Müzik

Bir zamanların ‘havalı’ müzik basını geri dönebilir: ‘Dibi gördük, iyiye gideceğiz’

Yazın gelmesiyle müzik festivalleri sezonu da açılıyor. Yılın en çarpıcı gelişmesi, müzik basınına geçmişin görkemli günlerini hatırlatan One Love Festival’ın dört yıl aradan sonra geri dönmesi. Yakın tarihin o en parlak dönemini kulislerde geçiren önemli kalemlere sorduk: Bu festival, müzik gazeteciliğinin heyecanlı zamanları için yeni bir başlangıç olabilir mi? Çoğu yazara göre “o yıl bu yıl olmasa bile” yine de “her şey çok güzel olacak” demek için birçok sebep var: “Dibi gördük, artık iyiye gideceğiz.”

Çok değil, bundan 10 sene öncesinde Türkiye’deki müzik endüstrisi gözleri kamaştırıyor, İstanbul ise müziğin başkenti gibi hemen her ay muhteşem festivallere ev sahipliği yapıyordu. Gündelik sohbetler bir TV dizisi yerine Metallica ve Rammstein’ın ülkemizdeki performansları üzerine uzanıyor, müzik dergileri kıyasıya bir rekabet içinde iddialı röportajlarla gündemi belirleyebiliyordu.

Gün geldi, müzik endüstrisi karalar bağladı, dergiler kapandı ve bir zamanların en “havalı” mesleğini yapan müzik gazetecileri dört bir yana dağıldı. Bu kara bulutun altında kalan müzik basınının önde gelen pek çok önemli kalemi bugün ya bağımsız müzik platformlarıyla ayakta kalmaya çalışıyor, ya ana akım içinde kendine bir yer arıyor, ya da mesleği bırakıp başka işlerle geçimini sağlamaya uğraşıyor.

İşte böyle bir ortamda umut bir kez daha küllerinden doğuyor. Müzik basınında önemli röportajlara imza atmış, bir zamanlar müzik dergiciliğinin göbeğinde soluklanmış isimlere sorduk: Yıllar önceki “havalı” günlerimize geri dönebilecek miyiz?

Çetin Cem Yılmaz: Socrates’in spor dergiciliğine getirdiği soluk gibi, bir müzik dergisinin de şimdi yaşama şansı var

Ekonominin içine düştüğü çıkmaza rağmen uzun bir zaman kapanmamak için direnen ama 2016’da kepenkleri kapatan Blue Jean’deki yazıları ile tanıdığımız, Çekme Kaset blogu, Farklı Kaydet podcast’leri ve YouTube kanalı  ile müzik eleştirmenliğine devam eden Çetin Cem Yılmaz, zaten yıllardır geçimini müzik değil spor yazarlığı ile sağladığını şöyle anlatıyor: 

“Açıkçası benim için müzik yazarlığı hiç gerçek anlamda bir ‘iş’ olmadı. Yazdığım mecralarda hep telifliydim, asıl geçim kaynağım ise spor medyası oldu. Bilinçli bir kayma değildi bu; spor da müzik gibi sevdiğim bir alandı, 2006’da hala öğrenciyken Hürriyet Daily News’ta spor servisinde çalışmaya başladım ve benim kariyerimin ana kanalı spor oldu. Spor, müziğe göre Türkiye’de etki alanı çok daha geniş bir sektör olduğu için de eğrisi doğrusuna denk geldi diyebilirim. Zira pek çok müzik yazarı arkadaşım ya çalıştığı gazetelerde diğer masalara da destek vererek, ya da DJ’lik, organizatörlük gibi yine sektörün içinde, ama yazarlığın dışında işler üreterek hayatını döndürmeye devam etti sonraki yıllarda.”

‘İyi bir dergi jenerasyon yetiştirir, bir kültür yaratır’

Yılmaz, müzik medyasının isterse yeniden canlanabileceğine dair umutlu bir yaklaşım içinde: “Medyanın durumunu görünce çok ihtimal vermesem de, doğru bir yaklaşım ve arkasında sağlam duracak bir sermayeyle ‘Neden olmasın?’ diyebilirim. Socrates’in spor dergiciliğine getirdiği soluğu müzik, ya da belki genel anlamda kültür-sanat medyasına getirecek bir işin yaşama şansı olabilir. Ana akım medyadan bir beklentim kalmadı ama festivallere sponsor olan, konser mekanlarına destek olan marka ve mekanların böyle bir projeye arka çıkması güzel bir hayal, şu an sadece hayal de olsa. Çünkü iyi bir dergi, kendi başına bir jenerasyon yetiştirir, bir kültür yaratır. Blue Jean, Roll, Hey veya Stüdyo İmge’nin kendi zaman dilimlerinde kendi kuşakları üzerine imzasını attığı gibi.”

