Haber

Daphne Caruana Galizia: Öldürülen Maltalı gazeteci için 3 yıl sonra adalet çağrısı

Uluslararası gazetecilik örgütleri bugün Avrupa'nın dört bir yanında sokakları Daphne Caruana Galizia'nın fotoğraflarıyla donattı. Bu fotoğraf, Avusturya'nın başkenti Viyana'dan. Kaynak: IPI
Gazeteci Daphne Caruana Galizia, 16 Ekim 2017’de Malta’da otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetmişti. Polis koruması kaldırılmıştı. Failler hâlâ cezalandırılmadı. Panama Belgeleri’ndeki yolsuzluğu araştırken cinayete kurban giden Galizia’nın üçüncü ölüm yıldönümünde 19 uluslararası örgüt adalet çağrısı yaptı. Bu cesur gazeteciyi, bu hafta ilk kez yayımlanan sözlerini de alıntılayarak anıyoruz.

Tam adıyla Daphne Anne Vella Caruana Galizia, 1964’te Malta’nın Sliema kentinde doğdu. Arkeoloji ve antropoloji eğitimi alan Daphne’yi tanıyanlar, onu, çocukluğundan beri haksızlığa ve adaletsizliğe karşı sessiz kalamayan biri olarak hatırlıyor.

İlk kez 18 yaşında bir protesto gösteri sırasında gözaltına alınan Galizia, gazeteciliğe 1987’de Sunday Times of Malta’da muhabir olarak başladı. 1990’ların başında bu gazetede köşe yazarlığı da yaptı. Sonrasında Malta Independent gazetesine geçti. İki yayın, Taste&Flair adında bir dergi olarak birleşti ve Galizia son gününe dek bu derginin yayın yönetmeniydi.

Bu arada Galizia’nın araştırma haberlerine ve yorumlarına yer verdiği kişisel bloğu, Malta’nın en çok ziyaret edilen internet sitelerinden biri olmuştu. Güçlü siyasetçilerin ve iş insanlarının kirli ilişkilerini ifşa etti, mülteci krizi gibi zor konuları işledi. Defalarca ölüm tehdidi aldı, evi saldırıya uğradı, hatta ailesiyle beslediği köpek öldürüldü. Buna rağmen cesur eleştirilerinden geri adım atmadı.

‘Tek kadınlık WikiLeaks’

Daphne Caruana Galizia son olarak 2016’da Panama Belgeleri’ni araştırmaya başlamıştı. Belgeler, yıllardır yaptığı eleştirileri güçlendiren yeni ve somut kanıtlar sunuyordu. Bu küçük ülkedeki iktidar odaklarının Avrupa’dan Yeni Zelanda’ya uzanan kirli ilişkileri deşifre olmuştu.

ABD merkezli Politico gazetesi aynı yıl Galizia’yı, “Avrupa’yı şekillendiren, sarsan ve karıştıran 28 kişi” arasında saydı. Galizia, “tek bir kadından ibaret olan bir WikiLeaks… Malta’daki yolsuzluklarla ve şeffaflık karşıtlığıyla mücadele ediyor” diye övülmüştü. Ünü artık Malta sınırlarını aşarken, gazeteciliğinin etkisiyle birlikte üzerindeki baskı da arttı Galizia’nın.

Tarih 16 Ekim 2017 idi. Saat 15.00’e geliyordu. Galizia, yaşadığı Bidnija kentindeki evinin yakınlarında kiralık Peugeot’suyla yol alırken otomobildeki bomba patladı. Sürücü koltuğundaki Maltalı gazeteci orada can verdi. Arkadaki oğlu Matthew ise “Üzerime baktım. Her yanım annemin vücut parçalarıyla kaplıydı” diye yazacaktı, daha sonra Facebook hesabında.

Başbakan, kitlesel protestolar sonucu istifa etti

Daphne Caruana Galizia‘nın polis koruması 2010’da kaldırılmıştı. 2016’nın başından beri Malta’da altıncı kez bir araçta bomba patlamasına rağmen bu cesur gazeteci, seçim dönemleri dışında devletçe korunmuyordu. Galizia’nın eleştirilerine hedef olan isimler arasında yer alan Başbakan Joseph Muscat, suikasttan sonra da tepkilere karşın uzun süre resmi soruşturma başlatmadı.

