlar yeniden gündeme geldi. Nihayetinde Winnett Post’taki görevi üstlenmekten vazgeçti.
Winnett hamlesinden sonra göreve getirilen Matt Murray, çarşamba sabahı çalışanlarla yaptığı görüşmede gazetenin “çok uzun zamandır çok fazla para kaybettiğini ve okuyucuların ihtiyaçlarına cevap vermediğini,” bundan sonra yayınların ulusal haber ve siyasete, iş ve sağlık alanlarına ağırlık vereceğini söyledi.
The Atlantic’e konuşan Harvard Üniversitesi Gazetecilik Lab’inden Joshua Benton’a göre, Post’ta yaşanan kıyımın tek sorumlusu Jeff Bezos. Benton, dijital endüstrilerde tek bir kazanan olduğunu, Amazon’un başarısının da bu liderliğe dayandığını söylüyor. Benton, Bezos’un bunu bile bile yanlış hamlelerle gazeteye zarar verdiğini söylüyor. Neticede, dijital haber dünyasının lideri The New York Times. Post ise daha zayıf bir yerden rekabet ediyor.
Post’un eski CEO’su Marty Baron, CNN’e verdiği röportajda, kendisi görevdeyken Bezos’un gazeteye sahip çıktığını, yatırım yaptığını ama her şeyin aniden 2024’te, Donald Trump’un Beyaz Saray’a döneceği öngörüsüyle değiştiğini söyledi. Seçim döneminde, yönetimin verdiği kararla gazetenin görüş sayfasının iki adaydan birine destek vermesi son anda engellendi. Köşe yazarlarının Kamala Harris’e destek vereceği biliniyordu ve bir anlamda bunun önüne geçildi. Bu kararın ardından 300 binden fazla okuyucu Post üyeliklerini iptal etti.
Baron, gazetenin bağımsızlık iddiasının aksine, Bezos’un Trump’ın yemin törenine bizzat katılması, görüş sayfasından sol eğilimli görüşlerin kaldırılması, Amazon’un Melania Trump’un belgeselinin tüm haklarını satın alması ve belgeselin tanıtımına milyonlarca dolar harcamasıyla okuyucularını küstürdüğünü söyledi.
Özellikle seçim öncesi görüş sayfasına yapılan müdahaleden sonra, her hafta bir star yazar veya muhabir gazeteden ayrılmaya başladı. Tüm bu kötü gidişata ve ıssızlaşmaya rağmen, uluslararası ekip işlerine sımsıkı sarıldı ve çok başarılı haberlere imza attı. Hatta bir kısmı geçen sene Pulitzer finalisti oldu.
TOPLUMDAKİ KUTUPLAŞMA…
Peki, gazeteyi devraldığında altın günlerini yaşatmayı vaadeden Bezos, nasıl böyle bir noktaya savruldu? 40 yıl çalıştığı The Washington Post’tan geçen sene ayrılan Ruth Marcus, The New Yorker’a yazdığı makalede Bezos gibi dünyanın en zengin iş insanlarından birinin Post’u korumak yerine neden bu kadar çabuk harcadığını sorguluyor. Marcus, Bezos’un zamanla değiştiğini, verdiği kararların gazetenin kurumsal saygınlığını azalttığını ve Bezos’un Post’un temsil ettiği toplumsal sorumluluktan uzaklaştığını söylüyor.
Post’ta yaşanan kriz, Amerika Birleşik Devletleri’nde anaakım medyaya duyulan güvenin dibe vurduğu, geleneksel anaakım medyanın okuyucu ve izleyicisiyle bağını kaybettiği ve varoluşsal bir krize girdiği bir döneme denk geliyor. Rakiplerine kıyasla, özellikle Orta Doğu ve dünyanın diğer bölgelerinde çok daha nüanslı, detaylı ve farklı bir yayın yapan Post ekibinin dağıtılması, özellikle bağımsızlığıyla övünen Amerikan gazeteciliğinin geleceği için karamsar bir tablo çiziyor. Toplumdaki kutuplaşma, medyadaki kutuplaşmayı da derinleştiriyor.


