Görüş

Post-truth çağına iyi bir örnek: Şerife Boz ve Hollywood etiği

Şerife Boz olayı -aynı ‘Kabataş Yalanı’ gibi- hakikat sonrası çağa sadece bir örnek. Burada asıl mesele yalan söylemenin bir damga olmaktan çıkması ve herhangi bir şekilde cezalandırılmadan yalan söylenebileceğinin kabul görmesi.

Şerife Boz’un, ‘Hollywood etiği’ ile ne ilgisi var diyeceksiniz. İlgisi var. ‘Hollywood etiği’, bu aralar sık sık açıp okuduğum, Amerikalı yazar ve akademisyen Ralph Keyes’in toplumsal refleksler haline gelen yalan ve aldatmanın siyasal ve sosyal alanda toplumu nasıl biçimlendirdiği üzerine teorik yaklaşımlar sunan ‘Hakikat Sonrası Çağ’ kitabından sadece bir ara başlık.

Öncelikle, Şerife Boz kimdir? Boz, ilk kez 15 Temmuz darbesi sırasında hafriyat kamyonunun direksiyonunda çekilen fotoğrafıyla gündeme gelmiş, hükümet tarafından da ‘kahraman’ ilân edilmişti. Ancak Boz şu anda sahtekarlık suçlamalarıyla sosyal medyada tartışma konusu. Söz konusun tartışmalar Boz’un AK Parti’den İstanbul 2. bölge milletvekilliği için aday adaylık başvurusu yapması üzerine başladı. Boz, 15 Temmuz gecesi köprüde olduğunu iddia etti, ancak söz konusu fotoğrafı çeken Anadolu Ajansı muhabiri tartışmalar başlayınca Twitter hesabından, “Dün gece huzursuzluktan sabaha kadar gözüme uyku girmedi açık söyleyeyim. Suçlamaları okudum vs. Fakat detaylara baktığımda Şerife Boz’un röplerinde, konuşmalarında ilk gece köprüde olduğunu belirttiğini görünce ben de utandım. Ben o fotoğrafı 16 Temmuz günü çektim…” diye yazdı.

15 Temmuz’da hayatını kaybeden Mustafa Cambaz’ın oğlu Alparslan Cambaz, Boz için, “Evleri Taksim’e metroyla 10 dakikayken ve metro o gün bedavayken 16 Temmuz gecesi kutlama alanına sürücülüğü olmadığı için kendi süremediği kamyonla gidip alana vardıklarındaysa sürücü koltuğuna oturarak gazetecilere poz veren ve onlarla birlikte düzmece bir haber üreterek milleti aldatıp her yerden yüklü miktarda para yardımı alan, kamyonlarını da İBB’ye kamyon yükü paraya satan, konferans için gittiği yerlerde özel olarak gezdirilmesi gerektiğini “Özel aracım nerede!” diye terör estirerek duyuran ve rezilliklere, istismara, dolandırıcılığa doymak bilmeyen bu sahtekar kadına şehit aileleri olarak dava açmaya hazırlanıyoruz” dedi.

Etik bir düşüşe işaret

Bu ailelerin kendilerince haklı durumları bir yana, Boz’un yalanı hiç de dehşete düşürecek bir durum değil gibi. Keyes’in de dediği gibi yalancılar her zaman var olmuş olsa da, yalanlar genellikle tereddüt ederek, bol miktarda kaygıyla, bir parka suçlulukla söylenirdi. Şimdiyse, suçluluk duymadan paçayı kurtarabilmek için gerçeği örtbas etmeye gerekçeler buluyoruz. Buna da hakikat sonrası çağ diyoruz. Boz’un yalanı da bu çağa iyi bir örnek, dolayısıyla etik bir düşüşe de işaret.

Süslenmiş bir özgeçmiş ve oyuncu-hayran ilişkisi

Boz neden yalan söyledi? AK Parti’den aday adaylığı başvurusundan anlaşılacağı gibi, Boz’un öncelikle süslenmiş bir özgeçmiş yaratmaya ve oyunca-hayran ilişkisini kurmaya ihtiyacı vardı. Yapabildi. Hükümet tarafından makam odalarında ağırlandı, kendisine övgüler düzüldü ve ‘kahramanlık’ ünvanı aldı. Keyes’in, ‘Hollywood etiği’ başlığından Boz’un özgeçmiş hikayesine ve oyuncu-hayran ilişkisine uyacak iki güzel örneği var.

Keyes’ten iki örnek

İlk örnek süslenmiş özgeçmişten: “Sylvester Stallone bir keresinde bir grup drama öğrencisine özgeçmişlerini hazırlamalarını tavsiye etmişti. Gösteri dünyasında ilerlemek için bu kesinlikle gerekliydi. Hollywood’un alternatif etikleri nadiren bu kadar dolaysız bir biçimde açığa vurulur. Bir aktör heveslisi de bir keresinde, oyunculuk koçlarının öğrencilerine doğrudan özgeçmişlerini şişirmelerini tavsiye etmese de, ‘yaratıcı olmaya’ teşvik ettiğini söylemişti.”

İkinci örnek ise, ‘kahramanlık’a giden yolda oyuncu-hayran ilişkisini kurmak üzere: “Politikacılarla yarışamazlarsa da aktörler de savaş kahramanlığı palavrası sendromundan muaf değildir. 1959-1963 yılları arasında denizci olarak görev yaparken hiçbir zarar görmeyen oyuncu Brian Dennehy, bir New York Times muhabirine verdiği demeçte, Vietnam’da şarapnel yaraları aldığını söylemişti. Ancak, aktörün askerlik kayıtları Vietnam’da görev yapmadığını, savaşa katılmadığını ve Mor Kalp cesaret madalyasını kazanmadığını gösteriyordu. Dennehy’in askerlik kayıtlarını süslemesinin sert erkek roller için daha inanılır olma amacıyla çevirdiği bir dalavere olduğu sonucuna vardı.”

Asıl mesele, yalanın cezalandırılmaması

Boz -aynı ‘Kabataş Yalanı’ gibi- hakikat sonrası çağa sadece bir örnek. Bu durum karşısında, dehşete düşmek veya çok şaşırmak kanımca saflık ve yaşadığın çağın farkında olmamak olur. Burada asıl mesele yalan söylemenin bir damga olmaktan çıkması ve herhangi bir şekilde cezalandırılmadan yalan söylenebileceğinin kabul görmesi.

Zeynep Yüncüler

Zeynep Yüncüler

Lisans eğitimini İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim bölümünde tamamlandı. Gazeteciliğe Milliyet gazetesi haber istihbarat bölümünde başladı. Ardından Artı 1 TV ve BirGün gazetesinde çalıştı. Gündem ve politika alanında altı belgesel hazırladı. Çağdaş Gazeteciler Derneği 2016 yılı Başarı Ödülleri'nde röportaj dalında ödüle layık görüldü. Şu an serbest gazetecilik yapan Zeynep aynı zamanda TGS yöneticisi.