Haber

Suriyeli tarım işçileri: En düşük ücret, en kötü koşullar

Türkiye’de ucuz iş gücü olarak görülen yüz binlerce Suriyeli, Türkiye’de emek sömürüsünün en yoğun olduğu alanlardan biri olan tarım iş kolunda mevsimlik işçi olarak ter döküyor. Ankara’nın Polatlı İlçesi’ndeki tarlalarda çalışan Suriyeli işçilerle koşulları ve hayata nasıl tutunduklarını konuştuk.

Ülkelerindeki savaştan kaçan ve Türkiye’de geçici koruma statüsü altında bulunan 3 milyonu aşkın Suriyelinin çok büyük bir kısmı tarımsal üretime katılıyor. Mevsimlik tarım işçiliğinin oldukça zor koşullar altında yapıldığı Türkiye’de Suriyeli işçilerin koşulları ise iki kat daha ağır. Zira ırkçı söylemlerin hedefinde olan Suriyeli işçiler toprak sahipleri için düşük maliyetin adresi durumunda. Çadırlarda aileleriyle yaşama tutunmaya çalışan Suriyeli işçiler, yerli mevsimlik işçilere göre daha az yevmiye alırken her an haftalıklarını alamadan işten atılma korkusu yaşıyor.

Uzun zamandır Ankara Polatlı’da tarım işçisi olarak çalışan Mardinli Hüseyin, bulundukları çevrede Kürt nüfusun fazla olduğunu ve bu sebeple Suriyelilerin burada rahat olduğunu ileri sürerken, pek çok yerde ücretlerin çok daha az olduğunu doğruluyor. “Biz burada kendimizce adaleti sağladık. Günde 8 saat, günlük 45 liraya çalışıyoruz. Yerli işçiler ne alıyorsa aynı ücreti Suriyeliler de alıyor. Ama bu bizim için geçerli. Burada Türklerin yoğun olduğu köylerde Suriyeliler hem daha az yevmiyeye çalıştırılıyorlar hem de sürekli işten çıkarılma ile tehdit ediliyorlar” derken, “Suriyeli nüfusun fazla olduğu Adana, Mersin gibi illerde durum daha da kötü. Oralarda günlük 25-30 TL’ye 12 saat çalışıyorlar” diye konuşuyor.

Eşini ve iki oğlunu mantar zehirlenmesinden kaybetti

Kobaneli 55 yaşındaki Muhammed, iki senedir Polatlı’da Yenimehmet Köyü’nde mevsimlik işçi olarak çalışıyor. 4 sene önce Türkiye’ye gelen Muhammed, Suruç’tan sonra geçtiği Antalya’da bir sene kadar çalıştığı narenciye tarlasından parasını alamadan kovulmuş. “Çoluk çocuk bütün ailemle çalıştığım tarladan kovulunca hiçbir şey yapamadım, derdimi kimseye anlatamadım” diyen Muhammed, Antalya’nın ardından Bodrum’a gittiğini ama bir hafta zor kalabildiğini, “Bizi orada barındırmadılar” diyerek anlatıyor.

Polatlı’dan önce tanıdık vasıtasıyla Haymana’ya geldiğini söyleyen Muhammed, oradaki tanıdıklar “Polatlı’da Kürt çok, rahat edersin” deyince “Buraya geldim” diyor. “Polatlı’ya ilk geldiğimde sabah 5 akşam 10 çalışıyordum. Az para veriyorlardı. Şimdi günde 8 saat çalışıyorum” diyerek son çalıştığı yerden memnun olduğunu anlatıyor ama yaşadığı zor günleri de unutamadığını ekliyor. 6 çocuğuyla birlikte sebze tarlasında çalışan Muhammed, geçtiğimiz sene eşini ve iki oğlunu mantar zehirlenmesinden kaybetmiş. Muhammed, tarlada çalışırken topladıkları mantardan zehirlenen eşi ve çocukları için herkesin seferber olduğunu ve kendisini yalnız hissetmediğini anlatıyor.

Üç kez karakola çağrıldığını belirten Muhammed, polislerin sorularından rahatsız olduğunu söylüyor. “Bana sürekli YPG ile ilgili soru sorup, onları sevip sevmediğimi soruyorlar” diyen Muhammed, emniyettekilerin kendisine “Orası Kobane değil, Ayn el-Arab. Sen de Kobaneliyim deme” dediklerini aktarıyor.

