GAZETECİLİK Haber Haber

Açık Radyo Davası: Duvara karşı!

RTÜK’ün lisans iptali kararına karşı yürütülen hukuki mücadelede süreç Danıştay’a taşındı.  Açık Radyo yönetimi ve avukatları, kararların ifade özgürlüğü ve basın hakkı açısından “örnek vaka” olduğunu vurguladı.

Yaklaşık 30 yıldır bağımsız yayıncılığıyla bilinen Açık Radyo, dinleyicileri için yalnızca bir radyo deği, farklı seslerin, alternatif bilginin ve özgür tartışmanın adresi oldu. Afet dönemlerinde dahi kesintisiz haber akışı sağlayan, sivil toplumdan akademiye uzanan geniş bir yelpazede söz üreten radyo, RTÜK’ün lisans iptali kararı sonrası aylardır karasal yayından uzak. Hukuki süreç şimdi Danıştay incelemesinde. Açık Radyo yönetimi ve hukukçular, yaşananların ifade özgürlüğü açısından kritik bir sınav olduğunu vurguluyor.

Önce para cezaları ve program durdurma cezaları…

Son aşamada da lisans iptali kararı…

Açık Radyo’nun RTÜK tarafından verilen lisans iptali kararı sonrası başlayan yargı süreci, açılan davalar ve olası hukuki sonuçlara ilişkin gelişmeler kamuoyu ile paylaşıldı. Açıklamada sürecin ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı açısından “örnek vaka” teşkil ettiği vurgulandı. Açık Radyo’nun bir yayınında kullanılan ve lisans iptaline gerekçe yapılan “Ermeni Soykırımı” ifadesinin hem uluslar arası içtihatlara göre ifade özgürlüğü olduğuna işaret edildi. Radyo yayınında kullanılmasının suç olarak görülmesindeki çelişkiye vurgu yapıldı.

İstanbul Tophane’deki Tütün Deposu’nda yapılan toplantıya gazeteciler, hukukçular, radyonun programcıları ve dinleyicileri ile basın meslek örgütleri katıldı.

Toplantıda ilk olarak Açık Radyo Genel Yayın Yönetmeni Ömer Madra, aldı. 30 yıldır verilen zorlu çabayı hatırlatan Madra, RTÜK’ün tarafından yapılan lisans iptalini eleştirdi.

“Açık Radyo’ya yapılan elektronik tebligatta yer alan program durdurma tarihlerine ilişkin ek sayfanın, teknik bir aksaklık sebebiyle görüntülenememesi yüzünden lisans iptal edildi. Tebliğ edilen kararda yer alan para cezası ödenmiş, kapatma tarihlerine ilişkin teknik sebepler beyan edilerek yeni tarih talep edilmiş olmasına rağmen dilekçelerimize cevap dahi verilmeden Açık Radyo susturuldu.”

BİR BUÇUK YILDIR “APAÇIK” HAKSIZLIĞI DİLE GETİRME UĞRAŞINDAYIZ

Verilen hukuki mücadeleye de değinen Madra,  “Son bir buçuk yıldır sessizce, bu ‘apaçık’ haksızlığı dile getirme uğraşı içindeyiz” dedi.

“Ne var ki sunduğumuz onca derinlikli hukuki mütalaaya, onca teknik uzman raporuna, onca hukuki örnek olaya, onca kanıta rağmen davalarda aldığımız tek cevap adeta bir duvar gibi önümüze örülen ‘Hukuka uygun’ cümlesi oluyor. Büyük şair Tevfik Fikret’e nazire olarak söylersek ‘hukuk diye, hukuk diye, hukuk tepelendi.”

Deprem, sel gibi büyük afet ve felaketleri hatırlatan madra, radyonun böylesin dönemlerdeki önemine dikkat çekti.

“Hiç unutulmamalı ki deprem gerçeğiyle burun buruna olan İstanbul gibi bir metropolde, bir felaket anında karasal yayında Açık Radyo gibi bir basın kuruluşundan mahrum kalmak, bütün yurttaşların ortak problemidir. GSM altyapısının ya da diğer internet protokollerinin aksama ihtimalinin hayli yüksek olduğu benzer afet durumlarında radyo antenlerinin önemi tereddütsüz ortadadır.”

