Söyleşi

FT Yazarı Stevenson: Gazeteciler avukat gibi çalışmalı

Yıllardır dünyanın en saygın ekonomi yazarları arasında gösterilen Stevenson gazetecilerden biraz daha çaba bekliyor: ‘İyi bir avukat davaya nasıl hazırlanıyorsa gazeteci de haberine öyle hazırlanmalı.’

Financial Times yazarı David Stevenson’ı Amsterdam’da bir finans zirvesinde yakaladım. Stevenson gibi başarılı ekonomi yazarlarının yaptığı; iş dünyası ve finans gibi, çoğunluğa sıkıcı gelebilecek konuları kolay anlaşılır ve ilgi çekici hâle getirmek.

Birçok şapkası var Stevenson’ın… Başta Financial Times olmak üzere Money Week, Investment Week ve the Investors Chronicle gibi İngiltere’nin önde gelen tüm finans yayınlarına katkıda bulunuyor. Ayrıca yatırım alanında deneyimli bir yorumcu ve medya girişimcisi.

Beyaz yakalı, erkek egemen bir ‘fintech’ zirvesinde sabah sabah neler oluyor anlamaya çalışırken kelebek desenli gömleği ve renkli kişiliğiyle David Stevenson belirdi sahnede. Bir anda havayı değiştiren açılış konuşmasını yaptı ve “evet sanırım bugün bir şeyler öğreneceğim” dedirtti.

Tabii ilk fırsatta kendisine ekonomi gazeteciliği ve köşe yazarlığına dair sorularımı yönelttim…

‘Finans haberciliğinin karışık jargonu en büyük sorun’

Ekonomi gazeteciliğinin görevi nedir? Günümüzde bu alanda çalışan gazeteciler ne gibi zorluklar yaşıyor?
Bu aslında göreceli bir durum. Benim içinde olduğum alan fikirle ilgili, op-ed (opinion editorial) diye adlandırdığımız tarafı işin. Yaptığım işin merkezinde gizemi çözmek, aydınlatmak var; yani karmaşık konuları daha geniş bir kitleye anlaşılır hâle getirmek. Çünkü finans ve yatırım ile ilgili en büyük sorun çokça kullanılan jargon ve kısaltmalar. Bunların benim hitap ettiğim çoğu bireysel yatırımcı olan sıradan vatandaş için anlaşılması çok güç. İkincisi, finans ve yatırıma daha alternatif bir gözle bakıyorum ve biraz daha zor sorular sormayı seviyorum. Bana kalırsa tüm bu yatırım ve finans endüstrisi değişebilir, daha iyi bir hâle gelebilir. Şu an pazara oligopolistik bir yapı hâkim. Bir değişim gerektiğine ve bu alanda yapılacak çok iş olduğuna inanıyorum.

Finans gazeteciliğinde kaynaklar çok önemli. Bu alanda çalışan gazeteciler güvenilir ilişki ağlarını nasıl oluşturmalılar?
Çok uzun zaman işin içinde olmak lâzım diyebilirim. 20 senedir bu işi yapıyorum ve endüstrideki insanları artık tanıyorum. Haber merkezinde çalışmıyorum, orda işler daha farklı tabii çok fazla sayıda kaynakları var. 15 sene BBC’de araştırmacı gazeteci olarak çalıştım ve iş dünyasına dair haberler yaptım. Bazılarını biliyorsundur, Kıbrıs Türkü Asıl Nadir’in Polly Peck davası ilk araştırmacı gazetecilik örneğimdir. İki türlü oluyor genelde, ya bir e-mail geliyor ve “bu konuya bakabilir misin?” deniyor ya da hâl-i hazırda patlamış büyük bir haberi takip etmek ve daha fazla bilgi edinmek gerekiyor. İkinci durumda arka planını zaten bildiğimiz için yapmamız gerekeni yapıyor, bilgi edinmek için daha fazla kazıyoruz.