Dört sene önce ailesiyle Türkiye’ye gelen Muhammed, geçtiğimiz sene eşini ve iki oğlunu mantar zehirlenmesinden kaybetmiş.

Hesen: Savaş biter bitmez dönmek istiyorum

Polatlı’ya bağlı İnler Köyü’nde çalışan Halil Hesen ise üç yıl önce geldiği Türkiye’de önce kısa bir süre Diyarbakır’da kalmış. Ardından akrabalarının aracılığıyla duyduğu Polatlı’ya gelmiş. Yazın pancarda kışın da soğanda çalışıyorum diyen Hesen “Bazı yerlerde Suriyeli oldukları için markete, kahveye sokulmayanlar olduğunu duyuyoruz” diye konuşuyor. 14 kişilik bir ailesi olan Hesen’le birlikte 9 kişi tarlada çalışıyor. “Suriye’yi çok özledim” diyen Hesen, savaş biter bitmez ülkesine dönmek istiyor.

Halil Hesen ve ailesi üç yıl önce Türkiye’ye gelmiş.

İlçe merkezini dahi görmemiş

22 yaşındaki Rakkalı İbrahim de akrabaları vasıtasıyla İnler Köyü’ne işçi olarak gelenlerden. Eşi Fatima ve 6 aylık bebeğiyle tek göz çadırda hayatta kalmaya çalışan İbrahim ve ailesi jandarmanın zaman zaman kimlik yüzünden sıkıntı çıkardığını söylüyor. Tarla işlerinde zorlanmadığını anlatan İbrahim, “Burada çok Suriyeli var, yalnız hissetmiyorum. Ama savaş bittiğinde döneceğim” diyor. İbrahim, aylardır bulunduğu Polatlı’da hiç tarladan çıkmadığını ve ilçe merkezini dahi görmediğini aktarıyor. Suriye’de bir kardeşini hava saldırısında kaybeden İbrahim’in anne ve babası hâlâ Rakka’da yaşıyor.

Rakkalı İbrahim tek göz çadırda eşi ve 6 aylık bebeğiyle yaşıyor.

Hana: Suriye kalbimde ve aklımda

4 çocuğuyla birlikte sebze tarlasında çalışan Hüseyin ve eşi Hana da Rakka’dan gelenler arasında. “Ailelerimiz Suriye’de kaldı, çıkamıyorlar” diyen Hana, eliyle kalbini ve başını göstererek, “Suriye annemiz. Hep kalbimde ve aklımda” diye özlemini dile getiriyor. “Çalışmakta sıkıntı çekmiyorum, zaten Suriye’de de tarlada çalışıyorduk” diyen Hüseyin ise, “İş olsun başka bir şey istemem” diyor.

Hüseyin eşi Hana ve dört çocuğu ile Rakka’dan Türkiye’ye gelmiş.

Suriyeli işçiler tarımın yükünü sırtlıyor

İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de geçici koruma kapsamında 3 milyonu aşkın Suriyeli var. 500 bine yakını İstanbul’da yaşarken dağılımda tarımsal faaliyet yapan yerlerdeki yoğunluk dikkat çekiyor.

Kalkınma Atölyesi’nin 2016 Mayıs ayında yayınladığı ‘Türkiye’de Mevsimlik Tarımsal Üretimde Yabancı Göçmen İşçiler Mevcut Durum Raporu‘na göre, de Suriyeli göçmenler Türkiye’nin hemen her yerinde daha çok tarım işçisi olarak çalışıyor. Rapora göre, Suriyelilerin yoğun olarak bulunduğu Gaziantep ve Çukurova ise tarım ücretlerinin en düşük olduğu bölge ve işçiler burada haftanın yedi günü çalışıyor. Barınma, yemek, uyuma gibi ihtiyaçlarını ise sağlıksız koşullarda, naylondan korumasız çadırlarda karşılıyorlar.

Mevsimlik tarımsal üretim için önemli bir emek havuzu oluşturan göçmen işçilerin gelecek yıllarda daha da artacağı tahmin ediliyor.

Ezgi Karataş

Ezgi Karataş

Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Aynı bölümde yüksek lisansına devam ediyor. Serbest muhabirlik yapıyor.