GAZETECİLİK

Basın özgürlüğü devrilme noktasında

Avrupa Konseyi Gazetecilerin Güvenliği Platformu’nun bugün yayımlanan raporuna göre; Avrupa’da basın özgürlüğü sistematik baskılar, savaş, hukuki taciz ve siyasi müdahaleler nedeniyle “devrilme noktasında”.

Türkiye ise “bağımsız gazetecilik açısından Avrupa’daki en zorlayıcı ortamlardan biri” olarak tarif ediliyor.

Tutuklu gazeteci ve medya çalışanı sayısı bakımından Belarus, Sırbistan, Rusya ve Ukrayna’nın Rus işgali altındaki bölgeleriyle aynı ligdeyiz.

Avrupa Konseyi Gazetecilerin Güvenliği Platformu, 2025 Avrupa Basın Özgürlüğü Raporu’nu bugün yayımladı. Aralarında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) ve Uluslararası Basın Enstitüsü’nün (IPI) de bulunduğu 15 basın meslek örgütünden oluşan platformun raporu, Avrupa genelinde gazetecilerin karşı karşıya kaldığı tehditlerin sistematikleştiğini ortaya koyuyor. Geçen yıl 10’uncu yaşını kutlayan platformun raporuna göre, Avrupa’da basın özgürlüğü artık “devrilme noktasında.”

Rapora göre, hükümetlere 2015’ten bu yana basın özgürlüğüne yönelik tehditler karşısında 2 bin 300’den fazla uyarı bildirimi yapıldı. Sadece 2025’te bildirim sayısı 330 oldu. Raporda “Bu artış gazeteciler için giderek daha düşmanca bir ortamı yansıtıyor” değerlendirmesi yapıldı. Bildirimlerin dörtte biri, gazetecilerin fiziki güvenliği ve beden bütünlüğüne yönelik saldırılarla ilgiliydi. 53’ünün gazeteci veya medya çalışanının ölümüne ilişkin olduğu kaydedildi.

Rapora göre Belarus, Gürcistan, Sırbistan, Rusya ve Türkiye ile Ukrayna’nın Rus işgali altındaki bölgeleri, basın özgürlüğüne yönelik en fazla tehdidin kaydedildiği yerler oldu.

Basın özgürlüğüne yönelik saldırıları;

  • gazetecilerin güvenliğine ve fiziksel bütünlüğüne yönelik saldırılar,
  • gazetecilerin gözaltına alınması ve hapsedilmesi,
  • gazetecilere yönelik taciz ve yıldırma,
  • cezasızlık,
  • medya özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratan diğer eylemler,

başlıklarında kategorize eden platform, saldırıların şiddetinin her geçen yıl arttığını belirtti ve rapora bunu gösteren 10 yıllık bir grafik ekledi.

Buna göre, gazetecilere yönelik taciz ve yıldırma, 2025’te platformun hükümetlere en fazla uyarı bildirimi yaptığı tehdit türü (115) oldu. Bu sayı, son 10 yılın rekoru demek. Tehdit sıralamasında ikinciliği, gazetecilerin güvenliğine ve fiziksel bütünlüğüne yönelik saldırılar aldı. Onu medya özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratan diğer eylemler ile gazetecilerin gözaltına alınması ve hapsedilmesi izledi.

HÜKÜMETLER, UYARILARI YANITSIZ BIRAKTI

Platformun Avrupa’da basın özgürlüğünü bir kırılma noktasında görmesinin tek nedeni bu değil. Rapordaki veriler, hükümetlerin platformun yaptığı uyarıları istikrarlı bir biçimde yanıtsız bıraktığını da gösteriyor.

Rapora göre, 2015’te bildirimlerin yaklaşık yüzde 25’i yanıtsız bırakılırken, bu oran ertesi yıl yüzde 63’e sıçradı. Takip eden yıllarda dalgalı bir seyir izlense de, oran çoğunlukla yüzde 40-55 bandında seyretti. 2022’deki yüzde 56 yanıtsızlık oranı, 2025’te yüzde 57’ye ulaşarak son dokuz yılın en yüksek seviyesini gördü.

Son 10 yılda çözüme kavuşturulan bildirimlerin oranı yalnızca yüzde 20. Raporda bu tablo için “siyasi taahhütler ile etkili koruma mekanizmaları arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü gösteriyor” değerlendirmesi yapıldı.

