GAZETECİLİK Görüş

Yoksulluk haberi yapıyorlar, peki onların payına ne düşüyor?

Yoksulluk haberlerini yazan gazeteciler, artan yaşam maliyetleri, düşük ücretler ve iş güvencesizliği arasında kendi geçim mücadelesini veriyor. İstanbul’da kiralar maaşları yutarken, serbest çalışanlar düzensiz gelirle ayakta kalmaya çalışıyor… Birçok gazeteci ikinci iş yapmak zorunda kalıyor ya da mesleği bırakıyor.

 

Yoksulluk haberlerini yazan gazeteciler, çoğu zaman aynı yoksulluğun içinde yaşıyor. Maaş artışı talep etmenin işten çıkarılma riski taşıdığı bir sektörde, itiraz etmek çoğu için göze alınamaz hale geliyor. Bu durum, meslek içinde görünmeyen ama derin bir baskı yaratıyor.

Meslek örgütlerinin raporları da tabloyu doğruluyor: Gazetecilerin önemli bir bölümü temel yaşam giderlerini karşılamakta zorlanıyor. Kira, ulaşım ve gıda harcamaları maaşların büyük kısmını tüketirken, artan yaşam maliyetleri sektörde kalmayı her geçen gün daha güç hale getiriyor.

İstanbul’da çalışan birçok muhabir, maaşının büyük bölümünü kiraya ayırdığı için daha küçük evlere ya da kentin çeperlerine taşınmak zorunda kalıyor. Oda kiralayanlar, ev paylaşanlar ya da mesleği tamamen bırakanlar giderek artıyor.

Gazeteci Ercan Dağ da bu isimlerden biri. Ankara’da TRT’de başladığı meslek hayatını İstanbul’da sürdüren Dağ, yıllarca farklı televizyonlarda çalıştı. Ancak son olarak görev yaptığı kanalın kapanmasının ardından iş bulmakta zorlandı ve Adana’daki ailesinin yanına dönmek zorunda kaldı:
“İstanbul her geçen gün daha pahalı bir kent. Aldığımız maaş giderleri karşılamıyor. Bu yüzden ailemin yanına dönmeye karar verdim.”

“YAŞAMIYORUM, HAYATTA KALMAYA ÇALIŞIYORUM”

Serbest çalışan gazeteciler için tablo daha da belirsiz. Düzensiz gelir, haftalarca iş gelmemesi ve biriken faturalar, geçim sıkıntısını derinleştiriyor.

 

Gazeteci Rabia Çetin, yaşadığı durumu şöyle anlatıyor:
“Serbest çalışmak sabit bir gelir demek değil. Bir dönem ailemden destek aldım ama artık o da mümkün değil. Faturaları ödemekte zorlanıyorum. Son 2,5 yıldır aslında yaşamıyorum, hayatta kalmaya çalışıyorum.”

Sahada çalışan muhabirler için ekonomik zorluklar mesleki üretimi de doğrudan etkiliyor. Haber takibi, çoğu zaman ulaşım masrafı nedeniyle hesaplanmak zorunda kalıyor.

Çetin, sahada olmanın bedelini şöyle ifade ediyor:
“Sahada olmak gazeteciyi besler ama çoğu zaman kendi imkanlarımla gidiyorum. Bazen haber çıkmayacağını bilsem de meslekten kopmamak için kendimi zorluyorum. Ama çoğu yere, ne kadar uğraşsam da gidemiyorum. Bu da tükenmişlik yaratıyor.”

Ekonomik sıkışmışlık, gazetecilerin sosyal yaşamını da daraltıyor. Bir kahve içmek bile “gereksiz harcama” olarak görülürken, sinema, tiyatro ve konser gibi etkinlikler hayatın dışına itiliyor.

Çetin’in sözleri bu durumu özetliyor:
“Bir gün sosyalleşsem, bunun bedelini 10-15 gün hissediyorum. Bazen akbil basıp spora gitmek bile zor geliyor. Son üç yılda sinemaya, tiyatroya ve konsere sadece birer kez gidebildim. Tatil ise artık hayatımda yok.”

İKİNCİ İŞ, ÇİFTE MESAİ

Genç gazeteciler için tablo daha ağır. Düşük ücretler, ikinci bir işi zorunlu hale getiriyor.

Gazeteci Dilan Şimşek, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:
“2024’te Halk TV’de asgari ücretin biraz üstünde maaşla başladım ama yetmiyordu. 2025’te barda çalışmaya başladım. Kanaldan çıkıp bara gidiyor, sabaha kadar çalışıp tekrar işe dönüyordum.”

Tüm bu tempoya rağmen geçinemediğini söyleyen Şimşek, Şubat 2026’da istifa etti:
“Gazetecilik yapmak istiyorum ama geçinebileceğim koşullar yok. İşçilerin haklarını savunurken kendi gerçekliğimiz bambaşkaydı. Bu çelişki beni çok rahatsız ediyordu.”

“DEĞERSİZ MİYİM, YAPTIĞIM İŞLERİ HATIRLAYIP AYAKTA DURUYORUM”

15 yıllık gazeteci Murat Kibar ise sektördeki daralmayı ve işsizliği şu sözlerle anlatıyor:
“İşveren zenginleşiyor, işçi yoksullaşıyor. Bizim meslek de farklı değil. Çalıştığım yerde asgari ücret alanlar vardı. Beş yıl mücadele ettim ama değişen bir şey olmadı.”

Altı aydır işsiz olduğunu belirten Kibar, sektörde iş bulmanın giderek imkânsız hale geldiğini söylüyor: Ekol’e başvurdum, Ekol kapandı. Sözcü Tv’ye başvuracaktım, orada yönetyim değişikliği oldu, işten çıkarmalar oldu. TV100’e başvurdum, orada da benzer çekilde işten çıkarmalar oldu. Tele1’e kayyım atadılar, KRT kapandı, diğer tarafa TMSF el koydu. Tutuklamalar, gözaltılar art arda geldi. Dedim ki artık sektör öldü herhalde. Murat sen de bir yerlere girme çek elini kolunu başka bir şey yap. Artık bu duruma düştüm. Kuryelik yapayım dedim, orada da durum felaket.
Görüşmediğim kimse kalmadı ama iş yok. Kanallar kapanıyor, yönetimler değişiyor, işten çıkarmalar artıyor. Bir noktada ‘sektör bitti’ diye düşündüm.”

Yıllarını verdiği mesleğe dair duygusunu ise şöyle özetliyor:
“Bu kadar emekten sonra işsizlikle karşılaşmak insanı sorgulatıyor. ‘Değersiz miyim?’ diye düşünüyorsun. Sonra yaptığın işleri hatırlayıp kendini ayakta tutmaya çalışıyorsun.”

 

Etiketler

Ferhat Yaşar

1991 yılında Iğdır’da doğdu. İstanbul Aydın Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu. 2019’da Gazete Duvar’da muhabir olarak çalışmaya başladı. Gazete Duvar 12 Mart 2025’te kapandıktan sonra, serbest gazeteci olarak çalışmaya başladı.

Journo E-Bülten