Görüş

Mahmut Oral yazdı: ‘Dünya yine de dönüyor’ deme cesareti ve Kürt basını duyarsızlığımız

Dostları Galileo’yu engizisyon önünde “Haklısınız, dünya dönmüyor” demeye ikna etti. Galileo giyotine vurulmaktan kurtuldu. Ancak mahkeme kapısından çıkarken “Dünya yine de dönüyor” diyecekti.

Önemli bilim insanı Galileo Galilei, insanlık tarihinin en korkunç işkencelerinin yaşandığı Ortaçağ’da, Katolik Kilisesi’nin ölümcül tehdidine rağmen “Her şeye rağmen dünya dönüyor” dediği için Engizisyon Mahkemeleri’nde yargılanmıştı. Galileo’nun bu tezi, kendi çağında esasında Kilise’nin öğretilerini yerle bir edecek nitelikte idi. İşkence gördü, hücrelere atıldı. Dostları onu engizisyon önünde “Haklısınız, dünya dönmüyor” demeye ikna ettiler. Galileo giyotine vurulmaktan kurtuldu. Ancak mahkeme kapısından çıkarken “Dünya yine de dönüyor” diye biraz yüksek bir sesle mırıldandı. Üstelik, tekrar edersek, dünyanın en korkunç işkencelerinin yaşandığı yıllarda…

Galileo’yu günümüze taşırsak, “Onlar da gazetecidir” diye mırıldanmanın, hatta yüksek sesle itiraz etmenin, tam zamanıdır şimdi. Kimleri kast ettiğimi herhâlde anladınız: Ötekinin ötekisi olan Kürt gazeteciler. 

Bu ülkede her zaman muhalifler, solcular iktidarların gadrine uğradılar. Kürt gazeteciler ise ötekileştirilen bu grup içinde bir de Kürt oldukları için ikinci bir eziyete reva görüldüler. Öldürüldüler, hem de çokça… Önce Halit Güngen ile başladı. Musa Anter ile devam etti. Katledilenler 10’ları, 20’leri geçti, korkmadılar. Akreditasyonları verilmedi, basın kartları ellerinden alındı, binaları bombalandı, devam ettiler. Gözaltına alındılar, filmlerine fotoğraflarına el konuldu, sahayı terk etmediler. 

Bu aktardıklarım 90’lı yılların kısa bir özeti. Peki bugün fark var mı? Kesinlikle aynen devam. AKP, filmi hızla geriye sarmaya iman etmiş. Tam gaz gidiyor. Bu baskılar yetmez gibi üstüne üstlük bugün bir de onları açlığa mahkum etme çabaları var. Bir çırpıda yüzlerce medya kuruluşu kapatıldı bu ülkede. Bir anda yüzlerce gazeteci, ki bunların çoğu da Kürt gazetecilerdi, işsiz kaldı. Yine onlarcası tutuklandı, gözaltına alındı, kimileri de dava baskısı nedeniyle yurt dışına gitti. 

Pek çoğumuz bunlara ses çıkarmadık. Bazen bu yaşananları düşününce, aklıma Voltaire’e ait olduğu söylenen “Fikirlerinize katılmıyorum ama fikirlerinizi ifade edebilmeniz için canımı bile veririm” vecizesi gelir. Elbette ki sevgili meslektaşlarımızdan, Kürt gazeteciler için canlarını bağışlamalarını istemiyorum. Ama artık biraz bu tarafa da bakmanın, onlar için de itiraz etmenin zamanı geldi de geçiyor sanki.

Bu yazı ilk olarak Türkiye Gazeteciler Sendikası ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin Ocak 2021’de yayımladığı “Özgür Basın” dergisinde yer aldı. Tüm yazılara Özgür Basın sayfasından erişebilirsiniz.

Mahmut Oral

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilcisi

Journo E-Bülten