Haber

Ahmet Emin Yalman suikastı: ‘Basına, basın destekli saldırı’ 67 yaşında

Tam 67 yıl önce bugünlerde Türkiye, muhafazakar basındaki sert eleştirilere alışmış ünlü bir gazeteciyi hedef alan suikast ile sarsıldı. Gazeteci Ahmet Emin Yalman’a 22 Kasım 1952 gecesi Malatya’da düzenlenen silahlı saldırı, basın tarihimize kara bir leke olarak geçti. Yalman, başyazar olmasına rağmen bir muhabir gibi çalışan, saldırıdan dakikalar önce telefonla haber yazdıran bir gazeteciydi. Saldırgan ise Necip Fazıl Kısakürek çevresindeki Büyük Doğu hareketinden ilham almıştı. Mısır’dan Müslüman Kardeşler ile İran’dan bir başka İslami hareketin finanse etmekle suçlandığı suikast nedeniyle zan altında kalan dönemin başbakanı Menderes eleştirilere beklenmedik bir yanıt vermişti. Menderes o tarihten sonra hükûmete dair tüm haberleri ilk olarak gazeteci Yalman ile paylaşmaya başlamıştı.

Önce saldırıya uğrayan gazeteciyi ve suikastın tetikçisini tanımak için, gazeteci ve siyasetçi Altan Öymen’in 2008’de Radikal’de yayımlanan yazısından birkaç bölüm aktaralım:

“Ahmet Emin Yalman, zamanının en ünlü ve en aktif gazetecilerindendi. 1888 (Selanik) doğumluydu. Yani, o sırada 64 yaşındaydı. 

1910’da İstanbul Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra dört yıl ABD’de felsefe okumuştu. Türkiye’ye döndüğünde Darülfûnun’da (İstanbul Üniversitesi’nde) Ziya Gökalp’ın yanında asistanlık yaptı.

Bir yandan da gazeteciliğinin ilk adımlarını attı. Vakit gazetesinin kurucu ortağı oldu. Orada yazdığı yazılar yüzünden 1920’de İşgal kuvvetlerince Malta’ya sürüldü.”

Yalman muhalefetteyken Demokrat Parti’yi destekledi, iktidara gelince eleştirdi

“Dönünce, Vatan’ı çıkardı. 1925’te İstiklâl Mahkemesi’ne ifade vermeye çağırılan gazeteciler arasındaydı. Zamanın diğer ünlüleriyle birlikte birkaç hafta gözaltında kaldılar. Yalman hapse mahkûm olmadı. Ama gazetesi Vatan kapatıldı. Kendisi de uzunca bir süre gazeteciliğe devam etme imkânı bulamadı.

Bir süre ticaretle uğraşan Yalman’ın Vatan’ı çıkarması ve yeniden Vatan’da başyazılarına başlaması 1940 yılındadır.

Yalman, çok partili döneme geçildikten sonra, muhalefetteki Demokrat Parti’nin başlıca destekçileri arasındaydı. Bu desteğini Demokrat Parti’nin iktidara geçmesinden sonra da bir süre devam ettirdi.

Fakat daha sonra DP’nin ‘irticai hareketler’e göz yumduğu kanısına vardı. Evvelce hakkında çok övücü yazılar yazdığı Başbakan Adnan Menderes’i de eleştirmeye başladı.

O eleştiriler yüzünden Menderes’le ilişkileri zaman zaman bozuldu.Bazen düzelir gibi oldu, sonra tekrar bozuldu. 1952 Kasım’ında ise, o ilişkiler, ne iyi, ne kötü denilebilecek bir durumdaydı.”

Hüseyin Üzmez: ‘Ben gazeteci vurmuştum’

Hüseyin Üzmez, Yalman’a silahlı saldırı düzenlediği 1952 yılında bir lise öğrencisiydi. Suikastten sonra teslim oldu ve 20 yıl hapse mahkûm edildi, 10 yıl cezaevinde kaldı.

2011’de bu kez “cinsel istismar ve küçük yaştaki çocuğun ruh sağlığını bozma” suçundan 13 yıl hapis cezasına çarptırılınca yıllar sonra yeniden hapse girdi ve manşetlere taşındı. Son yıllarında Anadolu’da Vakit gazetesinde köşe yazarlığı yaptı ve 2014’te öldü.

Öymen, Üzmez’in son mahkumiyeti konusunda şunları yazdı: “[Üzmez] Hakkındaki iddiaların zaten suç olmadığını söylüyor. İslamiyet’te çocuklar ‘akıl baliğ’ olur olmaz reşit sayılırmış. Medeni Kanun’daki rüşt yaşı, onu zaten ilgilendirmiyormuş. Üzmez o arada gazetecileri de azarlıyor. ‘Ben zaten gazeteci vurmuştum’ diye ‘hatırlatma’lar yapıyor.”

