Haber

İstanbul’daki gazetecilerin yüzde 41,5’i kendisini risk altında hissediyor

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şubesi’nin, geçen ay 33 medya kuruluşunda yaptığı ankete göre medyanın merkezi sayılan kentte yaşayan gazetecilerin yüzde 41,5’i, COVID-19 salgın sürecinde kendisini güvende hissetmiyor. Bazı gazeteciler koronavirüs nedeniyle, bazıları da medyanın geleceğine yönelik kaygılarla bu görüşü seslendiriyor. Ankette, medya kuruluşlarında evden çalışma oranından, salgının özlük haklarına ve otosansüre etkisi gibi birçok konuda güncel veriler var.

TGS İstanbul Şubesi’nin koronavirüs günlerinde medya kuruluşlarında yaşanan sorunları kayıt altına alarak çözüm arayışlarına bir yol haritası oluşturmak üzere yaptığı anketin sonuçları bugün yayımlandı.

Açıklamada, ankete katılan gazetecilerin yüzde 41,5’inin, mesleğinden dolayı salgın sürecinde kendisini risk altında hissettiğini söylediği vurgulanarak şöyle denildi: “Risk algısının temelinde mesleğin doğasından kaynaklanan nedenlerin yanı sıra bazı kurumların gerekli önlemleri almayışı ve COVID-19 sonrası dönemin güvencesiz çalışma koşulları olasılığı da gösterilmiştir.”

Ankete katılan gazetecilerin görüşleri şöyle:

  • Çalışma alanımız, çalışan sayısına oranla çok küçük.
  • İçeride çalışmama rağmen sahadaki muhabir arkadaşlarımın riski taşımasından endişeliyim.
  • İşimiz gereği insan ilişkileri olan bir meslek ve dolayısıyla bu risk her zaman var.

Sokaklar, kalabalık ortamlar riski artırıyor

  • Salgının ilk dönemlerinde evden çalışmamıza karşın şu anda şirkette çalışıyoruz. Sadece bir arkadaşımıza KOAH olduğu için izin verildi.
  • Sürekli sokaklarda ve insanlarla iletişim içinde olmak risk oluşturuyor.
  • Bağımsız çalışıyorum. Hasta olsam, 14-20 gün haber yapamam ve bu beni ekonomik olarak zorlar.
  • Mesleğim gereği yüz yüze görüşmeler yapıyorum, kalabalık ortamlara giriyorum ve bu da benim için büyük risk demek.

Sağlık çalışanları bir, gazeteciler iki

  • Salgında tartışmasız en çok risk altında olanlar sağlık emekçileri ve bizleriz. Yeri geliyor karantina binaları önünde, hastanelerde, sokak eylemlerinde, 1 Mayıs’ta olduğu gibi polis müdahalesi altında çalışıyoruz. Virüsün yayılma biçimi ve hızını da dikkate alırsak virüs kapma ihtimalimiz bu ortamlarda çok yüksek oluyor. Özellikle polis müdahalesinin yaşandığı durumlar ya da cenazeler bu riski 10 kat arttırıyor.
  • Yakın gelecekte çalışabilecek bir gazetenin kalıp kalmayacağını bilemediğimden kendimi risk altında hissediyorum.
  • Şu an evden çalışıyoruz ancak büroya geri dönmek zorunda kaldığımızda risk altında olacağımızın farkındayız.
  • Çalıştığım yerde hiçbir önlem alınmadı. Hava almayan bir bölümde beş kişi çalışıyoruz.

İstanbul medyasının yüzde 90,8’i evden çalışmaya geçti

TGS İstanbul Şubesi’ne göre kentteki medya kuruluşlarının çoğu, salgın sürecinde olumlu bir sınav vermiş gibi görünüyor. Gazetecilerin yüzde 83,1’i çalıştığı kurumun aldığı önlemlerden memnun.

En sık başvurulan önlem, yüzde 90,8 ile evden çalışma sistemine geçiş. Ardından yüzde 44,6 ile dezenfektan dağıtımı geliyor. Kurumların yüzde 40’ının, çalışanlarına işe gidiş gelişlerde özel araç tahsis ettiği görülüyor. Yeterli miktarda maske dağıtan ve çalışma alanını düzenli dezenfekte ettiren kurumların oranı aynı: Yüzde 38,5.

Yemekhanedeki masaların düzenlenmesi (yüzde 27,7), tek kullanımlık yemek servis malzemesi (yüzde 26,2), ofiste geçirilen zamanın azaltılması (yüzde 35,4), kurumdaki pozitif vakalar hakkında düzenli-şeffaf bilgilendirme (yüzde 27,7) ve risk altındaki çalışanlara ücretsiz test (yüzde 10,8) alınan diğer önlemler arasında.

