GAZETECİLİK

Biri dezenformasyon mu dedi?

Feti Yıldız, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile birlikte. (Feti Yıldız'ın sosyal medya hesabından alınmıştır.)

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçunu düzenleyen TCK 217/A maddesi için “haberle, haberciyle meselesi yok” dedi.

Ancak yüzlerce gazeteciye açılan soruşturmalar, gözaltılar ve davalar, yasayı fiilen gazetecileri hedef alan bir baskı aracı haline getirmiş durumda.

Yasanın, çıktığı andan itibaren uygulanış biçimi Yıldız’ın iddialarını yalanlıyor.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, 26 Şubat’ta yaptığı bir açıklamada “Dezenformasyonla mücadele kanununun haberle, haberciyle bir meselesi yoktur” dedi. Yıldız’ın iddiasına göre, TCK 217/A maddesi* yalnızca “halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla” ve “gerçeğe aykırı olduğu bilinen” bilgilerin yayılmasını suç sayıyor; haber verme sınırını aşmayan bildirimler ise suç oluşturmuyor.

Ancak veriler bu iddiayı doğrulamıyor. Yasanın yürürlüğe girdiği Ekim 2022’den bu yana, gazetecilere yaptıkları haberlerden  dolayı en az 115 soruşturma açıldı. Türkiye Gazeteciler Sendikası tarafından hazırlanan 2024–2025 Basın Özgürlüğü Raporu’nda yer alan veriler, yasanın pratiğinin bu savunmayla örtüşmediğini ortaya koyuyor.

Ekim 2022’de yürürlüğe giren TCK 217/A’dan Nisan 2025’e kadar:

  • En az 67 gazeteci hakkında 85 soruşturma açıldı.
  • 15 gazeteci gözaltına alındı.
  • 4 gazeteci tutuklandı.
  • 1 gazeteci hakkında konutu terk etmeme, 8 gazeteci hakkında diğer adli kontrol tedbirleri uygulandı.
  • 27 dava açıldı.
  • 11 davada ilk derece mahkemelerinde beraat kararı verildi.
  • 40 soruşturmada takipsizlik kararı verildi.
  • 13 davada yargılama hâlâ sürüyor.

Nisan 2025’ten bu yana ise:

  • En az 30 yeni soruşturma açıldı.
  • 17 gazeteci gözaltına alındı.
  • 14’üne imza ve yurt dışı yasağı, 2’sine konutu terk etmeme kararı verildi.
  • En az 13 gazeteci ifadeye çağrıldı.

Soruşturmaların ve soruşturmaya konu olan haberlerin detayına bakıldığında, iktidarın politika ve uygulamalarına eleştirel bakış getiren başlıkların “yalan haber” olarak damgalandığı daha net görülüyor.  Açılan davaların önemli bölümünde beraat ve takipsizlik kararları verilmiş olması, gazetecinin aylarca süren yargı baskısına, gözaltına, adli kontrole ve mesleki itibarsızlaştırmaya maruz kaldığı gerçeğini değiştirmiyor.

HANGİ HABERLER “DEZENFORMASYON” SAYILDI?

“1 milyon öğrencinin kaderiyle mi oynandı? LGS soruları sınav bitmeden WhatsApp grubunda paylaşıldı iddiası” başlığıyla yayımladığı haber nedeniyle Cumhuriyet Haber Müdürü Can Uğur’a dava açıldı.  Haberin ardından Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, iddiaları kabul etti ancak Can Uğur haberi nedeniyle yargılanmaya devam ediyor.

İHA muhabiri Sebahattin Yum, Iğdır’da 19 Eylül Gaziler Günü dolayısıyla yapılan törende çektiği fotoğrafla önemli bir tezatı ortaya koydu. Tören sırasında etkili olan yağış nedeniyle Iğdır Valisi Ercan Turan şemsiye ile alana çıkmış, ancak gaziler yağmur altında kalmıştı. Sebahattin Yum, valinin şikayeti üzerine gözaltına alındı.

Hakkındaki taciz iddiaları nedeniyle çalıştığı üniversiteden uzaklaştırılan Prof. Dr. Ahmet Akın’ın şikayeti üzerine, T24 muhabiri Can Öztürk hakkında ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Oysa Öztürk haberinde, Akın dahil tüm tarafların görüşüne yer vermişti.

Bu örnekler, yasanın yalnızca “kasıtlı yalan üretimi”ne karşı değil, kamu yararını ilgilendiren haber faaliyetlerine karşı da işletildiğini gösteriyor.

“YALAN” KİME GÖRE, NEYE GÖRE?

Feti Yıldız’ın açıklaması, aslında son üç yıldır iktidar temsilcilerinin sıklıkla sığındığı bir argüman. Yasa çıkmadan önce de sıklıkla “gazeteciler için endişe edilecek bir şey olmadığını, düzenlemenin sosyal medyadaki yanıltıcı bilgiler için yapıldığı” söylenmişti. Zaten yasanın en çok eleştirilen yönü, “gerçeğe aykırı olduğunu bilme” ve “kamu barışını bozmaya elverişlilik” gibi muğlak kavramlar içeriyor olması. Yani soru şu: Hangi bilginin “yalan” olduğuna kim karar veriyor? Bir haberin kamu düzenini bozma potansiyeli taşıyıp taşımadığı hangi ölçütle belirleniyor?  Haberin önemli vasıflarından biri olan kamu yararı ne olacak?

*TCK 217/A, Ekim 2022’de kabul edilen ve kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak anılan düzenleme kapsamında Türk Ceza Kanunu’na eklenen madde. Maddeye göre; “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak amacıyla, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili, gerçeğe aykırı olduğunu bildiği bir bilgiyi alenen yayan kişi 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Etiketler

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gazetecilere yönelik bağımsız bir dijital platform olan Journo; medyanın gelir modellerine, yeni haber üretim teknolojilerine ve medya çalışanlarının yaşamına odaklanıyor, sürdürülebilir bir sektör için çözümler öneriyor.

Journo E-Bülten

ÖNE ÇIKANLAR