Dosya

Gazeteciler anlatıyor: Yıkık evlerinin önüne çadır kuran binlerce insan, kendi ülkesinde mülteci gibi

Fotoğraf: Melik Nacar/Kahramanmaraş

Afet bölgesindeki gazetecilerin izlenimlerini ve deneyimlerini aktardığımız “Deprem Haberciliği” yazı dizisinin 6. bölümü için Kahramanmaraş’tan serbest foto muhabiri Melik Nacar ile Artı Gerçek muhabiri Seda Taşkın, Adıyaman’dan serbest gazeteci Mehmet Salih Batıran ve Adana’dan Kanadalı serbest gazeteci Kristina Jovanovski ile görüştük.

Dün gece de Hatay’ın Defne ilçesinde 6,4 ve 5,8 büyüklüğünde depremler meydana geldi. Soğuktan korunmak veya eşyasını almak üzere hasarlı binalara giren vatandaşlardan ölenler oldu. Jovanovski, enkazın önünde derme çatma çadır kuran depremzedelerin “kendi ülkelerinde adeta mülteci konumuna geldiğini” belirterek “büyük bir kontrasta” dikkat çekti.

Kahramanmaraşlı serbest foto muhabiri Melik Nacar, depremin olduğu 6 Şubat’ta İstanbul’dan memleketine doğru yola çıktığını, ancak ertesi gün öğleden sonra 5 civarında şehre varabildiğini aktarıyor. Nacar karayollarındaki yoğunluğun ve karlı havanın pek çok kazaya neden olduğunu, bu yüzden batıdan gelip Kahramanmaraş’a ulaşmaya çalışan ekiplerin şehre geç ulaştıklarını aktarıyor. Şehirde ilk 2 gün yeterince arama kurtarma ekibinin ve gazetecinin bulunmadığını belirten Nacar şöyle diyor:

  • İki depremin de merkez üssü burada olmasına rağmen ilk gün Maraş’tan çok fazla haberde söz edilmiyordu. Bölgede ne yeterli sayıda arama kurtarma ekibi ne de basın mensubu arkadaşlar vardı. İlk günler bölgede Ankara, İstanbul ve Sivas itfaiyelerinin çalıştıklarını gözlemledim. Depremin ilerleyen günlerinde ise bölgede çalışan arama kurtarma ekiplerinin sayısında artış oldu.
Fotoğraf: Mehmet Salih Batıran/Adıyaman

Kahramanmaraş’a gelen pek çok gazetecinin yıkımdan dolayı dehşete kapıldığını belirten Nacar doğup büyüdüğü bu şehirde bir zamanlar vakit geçirdiği yerlerin yıkıldığını görmenin oldukça üzücü olduğunu söylüyor. Ona göre daha da acısı, enkaz altından çıkan cesetleri görmek: “Şehre geldiğim ilk gün hava karanlıktı ve çantamdan kameramı çıkarıp kamera ayarlarını yaparken bir kişi enkaz altından çocuk cesedi çıkarıyordu. O anda distopik bir kıyamet filminin içinde yaşıyor gibi hissetim.”

Nacar, Kahramanmaraş’ta pek çok depremzedenin yıkılan evlerinin yakınlarına derme çatma çadırlar kurduklarını aktarıyor:

  • AFAD tarafından şehir merkezindeki stadyuma çadırlar kuruldu fakat bazı depremzedeler yıkılan evlerinin yakınlarında kendi kurdukları derme çatma çadırlarda kalıyorlardı. Dayım ve anneannemler yıkılan bir cami minaresinin taşlarını yol kenarına dizerek brandalarla bir yer yaptılar. Ailem ve ben ise şu anda şehrin batısındaki bir camide kalıyoruz.
Melik Nacar

Deprem sonrası şehir merkezindeki diğer gözlemlerinden de bahseden Nacar, Maraş’ın tarihi çarşısında kimi esnafın dükkanlarında çalışmaya devam ederek halka ücretsiz yemek dağıttığını aktarıyor. Elektrik kesintisi nedeniyle günler sonra bile arama kurtarma çalışmalarının geceleri iş makinelerinin aydınlatmasıyla veya ay ışığı yardımıyla sürdürüldüğünü anlatan Nacar, suyun sadece belli bölgelerdeki çeşmelerde bulunabildiğini, pek çok depremzedenin tuvalet ve temizlik ihtiyaçlarını gideremediklerini belirtiyor.