Zeynep Yayınoğlu: Müzik yazanlar doğru formülü bulamadı

Müzik yazarlığının en uzun mesaisini 2010 yılında kapanan Billboard Türkiye’de yapan, NTVMSNBC ve Kültür Servisi gibi mecralarda müzik ve lifestyle haberciliğine devam eden ama 2013’te müzik yazmayı bırakan Zeynep Yayınoğlu, bu konuda umutsuz olanlardan. Yayınoğlu, günümüzde dergiciliğin “şimdilik” bittiğini ifade ediyor:

“Yapılan araştırmalar ortada. Dergi, gazete ya da kitap okunmuyor. Sosyal platformlarda en çok etkileşim hap bilgiyle hazırlanmış görsel ya da video içeriklerle sağlanıyor. Müzik yazanlar da böyle bir ortamda etkileşim kurmanın henüz doğru bir formülünü bulamadı sanıyorum. Mutlaka bulunur ama müzik yayıncılığı artık dergi, gazete gibi basılı yayınla olmayacak gibi. Şunu da unutmamak gerek; tarihte zaman zaman geriye dönüşler oluyor. Ama bu nostaljik dönüşün çok da uzun vadeli olacağına inanmıyorum.”

Bekir Özgür Aybar: Yazarlar egolarını bırakırsa belki

Blue Jean, Sound, Pul Biber, BirGün ve Milliyet Sanat gibi mecralarda yazan ve kurucularından olduğu bağımsız müzik platformu BacktotheSound ile müzik yazarlığına devam eden Bekir Özgür Aybar, ülkemizde müzik dergiciliğinin yeniden soluk almaya başlaması için tek bir çıkış olduğunu düşünüyor: “Yazar ve diğer aktörler egolarını bir kenara bırakıp hiçbir ön sınır ve yayın politikasına dair ön koşul olmaksızın bir araya gelebilirse ortaya temelleri sağlam bir yayın çıkacaktır. Tek bir janra veya spesifik bir alt kültüre odaklanmak yerine müziğin tüm yönlerine kulak kabartan kapsayıcı bir dergi hedeflenmeli. Tek çıkış yolu budur.”

Tolga Akyıldız: Müzik yazarlığı o kadar da kolay değil

Müzik yazarlığında 32 seneyi dolduran, Hürriyet’te yazılarına devam eden ve Müzikmentor projesine hız veren Tolga Akyıldız, “Müzik dergiciliği dediğimiz fonksiyon eğer matbu göndermesi yoksa, yeni nesil müzik gazeteciliği ise kastı, elbette olacak… Hiç şüphem yok. Müzik var oldukça” diyor. Akyıldız, günümüzde müzik yazan genç kalemler konusunda ise şunları söylüyor:

“… (Genç yazarlardaki) en büyük problem şahsi beğeni ve fikirlerini çok önemsiyor oluşlarından kaynaklanıyor. Bu da doğal bir durum… Müziğe ve bilgiye bizim kuşağa göre çok kolay ulaşan, dolayısıyla sahip olduğu şeyle farklı bir aidiyet ilişkisi kuran genç müzik insanlarından söz ediyoruz. Kızmıyorum; çünkü dijital çağda herkes birer mecra ve kişisel tavırların, beğenilerin de alıcısı bol. Kendi fikir mecranı bulduysan, müziği bir bütün olarak algılıyor ve öyle değerlendiriyorsan herhangi bir şarkıyı; bir şeye iyi ya da kötü derken gerekçelendirebiliyorsan; kendi içinde tutarlıysan elbette umut veren bir müzik yazarısın… Hatta çoktan olmuşsun demektir… Ama bu o kadar kolay değil ne yazık ki.”

Bu konuda Zeynep Yayınoğlu da yeni nesil müzik yazarları konusunda Akyıldız’la hemfikir: “Eli kalem tutan herkesin yazması gerekmiyor. Hele hele müzik bilmeden yazmak, epeyce iddialı. Bu tuzağa düşmemek gerek diye düşünüyorum. Adına ‘müzik yazarlığı’ demezsek belki yapılan işler daha kabul edilebilir olabilir.”

One Love’ın geri dönüşü bir umut olabilir mi?

Müzik yazarları, “10 yıl öncesindeki ‘havalı günlerimiz’ geri gelir mi” sorusuna umutlu yaklaşıyor. Tolga Akyıldız, “Her şey çok güzel olacak” diyor ve ekliyor: “Son derece umutluyum. Keşke H2000’den Rock’n Coke’a, Radar Live’a, Sonisphere’e gelmiş geçmiş tüm şahane festivaller yeniden girse oyuna… Hep kalsalar… Ama doğanın diyalektiği böyle… Hepsinin zamanı gelecek ve güzel günler göreceğiz.”

