Dosya

Çok takip edilen 100 gazeteci ve medya çalışanının 28’i iletişim mezunu

Gazeteci olmak için hangi bölüm okunmalı? Vatandaşların Google’da gazeteciler hakkında en sık sorduğu sorulardan biri bu. Gazeteciliğe dair merak edilenleri incelediğimiz “Gazetec…” yazı dizisinin bu bölümünde Twitter’da çok takip edilen 100 gazetecinin ve medya çalışanının eğitim durumunu araştırdık.

Bu isimlerin 82’si, üniversitelerin Sosyal Bilimler alanındaki bölümlerinden mezun olmuş. Gazetecilik dâhil İletişim Fakültesi bölümleri %28 oranıyla ilk sırada. %7’lik bir kesim ise biyoloji gibi Doğa Bilimleri bölümlerinden mezun.

Prof. Dr. Süleyman İrvan, “İyi bir gazeteci olmak için illa da gazetecilik eğitimi almak gerekmeyebilir ancak gazetecilik eğitiminin ortaya çıkış nedenlerine bakılırsa, iyi gazeteciliği hedeflediği görülecektir” diyor.

Twitter’daki takipçi sayıları 8 milyon ile 100 bin arasında değişen 100 gazeteci ve medya yorumcusu ile sunucunun eğitim durumlarını bu araştırma için inceledik. 

Listede en çok takipçiye sahip isim olan gazeteci Fatih Portakal, İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünden mezun. İkinci sıradaki Cüneyt Özdemir Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümü, onu izleyen Ahmet Hakan ise Uludağ Üniversitesi İlahiyat bölümü mezunu.

Listeye göre en çok mezun veren okullar İstanbul Üniversitesi (24), Ankara Üniversitesi (14) ve Marmara Üniversitesi (11). Toplam 6 isim yurt dışındaki üniversitelerden mezun. 

Sosyal Bilimler alanındaki fakülte ve bölümlerden mezun 82 isim var. İletişimin dışında siyaset bilimi, uluslararası ilişkiler, hukuk, işletme, iktisat ve edebiyat gibi bölümlere de listede sık rastlanıyor.

Doğa Bilimleri alanında üniversite eğitimi gören gazeteciler ve medya çalışanları arasında makine mühendisliği ve biyoloji bölümleri başı çekiyor. (Teknik olarak fizik bir Doğa Bilimi sayılıyor, mühendislik ise bir uygulama alanından ibaret, fakat bu ayrı bir tartışma.)

Listedeki 100 isimden 5’i üniversite (bunların 2’si iletişim bölümünden), 1’i ise ilköğretim terk. Ayrıca 2 ismin üniversite eğitimi aldığı ifadesi çeşitli kaynaklarda yer alsa da okudukları bölümlere ve mezun olup olmadıklarına dair bir bilgi bulunamıyor.

Ayrıntılar, tabloda:

Prof. Dr. İrvan: Çok takipçili bazı gazeteciler, meslek ilkelerini önemsemiyor

Bu araştırmadaki bulguları sorduğumuz Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, “Gazetecilik de tıpkı diğer profesyonel meslekler gibi eğitimi olan bir meslek. Farkı, bu mesleği yapmak için eğitim almanın şart olmaması” diyor.

Türkiye’de çok takipçisi olan gazetecilerin %72’sinin iletişim fakültesi bölümlerinden mezun olmadığı görülüyor. Bu durumu siz bir iletişim akademisyeni olarak nasıl yorumluyorsunuz? 

Gazetecilik de tıpkı diğer profesyonel meslekler gibi eğitimi olan bir meslek. Farkı, bu mesleği yapmak için eğitim almanın şart olmaması. Eğer eczacılık gibi, eğitim almadan bu mesleği yapamazsınız denilseydi belki bugün gazetecilik mesleği daha iyi bir yerde olabilirdi.

Mevcut durumda, yüksek takipçili hesaplara sahip gazetecilerin bazılarının gazetecilik meslek ilkelerini önemsemediklerine, hatta bu ilkeleri kendilerine ayak bağı olarak gördüklerine tanık oluyoruz. Onlar için önemli olan iyi gazetecilik yapmak değil, sansasyon yaratacak, üzerinde konuşulacak, çokça beğeni alacak paylaşımlar yapmak şeklinde. Bu anlayışın gazetecilik mesleğine bir faydasının olduğunu düşünmüyorum.    

