Söyleşi

‘Arka Pencere’ gerçekten kapandı mı?

Kültür sanat yayıncılığı için zor zamanlar. Geleneksel medyanın ruhsuz ticari klişeleri, internet medyasında ise taşların bir türlü yerine oturmayışı sayesinde emeğimiz ‘hayır işi’ kıvamında bir faaliyete dönüştü. Profesyonel içeriği amatör bir ruhla üretmek ve binbir fedakârlıkla ayakta kalmaya çalışmak gibi mantık dışı bir mücadele veriyor kültür sanat gazetecileri. Reklamverenlerin ve markaların da elini taşın altına koyup; bilgiye, emeğe ve nitelikli içeriğe yatırım yapması gerekiyor acilen. Bunun zamanı şimdi değilse ne zaman? Bakınız, ünlü Yönetmen Alfred Hitchcock’a adanmış konseptiyle sinema meraklılarını kendine bağlayan ‘Arka Pencere’ dergisinin sessiz sedasız kapandığı konuşuluyor, farkında mısınız? Geçen bir basın gösteriminde karşılaştığım film eleştirmeni Murat Özer’e sordum neler olduğunu. İşte sorular, işte konuyla ilgili birinci ağızdan yanıtlar…

Altı buçuk yıldır her hafta, 340 sayı boyunca, vizyona giren tüm filmlerin eleştirilerine yer vererek sektörde çok önemli bir misyonu yerine getiren online sinema kültürü dergisi Arka Pencere gerçekten de kapandı mı? 
Evet, Arka Pencere’yi şimdilik kapattık. Bu ‘şimdilik’in süresini bilemiyoruz tabii, belki de sonsuza kadar kapalı kalır. Zamanlamaya dair herhangi bir şey konuşmadık anlayacağın. Hiç açılmasa bile, altı buçuk yıllık birikim arkapencere.com adresinde sonsuza kadar kalacak, o adresin kapatılması ya da devredilmesi söz konusu değil.

Neden ve nasıl aldınız bu kararı? Bunca yıldır giden ve artık gitmeyen ne? 
Okuru/sinemaseveri tatmin edecek ‘rasyonel’ bir cevabımız yok aslında. Belki şu söylenebilir: Maddi bir karşılığı olmadan her hafta yapılan ‘deli işi’nin de bir sınırı var belli ki. Herhangi bir grup altında yer almadan, sponsorsuz, altı buçuk yıldır aralıksız her hafta iki formalık dergi çıkarmanın üzerimize bindirdiği yükün ağırlığına yenik düştük belki de. Her bir yayın kurulu üyesi (Bilgehan Aras, Okan Arpaç, Burak Göral, Murat Özer, Burçin S. Yalçın), geçinmek için bir (ya da birkaç) iş yaparken, öte yandan da her hafta Arka Pencere için mesai harcıyordu, ki bunun sürdürülebilir bir şey olmadığı anlaşıldı zaman içinde. “Canımız sağ olsun!” demekten başka bir şey gelmiyor elden…

Tam da Hitchcock/Truffaut belgeselinin gösterime girdiği zamana denk gelen kapanış kararı kaderin bir cilvesi mi? Hitchcock’a adanmış bir konsept için manidar bir zamanlama değil mi?
Kapanışın “Hitchcock/Truffaut” belgeselinin gösterime girişinden hemen önce olmasını hesaplamamıştık aslında. Dediğin gibi, ‘kaderin cilvesi’ belki de. Dergiyi bu belgesele dair bir eleştiri yazamadan kapatmak ayıp oldu biraz. Neyse ki, filmin özel gösterimi sonrası ufak da olsa bir şeyler yapabilmiştik. Ne de olsa belgeselin basın sponsoruyduk!

murat ozer_01 - Kopya

Kısa süre önceki sayılardan birindeki bir editör yazınız, sosyal medyada anti-SİYAD’cı kimi sinema yazarlarının tepkisini çekmişti, bununla bir ilgisi var mı bu kararın?
Arka Pencere’nin kapanmasının ‘sinefil’ tartışmalarıyla uzaktan yakından ilgisi yok. 20-25 yıldır bu işi yapan insanların “Küstüm, oynamıyorum” diyebileceğine kim inanır. Ayrıca, tartışmak/tartışılmak insanı besler/büyütür, aksi olduğu takdirde bir şeyler yanlış gidiyor demektir. Hem, memleketin dertleri arasında slalom yapmaya çalışırken bu tartışmaya saplanıp kalmak da abesle iştigal olurdu bizim için.

“Altın Kestane Ödülleri de mi olmayacak artık? Çok eğlenceliydi” diye düşünüp soranlara cevabınız nedir, ne olacak sahi?
Altın Kestane Ödülleri’ne devam edebiliriz tabii. Bunun için Arka Pencere’nin yayında olması gibi bir koşul yok. Kim bilir, belki de gelecekte ödüller bir törenle sahiplerine verilebilir.

Sırada ne var? Ve sosyal medyada yaşamaya devam edecek mi Arka Pencere? Ciddi sayıda takipçiye sahip sonuçta.
Sosyal medyada tabii ki devam edecek, zaman zaman fikrini söyleyecek Arka Pencere. Sırada ne olduğu sorusunaysa şimdilik ‘bekleme’ modundayız diyebiliriz. Ekip bir dinlensin bakalım, aynı ekiple ya da farklı ekip çalışmalarıyla yeni işler gelecektir mutlaka. Emeklilik yaşımız gelmedi daha!,

İşte buna eminim Murat Özer, güzel haberlerle görüşmek üzere, kolay gelsin.


BONUS: Sinemanın iki dahi yönetmeninin başbaşa geldiği “Hitchcock/Truffaut” belgeseli hâlâ vizyonda. Fragmanı izleyince göreceksiniz ki, kaçırılmaması gereken bir şey bu…


Murat Özer kimdir?

MURAT716

1990’dan bu yana haftalık/aylık birçok yayın organında sinema yazıları ve eleştiriler yazıyor. Bir dönem Atilla Dorsay’la birlikte TRT’de “Sinema Tarihinden Bir Yaprak” ve “Sinema 100 Yaşında” kuşaklarını hazırladı. Birçok kültür-sanat programının danışmanlığını üstlendi, sinema ve film kitaplarını yayına hazırladı. 2007-2010 arasında SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. Arkadaşlarıyla birlikte Online sinema dergisi Arka Pencere’ye hayat verdi. Kişisel blogu: muratozerthecritic.com

Sevim Gözay

Sevim Gözay

93 yılında girdiği medyada birçok yapımda kamera arkasında çalıştı. 2000’de kamera önüne geçti ve kendi programlarına imza attı. Ödüllü programları Stüdyo: Sinematik Portakal ve Cosmopolis’le tanınıyor. Kitapları: Kasetten Canlı (2013), Sinemaskop Randevular (2015).