Tutuklu gazetecilere destek için düzenlenen eyleme, halktan da destek geldi. Alana gelen yurttaşlar, gazetecilerle dayanışma içinde olmanın ötesinde ‘haber alma haklarını’ savunduklarını vurguladı.
Gazeteciler Alican Uludağ, İsmail Arı ve Merdan Yanardağ başta olmak üzere birçok basın mensubunun tutuklanması ve artan baskılar sonrası pazar günü İstanbul Kadıköy’de ‘gazetecilere özgürlük’ eylemi düzenlendi. BirGün gazetesi ve meslek örgütlerinin ‘yanımızda olun’ çağrısı üzerine eyleme çok sayıda yurttaş katılırken, çevrede bulunan ve duruma tanıklık eden pek çok kişi de gazetecilere destek vermek için alana geldi.
GAZETECİLERE POLİS BARİKATI
Pazar günü Kadıköy’deki Mehmet Ayvalıtaş Parkı’nda toplanan gazeteciler, siyasetçiler ve yurttaşlar, yaklaşık bir kilometre mesafedeki rıhtıma yürümek istedi. Ancak parkın çevresi çok sayıda polis tarafından kalkanlarla kapatıldı, yürüyüşe izin verilmedi. Bunun üzerine basın açıklaması parkta, polis barikatları arasında gerçekleştirildi.
⁉️Gazeteciler hangi haberi ile ‘halkı yanıltıcı bilgili alenen yayma’ suçunu işledi?
Hava muhalefetine rağmen yüzlerce kişi Kadıköy’de ‘Gazetecilere Özgürlük’ dedi.
Genel Başkanımız Gökhan Durmuş: Tutuklu gazeteciler serbest bırakılmalı, kalemlerine dönmeli!… pic.twitter.com/LregO9A7v7
— Gazeteciler Sendikası (@TGS_org_tr) March 29, 2026
‘DESTEK VERMEK İSTİYORUM AMA BAŞIM BELAYA GİREBİLİR DİYE ENDİŞELİYİM’
Eyleme, yurttaşlar da evlerinin pencerelerinden, çevreden ve abluka içinden alkışlarla destek verdi. Yoğun yağışa ve polis ablukasına rağmen eyleme katılan yurttaşlar hem gazetecilere destek verdiklerini hem de kendi ‘haber alma haklarını’ savunduklarını vurguladı.
Eyleme katılmayıp kenardan izleyenlerin birçoğu ise çağrıdan haberdar olmadıklarını, bu kadar polisin alanda bulunmasının şaşkınlık verici olduğunu söyledi. İsmini vermek istemeyen bir yurttaş, “Ben de destek vermek isterim ancak sonrasında başım belaya girebilir diye endişeliyim. Kenardan da olsa yanınızda olduğumuzu bilin” dedi. Bazı yurttaşların ise gazetecilere destek olmak için polis ablukası içine girdiği görüldü.
‘ASLINDA KENDİMİZ İÇİN BURADAYIZ’
Eyleme katılan yurttaşlardan Güler Dikmen, yaşananları ‘haber alma hakkı’ üzerinden değerlendirdi.

Dikmen, “Bugün buraya gazetecilere destek vermenin ötesinde aslında kendimiz için geldik. Halkın haber alma hakkını korumak için buradayız. Gazeteciler bizim adımıza haber yapıyor, bizim için cezaevine giriyor. Biz kendi hakkımızı savunuyoruz” dedi. Eylemdeki polis yoğunluğuna da dikkat çeken Dikmen, barikatların ‘orantısız’ olduğunu vurgulayarak, “Şu an faşizan bir ortamdayız. Bunun kanıtını da etrafımız saran polislerle görebiliyoruz. Binlerce polisi burada gördüğüm için şaşkınlık içindeyim. En fazla ne olabilir? İnsanlar rıhtıma kadar yürüyüp, basın açıklaması yapıp dağılacaktı. Ancak izin verilmedi. Çok şaşkınım” ifadelerine yer verdi.
‘BU KADAR POLİS KORKUNUN GÖSTERGESİ’
Yeter Tabak ise eylem alanındaki polis sayısını ‘iktidarın korkusu ve paniği’ olarak yorumladı.

