Haber

Son depremler: ‘Her seferinde İstanbul’u konuşmak travmaya yol açar’

TV100'de Ahu Özyurt ile 10'dan 12'ye programına katılan afet yönetim uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İstanbul'da beklenen depremin yönetilemez bir afete neden olabileceğini söyledi.
Elazığ ve Manisa’daki depremlerin ardından birkaç gündür televizyonlarda afet bölgesinden canlı yayınlar yapılıyor, deprem uzmanları programlara konuk oluyor. Peki, deprem ve afet nasıl haberleştirilmeli? Bu yayınlarda medyanın en çok görüş aldığı isimlerden biri olan İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği bölümü öğretim üyesi ve afet yönetim uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ve dün onu kanalında konuk eden gazeteci Ahu Özyurt ile bunu konuştuk. Kadıoğlu “Her depremde İstanbul depremini konuşmak toplumda travmaya yol açar” diyor. Özyurt ise sahada afeti yaşayarak aktaran muhabir ile televizyonların “izole” haber merkezlerinde reyting yarışı yapan medya yöneticileri arasındaki bakış açısı farkına dikkat çekiyor.

Elazığ Sivrice’de 24 Ocak saat 20.55’te meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki depremde 39 kişi hayatını kaybetti. Televizyon kanallarında peş peşe deprem uzmanları çıkarken haber bültenlerinde aynı görüntüler defalarca yayımlandı. Prof. Dr. Kadıoğlu bir kez daha gündeme gelen afet haberciliği ile ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

  • Afet yönetiminde basın ve halka ilişkilerle ilgili bir yönetmelik var. Aslında bu tarz haberlerde basın müşavirinin açıklama yapması lazım ama bu yönetmeliğe uyulmuyor. Genelde yetkili kişiler veya uzmanlar televizyona çıkıyor.
  • Afet durumunun üç aktörü var: Halk, basın ve yönetim. Halk ilk aşamalarda ne yapması gerektiğini bilmek ister. Basın da ilgi çekebilmek için aynı görüntüleri verir. Yönetim de faaliyet raporlarını, istatistikleri yayımlamak ister.
  • Bir de söylentilerin önüne geçmek lazım. Bunun için basın müşavirliğiyle ortak bir etkileşim birimi kurmak lazım. Halk da, basın da sağlıklı, dezenformasyona uğramamış habere ve bilgiye ulaşabilmeli.
  • Basının aynı görüntüleri vermek yerine afet bölgesinin ihtiyaç listesini, acil durum telefonlarını, bölgedeki yakınlarına ulaşmak isteyenlere irtibat bilgileri gibi şeyleri yayımlaması lazım.

‘Afetzede ile empati kurulması lazım’

Kadıoğlu bölgede canlı yayın yaptığı sırada çadırda kalan depremzedelere “Mutlusunuz değil mi” diye sorunca tepki çeken ve daha sonra özür dileyen Demirören Haber Ajansı (DHA) muhabiri Ferit Demir hakkında ise şunları söyledi: “Yaptığı şeyi acemilik  ve heyecanıyla ilgili görüyorum. İsteyerek yaptığını düşünmüyorum. Afet sırasında yayın yapılırken bunları söylemek doğru değil. Afetzedeyle empati kurulması lazım. Yas tutan, travma yaşayan birine ne denmesi, ne sorulması gerekiyor bunların bilinmesi gerekiyor.”

Kadıoğlu her depremden sonra uzmanların İstanbul depremini konuşmasının doğru olmadığını ve bunun toplumda bir travmaya yol açabileceğini de belirtti.

Ahu Özyurt: Haber merkezleri kendilerini felaketten izole ediyor

CNN Türk’te uzun yıllar spikerlik yapan Ahu Özyurt’a göre haber merkezleri afet zamanlarında kendilerini izole ederek yayın yapıyor. Özyurt şunları söyledi:

“Ben hem stüdyoda hem sahada Gölcük depreminde bir ay, Van depreminde 10 gün bölgeden yayın yaptım. Afet zamanı sahadaki muhabir en önemli işi yaptığını düşünür. Kanal merkezleri ise kendilerini felaketten izole ederek reyting getirecek haberler ister. Mesela ‘şu kanalın muhabiri enkazın önünden yayın yapıyor, sen de git yap’ gibi yaklaşım sergiliyorlar. Sahada bir savaş söz konusudur ama haber merkezi bu savaşı görmek istemez. Bu haberleri zaten depremzedeler, afete uğrayanlar değil, evinde oturanlar izlediği için olayları en abartılı şekilde dramatize ederek veriyorlar.”

Meltem Suat

Meltem Suat

Cumhuriyet, DHA ve Milliyet’te stajyer muhabirlik yaptı. İzmir'de yerel gazetelerde muhabir ve editör olarak çalıştı. Serbest gazeteci olarak mesleği sürdürüyor.