Görüş

“Mehmet Ali Birand bir gün bir haber yaptı ve bütün hayatım değişti”

Yıllar önce, bedensel engelli bir ilkokul öğrencisi olarak binanın en üst katındaki sınıfıma gidip gelmek beni çok zorluyordu. Mehmet Ali Birand’ın sunduğu bir haber sayesinde yönetmelik hızla değiştirildi. Hayatımı değiştiren o haberin ardından gazeteci olmaya karar verdim. Çünkü sadece doktorların değil, gazetecilerin de hayat kurtarabildiğini anladım. Mesleğe yeni başlayan bir genç olarak, Birand’ın 80. doğum gününde kişisel öykümü sizinle paylaşmak istedim.

Mehmet Ali Birand, esprili haber sunuşu ve dobra gazetecilik anlayışıyla mesleğin ustalarından biriydi. İmza attığı onca önemli haberin yanı sıra, yetiştirdiği başarılı gazetecilerle de Birand’ın mesleğe büyük katkıları oldu. 

2001 yılında Zeynep Kahramanyol’un “İmza” programında Birand kendisini anlatırken şöyle demişti: 

Benim en büyük tılsımım, yaptığım işi çok sevmem. Bir insan yaptığı işi seviyorsa başarılı olmamasına imkân yok.

“Bazı insanlar asker doğar, bazı insanlar iş adamı doğar, Mehmet Ali de gazeteci doğmuş” diyen eşi Cemre Birand da, usta habercinin mesleğe bağlılığının ve tutkusunun altını çiziyordu.

Bu bağlılık ve tutku, gazeteciyle mesleği arasındaki özel bir ilişkiye dayanır. Haber aşkıyla yapılanlar ise bir birey olarak gazeteciyi aşabilir. Belki de o gazetecinin aklına gelmeyecek bir biçimde ve ölçüde başka insanların hayatına dokunur; o hayatları değiştirebilir.

1995’te, doktor hatası nedeniyle oluşan bir komplikasyon nedeniyle oksijensiz kaldığım için  bedensel engelli olarak doğdum. İlkokul yıllarımda annemin desteğiyle okula gidiyor, yönetmelik gereği en üst katta olan sınıfıma çıkarken kaslarım güçsüz olduğu için zorlanıyordum. 

Yetkililere durumu bildirmemize rağmen okul müdürü gayet katı ve vicdandan yoksun bir tavırla, “Yönetmelik gereği öyle” diyerek konuyu geçiştiriyor ve sınıfımı aşağı kata almıyordu. Evime yakın olan tek okul olduğu için okulumu değiştirmem de mümkün değildi.

“O gün gazetecilik gözümde farklı bir boyut kazandı”

Sosyal medya kavramının hayatımıza girmediği yıllardan bahsediyorum. Twitter kampanyalarıyla hak aramak o günlerde mümkün değildi. 1990’ların ortasında televizyon başta olmak üzere geleneksel medya mecraları, kamuoyu oluşturma ve toplumsal etki yaratma bakımından bugünkünden çok daha güçlüydü.

Biz de ailemle bir şekilde Kanal D Ana Haber’e ulaştık. Durumu anlattık. Bir muhabir, okulda yaşadıklarımı haberleştirdi. Söyleşi sırasında kameraya bakarak sarf ettiğim cümleler bugün bile aklımda. O akşam beni konu alan haber, Mehmet Ali Birand’ın sunumuyla ekranlara geldi.

Okul müdürüne göre asla çözülemeyecek bir sorun, haberin yayımlanmasının hemen ertesinde çözülmüştü. Hayatımı zorlaştıran resmi yönetmelik hızla değiştirildi. Okul kantini bina dışına taşındı. Giriş katına indirilen sınıfım için böylece yer açıldı. 

O gün gazetecilik gözümde farklı bir boyut kazandı. Değerli bir mesleğimiz var. Toplumun vicdanı ve adaleti olduğunu düşünüyorum.  Bir çocuğun umuduna sahip çıkan bir annenin feryadını bir haber sayesinde öğrendiğimizde ona el uzatabiliyoruz.

O haber, bütün öğrenim hayatımı olumlu yönde değiştirdi. Arkadaşlarımla daha fazla vakit geçirmemi de sağladı çünkü artık bahçeye daha rahat çıkabiliyordum. Sadece doktorların değil, gazetecilerin de hayat kurtarabileceğini görmüştüm.

Şimdi öğrenim hayatını başarıyla tamamlamış ve kendi ayakları üzerinde durabilen, ödüllü bir gazeteciyim. Bu hikâyeyi bugün anlattım çünkü medya nasıl bir hâl alırsa alsın gazetecinin ilkelerini ve habercilik anlayışını koruması gerektiği kanaatindeyim. 

Hassas değerler çerçevesinde icra edilmesi gereken bir iş yapıyoruz. “Mesleki dezenformasyon” ile bazen olaylara karşı duyarsızlaşabiliyor ya da olan bitenin sadece ‘’haber’’ kısmını görebiliyoruz. Bu yüzden bir haberin, insan hayatını derinden etkileyebileceğini, Birand’ın doğum günü vesilesiyle, naçizane hatırlatmak istedim.

Medya değişebilir ama haberciler ilkelerinden ve tutkularından taviz vermesin ki gazetecilik onurlu ve umutları yeşertebilen bir meslek olmaya devam etsin.

Mehmet Ali Birand kimdir?

Mehmet Ali Birand tam 80 yıl önce, Elazığ’ın Palu ilçesi doğumlu bir babanın ve Karadeniz Ereğlisi kökenli bir annenin oğlu olarak 9 Aralık 1941’de İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde dünyaya geldi.

1962’de Galatasaray Lisesi’nden mezun olup İstanbul Üniversitesi’nde Fransızca bölümüne giren Birand, 1964’te Abdi İpekçi’nin vasıtasıyla Milliyet’te gazeteciliğe başladı. Bu dönemde yerleştiği Brüksel’de yaklaşık 20 yıl yaşadı.

1985’te TRT 1’de 32. Gün adlı aylık haber programını yapmaya başladı. Bu programın başarısı sayesinde Türkiye’de milyonlar Birand’ı tanıdı.

Mehmet Ali Birand 1991’de Türkiye’ye dönerek gazeteciliğe ve program sunuculuğuna farklı mecralarda devam etti, kitaplar yazdı, belgeseller yaptı. Yayımladığı haber ve söyleşiler nedeniyle hakkında davalar açıldı. 28 Şubat sürecindeki “andıç” ile birlikte Birand’ın Sabah gazetesindeki görevine son verildi, Show TV’deki programı yayından kaldırıldı.

1997’de CNN Türk’ün kuruluşunda görev alan Birand, 2005’te Kanal D Ana Haber Bülteni’nin yayın yönetmeni oldu. 2009’da her iki kanalın yayın yönetmenliğini aynı anda üstlendi. 

Mehmet Ali Birand 17 Ocak 2013’te, safra kesesindeki stentin değiştirilmesi için geçirdiği ameliyat sırasında kalbinde meydana gelen bir komplikasyon sonucu 71 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Sariye Nur Dönmez

2019 yılında Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik bölümünden mezun oldu. Aydın Doğan Genç İletişimciler Yarışması'nda “Kuşun Gözünden Bakınca Hepimiz Engelliyiz” röportajı ile ödüle layık görüldü. Sağlık haberciliği üzerine haber röportaj formatındaki blog yayınlarına devam ederken bir yandan da birçok mecra için farklı platformlarda içerik üretiyor.