‘Malatya Hadisesi’ ve basına yansımaları

Üzmez’in 1952’de Yalman’ı ağır yaraladığı ve “Malatya Hadisesi” diye de bilinen silahlı saldırı ile bunun basına yansıması konusunda en ayrıntılı akademik çalışmalardan biri, Selma Çetinkaya’nın 2016’da Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi’nde yayımlanan makalesi. Bu olayı, “Ahmet Emin Yalman Suikastı Ve Etkileri” başlıklı bu makaleden özetleyerek aktarıyoruz: 

* Vatan gazetesi sahibi ve başyazarı olan Ahmet Emin Yalman’a yönelik suikast, 1952 yılının sonunda Malatya’da gerçekleşti. Aynı süreçte Başbakan Adnan Menderes de Malatya’ydı. Menderes, 22 Kasım 1952’de bakanlar ve milletvekilleri ile Malatya’ya gitmişti. Bu şehre ilk kez gelen başbakan 23 Kasım sabahı saat 9.00’da İstanbul Sineması’nda başlayacak olan DP İl Kongresi’ne katılacaktı. 

Saldırgan 6-7 el ateş edip kaçtı

* Menderes aynı gün kalabalık bir topluluğa seslendi, akşam da valilik tarafından Sümerbank lokalinde verilen yemeğe katıldı. Yurt sayısını hazırlamakla uğraştığı için bir süredir Malatya’da bulunan gazeteci Yalman da 22 Kasım akşamı verilen bu yemeğe katıldı. Yalman, yemek sonrasında önce postaneye giderek Vatan gazetesini aradı, Menderes’in yaptığı konuşmayı bildirdi, ardından kaldığı Malatya Palas’a dönerken İş Bankası’nın önünde 23.30’da Akşam’a ve Vakit’e göre üç, Ulus’a göre iki kişinin saldırısına uğradı.

* Bu kişilerden açık bej rengi (Vakit gazetesi gri renkli olduğunu söylemektedir) pardösüsü olan ve siyah pantolonlu olduğu söylenen Yalman’a 7.65 milimetre çapındaki tabanca ile (Milliyet av tüfeği diye yazmıştır) Vakit ve Akşam’a göre altı, Ulus’a göre yedi el ateş etti. Kurşunlardan biri Yalman’ın eline, biri karnına (Vakit’te göğsüne demektedir) diğeri de ayağına (Vakit’te bacaklarına yazmaktadır) gelirken, diğer kurşunlar yazara isabet etmedi. Olayı gören bekçi, suikastçıların arkasından koşsa da yetişemedi.

Büyük Doğu dergisi ve cemiyetleri

* Yalman hastaneye kaldırılırken olay Menderes’e ve İçişleri Bakanı’na bildirildi. Hastanede Yalman’ı ziyaret eden Menderes’in isteği üzerine Adalet Bakanı Osman Şevki Çiçekdağ ve Emniyet Genel Müdürü Kemal Aygün ile iki doktor özel bir askeri uçakla Malatya’ya geldi. Olayla ilgili çıkan ilk haberlerde suikastı düzenleyenlerin Büyük Doğu Cemiyeti’ne dâhil olduklarına dair söylentilerin varlığından bahsedildi…. Sonraki süreçte yaşanacaklar, olayın Büyük Doğu ve Necip Fazıl Kısakürek çerçevesinde şekillendiğini, irtica bağlamında ele alındığını bize gösteriyor.

* Suikastın içinde ismi geçen Musa Çağıl da kendisiyle yapılan röportajda, Malatya’da kurdukları fikir kulübünde dönemin gazete ve dergilerini okuduklarını söyleyerek Yalman ile Kısakürek’in atışmalarını takip ettiklerini, Büyük Doğu Dergisi’nin farkına bu süreçte vardıklarını, suikastın öncesinde de Elazığ ve Malatya’da Büyük Doğu Cemiyetleri’ni kurduklarını ifade etti. 

Güzellik yarışmasını bahane ettiler

* Yalman’ın “komünizm artık camilerde, minberlerde, hutbelerde yer buluyor” şeklinde “camilere hakaretvari” yazılar yazdığını ifade eden Çağıl, “Üstad [Kısakürek] da bunlara cevap veriyor. O da sivri yazılar yazıyor. Ama bizi daha çok Ahmet Emin’in yazıları tahrik ediyor, canımızı sıkıyor. Üstadın yazıları bizi tahrik ediyor ama biz daha çok Ahmet Emin’in yazılarına kızıyoruz” diyerek suikastın gerçekleşmesindeki faktörler arasında Kısakürek’in bulunduğunu belirtmiştir. 

