Haber

‘Günümüzde uygulanan kendi kendini sansür, sansürün en aşağılık şeklidir’

Sosyal medyada sansür yasası tartışılırken “24 Temmuz Basın Bayramı” geldi çattı. Gazeteciler basın özgürlüğü ihlalleri nedeniyle bu bayramı 1971 askeri darbesinden beri kutlamıyor, kutlayamıyor.
24 Temmuz 1990 tarihinde Milliyet gazetesinde “Buruk Basın Bayramı” başlığıyla yayımlanan aşağıdaki haber, bu alanda karşılaştığımız birçok sorunu yıllardır tartışıp bir türlü çözemediğimizi gösteriyor.
Otosansürden hapisteki gazetecilere, “kısıtlamalardan” “kararnamelere” dek bitmeyen bir ‘dejavu’nun içindeyiz. 30 yıl önceki haberde belirtildiği gibi kitap ve dergiler artık toplatılmıyor ama bugün 400 bini aşkın internet sitesi engelli.

Basının özgür olmadığı yerde düşünce özgürlüğünün de olmayacağını belirten Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nezih Demirkent, “24 Temmuz’u bayram olarak nitelemiyorum” dedi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Orhan Erinç de, 12 Mart 1971’den bu yana ‘Basın Bayramı‘nı kutlamadıklarını hatırlatarak, “Özellikle son kararnameler, zaten var olan sansürü, daha da katmerli duruma getirmiştir” diye konuştu.

Türk basınından sansürün kaldırılışının 82. yılında, 1948’den bu yana kutlanan ‘24 Temmuz Basın Bayramı‘nı “tanımama” kararı aldıklarını belirten Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi ise, “Günümüzde uygulanan ‘kendi kendini sansür’, sansürün en aşağılık şeklidir” dedi.

‘Yaşadığımız 24 Temmuz’lara bayram sevincinden çok hüzün yakışır’

Basın Bayramı’nın 42. yıldönümünde çeşitli basın meslek kuruluşları bildiriler yayımlayarak sansürü protesto ettiler. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nezih Demirkent Türk basınının “kısıtlamalar” içinde yayıncılık yapmaya çalıştığını belirterek, “Bunu topluma bir kez daha tekrarlamakta yarar görüyorum” dedi. Gazetecilerin yüzlerce yıl ağır hapis cezasına mahkûm olduğu, matbaaların kapatıldığı, gazete ve dergilerin henüz paketleme aşamasındayken müsadere edildiği bir dönemde ‘Basın Bayramı‘ndan söz edilmesini yadırgadıklarını belirten Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi, “Yaşadığımız 24 Temmuz’lara bayram sevincinden çok hüzün yakışır” diye konuştu.

24 Temmuz Basın Bayramı” ile ilgili olarak diğer basın kuruluşu temsilcileri de şunları söylediler:

Orhan Erinç (TGS Başkanı): “Türk gazeteciliğinin önemli ve anlamlı bir günü olan 24 Temmuz, Gazeteciler Günü’ne dönüştürülmüştür. Bundan da amaç, sansürün kaldırılış yıldönümünde yaşanmakta olan sansürle ilgili bilgiler vermek ve kamuoyunu aydınlatmaktır.”

‘Bu bayramın kutlanması, basın çalışanlarıyla alay etmektir’

Koray Düzgören (ÇGD İstanbul Şube Başkanı): “Bence bu bayramın kutlanması, basın çalışanlarıyla alay etmektir. Son 5.5 yılda 458 yayın için toplama kararı, 368 yayın için mahkemelerde imha kararı alındı. 39 ton kitap dergi yakıldı. 40 ton da yakılmak üzere bekliyor. Yazar, çevirmen ve gazetecilere toplam 2 bin yıla yaklaşan hapis cezaları ile milyarlarca lira para cezası verildi. Aynca 413 ve 424 sayılı kararnameler, yalnızca Güneydoğu için gözükmekle birlikte, tüm ülkeyi kapsıyor. Bu tabloya bakınca da ‘Basın Bayramı‘ anlamsız kalıyor.”

Aygören Dirim (Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı): “2000 yılına yaklaşırken, dünyada demokrasi ve insan hakları doğrultusunda güçlü bir yenilenme yaşarken, ülkemizde basın organları yasaklanıyor, kitaplar toplatılıyor, hapis cezaları, para cezaları veriliyor. Bu 24 Temmuz’da bunu bir kez daha belirtmek istiyoruz. Zaman geçirmeden engelsiz bir demokrasinin yerleşmesi için, bu doğrultudaki hukuksal düzenlemeler yapılmalı, düşünce özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.”

İsmail Sivri (İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı): “Geçtiğimiz yıllarda Basın Bayramı’nı kutlamak için törenler yapmadık. Bu yıl da yapmayacağız. Basın üzerindeki baskıları bir bildiri ile kınayacağız.”

‘Kafalardaki sansür kalkmadan, bunların kalkmasının bir yararı yok’

Orhan Uğuroğlu (Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık Muhabirleri Derneği Başkanı): “Bir gün yapay bayramlar kutlamak yerine, tüm demokratik kurumlara olduğu gibi, basına da özgürlük verilmelidir. Yarın, sansüre karşı çıkan ve özgürlük yanlısı olan gazeteciler için daha aydınlık olacak.”

Halil Özsoy (ANAP Genel Başkan Yardımcısı): “Türkiye’de, basına sansür uygulanıyor. Hükûmetler ve icra organları, sansürle ilgili kanunlar ve uygulamalar getirebilirler. Kafalardaki sansür kalkmadan, bunların kalkmasının bir yararı yoktur. Sansürün, uygulama ile birlikte kafalardan da kalkmasını temenni ediyoruz.”

İstemihan Talay (SHP Genel Sekreter Yardımcısı): “Çıkarılan son kararnamelerle sansür sadece belli bölgelerde değil, Türkiye’nin her tarafında uygulanabilecek durumdadır. Bu, Türkiye demokrasisinin ne kadar ilkel, ne kadar Avrupa standartlarının altında olduğunu gösteren somut bir durumdur.”

Esat Kıratlıoğlu (DYP Genel Başkan Yardımcısı): “Basını, demokrasinin gerektirdiği şartlar dışında sansüre tâbi tutup, onun faaliyetlerini engellemeyi düşünmek durumuna gelinirse, o zaman demokrasinin şartı olan basın hürriyeti de kaldırılmış demektir. Türkiye’de var olan budur.”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Önder Sav basın örgütlerinin ‘Basın Bayramı’nı kutlamama kararına katıldıklarını söyledi.

Öte yandan araştırmacı yazar Alpay Kabacalı‘nın “Türkiye’de Basın Sansürü” adlı kitabı da 24 Temmuz ‘Gazeteciler Günü’nde dağıtıma çıkacak.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – İNTERNET SANSÜRÜ HİÇ OLMADIĞI KADAR CANLI VE AKTİF

Hıfzı Topuz’dan 24 Temmuz öğütleri: ‘Direnmekten vazgeçmemek lazım, dimdik durmak lazım’

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.

E-Posta Aboneliği