Haber

6 maddede sokak fotoğrafçılığında izin alma meselesi

Başak Kablan
Video blogcu Başak Kablan’ın “Sokak fotoğrafçılığında izin alma zorunluluğu yoktur” iddiasını dile getirdiği video binlerce paylaşım aldı. Oysa bu konuda deneyimli gazetecilerin de aşina olduğu yasal çerçeve çok açık: Kişilik hakları kamusal alanda da devam eder, bu yüzden sokakta fotoğrafı çekilen kişi ya rıza göstermelidir veya görüntü alınmasında kamu yararı olduğu kanıtlanmalıdır. Fiilen izin verilen durumlarda dahi ancak ölçülü bir şekilde çekim yapılabilir. Sokakta da olsa kimlikleri belli olan kişilerden izin almadan fotoğraf çekmek hukuken bir tür kumardır. Tek bir şikayet sonucu tazminata mahkum olabilir, hatta hapse girebilirsiniz.

YouTube yayıncısı Başak Kablan’ın sokak fotoğrafçılığı konulu videosu 2 Temmuz’da Twitter’da yayımlandı. Kablan’ın sokakta fotoğrafı çekilen kişiden izin alma zorunluluğu olmadığını kendinden çok emin bir şekilde dile getirdiği video üç günde iki milyonu aşkın kez izlendi, 15.000’den fazla beğeni aldı.

Birçok eleştiri de geldi. Örneğin bir tweet’te “10 yıldır fikri ve sınai haklar hukuçusuyum. Şu videonun çeyreği kadar iddialı fikir beyan edemiyorum hâlâ. Bu cüret nereden geliyor” diye soruluyordu. Kablan ise “Bana hakaret eden, konuşma tarzıma, vasatlığıma, bilgisizliğime laf atan hukukçu ve hukukçu olmayan kardeşlerimi de dava etme hakkımı saklı tutuyorum” yanıtını verdi.

Peki sahiden sokakta izinsiz fotoğraf çekebilir miyiz? Bu konuda Türkiye’de yasal anlamda herhangi boşluk yok. Mahkeme kararları ve Yargıtay içtihatları açık. Gazetecilerin ve fotoğrafçıların birçoğu da bu hukuki çerçeve konusunda bilgi sahibi. Durumu altı maddede özetleyelim:

1. Özel yaşam, kamusal alanda da sürer

Kişinin evi gibi “özel alan” (sır alanı) kimliğine sahip mekânlarda fotoğraf veya video çekmek elbette izne tâbidir. Ancak sokak gibi “kamusal alan” kimliğine sahip mekânlarda da kişinin özel yaşamı ve dolayısıyla kişilik hakları devam eder. Sokağın yanı sıra bu mekân örneğin bir plaj veya bar da olabilir.

2. Kamusal alanda görüntülemenin hukuki şartları var

İlke olarak kamusal alanda herkesin fotoğrafı çekilebilir, iyi niyet kuralları çerçevesinde kişiler çekilen fotoğrafta ikinci planda ayrıntı olarak bulunabilir ve hatta doğrudan fotoğrafın konusu da olabilir. Özel yaşamı çiğnemeyen, kişiyi küçük düşürücü olmayan veya kimliklerin belirsiz olduğu hallerde görüntülenen kişiler için genel olarak bir hak ihlâli oluşmaz.

Bunun dışında kişi görüntüsünün alınmasına izin vermiyorsa, bu eylem rahatsız edici bir boyuta ulaşmışsa, örneğin kamusal alandaki faaliyet ve davranışları sürekli izleniyorsa bu hak ortadan kalkar. Bu durumun istisnası, kişinin davranışlarının haber değeri taşıması veya kamuya mal olmuş biri olmasıdır.

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda haber değeri konusunda “günlük olaylar” ile “radyo ve film haberleri” zikredilirken, kamuya mal olmuş kişiler ise “memleketin siyasi ve içtimai hayatında rol oynayan kimseler” diye tanımlanır. Kişinin halleri aynı zamanda suç teşkil ediyorsa, bu durum küçük düşürücü halde görüntülenme yasağının bir istisnası sayılır.