Ankara’dan depremin olduğu aynı gün Kahramanmaraş’a doğru yola çıkan bir başka gazeteci olan Artı Gerçek gazetesinin muhabiri Seda Taşkın da karayollarında panik ve yoğunluk nedeniyle pek çok kazaya şahitlik ettiklerini dile getiriyor.

Seda Taşkın

Maraş’a yakınlarında tanıştıkları ilk kişinin arabasına yakıt almak için kilometrelerce yürümüş olan bir depremzede olduğunu aktaran Taşkın, otomobil sahibi depremzedelerin daha şanslı olduğunu, soğuk havada en azından araçlarında barınabildiklerini ifade ediyor.

Depremzedelerin yetkililere ve medyaya öfkesi sürüyor

Deprem sonrası ilk iki gün arama kurtarma ekiplerinin sayısal yetersizliği nedeniyle pek çok kişinin kendi imkânlarıyla enkaza müdahale ettiğini belirten Taşkın, depremzedelerin kızgınlıklarını ve çaresizlik hislerini şöyle aktarıyor:

  • Deprem sonrası 3. günde enkaz başında bekleyen aileler arama kurtarma ekiplerinin arabalarını durdurarak kendi enkazlarına müdahale edilmesi konusunda ısrar ediyorlardı fakat arama kurtarma ekipleri daha acil olan farklı bir enkaza gittiklerini söylüyorlardı. Bu durum enkaz başında bekleyen ailelerde çaresizlik ve öfke yarattı. Ekipler sayısal olarak yetersizdi. Her enkazda çalışma yapılamıyordu.
Fotoğraf: Melik Nacar/Kahramanmaraş

Halkın medyaya da oldukça kızgın olduğunu aktaran Taşkın, deprem bölgesinde yaşadığı bir olayı anlatıyor:

  • Depremden 3 gün sonra ilk kez bir belediyenin yemek dağıtımı yaptığını görüntülüyorduk. Bu sırada halkın tepkisiyle karşılaştık. Etrafımızdaki depremzedeler bize “Bu görüntüleri çekmeyin, biz günlerdir açız, çektiğiniz görüntüler izleyenlere burada her şeyin yolunda olduğu izlenimi verecek” dediler.
  • Pek çok aile bir araya gelerek bir okulun çardağında oturmuş ve ateş yakmıştı. Depremi izleyen bir haftalık süreçte şehre ulaştırılan yiyecek ve giyecek yardımları yeterliydi fakat şehre gelen yardım malzemelerini organize edecek ekipler yoktu. Gelen yardımların, çuval çuval ekmeklerin ve kıyafetlerin yol kenarlarına bırakıldığını gördüm.

Ses duyamayınca AFAD enkazdan ayrıldı, Gürcüler dinleme cihazıyla insanları kurtardı

Kahramanmaraş sonrasında Adıyaman’a geçen Taşkın, AFAD’ın arama kurtarma ekiplerinin teknik olarak yetersizliğini yaşanan şu olayla ortaya koyuyor:

  • Adıyaman’da bir binanın enkaz çalışmalarını izliyorduk. Enkazı kontrol etmek için önce AFAD ekipleri geldi ve enkazdan ses alamayınca ayrıldı. Daha sonra aynı enkazı kontrol etmek için Gürcü arama kurtarma ekibi geldi ve ses dinleme cihazlarıyla enkazın altından gelen sesleri tespit ettiler. 3 günlük bir çalışma sonrası hâlâ hayatta olan insanlara ulaştılar.

Depremin merkez üssü Kahramanmaraş’a 161 kilometre uzaklıktaki Adıyaman’dan gözlemlerini aktaran serbest gazeteci Mehmet Salih Batıran ilk günlerde bölgede gönüllülerin ve belediye çalışanlarının kazma küreklerle kurtarma çalışmaları yaptıklarını ifade ediyor. Batıran 8 Şubat gününün ilerleyen saatlerinde arama kurtarma çalışmalarına Soma maden işçilerinin, İSKİ ekiplerinin ve AFAD’ın da katıldığını belirtiyor.

Gazeteci Mehmet Salih Batıran, Adıyaman’da bir enkazın önünde. Fotoğraf: Öztekin Çaçan

Batıran, gözlemlerinde en öne çıkan noktanın arama kurtarma çalışmalarındaki koordinasyonsuzluk olduğunu söylüyor:

  • Adıyaman’da tüm arama kurtarma faaliyetleri Atatürk Bulvarı üzerinde yoğunlaştı. Yeni Mahalle, Yunus Emre Mahallesi, Filistin Caddesi, Zey Caddesi, Mara Mahallesi’ndeki arama ve kurtarma faaliyetleri depremin 4’üncü gününde başladı. Ekipler arasında koordinasyonsuzluk, süreci sevk ve idare etme konusundaki yetersizlik göze çarpıyordu.

