Haber

Depremde büyüklük ve şiddet farkı: Bu ayın haberlerinde dil yanlışları

Bu ay yayımlanan haberlerde gözümüze çarpan Türkçe hatalarını derlerken bu kez İzmir depremi sonrasında kullanılan ifadelere yoğunlaştık. Depremin “büyüklüğü” ve “şiddeti” farklı kavramlar olmasına rağmen bunlar haberlerde yine sık sık karıştırıldı. Bazı sözcüklerin anlamları ve yazımlarıyla ilgili hatalar da yapıldı.

1. Deprem büyüklüğü ve şiddeti arasındaki fark

NTV haberinde, “İzmir’de 6,6 şiddetinde deprem” başlığı kullanıldı. Oysa burada şiddet yerine “büyüklük” denmeliydi.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Kandilli Rasathanesi’nin Deprem Araştırma Enstitüsü bu iki terim konusunda şu tanımları yapıyor:

Depremin büyüklüğü:

Kırılan yerkabuğu yüzeyinin büyüklüğünü ve dolayısıyla ortaya çıkan enerjinin düzeyini belirten bir ölçüdür. Batı dillerinden aktarımla “magnitüd” olarak da adlandırılır ve bu nedenle M harfiyle gösterilir.

Büyüklük; aritmetik değil, logaritmik olarak artar. Yani her bir tam sayı arasında 10 kat fark vardır.

Örneğin M=2,0 büyüklüğünde bir deprem, yeryüzünün derinliklerinde yaklaşık bir futbol sahası büyüklüğünde bir kırığın meydana geldiğini gösterir.

Büyüklük bir birim artarsa, yani 3,0 büyüklüğünde bir deprem oluşmuş ise, yaklaşık 10 futbol sahasına eşit bir alanın kırılmış olduğu anlaşılır. Aynı şekilde 4,0 büyüklüğü 100 futbol sahasına, 5,0 büyüklüğü 1.000 futbol sahasına denk düşer.

Deprem büyüklüğü, sismometre ile ölçülür. Birçok farklı ölçüm yöntemi vardır. ABD’li mucidi Charles Francis Richter’in soyadıyla anılan Yerel (Lokal) Büyüklük (Ml) bunlardan biridir.

Richter gibi görece eski yöntemlerde kullanan ölçekler, sismografın merkez üssüne uzaklığı ve depremin büyüklüğü gibi değişkenlerden etkilenir. Bu değişkenlere göre hata payları artıp azalabilir.

Moment Büyüklüğü (Mw) yönteminin ise, eğer hesaplanabiliyorsa, diğer yöntemlere gerek bırakmadan en isabetli sonucu verdiği kabul edilir. (Yöntemlere dair ayrıntılar şu sayfada)

İzmir depreminin ardından ulusal ve uluslararası kurumların farklı büyüklükler açıklaması, hem seçilen yöntemden, hem de sismometrelerin merkez üssüne değişen yakınlıklarda bulunmasından kaynaklandı.

Her büyük depremde, farklı sismometrelerden gelen veriler birbirleriyle örtüştürülüp bir süre sonra güncelleniyor ve sonuçta en isabetli veriler kayda geçiyor.

Depremin şiddeti:

Büyüklük (magnitüd) depremin kaynağında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü iken; şiddet ise depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür.

Bu nedenle büyüklük, her yerde geçerli, nesnel, tekil bir göstergedir. Depremin şiddeti ise konuma göre değişir ve ölçüm özneldir.

Bir bölge, merkez üssünden daha uzak olduğu hâlde, örneğin zemin yapısı nedeniyle depremi daha şiddetli deneyimleyebilir (Son İzmir depreminde dereler arasındaki alüvyonlu bölgede birçok binanın yıkıldığı Bayraklı buna bir örnek).

Kandilli’ye göre deprem şiddetinin ölçüsü, insanların sarsıntı sırasında uykudan uyanmaları, mobilyaların hareket etmesi, bacaların yıkılması ve toplam hasar gibi çeşitli kıstaslar göz önüne alınarak belirlenir.

Şiddeti tanımlamak için de birçok ölçek geliştirilmiştir. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanı, Değiştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçeği (Modified Mercalli (MM) Intensity Scale) diye adlandırılmıştır.

Bu ölçek, Romen rakamları ile belirlenen 12 düzeyden oluşur. Hiçbir matematiksel temeli olmayıp bütünü ile gözlemsel bilgilere dayanır.

2. Deprem gerçekleşmez, meydana gelir veya olur

Sözcü haberinde, “İzmir’de hissedilen deprem yerin 7,1 kilometre altında gerçekleşti” cümlesi geçiyor.

Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde “gerçekleşmek” sözcüğü için verilen karşılıklardan biri “meydana gelmek” olsa da, bu iki ifade aslında ince bir anlam farkı barındırıyor.

Gerçekleşmek, tasarlanan bir eylemin sonuçlandırılması anlamını taşıyor. ‘Meydana gelmek’te ise bu eylemin tasarlanmadan, kendiliğinden oluşmuş olması muhtemel.

Bu nedenle deprem ve kaza gibi olaylarda, “gerçekleşmek” yerine “meydana gelmek” veya “olmak, oluşmak” sözcüklerini kullanmak daha doğru…

3. “An be an” değil “anbean”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un açıklamasındaki bir cümle, Habertürk dâhil birçok medya kuruluşu tarafından şöyle bir yazımla aktarıldı: “Alanların sorumluları ihtiyaçları an be an kriz merkezine aktarmaktadır.”

TDK’ye göre “her an, dakika dakika” anlamına gelen ifadenin “an be an” şeklinde ayrı değil, “anbean” diye bitişik yazılması gerekiyor.

Bu sözcüğün kökeni çok dilli. “An” Arapça “şimdiki zaman” anlamına geliyor. Türkçe’ye “be” diye geçen “ba” ise Farsça’da “ile, yanında, beraber” demek.

Arapça ve Farsça kurallara göre oluşturulan diğer sözler de Türkçe’de bitişik yazılıyor. Örneğin gayrimenkul, suikast, fevkalade, velhasıl…

4. Haberlerde kısaltma kullanımına dikkat

Deprem haberlerinde kısaltmaların kullanımı konusunda da bazı hatalar ve eksiklikler gözlemledik. En yaygınlarından biri, yanlış bir ön kabule dayanıyor: Hayır, her okur her kısaltmanın açılımını bilmez.

Bu yüzden haberlerde, mesela kurum isimleri söz konusu olduğunda önce bu ismin tamamı kullanılmalı, ardından kısaltması yazılmalı.

Örneğin “AFAD” bugünlerde birçok haberde sadece kısaltma olarak yazılıyor. Oysa her okur, bu kurumun tam isminin “Afet ve Acil Durumu Yönetimi Başkanlığı” olduğunu bilmeyebilir.

Ayrıca başlıklarda, kısaltma kullanımına daha da dikkat etmek gerekiyor. Söz gelimi BirGün’deki bir haberin başlığında, “İTO Genel Sekreteri’nin eşi ve iki çocuğu depremde hayatını kaybetti” diyor.

Bu haberin tam metnini okuyunca, depremde hayatını kaybedenlerin, İzmir Tabip Odası‘nın bir yöneticisinin aile üyeleri olduğunu görüyoruz. Oysa İTO dendiğinde öncelikle akla, bu kısaltmayla daha fazla özdeşleştirilmiş olan İstanbul Ticaret Odası geliyor.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – SAVAŞ İLAN EDER GİBİ NAVTEX İLAN EDİLMEZ

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.

E-Posta Aboneliği