“AVRUPA’DAKİ GAZETECİLER İÇİN EN AĞIR TEHDİT RUSYA”

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş, “Avrupa’daki gazeteciler için en ağır tehdit” olarak tanımlandı. Platform, Rusya’nın savaşta drone kullanmasının gazeteciler için ölümcül bir tehdit olduğunu belirtti ve Ukraynalı gazeteciler Olena Hramova, Yevhen Karmazin ve Tetyana Kulyk ile Fransız foto muhabir Antoni Lallican’ın Rus drone saldırılarında hayatını kaybettiği hatırlatıldı. Bununla birlikte, altı gazetecinin ateş altında yaralandığı, 26 Ukraynalı gazetecinin de hâlâ Rusya’nın elinde olduğu ifade edildi.

Raporda, Rusya’da bağımsız medyanın neredeyse tamamen tasfiye edildiği ve “yabancı ajan” ile “istenmeyen kuruluş” yasalarının daha da sertleştirildiği bilgisi yer aldı.

KADINLARIN YÜZDE 87’Sİ ÇEVRİMİÇİ ŞİDDETE UĞRUYOR

Gazetecilere yönelik çevrimiçi şiddet de basın özgürlüğüne yönelik dikkat çeken tehditler arasında gösterildi. Cinsiyetleri nedeniyle, en fazla çevrimiçi şiddette maruz kalanların kadın gazeteciler olduğu kaydedildi. Buna göre, kadın gazetecilerin yüzde 87’si yaptıkları haberler nedeniyle çevrimiçi şiddet ve istismara uğruyor. Çevrimiçi şiddet türleri arasında tecavüz tehdidi, cinsiyetçi taciz, damgalama, takip ve ölüm tehdidi bulunuyor. Raporda, kadın gazetecilerin söz konusu şiddet nedeniyle daha az görünür alanlara çekildiği, otosansür uyguladığı ya da tamamen mesleği bırakmak zorunda kaldığı belirtildi.

GAZETECİLERE YÖNELİK ŞİDDET: TÜRKİYE İLK ÜÇTE

Protestolar sırasında gazetecilere yönelik fiziksel saldırılar, 2025’te en sık rastlanan tehdit türü oldu. Rapora göre, geçen yıl, platformun kapsadığı ülkelerin en az dörtte birinde protestolar sırasında gazetecilere yönelik fiziksel saldırılar gerçekleşti. 2025’te Avrupa genelinde kaydedilen 344 uyarının 90’ı (yüzde 26) fiziksel saldırıları işaret ederken, saldırıların en yoğun yaşandığı ülkeler ise Gürcistan, Sırbistan ve Türkiye. Platform, gazetecileri hedef alanların ise polis, siyasi aktörler ve protestocular olduğunu belirtti.

AVRUPA GENELİNDE 149 GAZETECİ TUTUKLU

Rapora göre, 31 Aralık 2025 itibarıyla Avrupa genelinde tutuklu bulunan gazeteci ve medya çalışanı sayısı ise 148.

Sayı itibarıyla en fazla gazeteciyi hapseden ülkeler sırasıyla Rusya (58), Azerbaycan (36), Belarus (27) ve Türkiye (24). Platform, Türkiye için “bağımsız gazetecilik açısından Avrupa’daki en zorlayıcı ortamlardan biri” tanımlamasını yaptı ve ülkenin hukuki taciz, yıldırma ve sansürle karakterize olduğu belirtildi.

“Türkiye’de, 2025’te yetkililerin uygulamaları basın özgürlüğünü ve medya çoğulculuğunu daha da aşındırdı” ifadelerinin de kullanıldığı raporda, özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan sürecin altı çizildi.

İmamoğlu’nun gözaltına alınması üzerine başlayan protesto sürecinde en az 12 gazetecinin polis tarafından darp edildiği, 11 gazetecinin sabah baskınlarıyla gözaltına alındığı; RTÜK’ün yayıncıların protestolara ilişkin görüntüleri yayımlamasını yasakladığı, televizyon kanallarına en az 30 para cezası verdiği ve 100 milyon liraya yaklaşan idari para cezası uyguladığı da raporda Türkiye’deki basın özgürlüğüne yönelik tehditler arasında gösterildi. Yabancı gazetecilere yönelik müdahaleler de aktarıldı. İBB operasyonlarını takip etmek üzere Türkiye’ye gelen İsveçli muhabir Joakim Medin’in “terör örgütü üyeliği” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla bir aydan uzun süre tutuklu kalması, BBC muhabiri Mark Lowen’ın 17 saat gözaltında tutulduktan sonra sınır dışı edilmesi buna dair örnekler arasında gösterildi.

