Haber

Gazeteci kadınlar meslek örgütlerini duyarsız buluyor

(Fotoğraf: Cengiz Mert Aksekili / Görünüm)

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre, gazeteci kadınlar iş ile özel hayat dengesini kurmakta zorlanıyor, cinsiyet eşitsizliğini meslek örgütlerinin değil çalıştıkları medya kuruluşlarının çözebileceğini düşünüyor.

Ankara Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (KASAUM) tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Türkiye’de Kadın Gazeteci Olmak” başlıklı panel, ATK Sanatevi’nde gerçekleştirildi. Panelde anaakım, muhalif ve yerel medyadan kadın gazeteciler deneyimlerini ve düşüncelerini paylaşırken; Prof. Dr. Çiler Dursun, ekibiyle birlikte TÜBİTAK’ın desteğiyle gerçekleştirdikleri araştırmanın ilk bulgularını açıkladı.

‘Adliyede tek kadın bendim’

Moderatörlüğünü Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serpil Sancar’ın yaptığı panelde ilk olarak Hürriyet gazetesi köşe yazarı Oya Armutçu söz aldı. Armutçu, uzun yıllar adliye muhabirliği yaptığını belirterek, “Benim dönemimde adliyeye giden tek kadın muhabir bendim. Artık adliyelerde erkeklerden çok kadın muhabirler var. Tabii ki bunlar sevindirici gelişmeler” dedi. Armutçu, “Kamu yararını kendi kişisel yararınızdan ya da kurumunuzun yararından üstün tuttukça iyi gazeteci olursunuz, geceleri rahat uyursunuz” ifadelerini kullandı.

‘Muhalif medya da erkek’

BirGün gazetesi editörü Sevgim Denizaltı, alternatif medyanın kadın gazetecilerin çalışma koşulları açısından çok da alternatif olamadığını söyledi. Denizaltı, “İyi örnekleri tenzih ederek söylüyorum. Alternatif ya da muhalif medya dediğimiz kurumların büyük bir bölümünde yine karar alma mekanizmalarında erkekler bulunuyor. Bu kurumlarda da kadın gazeteciler ayrımcılık ve şiddeti farklı biçimlerde deneyimliyorlar. O zaman neyin alternatifi?” dedi. TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu olarak 221 kadın gazeteciyle gerçekleştirdikleri anket çalışmasından söz eden Denizaltı, “Kadın gazetecilerin içinde bulundukları bu durumu değiştirebilmesinin yolu bir araya gelmelerinden ve birlikte mücadele etmelerinden geçiyor. Biz bu nedenle bu komisyonu kurduk” diye konuştu.

‘Beş yıl sigortasız çalıştım’

Eskişehir’de yayın yapan Kanal 26 spikeri Hanife Kamar, gazeteciler olarak başkalarının haklarını ararken çoğu zaman kendi haklarını göz ardı ettiklerine dikkat çekti. “Bakarsanız 10 yıldır sektördeyim ama beş yıldır sigortalıyım” diyen Kamar, kadının medyadaki temsilinden duyduğu rahatsızlığı da ifade etti. Kamar, “Kadınlar nasıl diye dizilerimize bir bakalım; kadın sürekli ezilen, itilen, kendi ayakları üzerinde duramayan, kocası tarafından şiddet gören durumunda ve yine bunları kadın yönetmenler, öğrenciler çekiyor. Bu senaryoları yazanlar da yine iletişim fakültesi mezunu kadınlar. Bunu değiştirmemiz lazım” diye konuştu.

Cinsiyet eşitliği işverenden bekleniyor

Panelde son olarak söz alan İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiler Dursun, kadın gazetecilerle ilgili yaptıkları araştırmanın ilk bulgularını paylaştı. Yerel, bölgesel ve ulusal medyada çalışan kadın gazetecilerin çalışma koşulları üzerine araştırma yaptıklarını belirten Dursun, “Kadın gazetecilerin çalışma koşullarına, kendi mesleklerine ve habercilik yapma biçimlerine bakış açılarını, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifiyle, yani feminist bir yaklaşım içerisinden ele almaya çalıştık” dedi.

Araştırma kapsamında televizyon haberciliği, yazılı basın haberciliği ve internet haberciliği alanlarında çalışan kadınlarla görüştüklerini belirten Dursun, elde ettikleri sonuçları şöyle aktardı:

  • Kadın gazeteciler düşük ücretle ve uzun çalışma saatleriyle habercilik yapıyor.
  • Cinsiyet farkı, haber üretim sürecinde kuruluş içindeki çalışma kültürü ve iş yapma pratiklerinden çok, iş ve özel yaşam dengesinde karşılaşılan zorluklarla ilgili görülüyor.
  • Meslekteki temel zorlukların kadının toplumsal cinsiyet rollerinden, yani ev ve aile yaşantısıyla ilgili sorumluluklarından kaynaklandığı algısı mevcut.
  • Hem ulusal hem de yerel medyada çalışan kadın gazetecilerin çoğu, ‘Meslek örgütleri ayrımcılığa ve eşitsizliğe duyarlı mı?’ sorusuna ‘Hayır’ yanıtını veriyor. Gazeteci kadınlar, meslek örgütlerinin değil, çalıştıkları medya kuruluşlarının bu sorunlara çözüm sağlayabileceğini düşünüyor.
  • Ayrımcılık ve eşitsizlik biçimleri en fazla kurum içindeki meslektaşlarla ve ardından haber kaynaklarıyla yaşanıyor.
  • Kadınlar habercilikteki eril iş yapma kodlarını seziyor, ancak buna dair güçlü bir farkındalıkları bulunmuyor.