Kitap Söyleşi

Misafir: İstatistiğin ötesindeki mülteci gerçeği

Fotoğraflar: Kerem Yücel

Türkiye’de sayıları 3 milyonu geçen Suriyeli mültecilerin dramını fotoğraflarla anlatan çok çarpıcı bir kitap var elimde. Kare kare sınırları aşan bir kısa filmler geçidi. ‘Misafir’ adıyla Can Yayınları’ndan çıkan kitabı, yaratıcısı Kerem Yücel’le konuşuyoruz. Kayıttayız…

Kitabın başında kaleme aldığınız fotoğraflama sürecini kısaca özetler misiniz? Nasıl başladı ve nereye çıktı bu macera?

Bir fotoğrafçı olarak tanık olmaktan daha fazlasını yapmam gerekiyordu. Onlar, yüzler, derken milyonlara varan istatistiklerden ötesini göstermeliydim. İsimleri, hayalleri, aşkları ve acıları vardı. Senden ve benden farklı değillerdi. Bu fikir üzerinde çok düşündüm ve portreleri ile birlikte evlerindeki değişimi çekmeye başladım.

Kitap fikri hangi aşamada doğdu?

Yola çıktığım zaman ne sergi ne de kitap hayalim vardı. Sırtı dövmeli adamın fotoğrafını çektiğim an “işte şimdi ailelerin hayatlarına bir adım attım” diyebildim. Böylece Misafir’in fikri de ortaya çıkmış oldu.

Kaç sayfa, kaç fotoğraf, kaç hayat görüyoruz Misafir’de?

Türkiye’de yaşayan 3 milyondan fazla mültecinin sadece kırkı misafir içinde kendilerine yer bulabildi.

Nerelerde ve ne kadar zamanda çekildi fotoğraflar?

Türkiye’nin Suriye sınırı boyunca her noktadan bir aile var. Ve onlarla olan ilk tanışıklık 5 sene öncesine dayanıyor.

Kaç fotoğraf elendi bu kitaptakilere karar verene kadar?

Çekmekten zordur elemesi. 200’ün üzerinde ailenin fotoğrafı içinde 40 aile belirledik.

Gece, gündüz, randevulu, randevusuz, nasıl çalıştınız tüm o gerçek kahramanlarla?

Tekrar tekrar aynı aileleri ziyaret ettiğim için geleceğimizden hep haberleri vardı. Bir mesai gibi disiplinle gündüz çalıştım. Özellikle güne yeni başladıkları zamanları tercih ettim.

Kitaplaşacağını biliyorlar mıydı objektifin karşısına geçerken?

Onlar da ben de bilmiyorduk. Hepimiz için sürpriz oldu.

Her bir kare çok dokunaklı. İtiraf ediyorum, sık sık gözlerim doldu sayfaları çevirirken. Takılı kaldım bazılarına, dönüp dönüp defalarca baktım. Merak ediyorum, o ifadeleri kaç pozda yakaladınız?

Fotoğrafçılar böyle sorulara birkaç karede derler. Benim için hiç kolay olmadı. Onlarca deneme çekimi içinden birine karar kılıp onlarca fotoğraf içinden seçim yapıldı.

Kadınlar, erkekler ve çocuklar… Her biri birbirinden kırık kalpler, yarıda kalan hayatlar, umutlar, isyanlar. İstenmedikleri yerlerde yeniden hayata tutunma çabaları… Kare kare bile dayanması zor bir tanıklık. Neler hissettiniz onlarla iç içeyken?

Kapıdan çıkıp gitmek en zoruydu. Yeniden geldiğimde ise kendimi hep çaresiz hissettim. Görsellik daha iyiye gitse de gerçek olan çaresizlikti.

Savaş, mülteci, göç, vatan, umut, barış… Bu kavramlar size ne ifade ediyor şu an?

Seçim yapamadıklarımız yüzünden acı çekiyoruz. Her şey bir anda oluyor. Bu kavramlara fazla anlam yüklüyoruz.

Gözleri yaşlı değil, birer anıt gibi dimdik duruşlarını nasıl açıklıyorsunuz?

Devam etmek zorundalar. Bakmak zorunda oldukları, geride bıraktıkları hayatlar var. Yargılayan bakışlar karşısında duygularını açık etmemeliler.

Birkaç cümlelik hikâyeler var sayfalardaki her kareyi bir filme dönüştürüyorlar. Bu da çok güçlü ve derin bir yanı Misafir’in. Nasıl çıktı, nasıl seçildi o cümleler, o metinler?

Fotoğrafçı olarak kendi derdimi fotoğraf kareleri ile anlatıyorum. Misafir ise kendinden bir cümle söylüyor.

35 yıllık Can Yayınları’nın ilk fotoğraf kitabı bu aynı zamanda. Yayın sürecine dair neler söylemek istersiniz?

İyi fotoğraflar ve güçlü hikayeler bir araya gelip, tutup götürebildiğiniz bir kitaba dönüşürse kalıcı olur. Yüreğinize o zaman işler. Can Yayınları bu yüzyıla ait en büyük kitlesel göç hareketine seyirci kalmadı. Cesaret edilmeyeni yaptı, bir fotoğrafçının, bir fotoğraf kitabının arkasında durdu. Türkiye’de kitabevlerine gittiğiniz zaman bu tarz kitapların benzerini pek göremezsiniz. Can Yayınları bence bir koridor açtı.

Neyi hedefliyor nihayetinde bu kitap? Bir öğüdü, bir mesajı, bir tavsiyesi varsa o nedir?

Mülteci olmak sizin etnik kimliğinizi, eğitiminizi, hayallerinizi, cüzdanınızı, renginizi ve inandığınız her şeyi alır ve bir daha onları giyemeyeceğiniz bir kalıba döker. Geriye de giymeniz için ‘mülteci’ gömleği kalır. Hayatınız boyunca bununla gezersiniz. Bir anlığına bu gömleği giymenizi istedim!


Misafir’den alıntılar

Serdar Korucu’nun metinlerinden:

  • Suriye’de herkes zalimleşti. İnsan öldürmeyen yok neredeyse.
  • Halep’te ayrım bilmeden yaşardık. Şimdi eski komşular, dostlar düşman oldu. Nasıl oldu bilmiyorum.
  • Erkekler ölüyor, öldürüyor. Hayatın yükü biz kadınlara kalıyor.
  • 10 yaşındaki kızımın yazdığından belli değil mi başımıza gelenler? “Kalbimde mayın var.”
  • Kendime ait odam vardı. Duvarlarında posterler, fotoğraflar. Evimi, Suriye’yi geri istiyorum.

http://www.idefix.com/kitap/misafir-kerem-yucel/tanim.asp?sid=PD5CE81UC7JCCS316PJQ


KeremYucel_8676Kerem Yücel kimdir?

2006 yılından beri zor coğrafyalarda fotoğrafçılık yapıyor. Uluslararası yardım örgütleri için çalışmaya devam eden Yücel aynı zamanda Atlas dergisi için de fotoğraflar üretiyor. Son yıllarda göç, iklim değişikliği ve insan hakları üzerine fotoğraf projeleri, sergiler ve kitap projeleri üzerinde çalışıyor.

Sevim Gözay

Sevim Gözay

93 yılında girdiği medyada birçok yapımda kamera arkasında çalıştı. 2000’de kamera önüne geçti ve kendi programlarına imza attı. Ödüllü programları Stüdyo: Sinematik Portakal ve Cosmopolis’le tanınıyor. Kitapları: Kasetten Canlı (2013), Sinemaskop Randevular (2015).