Gazetecilere yönelik baskıların hukuksuz, özgürlükleri kısıtlayan bir hamle olduğunu vurgulayan Tabak, “Burada yaşananlar bu düzenin bir yansıması. 24 yıldır hukuksuzluğun, bu çarpık düzenin, kayırmacılığın, aydınları hapise atan iktidarın görsel versiyonunu yaşıyoruz. Özellikle gazetecilere uygulanan baskılar, hukuksuz. Asla tasvip etmiyoruz. Bugün de yarın da tutuklu gazeteci kardeşlerimizin yanında olacağız. Devran dönecek; hukuka, özgürlüklere sahip çıkan bu insanların mücadelesini kimse gözardı etmesin. Biz gazetecilerin yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
‘DOĞRU BİLGİYE ULAŞMAK İSTİYORUZ’
Eylemi takip eden Zeynep Arslan da basın açıklamasına katılma nedenini, ‘doğru habere ulaşma ihtiyacı’ olarak açıkladı. Medya üzerindeki baskıların halkı doğrudan etkilediğini belirten Arslan şöyle konuştu:
“Bugün buraya biz yurttaşlar olarak haber alma hakkımızı korumak için geldik. Medya öylesine bir baskı altında ki, haber alma imkanımız çok kısıtlı. Doğruları yazan basın mensuplarını da cezaevleriyle cezalandırıyorlar. Gazeteciler bizim için ne zor şartlar altında çalışıyor. Dolayısıyla biz de burada olmak, hem onlara hem de kendimize destek olmak zorundayız. Gazeteciler susturulursa biz de karanlıkta kalırız. O yüzden buradayız.”
‘SANSÜRLÜ, BASKI ALTINDA BİR MEDYA İSTEMİYORUM’
68 yaşındaki Suat Yaman ise geçen dönemlerle kıyas yaparak, bugün yaşananların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

Gazetecilerin önüne yüzlerce polisle barikat kurulmasını eleştiren Yaman, “Eşime de bu kadar polisi gördüğümde bizi yürütmeyecekler dedim. Nitekim yürütmediler. Hava şartları kötü olduğu için fazla kişinin gelemeyeceğini düşündüm; benim gitmem lazım dedim. Ben bu ülkede yaşayan bir yurttaş olarak doğru habere erişmek istiyorum. Sansürlü, baskı altında olan bir medya istemiyorum. Herkes haber yapabilmeli ve bunun karşılığında hakları da korunmalı. Ben 68 yaşındayım, 80 öncesi ve sonrası dönemlere de şahit oldum. Etrafınıza bakın, bir avuç insanı yürütmemek için binlerce polis kalkan oluşturdu. Ancak bu mücadele engellenemez. Haber alma hakkımızı korumaya devam edeceğiz. Gazetecilerin emekleri boşa değil. Yüreğimiz de desteğimiz de gazetecilerle birlikte” diye konuştu.
‘ÖZGÜR BASIN ÖZGÜR ÜLKE DEMEK’
Eylemi çevreden geçerken görüp katıldığını söyleyen Ali K. da özgür basının toplum için önemine dikkat çekti.

“Özgür basın demek, özgür Türkiye demek. Hem özgür bir ülkede yaşamak hem de çocuklarımıza özgür bir ülke bırakmak istiyoruz. Görünce hemen katıldım. Bu alanda daha çok insanın olması gerekirdi” diyen Ali K., özgür basının halkın doğru bilgiye daha hızlı ve doğrudan ulaşması anlamına geldiğini söyledi.
Günümüzde haber yapan, hakikati savunan birçok gazetecinin cezaevinde olduğuna işaret eden Ali K., şu değerlendirme bulundu: “Bu da halkın haber alma hakkını engelliyor. Tam olarak bir kısır döngü. Birçok yurttaş bu gazetecilerin cezaevinde olduğunu dahi bilmiyor. Çünkü basın büyük bir abluka altında. Bu kadar polisin bu alanda olmasından da bunu anlayabilirsiniz. O yüzden bizler için çalışan, haklarımızı koruyan gazetecilere destek vermek bizim görevimiz. Herkese de buradan çağrı yapıyorum; gazetecilerin yanında olsunlar, destek versinler.”