‘Gazeteci avukat gibi düşünmeli’

Gazeteciler haber önerisinde bulunurken nelere dikkat etmeli? Altın kural var mı?
Belgesel ya da haber fark etmez esas olan hikâyenin tutarlı ve inanılır olması. Çünkü çoğu deneyimli gazeteci neyin anlamlı olup neyin olmadığını çok iyi ayırt edebiliyor. Bir diğer önemli nokta haberin gerçekten farklı olması ve ilk kez açığa çıkması. Ben ve benim yaşımdaki gazeteciler çok fazla şey gördük ve duyduk. Muhtemelen benzerleri karşımıza çıktı, dolayısıyla bize yeni bir şey söylemeli gelen öneri. Konu sizi gerçekten çok heyecanlandırıyor olabilir ama biz aynı şekilde görmeyebiliriz. Bir avukat nasıl düşünüyorsa biraz öyle düşünmek gerek. İyi bir avukat davaya nasıl hazırlanıyorsa, gazeteci de haberine öyle yaklaşmalı. “Artılar eksiler neler, kaynaklarım kim?” gibi soruları sormalı kendine, ve kanıtları düşünmeli. Bir hukukçu gibi düşünmenin çok yararlı bir zihinsel süreç olduğunu düşünüyorum.

‘Okumayan gazetecinin önü açık olamaz’

Köşe yazarlığı ciddi disiplin gerektiren bir alan. Bu pratiği kazanmak isteyen gazetecilere tavsiyeniz ne olur?
Her konuda bir fikriniz olsun, çok fazla okuyun. Bunun gibi temel şeyler esasında. Çok fazla okumayan bir gazetecinin önü açık olamaz. Özellikle ekonomi alanındaysanız diğer tüm yayınları okumak zorundasınız. The Economist, Financial Times ya da Wall Street Journal gibi belli başlı yayınları takip etmeniz şart. Çünkü fikirleriniz okudukça şekilleniyor ve haber önerisini yapmanız da buna bağlı. İkincisi ise, meraklı olmak. Hep yeni bakış açılarına odaklanmalı, “Ah evet, ilginç!” dediğiniz şeylerin peşinden koşmalısınız. Son olarak fikir sahibi olmalısınız, fikriniz yoksa bu büyük bir sorun. Birçok şeyle ilgili fikriniz olmalı, güçlü fikirleriniz olmalı ve bunları kendinize saklamamalısınız. İnsanlar fikirlerinizi okumak istiyor, ses getiren görüşler ve kanıtlar istiyor.

‘Geleneksel yöntemlerle gelir elde etme devri kapandı’

Deneyimli bir medya girişimcisisiniz aynı zamanda, sizce çevrimiçi habercilik nasıl bir iş modeliyle ayakta kalabilir?
Çok zor ve gittikçe zorlaşıyor. Bugüne dek birçok televizyon şirketi, kurumsal iletişim işleri ve online yayınlar yönettim. Kolay değil, çünkü geleneksel haberciliğin gelir modelleri artık işlemiyor. İnsanlar içeriğe para ödemek istemiyor. Eğer the Economist gibi büyük bir yayıncıysanız sizi etkilemeyebiliyor ama genel olarak insanları içerik için ödemeye iknâ etmek kolay değil. Reklam da artık eskisi gibi değil, banner vs. tüm bunlar yeterince hedeflenmiş değil. Dolayısıyla çevrimiçi medyada geleneksel yöntemlerle gelir elde etme devri artık kapandı. Abonelik sorunlu, reklam da çok fazla yok dolayısıyla daha yatay düşünmek zorundasınız. Birçok kuruluş artık etkinliğe yatırım yapıyor, bu alan oldukça popülerleşti.

Sergül Taşdemir

Sergül Taşdemir

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji bölümünde lisans, Sciences Po Paris'te Avrupa Çalışmaları üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladı. Ardından CNN Türk'te istihbarat ve dış haber muhabirliği yaptı. Şu an Galatasaray Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Çalışmaları alanında doktora yapıyor.