Oyun

Pokemon Go, Y kuşağı içindeki ukde ve balkondan atlayan çocuk

Pokemon Go çılgınlığı ülkemiz de dâhil olmak üzere bütün dünyayı kasıp kavurmakta. Her gün Nintendo’ya milyonlarca dolar kazandıran bu oyun hakkında ne düşünüyorsunuz peki?

Polonyalı çizer Pawel Kuczynski’nin düşüncesi şu yönde:

control

Haklılık payı yok mu bunda? Tabii ki var. Ancak eyerdeki pikachu yerine sosyal medyada popüler olmuş herhangi bir şeyin gelebileceğini de görmek lazım bu esere baktığımızda. Flappy Bird mesela, anlamsız zorlukta bir oyun bir anda dünyanın bir numaralı gündemi haline gelmişti zamanında. Yaratıcısı Dong Hyugen bile bu popülerleşmeye anlam verememiş ve App Store, Google Play gibi uygulama marketlerinden kaldırmıştı oyunu. Şu an bile sahibinden.com gibi yerlerde Flappy Bird yüklü telefonlar 10.000 TL gibi uçuk fiyatlarla satılmakta. İşin ilginç tarafı, insanlar hâlâ almaya devam ediyor bunları. Ancak Flappy Bird insana basit bir el-göz koordinasyonu dışında pek de bir şey katmamakta.

Ya da Twitter kuşunu koyalım o eyere. İnsanların düşüncelerini 140 karaktere sığdırmaları beklenen bir mecra olarak görülmekteydi Twitter ilk çıktığında. Yazma gayesi güden, gütmeyen herkesin Twitter’ı hâlâ var. Popülerliğinden hiçbir şey kaybetmedi yıllar boyunca. Tam tersine evrildi ve şu an için dünyadaki belki de en objektif ve en hızlı haber alma sistemine dönüştü. Reddit veya ülkemizdeki haliyle ‘internet sözlükleri’nden çok daha fazla kullanılır ve itibar edilir oldu. Twitter, insanlık için gerçekten büyük bir adımdı. Her ne kadar o eyerde dursa da…

Yani önemsenmesi gereken konu bu: İnsan olarak bağlanmaya meyilli bir yapıdayız. Ancak bağlandığımız unsurların bize kattıkları burada önemli olan nokta. Konumuzun öznesi olan Pokemon Go bize neler katmakta peki?

Öncelikle, herkesin bildiği üzere sağlıklı olma tabanı olan bir oyun bu. Dünya üzerindeki hiçbir ‘teknolojik oyun’ sizi yerinizden kaldırıp 10 kilometre yürütme amacı taşımaz. Bu oyun taşıyor. Yumurtalarınızı çatlatmak için 2, 5 veya 10 kilometre yürümek zorundasınız. Arabayla gitmek bir işe yaramıyor! Sırf bu sayede insanlar artık günde minimum 1 saat yürüyüş yapar oldu. 50-60 yaşındaki arkadaşlar bile sevdaya dahil olmuş, hikâyeleri ekşi sözlük gibi mecralarda dolanıyor. Bisiklet kullanımı da arttı. İnsanlar farklı bölgelere topluca yürüyüşler düzenlemeye bile başladı. Dağa çıkıp pokemon yakalayanlar var artık dünyamızda.

İkinci olarak, oyun bedava. Şark kurnazlığı yapan, bedava görünüp oyun içi satın alımlara sürükleyen oyunlar gibi de değil, tamamiyle bedava! Eh, belli bir takım şeyler parayla satılıyor evet, ancak hepsini para ödemeden de toplayabiliyorsunuz. Yani oyunu, gerçekten hiç para harcamadan oynayabilmektesiniz. Ki, parayla satılan şeyleri almanıza yarayan ‘pokecoin’i oyunun içindeki gym’lerden zaten toplayabiliyorsunuz.

Bir diğer durum, bütün strateji oyunlarında olduğu gibi Pokemon Go da insanların bilişsel kabiliyetlerini arttırmakta. Oyunun çok konuşulmayan bir özelliği olan ‘savaşlar’, aslında en önemli unsurlarından biri. Zira her pokemonun bir türü bulunmakta. Su pokemonu, ateş pokemonunu yenebilmekte. Bu oldukça basit, ancak türler kombinasyonu arttıkça, su-hayalet-uçan türünde bir pokemon da karşınıza çıkabiliyor. Ona göre sizin de pokemonlarınızı seçmeniz gerekmekte.

Yani oyun hem fiziksel, hem de zihinsel özelliklerinizi yükseltmeye çalışıyor. Bir yandan da çılgıncasına zevkli. Daha ne söyleyelim?

Tabii en önemlisi de, Pokemon Y kuşağı içinde bir ukdedir. Kendini pokemon zanneden bir çocuğun balkondan atlaması yüzünden çizgi filmin ülkemizde gösterimine son verilmişti hatırlarsınız. Sadece 2 sezon izleyebildik Pokemon’u. Şu anda hâlâ devam etmekte diğer ülkelerde, 19. sezonu başladı. Ama düşünün, Y kuşağının içindeki nasıl bir özlemse artık, daha resmi olarak Türkiye’de çıkmamasına rağmen Yeni Zelanda serverlarına bağlanıp oyunu oynayan bir kitle var ülkemizde.

Ve tarihin belki de en faydalı oyunlarından birini oynamak istiyorlar sadece…

Ezel Üsten

Ezel Üsten

İstanbul'da doğdu, İzmir'de yaşıyor. Marmara Üniversitesi Sosyoloji mezunu, halihazırda Yaşar Üniversitesi'nde Psikoloji yüksek lisansı yapıyor.

E-Posta Aboneliği