Dosya

Yayıncılıkta kâğıt krizi: Belirsizlik hâkim ancak piyasa dönüşebilir

Türkiye’de yayıncılık zaman zaman başarı hikâyeleriyle gündeme gelse de sektör en çok okur ilgisizliği, sansür, niteliksel ve maddi sıkıntılarla anılıyor. Gelişkin bir yayıncılık anlayışının yerleşeşmemiş olması gibi yapısal sorunların yanı sıra yayıncıların canını bugünlerde en çok sıkan konu Türk lirasının değerinin düşmesiyle birlikte sektörün ekonomik darboğaza girmiş olması.

Son bir buçuk yılda dövizin Türk lirası karşısında gösterdiği istikrarlı yükseliş Türkiye ile ABD arasında ajanlık suçlamasıyla tutuklanan ABD’li Pastör Brunson üzerine yapılan karşılıklı restleşmeler sonucu kısa sürede ivme kazandı. On sekiz ay önce 3 lira seviyelerinde olan dolar kuru bugünlerde 6 buçuk liranın üzerinde işlem görürken, avro da 7 lira 75 kuruş civarında.

2018’de kitap kâğıdına beş kez zam geldi

Yayınevi işletmeciliğinin önemli oranda dövize dayanıyor. Kâğıt giderleri tamamen dövize endeksli. Bunun sebebi yerli kâğıt üreticisinin bulunmayışı. Matbaalar yurt dışından aldıkları kâğıdı yine döviz üzerinden yayıncılara satıyor.

Yerli kâğıt üreticisi SEKA, zarar ettiği gerekçesiyle 2003 yılında 52 milyon dolarlık piyasa değerinin bir hayli altına, 1,1 milyon dolara bugünlerde Yeni Şafak gazetesinin sahibi olan Albayrak Grubu’na satılmış ve tesis kapatılmıştı.

Bu yılın ocak ayından bu yana bir ton kitap kağıdının fiyatında yaklaşık yüzde 80’lik bir artış yaşandı. Ocak ayından itibaren kâğıt fiyatları beş kez zamlandı. Yayınevlerini esas zorlayan durum bu.

Telif bedelleri uçtu

Dövizdeki artışın yayıncıları etkileyen tek tarafı kâğıt masrafı değil. Türkiye’de yayınlanan kitapların yaklaşık yüzde 51’ini çeviri eserler oluşturuyor. Ancak çeviri eserlerin önemli bir bölümü için telif satın almak gerekiyor. Kitap başına belirli sürelerle alınan telifler dolar, avro ya da pound üzerinden ödeniyor. Ve bedeller dört haneli rakamlardan az değil. Bu alandaki artış da yaklaşık yüzde 60 düzeyinde.

Her ne kadar kitap yayıncılarından bu konuda pek ses çıkmasa da Türkiye’nin en büyük telif ajanslarından Kalem Ajans’ın sahibi Nermin Mollaoğlu uluslararası yayıncılara İngilizce bir mektup yazarak durumun vehametin anlattı.

Türk yayıncıların daha az çeviri telifi alma eğiliminde olduğunu belirten Mollaoğlu, “Eğer yayıncılar bu bedeli karşılayamazsa sadece Türkçe kitaplar kalacak. Küçük ve orta ölçekli yayıncılar duracak ve ara verecek; bu piyasa için de korkutucu bir şey” ifadelerini kullandı.

Benzer bir çağrı Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk’ten de geldi: “Dövizdeki bu hareketlilik ve belirsizlik devam ederse, yayıncıların yeni materyal basması ve yeniden basım yapması zorlaşacak. Satışlarda ciddi düşüş olacak. Korsan artacak. Vadeli ödemelere dayanan endüstride tahsilat sorunları olacak. Bazı küçük ve orta ölçekli yayıncılar zor zamanlar geçirecek ve faaliyetlerini sürdürmede zorluk yaşayacaklar. Bunların ışığında, derneğimiz, büyük kayıplar olmadan bu krizi atlatmak için üyeleri ve partnerleriyle çalışıyor ve çalışmaya devam edecek. Yabancı yayıncılar, işbirliği yaptıkları Türk yayıncılarla bu zor zamanlarda dayanışma göstermek için, kitap anlaşmaları yaparken avans ödemeli sistemi bırakmalı veya satış raporlarına dayanan küçük avans ödemelerini kabul etmeliler.”

Yabancı yayınevleri dayanışma çağrısına çekimser

Ancak Avrupa’da yayın yapan köklü ve popüler yayınevleri Türkiye’deki yayınevleriyle bu tür bir dayanışma yapma konusunda biraz çekimser. Britanya merkezli, daha çok siyaset teorisine odaklanan ve kurumsal kimliğinin açıklanmasını istemeyen bir yayınevinin yetkilisi Türkiye’deki durumu anladıklarını ancak Mollaoğlu ve Kocatürk’ün taleplerinin karşılanması noktasında henüz bir planlarının olmadığını söyledi.

Aynı ülkeden daha çok kurgu basan ve yine isminin yayınlanmasını istemeyen bir yayınevi yetkilisi ise durumu “üzüntü ve endişe verici” diye nitelerken, bu tür bir dayanışmanın fiilen mümkün olmadığını belirtti.

Journo’ya bilgi veren Kültür Bakanlığı yetkilileri ise şu aşamada yayınevlerine destek sağlamaya dönük herhangi bir planlarının olmadığını ifade etti.

Yayıncılar kitapta KDV’nin sıfırlanmasını ya da sembolik bir düzeye çekilmesini istiyor.