Hak kayıpları: Fazla mesai var, ödeme yok

Salgın sürecinde hak kaybına uğradığını beyan eden medya çalışanlarının oranı yüzde 36,9.

Çalışma saatleri uzamasına rağmen fazla mesai ödenmemesi, yüzde 34,4 ile en sık dile getirilen hak kaybı. Ardından yüzde 28,1 ile yemek ve yol gibi yan ödemelerin kesilmesi geliyor. Maaşların geç ödenmesi ile ücretli izinlerin zorla kullandırılması yüzde 18,8 oranında yaşanan hak kayıpları.

Bu süreçte iş kaybına uğrayanların oranı yüzde 12,5, görevi olmayan işlerin istendiğini beyan edenlerin oranı da aynı. Maaşında kesinti veya eksik ödeme yapılanlar ile yıllık izin sırasında çalıştırılanların oranı yüzde 9,4, ücretsiz izne gönderilenler ise yüzde 6,3.

Kısa çalışma ödeneği ve izinler konusunda şikâyetler var

Kurum tarafından kısa çalışma ödeneğine başvurulması da basın emekçileri tarafından olumlu karşılanmıyor. Ankete katılanların beyan ettiği diğer hak kayıpları şöyle sıralanıyor:

  • Tam mesai yapmamıza rağmen bilgi ve isteğimiz dışında kısa çalışma ödeneğine başvuru yapıldığını öğrendik.
  • Şirket, devletin kısa çalışma ödeneğinden yararlandığı için üç ay boyunca prim gün sayım 15’e düştü.
  • Evden çalışma nedeniyle haftalık izin diye bir şey kalmadı.
  • Şu an bir hafta ofiste çalışıyoruz, bir hafta evde istirahat ediyoruz. Şimdilik evde olduğumuz fazladan beş gün yıllık iznimizden düşmemekte ancak şirket bir süre sonra bu günlerin yıllık izin bakiyemizden düşüleceğini ve bu şekilde çalışanların birikmiş yıllık izinlerinin eritileceğini iletti.
  • Haftalık izinler kaldırıldı, ek mesai ücretleri yatırılmadı.

‘Dünya Sağlık Örgütü açıklamalarını patronlar sansürledi’

TGS İstanbul Şubesi’nin açıklamasında da hatırlattığı gibi, COVID-19 salgınıyla ilgili hükûmetin açıkladığından farklı bilgileri paylaşmak, haber yapmak soruşturma konusu olabiliyor. Ankete katılan gazetecilerin yüzde 9,2’si salgınla ilgili yaptığı habere sansür uygulandığını, yüzde 16,9’u ise otosansür yaptığını beyan ediyor.

Sansürün gerekçeleri şöyle sıralanıyor:

  • Kurumun iktidar ile ilişkilerine zarar vereceği gerekçesi ile haberim sansürlendi.
  • Patronaj tarafından Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) yaptığı açıklamaların, DSÖ’nün “farklı ilişkileri nedeniyle” haber yapılmayacağı söylendi.
  • Dünya Sağlık Örgütü ilgili haberlerin girmeyeceği söylendi.

Otosansürün türleri: Bazı bölümler çıkarılıyor, dil ‘yumuşatılıyor’

Salgınla ilgili haberlerine otosansür yapmak durumunda kalanların beyan ettikleri nedenler:

  • Çalıştığım yayın, salgınla mücadelede aksaklık ve eksiklik olduğunu düşünmüyor. Haberlerde bu yöndeki bölümlere yer verilmiyor. Hatta haber için görüştüğümüz insanlar bile “Bunu yazamazsınız ama siz bilin diye anlatıyorum” gibi cümleler kuruyor.
  • Salgınla ilgili haberlerin dilini yumuşatmak zorunda kaldım.
  • Hangi futbolcuların COVID-19 testinin pozitif çıktığını yazamadık.
  • Gazetenin alacağı cezayı düşünerek otosansür yaptım.

Bazı bilim insanlarının açıklamalarının haberleştirilmesi istenmedi

  • Özellikle sağlık emekçilerinin kendilerini zor durumda bırakacak ifadelerini yazmadım. Hatta sırf bu yüzden yapmaktan vazgeçtiğim haber bile oldu.
  • İktidarın baskısı nedeniyle haberin özünü kaybetmeden, cümlelerime dikkat ediyorum.
  • Patronun bazı bilim insanlarının açıklamalarının haber yapılmasını istememesi nedeniyle bazı açıklamaları görmezden gelmek zorunda kaldık.
  • Salgın, aşı ve buna ilişkin konularda kurumun öne çıkardığı veya yer vermediği açıklamalara göre haber önerisinde bulunmak durumunda kaldım.

 

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.

E-Posta Aboneliği