* Çağıl’ın açıklamaları dönemin panoramasını çizmesi açısından oldukça mühimdir. Açıklamaların siyasi bir konu olmaktan ziyade Yalman’a yönelik şahsi kanaat çerçevesinde düşünülmesi gerekliliğini de bize göstermektedir. Öyle ki güzellik yarışması da suikast noktasında önemli bir etkendir. Yalman da suikasta hazırlanan zeminde güzellik yarışmasını bahane ederek kendisine yöneltilen tenkitlerin büyük rol oynadığını belirtir.

Kısakürek hapis cezasına çarptırıldı

* On, on beş yıldır düzenlenen ve ilgi gösterilen bu yarışmaların eleştiriliyor hale gelmesini, “Türk güzellerini Avrupalılara ve Amerikalılara peşkeş çekiyor. Bu adamın boynuna kement atacak bir iman sahibi çıkmayacak mı?” şeklindeki haberleri tahrik edici görmektedir. Hatta Büyük Doğu’nun 5, 6, 7 ve 8 Haziran 1952 tarihlerindeki baskılarındaki güzellik yarışmasına ve Yalman’a yönelik atıflar sebebiyle Vatan’ın avukatı Mehmet Ali Sebük dergiye üç ayrı dava açmıştır. 

* Bu dava sonucunda Kısakürek önceden de var olan cezalarından ayrı üç ay daha ceza alırken, Büyük Doğu Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Banatlı 4 ay 220 gün hapse ve 500 lira ağır para cezasına çarptırılmıştır. Görüldüğü üzere bazen pek de mühim görülmeyen gelişmeler büyük olayları doğurmaya yol açabilmektedir. Güzellik yarışmasına yönelik atışmalar, giderek büyümüş ve sıkıntılı bir süreci doğurmuştur.

Saldırı için 120 lira aldı

* Araştırmalar sonunda, dönemin basını bir irtica şebekesi ortaya çıkarıldığını ve bu bağlamda on beş kişinin tutuklandığını yazan haberlere yer verdi. Hüseyin Üzmez ve Musa Çağıl dışında 13 kişi daha tutuklandı. Üzmez’in ifadesinde “maddi ve manevi tesirleri altında bulunduğum adamlardan emir aldım. Kimi olsa vuracaktım” sözleri dikkat çekmektedir. Yalman’ın yazılarını ve karakterini sevmeyen, kökeninden dolayı da “diş bileyen” Üzmez’in maddi durumunun bozuk olduğu, gizli cemiyetin yardımlarıyla okuduğu, bu yüzden onların talimatını yerine getirdiğini söylemesi de önemli. 

* Vurduktan sonra kendisine vaat edilen 120 lirayı alan Üzmez, Yalman’ı öldürmek amacında olmadığı için belden aşağı ateş ettiğini söylemiştir. Üzmez’in “Dini akidemi zedeleyici yazılar neşrediyordu. Onun için kendisini öldürmeye karar verdim ve bu suçu işledim. Bekçiye silah atan Şerif Dursun’dur” açıklamasından da anlaşılacağı üzere Üzmez suikastı tek başına gerçekleştirmemiştir. Nitekim dönemin basınına da konu olduğu üzere yukarıda ismi geçen şahıslar 20 Kasım’da Fevzi Özer’in evindeki toplantıda bu eyleme karar vermişlerdir. Zanlıların ifadeleri, Yalman’ın düşünceleri ve ifadeleri nedeniyle hedef olduğunu doğrular.

Evinden ‘yobaz matbuat’ çıktı

* Ulus’ta çıkan bir haberde Üzmez’in Malatya’daki evinde yapılan araştırmalarda Büyük Doğu dergi ve gazetelerinin ciltleri, Volkan dergileri, İslam’ın Rehberi, Masonluğun İçyüzü, Muhammet Hanefi Cengi, İmam Hatip Okulları adlı kitap ve risaleler, Serdengeçti, Hür Adam, Bozkurt gibi dergilerin bulunduğundan bahsedilir. Saldırıdan günler sonra Yalman’a ölüm tehdidi içeren bir mektup da 27 Kasım’da İzmit’te yayımlanan Karagünler gazetesine gönderilmiştir. Mektupta, “Körolası Ahmet Emin Yalman’ı Malatya’da öldüremedik. Ama eceli elimizde ve yakındır. Burada da öldürülmesi meşrut bazı kimseler vardır” ifadesi vardır.

* Suikast ile ilgili farklı bir bakış açısını ise Alpay Kabacalı’nın kitabında görmekteyiz. Kabacalı, Mehmet Ali Sebük ile yaptığı röportajın bir kısmında şu sözlere yer vermiştir: “Yalman, Menderes aleyhinde yazmaya başlayınca Necip Fazıl’ı Ankara’ya çağırdılar, hukuk dışı bir davranışa sokmak istediler. Gözümün önünde Samet Ağaoğlu, ona 170 bin lira verdi. Daha sonra Büyük Doğu’da Ahmet Emin dinsiz imansızdır diye bir kampanya başladı. Yaza yaza Malatya suikastını yarattılar. Ahmet Emin beş kurşun yedi, tesadüfen kurtuldu. Menderes’in haberi vardı.”