Yayınevleri endişeli ama ‘felakete’ temkinli

Türkiyede 2 bini aşkın yayınevi bulunuyor. Bu sayıya dini yayınlar ve eğtim kitapları basan yayınevleri de dâhil. Geçen yıl basılan kitap sayısı 400 milyonun üzerindeydi. Kurgu ve araştırma-inceleme kitaplarının bu pastadaki payı ise yaklaşık 60 milyon.

Görüştüğümüz yayınevi yetkililerinin ortak söylemi kâğıt ve telif masrafı artışının bir anda yaşanmadığı ve aslında yaşananın bir ‘kriz’den ziyade kriz öncesi belirsizlik olduğu yönünde. Ancak yayıncılar piyasada tutunmanın zorlaştığının ve bazı küçük ölçekli yayınevlerinin işleri yürütemeyecek noktaya gelebileceğini belirtiyor.

‘Tek sorun döviz değil’

Bu noktaya gelen yayınevlerinden biri Palto Kitap. Dövizdeki yükseliş sebebiyle mayıs ayından itibaren kitaplara zam yapma kararı alan yayınevi, Kurban Bayramı öncesinde kitap basımını durdurma kararı aldı.

Yayınevi editörü Özge Uysal, sadece içinde bulunduğumuz yılda değil, 2019 yılında da kitap basmayı düşünmediklerini söyledi. “Buna avansları ödenmiş, hatta çevirisi yapılmış ve yayına hazırlanmış kitaplar da dâhil. Sadece önceden basılan ve stoktaki kitaplarla yola devam edeceğiz.” Uysal’a göre sorun tek başına dövizdeki artış değil: “D&R’ın Demirören’e satışının ardından tüm kitaplar yayınevlerine döndürüldü ve krizi aslında bu tetikledi.”

‘Kalıcı işler yapmak her zamankinden daha önemli’

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları editörü Devrim Çetinkasap, kâğıt maliyetine bağlı artışı ‘ufak’ diye niteliyor: “Kağıt fiyatları dolara endeksli olduğundan kurdaki ani çıkışlar maliyet hesaplamayı zorlaştırıyor. Bugün yaptığınız maliyet hesabı iki gün sonra kitabı zararına satmanıza yol açabiliyor.”

Çetinkasap’ın öngörüsü ise düşündürücü: “Yayıncılığın dönüşme ihtimali söz konusu. Pek çok yayınevinin kapanacağını düşünüyorum. Bizi bekleyen daralma bir tür normalleşme getirecek. Piyasa küçülecek, bu yüzden kaliteden ödün vermeden, kalıcı, sağlam işler yapmak şimdi her zamankinden de fazla önem taşıyor.”

‘Kitaba yüzde 60 zam yolda’

Butik bir yayınevi olan Encore’un sahibi Mehmet Öznur ise yayın planlarının sadece birkaç hafta içinde değiştiğini söylüyor: “Yeni kitap telifi almayı durdurduk. Parasını ödediğimiz kitaplarla idare edeceğiz. Bunların bir kısmını yayına hazır olsa da basmayı düşünmüyoruz.”

Öznur, kitap basma maliyetinin neredeyse iki katına çıktığını belirtirken, şu anda yaklaşık yüzde 20-30 oranında zamlanan kitaplara önümüzdeki aylarda yüzde 50-60’lık bir zammın daha geleceğinden emin. “Yeni kitap basmıyoruz çünkü kurtarmıyor. Eskiden bir kitap bin tane sattığında bütün masrafları amorti ediyordu. Ancak bunu şimdi yapmak için 2 bin satması lazım. Bundan para kazanabilmemiz için de 5 bin satan kitap bulmamız lazım. Bu da çok zor.”

Bu durumda küçük yayınevlerinin yavaş yavaş piyasadan çekilmek zorunda kalacağını dile getiren Öznur, “Tekelleşme olacak. Ama bu soruna kimse çözüm getireceğe benzemiyor” diyor.

‘Küçük yayınevi olmak avantaj’

Yeni kurulan çocuk kitapları yayınevi Paraşüt Kitap ise kısa vadeli çözüm olarak baskı adedini azaltmayı planlıyor. Yayınevinin genel yayın yönetmenleri Özge Akkaya ve Eda Doğançay, masrafları kısarak hayatta kalmaya çalıştıklarını söyledi.

Küçük bir yayınevi olmalarını “avantaj” diye niteleyen Akkaya ve Doğançay, “Temkinli ve ufak adımlarla krize meydan okuyacağız. Büyük kazançlar söz konusu olduğunda edilen zarar miktarı da artıyor” ifadelerini kullandı.

Telif ücretlerindeki artışın yayıncıları yerli üretime yönelteceğini dile getiren Akkaya ve Doğançay, telifli kitaplar için yurt dışındaki fon kuruluşlarından destek almayı planladıklarını söylüyor.

Görüşme talep ettiğimiz bazı yayınevleri konuyla ilgili yorum yapmayı reddederken, kimi yayıncıların ortak fikri içinde bulunulan durumun henüz anlaşılmadığı, etkilerinin anında görülemeyeceği yönünde.


Yayıncılar dertli: Türkiye’de e-kitap neden yaygınlaşmıyor?

Türkiye’de yayıncılık: Her şeye rağmen

Can Semercioğlu

Can Semercioğlu

Arada sırada yazar, genellikle okur. Mesele ve Diken editörü. Çevirmen. Sosyolog. Zizekian. Bilgi Cult' MA. Radikal obskürantist.