Ancak kitlesel protesto gösterilerinin ardından Başbakan Muscat bu yıl başında görevi bıraktı. Panama Belgeleri üzerinde Galizia’nın sürdürdüğü araştırmayı, Avrupalı meslektaşları tamamladı. Fakat cinayetin üstünden üç yıl geçse ve aralarında ünlü iş insanlarının da bulunduğu birçok kişi gözaltına alınsa da, Galizia’nın katilleri cezalandırılmış değil.

Cinayetin azmettiricisi olduğu ileri sürülen Yorgen Fenech ile kiralık katiller oldukları iddia edilen Alfred Degiorgio, George Degiorgio ve Vincent Muscat hâlâ yargılanmayı bekliyor. Galizia’nın gazeteci oğlu başta olmak üzere ailesine yönelik tacizler ise tüm hızıyla sürüyor. Bu yüzden Malta’nın hem yeni hükûmeti, hem de Avrupa Birliği eleştiriliyor.

19 uluslararası örgüt: Cezasızlık artık son bulsun

Aralarında Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) ve Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) bulunduğu 19 kuruluş bugün bir açıklama yayımlayarak Daphne Caruana Galizia‘ya yönelik “korkunç saldırı sonrası süren cezasızlığın sona erdirilmesini” istedi. Davadaki son durumun değerlendirildiği açıklamada şu ifadeler de kullanıldı:

  • Gecikmiş adaletin, mahrum bırakıldığımız bir adalet olduğunu hatırlatıyoruz. Gerçeğin tamamının ortaya çıkarılacağı, Daphne Caruana Galizia cinayetinden sorumlu herkesin mahkemeye hesap vereceği kapsamlı ve etkin bir ceza soruşturması için çağrıda bulunuyoruz.
  • Galizia için adalet tamamen sağlanana kadar kampanyamıza devam edecek ve ortaklaşa savunu faaliyetlerini sürdüreceğiz. Umuyoruz ki onu anarken cezasızlığın ve ailesine yönelik tacizlerin sonlandırılması çağrısında bulunduğumuz son yıl, bu yıl olacak. Böylece gelecek yıllarda onun korkusuz bir araştırmacı gazeteci olarak mirasını onurlandırmaya tam olarak odaklanabileceğiz.

Cinayetten önce son söyleşisi: ‘Tüm medya iktidar partisinin elinde’

Avrupa Komisyonu’nun önceki gün yayımladığı, risk altındaki gazetecileri konu alan rapor da “Daphne Caruana Galizia’ya ve mesleklerini yaparken hayatlarını kaybeden tüm gazetecilere” adandı.

18 ülkeden 20 gazeteci arasında Türkiye’den Can Dündar ve Erol Önderoğlu’nun görüşlerine yer verilen raporda, Galizia ile ölümünden 10 gün önce yapılan bir söyleşi de var. Kendisine yönelik tehdit, taciz ve saldırıları ayrıntılarıyla anlatan Galizia, iktidar çevrelerinin onu hedef alan kampanyasından bahsederken şöyle diyordu:

  • En kötüsü bu. Beni hedef alan sürekli bir propaganda. Çok korkunç ve benzeri olmayan bir şey bu, çünkü tüm medya onların elinde. Bir siyasi parti ve karşısında da ben, blog yazan bir kadın…
  • Sistematik bir şey bu. Tek bir sitede bir yıl içinde benim hakkımda 380 adet yazı yayımlanmış. Günde birden fazla yani. Fotoğraflarımla birlikte. Ayıp veya yasadışı bir şey yaparken fotoğrafımı çekseler anlarım ama bu sadece taciz için. “Bak, nerelere gittiğini biliyoruz, fotoğrafların çekiliyor” mesajını verdikleri bir taciz.
  • Ortaçağ’da gibiyiz. Benden en çok ‘Bidnijalı cadı’ diye bahsediyorlar. Yani kadınlara en son ne zaman cadı deniliyordu ki! Aydınlanma Çağı’ndan önceydi. Şimdi açıkça söylüyorlar: Cadı! Onlara göre diğer insanlar gibi değilim. Şeytani bir şeyim.
  • Özellikle siyasi gerilimin arttığı zamanlarda hakkımda davalar açılıyor. O zaman sokaktaki insanlarla bile sorun yaşayabiliyorum.
  • Bazen kendi kendime, “Tanrım, galiba ülser olacağım” diyorum. Sinirleriniz hep gergin oluyor. Çünkü sürekli bir baskı altında yaşıyorsunuz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – GALIZIA’NIN OĞLU MATTHEW: ‘TÜRKİYE’DE DURUMUN NE KADAR ZOR OLDUĞUNU BİLİYORUM’

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.

E-Posta Aboneliği