İyi bir gazeteci olmak için illa da gazetecilik eğitimi almak gerekmeyebilir ancak gazetecilik eğitiminin ortaya çıkış nedenlerine bakılırsa, iyi gazeteciliği hedeflediği görülecektir. Dünyada ve Türkiye’de gazetecilik okulları, gazetecilik bölümleri uzunca bir süredir iyi gazeteciler yetiştirmeye devam ediyorlar. Her ne kadar Türkiye’de gazetecilik mesleği ciddi bir itibar kaybı yaşadıysa da gazetecilik hâlâ çok önemli bir meslek. Gazetecilik bölümleri de iyi gazeteciliği özendirmeye devam etmeli.   

Çok takipçiye sahip olan gazetecilerin önemli bir bölümü geleneksel medyada çalışmış veya hâlâ çalışan isimler. Sizce bunun nedeni ne?

Çünkü geleneksel medya hâlâ yaygın bir etki alanına sahip. Farklı kesimlerden okurları, izleyicileri var. Yüksek takipçili gazetecilerin çoğu bu şöhretlerini çalıştıkları geleneksel medya kuruluşlarına borçlular. Bir gazetecinin sadece sosyal medyada içerik üreterek milyonlara ulaşabilmesi hiç kolay değil.   

Prof. Dr. Süleyman İrvan

Gazetecilik eğitimi almamış ama bir medya kurumunda yayın yapan kişileri gazeteci olarak tanımlayabilir miyiz? Kimlere gazeteci denmeli ve bu bağlamda üniversite eğitiminin işlevi ne olmalı?

Bana göre, “asıl işi ve başlıca geçim kaynağı gazetecilik olan herkes gazetecidir.” Eğitim alıp almaması değil, kişinin yaptığı iş önemlidir. Nasıl ki gazetecilik eğitimi almış olan herkes gazeteci olmuyorsa (örneğin ben öyleyim), gazetecilik yapan herkes de gazetecilik eğitimi almış değildir. 

Bu durum, üniversitelerde verilen gazetecilik eğitiminin değerini azaltmaz. Üniversiteler gençleri mesleki bilgi, beceri ve yetkinliklerle donatan eğitim kurumlarıdır. Biz eğitim kurumlarında iyi gazeteci adayları yetiştirdiğimiz sürece medya kuruluşları da bu gençleri istihdam etmeye devam edecektir. 

New York Times’ın yönergesinde, “Gazetecilerimiz sosyal medya gönderilerinde partizan görüşler ifade etmemeli, siyasi görüşleri veya adayları desteklememeli, rahatsız edici yorumlarda bulunmamalı ve The Times’ın gazetecilik itibarını zedeleyecek herhangi bir şey yapmamalıdır” deniyor. Bu eksende Türkiye’deki gazetecilerin Twitter kullanımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye gazetecilik pratiği ABD’den epey farklı. Bizde kamuoyunun gazeteci olarak bildikleri kişilerin çoğu muhabirlik değil yorumculuk, köşe yazarlığı yapıyor. Biz yorum gazeteciliğinin egemen olduğu bir gazetecilik kültürüne sahibiz. O nedenle bir gazetecinin kişisel görüşlerini sosyal medyada paylaşması, siyasi görüşlerini ifade etmesi Türkiye’de sorun olarak görülmüyor. 

Her ne kadar etik ilkelerde “haber ve yorum ayrımı yapılmalı” denilse de pratikte bu ayrımın pek yapılmadığını görüyoruz. Elbette partizanlık gibi davranışlar her ülkede olduğu gibi Türkiye’de de gazetecilik mesleğine zarar veriyor. Kişisel kanaatim, gazetecinin taraf olabileceği ancak nesnellikten ayrılmadan, gerçeği çarpıtmadan mesleğini yapması şeklindedir.   

Not: İrem Gül ve Yaprak Serçeşme bu içeriğe katkıda bulundu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – JOURNO ‘NUN “GAZETEC…” YAZI DİZİSİNDE DİĞER BÖLÜMLER

Ramazan Eles

Medyascope'ta editörlük, habervakti.com'da editörlük ve sosyal medya yöneticiliği yaptı. Teknoloji haberleri sunan Techgirisim.com'u kurdu. Serbest gazeteci olarak mesleğe devam ediyor.

Journo E-Bülten