LeMan dergisi çalışanlarının bir karikatür nedeniyle gözaltına alınması ise “hiciv gazeteciliğine yönelik eşgüdümlü siyasi baskı” örneği olarak yer aldı.

Raporda, çevre gazetecisi ve aktivist Hakan Tosun’un öldürülmesine de değinilirken; Ayşemden Akın, İsmail Arı, Alican Uludağ, Rabia Önver, Şule Aydın ve Murat Ağırel gibi gazetecilere yönelik saldırı, ölüm tehdidi ve taciz vakaları için de “basına dönük daha geniş bir yıldırma örüntüsüne işaret ediyor” dendi.

UZUN SÜRELİ TUTUKLULUK: FURKAN KARABAY ÖRNEĞİ

“Türkiye’de yargı baskısı ve adil yargılanmaya ilişkin kaygılar devam ediyor” ifadelerinin kullanıldığı raporda, gazetecilerin tutuklanması ve gözaltına alınmasının en sık görülen tehditlerden olduğu belirtildi.

Gazetecilerin iddianame hazırlanana kadar uzun süre tutuklu kaldığına değinen platform, 100 günden uzun süre cezaevinde iddianame bekleyen Furkan Karabay’ı buna örnek gösterdi. Yorumları nedeniyle gazeteci Fatih Altaylı’nın hapsedilmesi de yargı baskısının örnekleri arasında gösterildi.

Gazetecilere yıllar önceki haberleri nedeniyle 2025’te soruşturma açılması da basın özgürlüğüne yönelik tehditler arasında gösterildi. İsmail Saymaz’ın 2013’teki Gezi Parkı olayları sırasında yaptığı haberler nedeniyle ev hapsi cezasına çarptırılması, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Cengiz Oğlağı’nın da 2012’de Şırnak’ın Cizre ilçesinde çektiği görüntüler nedeniyle “örgüt üyesi olmak” suçlamasıyla tutuklanması bu örnekler arasında yer aldı.

RTÜK CEZALARI, BİK KURALLARI VE İNTERNET SANSÜRÜ

Platform, RTÜK’ün Sözcü TV, Halk TV ve Tele1 gibi eleştirel televizyon kanallarına kestiği cezalara da Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik tehditler arasında yer verdi. Raporda bunlar için “sansür” ve “baskıyı tırmandıran uygulamalar” yorumu yapıldı.

Basın İlan Kurumu’nun (BİK) resmî ilan desteği almak için getirdiği kriterlerin ise katı ve orantısız olduğu, yerel medyanın küçülmesine ya da kapanmasına neden olduğu belirtildi.

Raporda, sosyal medya platformlarına erişim engeli ve kısıtlama getirilmesine de değinilerek “Türk makamları, siyasi gerilimin yükseldiği dönemlerde sosyal medya ve mesajlaşma platformlarına erişimi kısıtladı. Bunlardan birinde erişim 21 saat boyunca engellendi” ifadeleri kullanıldı.

Raporda; “yabancı ajan” yasaları, casus yazılım ve gözetim, büyük medya satın alımları, kamu yayıncılığı krizi ve ABD’nin uyguladığı fon kesintisinin de gazetecilik üzerinde ciddi bir tehdit olduğu belirtildi.

Etiketler

Ali Safa Korkut

Gazeteci. Daha önce MLSA'nın internet sansürünü izleyip raporlayan Free Web Turkey projesinin koordinatörlüğünü ve editörlüğünü yaptı. İnternet sansürü, erişim engelleri, bilgiye erişim hakkı, dijital haklar, ifade özgürlüğü gibi alanlarda haber ve raporlar yazıyor. Ulusal ve uluslararası basında bu konularla ilgili birçok haberi yayımlandı.

Journo E-Bülten

ÖNE ÇIKANLAR