3. Çekime fiilen izin verildiğinde dahi kısıtlamalar söz konusu

Yazılı bir izin şart değildir. Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun “Fotoğraf ve Haklarımız” rehberinde verilen örneğe göre mesela bir kişi gazetecileri davet ediyor, fotoğrafı çekilirken el sallayıp gülümsüyorsa ve özellikle objektife doğrudan bakıyorsa fiilen izin verilmesi durumu vardır. Fakat görüntüleyenlerin bu izni kötüye kullanmayacak ölçüde çekim yapması gerekir. Bir kez izin verildi diye kişiyi sürekli izlemek onun özel hayatını yaşama hakkını çiğner.

4. ‘Kalabalık fotoğrafı’ çekmenin de öznel bir sınırı var

Kişinin özel yaşamının ihlâl edilmediği, fotoğraftaki “kalabalık” içinde kimliğinin sıradanlaştığı gibi bir tez öne sürülürken hukuken belirli bir kişi sayısından bahsedilemez. Kişinin bir kalabalık içinde kendine özgü halinin onu sıkıntıya sokacak veya sürekli izlendiği görünümünü vermeyecek biçimde fotoğraflanmış olması halinde fotoğrafta kaç kişi olursa olsun bir hak ihlâli olmaz. Buna karşılık yüzlerce insan içinde kendine özgü haliyle bir kişinin özellikle belirdiği bir fotoğrafta diğer insanların yalnızca “fon” oluşturması nedeniyle özel yaşama müdahale söz konusu olabilir.

5. Yerel mahkemelerin çelişkili kararlarını Yargıtay bozuyor

Mahkemeler izinsiz çekim ve yayın durumunda Türk Ceza Kanunu’nun özel hayatın gizliliğini ihlal (Madde 134), kişisel verilerin kaydedilmesi (135), verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (136) ve kişilerin huzur ve sükûnunu bozma (123) gibi gerekçelerle hapis ve adli para cezası verebiliyor. Fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, ceza yarı oranında artırılıyor. Son yıllarda alınan iki Yargıtay kararı durumu daha da netleştirdi.

2011 yılında Ankara’da evinin yakınlarındaki bodrumda gizlenerek sokaktan geçen kadınların videolarını gizlice kaydeden bir kişi, sokağın “kamusal alan” olmasını gerekçe gösteren yerel mahkeme kararıyla serbest kalmıştı. Yargıtay ise 2014’te “kalabalığın içinde dikkat çekmezlik, tanınmazlık, bilinmezlik” hakkının var olduğunu vurgulayıp “özel hayatın salt mekâna indirgenemeyeceğini” belirterek bu kararı bozmuş ve sanık üç yıl hapis cezasına mahkum edilmişti.

2012 yılında ise bir kadın, plajda şezlonga uzanarak güneşlendiği sırada, rızası olmadan fotoğrafının çekilip bir derginin kapağında, bilgisi ve izni olmadan yayımlandığı şikayetiyle dava açtı. Yerel mahkeme “plajın kamuya açık alan olup, gizli alan olmadığı” vurgusuyla beraat kararı verdi. Şikayetçinin temyize gitmesinin ardından Yargıtay 12. Ceza Dairesi yine “özel hayatın salt mekâna indirgenemeyeceğini” teyit ederek bu kararı bozdu ve sanıklar özel hayatın gizliliğini ihlâl suçundan mahkum edildi.

6. Hapis cezasının yanı sıra tazminata da hükmedilebilir

Kısacası sokakta fotoğraf çekerken eğer izin almadıysanız, her şey savcılığa iletilecek bir şikâyete ve mahkemenin vereceği karara bağlı. İzni olmadan fotoğraflanan kişi ceza davası açılması için altı ay içinde şikayet yoluna başvurabilir ve bu süre tazminat talebiyle açacağı davada 10 yıldır. Görüntünün yayımlanmasıyla ticari bir gelir söz konusu olmuşsa, Borçlar Kanunu’na göre de kişilik haklarına aykırı bir saldırı tespit edilerek tazminata hükmedilebilir. Özellikle yayından ticari çıkar söz konusu olduğunda görüntülenen kişilerle ya modellik sözleşmesi yapmak veya yazılı/görüntülü izinlerini almak en garanti yoldur. Çocukların görüntülenmesi için veli izninin alınması gerektiği ise zaten hemen herkesin malumu…


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – SOSYAL MEDYA HUKUKU DÖNÜŞTÜRÜYOR

Journo

Journo

Yeni nesil gazetecilik sitesi