Şu anda en büyük ihtiyaç, barınma ve seyyar tuvaletler

Depremin kentteki kanalizasyon, su, doğalgaz ve elektrik şebekelerini çökerttiğini aktaran Batıran, Türk Tabipleri Birliği üyesi doktorların kanalizasyon yıkımları ve şehirde tuvalete erişimsizlik nedeniyle ilerleyen günlerde kentin salgın hastalıklarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunduklarını hatırlatıyor. Batıran deprem bölgelerindeki en büyük ihtiyacın barınma ve seyyar tuvaletler olduğunun da altını çiziyor.

6 Şubat depremleri sonrasında uzmanlar, Hatay yakınlarında bir deprem daha beklediklerini bildirmişlerdi. Dün akşam 6,4 büyüklüğünde bir deprem Defne ilçesini vurdu ve ilde en az 6 can aldı. Bölgedeki belediye başkanları çadır ihtiyacına dikkat çekerken gözler, son depremlerle yakınındaki faylar üzerinde oluşan stres birikimi nedeniyle uzmanların uyardığı bir başka il olan Adana’ya çevirdi.

Kanadalı serbest gazeteci Kristina Jovanovski, Adana’dan haber yapıyor.

6 Şubat depremlerinden görece az etkilenen Adana’da 20 bina yıkılmıştı. Bu ilden gözlemlerini aktaran Kanadalı serbest gazeteci Kristina Jovanovski, 6 Şubat depremlerinin Adana’nın kuzeyini etkilediğini, diğer bölgelerde restoran, otel ve dükkânların açık olduğunu iletiyor. Jovanovski, çadırdaki depremzedeler için şartların oldukça zor olduğunu, deprem sonrası sağ kalanların en çok barınacak sıcak bir yere ihtiyaç duyduğunu da vurguluyor:

  • AFAD tarafından kurulan çadırlarda kalmakla dışarıda kalmak nerdeyse aynı. Gördüğüm kadarıyla çadırların içinde portatif yatak bile yoktu. İnsanlar çadırın içinde battaniyelere sarınıyor ve yerde yatıyorlardı. Başka bir kısım depremzede ise bir okulun spor salonunda kalıyordu. Bu spor salonu da çadırlar gibi soğuk ve depremzedelerin ihtiyaçlarını karşılamayacak kadar donanımsızdı.

“Büyük bir kontrast”

“Depremde evlerini ve yakınlarını kaybeden bu insanların [Adana’da] ayakta olan pek çok bina arasında bu çadırlarda kalmaları büyük bir kontrast [zıtlık, karşıtlık]. Yaşanan deprem felaketi sonrası bu insanlar kendi ülkelerinde ve şehirlerinde adeta mülteci konumuna geldiler” diyen Jovanovski, Türkiye’den aktardığı üzücü haberler arasında yaşadığı umut verici bir dayanışma hikâyesini ise şöyle aktarıyor:

  • Çeviri için yanlış bir telefon numarasını kaydetmiştim. Mesaj attığım kişinin bana yardımcı olması gereken çevirmen değil, İstanbul’dan bir tıp öğrencisi olduğunu öğrendim. Bu tıp öğrencisi Adana’da bulunduğum süre boyunca benim gönüllü çevirmenim oldu.

DEPREM HABERCİLİĞİ YAZI DİZİSİNDE ÖNCEKİ BÖLÜM:

Gazeteciler anlatıyor: “Değişik bir şey yapacağım” kaygısı çok yanlış, haberciler sadece kamu yararını gözetmeli

Sevilay Nur Saraçlar

Inside Turkey, Transitions, DW Türkçe ve Bianet gibi çeşitli haber medya kuruluşlarına katkıda bulunan, Antalya merkezli serbest gazeteci. Lisansını Akdeniz Üniversitesi gazetecilik bölümünde tamamladı. Lisans eğitimi sırasında Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın düzenlediği insan hakları eğitimlerinde gönüllü kolaylaştırıcı olarak çalıştı. Johannes Rau bursunu kazanarak 2022 yılı Uluslararası Gazetecilik Programı'na katıldı. Haberlerinde yapıcı ve çözüme dayalı elementlere ağırlık vermeye çalışıyor.

Journo E-Bülten