Film

Büyük Açık: Krizi sinemada sergilemek

The Big Short (Büyük Açık) 21. yüzyılın ilk büyük ve küresel krizinin ayak seslerini tesadüfen ya da yoğun çalışmalar sonucu bulan insanların sistemin çöküşüne ettiği tanıklığın hikayesi.

‘Sistem işlemiyor.’ Günün birinde bu cümleyi duyacağımıza neredeyse eminiz.  Hangi sistem olursa olsun, bir şeylerin kötüye gideceğine dair gizli bir inanç hep vardır. “Dünyanın sonu insanın yüreğinin içinde gelir’ diyen Murakami ne kadar haklıdır bilinmez; ancak dışımızda olup bitenler ve hakim olmadıklarımız hakkında elde ettiğimiz her bilgi bizi daha da karamsar bir noktaya sürükler. Özellikle de konu finans sistemi ve benzeri şeylerse.

Büyük Açık, kimsenin ilgilenmediği detayları keşfeden ve bu detayların peşinden giderek ABD’yi sarsan 2008 krizinin nasıl gerçekleşeceğini öğrenen bir grup insanın hikayelerini anlatırken, istatistiklerle ve kurumları açıkça işin içine katarak ABD’nin iki yüzlü finans sisteminin nasıl işlediğini herkese anlatmayı amaçlıyor.

Steve Caroll (solda), Ryan Gosling (sağda)
Steve Caroll (solda), Ryan Gosling (sağda)

Filmin en güzel yanı ‘economics for dummies’ (ahmaklar için iktisat) tadında bir anlatım içeriyor olması. Her şey ‘gözümüze sokularak’ ve bu bir yöntem olarak benimsenerek anlatılıyor. Bankaların kredi notları konusunda yaptıkları usulsüzlükler ve Standart & Poors’tan Lehmann Brothers’a küresel aktörlerin ne tür bir pisliğin içinde yaşadıkları hakkında açıkça fikir sahibi olabiliyoruz. Dahası, çoğumuz için kemer sıkma, işsizlik gibi bilindik kavramlardan ibaret olan ‘kriz’ süreçlerinin geniş ekonomik bağlamda nasıl gerçekleştiği ve tüm bunların ardında kimlerin ihmali olduğunu görüyoruz.

Ezgi Özcan’ın akademisyen Ümit Akçay’la yaptığı söyleşide Akçay’ın dile getirdiği ve filmin popülerliğinin artmasına gerekçe olarak öne sürdüğü argümanlara kulak kesilmekte fayda var: “Demokratların başkan adaylığı için yarışan Bernie Sanders’ın ‘Occupy’ (işgal et) eylemlerinden beri unutulan %1’e karşı %99 söylemini yeniden gündeme getirmesi ve Piketty’nin çok ses getiren ve servet dağılımındaki adaletsizlikleri ortaya koyduğu kitabı seçim konjonktürüne eklenince filme olan ilgili arttı.”

Gerçekten de artan adaletsizliklere karşı büyüyen yeni sosyal hareketler, işgal eylemleri ve benzeri birçok hareketlenme biz ‘aşağıdakilerin’ yukarıda olup bitenle ilgili merakının artmasına neden oldu. Belki de ilk kez beyaz yakalıların çok haneli maaşlarıyla adımıza verdikleri kararların ‘küçük’ hayatlarımızla ilgili ne gibi bir sonuç doğuracağına bu kadar ilgi duyduk.

Tam da bu nedenle sistemin gediklerini ‘gözümüze sokan’ bu filme sempati duymamız kaçınılmaz.

Benzer eserleriyle tanıdığımız Michael Lewis’in The Big Short kitabı üzerinden inşa edilen film elbette kapsayıcı bir kriz tanımı yapamıyor. Dahası krizin sebeplerini de kapsayıcı bir şekilde açıklayamıyor. Ki bir filmden bunu beklemek aşırı yüksek bir beklenti olurdu. Ama film krizi sahneliyor ve onun hakkında etraflıca düşünmemizi sağlıyor. Böylece 21. yüzyılın doğasına fazlasıyla uygun davranıyor.

Özellikle ekonomi bültenleri açık kaldığında ait olmadıkları bir dünyadan sesler duyuyormuş gibi hissedenler için ‘Büyük Açık’ o dünyanın terminolojisine hakim olmanın neleri değiştirebileceğinin ve geniş bir finans okur yazarlığının toplumsal bilinç için neler ifade edebileceğini kanıtlıyor.


the-big-short1-56a20a7243b80-56a20c7bbc1fc
Christian Bale’i Michael Burry rolünde izledik

Bir karakterle filmi anlamak

Filmdeki en ilginç karakterlerden biri de Michael Burry. Burry bir tıp doktoru olmasına rağmen finans danışmanı olarak çalışıyor ve çok büyük bütçeleri yönetiyor. Alışıldık beyaz yakalı tipolojisine fazlasıyla aykırı bir karakter olan Burry’nin 145 bin dolarlık eğitim kredisi borcu ve karısının kendisiyle evlenmeyi kabul etmesini anlattığı sahne ‘bireysel’ olmaktan ziyade ABD’de birçok insanın böyle büyük borçlarla boğuşmakta olduğuna dokunan bir kanıt gibi.

Her ne kadar bir yandan milyonlarla oynayan bir karaktere evrilmiş olsa da Burry’nin hikayesi ABD’de bir şekilde üniversiteden mezun olmuş birçok insanın, hayatının geri kalanını etkileyen büyük bedellerle karşı karşıya kaldığının bir göstergesi gibi.

Sarphan Uzunoğlu

Sarphan Uzunoğlu, UiT The Arctic University of Norway Dil ve Kültür Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Doktorasını haber odalarında preker gazeteci emeği üzerine yazdığı tezle tamamlayan Uzunoğlu P24, Global Voices, Creative Disturbance gibi platformlara da katkı sağlamaktadır.

E-Posta Aboneliği