Müzik gazetecileri, festivalin line-up’ının ekonomik kriz ile doğru orantılı olduğunun da altını çiziyor. Zeynep Yayınoğlu şunları söylüyor: “Festival haberi, ‘Hadi eski ekibi topluyoruz’ gibi bir heyecan yarattı, kabul edeyim. Ama sonra line up’ın açıklanmasıyla yine bir duraksama… Kulağınız iyi müziğe ve müziği iyi bir şekilde dinlemeye alıştıysa bir festivalden de beklentiniz yüksek oluyor. 2000’ler sanıyorum Türkiye’nin en iyi festivallere ev sahipliği yaptığı dönemdi. Line up’lar güçlü, festival ortamları daha özgür, dinleyici de daha iyiydi. Son birkaç yıldır maalesef dinleyicinin konser ya da festivallere sadece müzik dinlemek için gittiğini zannetmiyorum. Bu, eski ‘görkemli günlerimizi’ yaşamak konusunda çok umut vermiyor. Ama bu, ülkenin genel atmosferiyle de paralel. Kimseyi eleştirmemek gerek. Bugün Glastonbury line-up’ını Türkiye’de hiçbir festivalden bekleyemezsiniz. Ama bu yarın olmayacak anlamına da gelmiyor.”

‘Genç neslin enerjisi bir umuttur’

Çetin Cem Yılmaz, bu soruya temkinli yaklaşıyor: “Ekonomi düzelmeden, döviz konusunda insanlar önlerini görebilmeye başlamadan pek mümkün görünmüyor. One Love’ın dönüşü güzel, ama bilet fiyatları açıklandığında line-up’ın çok büyük isimlerle dolu olmayacağını anlamıştım. Geçmişte Pulp, Beastie Boys, The Chemical Brothers, Morrissey ve daha pek çok grubun çıktığı bir festivalden bahsediyoruz. Geçen yaz sonunda Türkiye’den ayrıldığım için çok yakından takip edemedim, ama en son Liam Gallagher, Nick Cave gibi konserlerin bilet fiyatlarını düşününce, o büyüklükte isimleri festivalde çaldırmak için talep edilecek fiyatları düşünemiyorum bile. ‘O sene bu sene’ diyemem, ama umutlu olacak da bir sebep var: Yıllardır baskılanmış ama internet sayesinde özgürlüğün nasıl bir şey olduğunu da görmüş, yurt dışındaki yaşıtlarından haberdar bir genç nesil geliyor. Konsere açlar ve eğlenmeyi de iyi biliyorlar. Bu enerji de bir umuttur.”

Aybar: Neden yine olmasın? Olur. Olmalı

Türkiye’deki müzik festivallerinin kısa geçmişinde One Love’ın çok önemli bir yeri olduğunu söyleyen Bekir Özgür Aybar, “İstanbul’da tekrar hareketlenme olur mu?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:

“Bu konuyu dostlarla bir araya geldiğimizde konuşuyoruz ve o kısa sohbetlerde Arctic Monkeys’i -hem de külliyatının açık ara en popüler albümünü yayımladığı yıl- İstanbul’da izlediğim aklıma geliyor. Neden yine olmasın? Olur. Olmalı. Ekonomik krizin sert vurduğu milenyum dönemine dönüp baktığınızda bile festival/konser hareketliliği görürsünüz. Bu işi çekip çeviren büyük firmalar son yıllardaki olumsuz gelişmelerden sonra taşın altından ellerini çektiler. Adım adım yazı festivalsiz geçiren bir kent olmaya doğru gidiyordu İstanbul. Bence dibi gördük geride kalan birkaç yıl boyunca. İnanıyorum ki her geçen yıl daha iyiye gideceğiz. Özellikle programını yurt dışından gelecek müzisyenlerle var eden festivaller için ekonomik göstergeler çok büyük önem taşıyor. Karamsar olmak için çok neden var ama az evvel de değindiğim gibi ben pozitif olmak istiyorum.”

Sebla Koçan

Sebla Koçan

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunu. 2002’den bu yana LeMan, LeManyak, Yeni Harman, Mağara gibi mizah dergilerinin yanı sıra Haftalık, Billboard Türkiye, Aktüel, Hürriyet, Milliyet Molatik gibi pek çok dergi, gazete ve dijital yayında müzik ve gündem, lifestyle haberleri yaptı. Gazeteciliğe ve video prodüktörlüğüne freelance devam ediyor.