Madra’nın konuşmasının ardından Avukat Ümit Altaş ile Erdem Türkekul dava sürecine ilişkin bilgi verdi. Avuk Ümit Altaş, idari Para Cezası ve

Yayın Durdurma İşlemi ile lisans iptali işleminin iptali için iki ayrı dava açtıklarını belirtti.

“Mahkemece başlangıçta yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş, ancak idarenin savunmasının alınmasının ardından bu karar kaldırılarak “Ermeni tehcirinin ‘soykırım’ olarak adlandırılmasının, Türk toplumunun büyük bir kesimini rahatsız edici, kin ve düşmanlığa tahrik edici, nefret duygusu oluşturabilecek nitelikte olduğu, tarihsel gerçekliklerle bağdaşmadığı, kişisel anlamda ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek olsa da radyo yayınında kullanılmasının bu şekilde değerlendirilemeyeceği ” gerekçesiyle davamız reddedilmiştir. Mahkeme ‘’tarihsel gerçeklik’’ tespitiyle herhangi bir açıklamada bulunmadan akademinin alanından rol çalmış ve programa katılan konuğumuzun kullandığı ‘’soykırım olarak adlandırılan’’ ve ‘’Ermeni soykırımı anması’’ ifadelerin, nasıl “toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edebileceği ve nefret duyguları oluşturabileceği” ve keza nasıl bir açık ve yakın tehlike oluşturduğuna dair hiçbir açıklamada bulunmamıştır.”

DOSYA DANIŞTAY İNCELEMESİNDE

Ret kararına karşı yapılan ayrıntılı istinaf başvurusu da sonuçsuz kaldı. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi, “kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı” gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

vukat Ümit Altaş, Açık Radyo’nun lisans iptali kararına ilişkin açılan davada, mahkemenin sorularına gerekçeli kararında yanıt vermediğini açıkladı. Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılan istinaf talebinin 13 Ocak 2026’da reddedildiğini belirten Altaş, dosyanın şu anda Danıştay’ın incelemesinde olduğunu söyledi.

Altaş, yaklaşık iki yıldır süren süreçte, canlı yayına katılan bir konuğun kullandığı ve hem ulusal hem de uluslararası içtihatlara göre ifade özgürlüğü kapsamında olan bir ifade nedeniyle, programın bütünlüklü değerlendirilmeden radyoya ağır idari yaptırımlar uygulandığını vurguladı. Hukuki mücadelenin yalnızca kurum haklarını değil, herkes için geçerli ifade özgürlüğünü ve haber alma hakkını korumayı amaçladığını ifade etti.

Açıklamanın ardından gazetecilerin soruları yanıtlandı; lisans iptali geri çekilirse Açık Radyo’nun karasal yayına devam edeceği, dijital platformlarda süren yayınlara ise ilgi ve destek çağrısı yapıldığı belirtildi.

NE OLMUŞTU?

Açık Radyo, RTÜK’ün verdiği lisans iptali kararıyla karasal yayından uzaklaştırıldı. Başlangıçta radyoya, bazı programlarının durdurulması ve para cezaları verilmesi gibi yaptırımlar uygulanmış, ardından elektronik tebligatta yaşanan teknik aksaklık gerekçe gösterilerek lisans tamamen iptal edilmişti.

Lisans iptali kararına gerekçe olarak, radyoda kullanılan “Ermeni Soykırımı” ifadesi gösterildi. Açık Radyo yönetimi, bu ifadenin hem ulusal hem de uluslararası içtihatlara göre ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu savunarak, kararın gerekçesiz ve ölçüsüz olduğunu belirtti.

Lisans iptali sonrası karasal yayını durdurulan Açık Radyo, dijital platformlarda yayınını sürdürerek kendisini “Apaçık Radyo” olarak tanıttı. Bu girişim, hem radyonun dinleyicileriyle bağını koparmamak hem de yaşanan haksızlığı görünür kılmak için başlatıldı.

Şu anda lisans iptali kararına karşı açılan davalar ve istinaf süreçleri Danıştay’da inceleniyor.

 

Vedat Yalvaç

Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. Gazeteciliğe, 2013 yılının sonunda Hayat Televizyonu'nda başladı, Evrensel Gazetesi ile devam etti. 2019 yılında bir süre bağımsız gazetecilik yaptı. Daha sonra yaklaşık bir yıl Cem TV'de çalıştı. Üç buçuk yıldır Halk TV'de haber editörü olarak çalışıyordu. 2 Mart 2026'dan bu yana serbest gazetecilik yapıyor.

Journo E-Bülten