Büyük Doğu suikastı ‘tertip’ (komplo) diye niteledi

* Sebük’ün bu sözleri, Kısakürek ile Yalman arasında basın üzerinden yürüyen atışmaların nedenini göstermekle beraber, Başbakan Menderes’in haberdar olduğu durum Büyük Doğu Dergisi’ndeki Yalman’a yönelik yazılar olsa gerektir. Suikasttan haberi olduğu durumu pek gerçekçi görülmemektedir. Ancak bu yazıların muhafazakâr gençlik üzerinde etkin rol oynadığını da göz ardı etmemek gerekmektedir. Öte yandan DP’nin resmi ilanlarla Büyük Doğu’yu destekler hali, bu tür söylemleri de beraberinde getirmiştir diyebiliriz.

* Kısakürek böylesi ithamlarla karşı karşıya kalırken ona göre bu suikastı gerçekleştirmiş olabilecekler 1 Aralık 1952 tarihli Büyük Doğu’da şöyle sıralanmıştır: “Büyük Doğu gazetesinin etkisiyle tirajı düşen Vatan gazetesinin kendisine karşı tertibi, Adnan Menderes’i çürütmek için masonların ve kozmopolitanların bir tertibi, CHP’nin tertibi, sadece din ve imana karşı güdülen tasallutlardan münfail birkaç Müslüman’ın kafa kafaya vererek yaptıkları bir kişisel eylem, en zayıf ihtimal olarak da ülkede var olan gizli bir şebeke ve örgütün mübarek değerler adına tertibi… “Görüldüğü üzere iki taraf da suikastın öncesinde ve sonrasında birbirini suçlar mahiyette yorumlarda bulunmuşlardır.

İran’dan gönderilen 1000 liralık bono

* Bu arada belirtilmesi gereken bir nokta da dönemin basınında da yer bulan, olayla ilgili dış tesirlerdir. Buna göre İran’ın “Fadaiyan-ı İslam Cemiyeti başkanıyla yapılmış bir yazışma ele geçirilmiştir. Ayrıca yine aynı cemiyetin Rüstem Yücel adına gönderdiği 1.000 liralık bir bonodan da bahsedilmiştir. Bundan ayrı Mısır’daki Müslüman Kardeşler Cemiyeti ile de işbirliği içinde olunduğu da basında yer almıştır. 

* Yalman Suikastı’nın ülke içindeki tesiri yalnızca siyasi ortamda değil, basın çevresinde de kendisini hissettirmiştir. Yalman iyileştikten sonra şu ifadeleri kullanır: “[Bu suikast] memlekette geriliğe karşı bir milli cephe kurmak ve milli menfaatlere elbirliğiyle bekçilik ve hizmet etmek yolunda bir istidat ve imkân yarattı. Bu da her şeyden evvel basınla hükûmet arasındaki sıkı işbirliği manzarasını aldı.”

Her icraat önce Yalman ile paylaşıldı

* Gerçekten de Menderes, suikast sonrasında basınla ve muhalefetle sıkı ilişki içerisine girdi. Basın çevresinden ise özellikle Yalman ayrıcalıklı bir konumda yer aldı. Mükerrem Sarol suikast sonrası Menderes-Yalman ilişkisini şöyle özetler: “İktidarın her icraatı herkesten önce Yalman’la paylaşılmıştır. Yapılacak yollar, barajlar, köprüler, limanlar herkesten önce Ahmet Emin Yalman tarafından, hem de teferruatı ile öğreniliyordu. Başbakan bir kısım kabine arkadaşlarıyla yaptığı bazı konuşmalarda Ahmet Emin Yalman’ın bulunmasında mahzur görmemiştir.”

* Yalman’a suikast sonrasında gösterilen bu ilginin sonraki süreçte de devam ettiğini yine Sarol’dan şu sözlerle öğreniyoruz: “Adnan Menderes, başbakan olarak basına ve özellikle Ahmet Emin Yalman’a özel bir önem veriyordu. Ben Devlet Bakanı olarak, başbakanım adına Yalman’la ilgileniyor, gerçekleri öğrenmesi için elimizden gelen her yardımı yapıyordum. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün arşivlerini, başbakanın emri ve Kemal Aygün’ün siyasi sorumluluğu ile Ahmet Emin’e açmıştık. Dilediği gibi dosyaları inceliyor, içten ve dıştan gelen düşmanca hareketlerin içinde yer almış kişileri böylece tanımış oluyordu.”


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – CUMHURİYET’İN İLK İSTİKLAL MAHKEMESİ GAZETECİLERİ BERAAT ETTİRMİŞTİ

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.