Haber

Dink cinayeti davası: Mahkemeden kamuoyunu ikna etmeyen bir karar çıktı

Agos Gazetesi Genel Yayın yönetmeni Hrant Dink’in 14 yıl önce İstanbul’da öldürülmesine ilişkin davada karar bugün açıklandı. Eski emniyet müdürleri Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, eski subay Muharrem Demirkale ise “Anayasa’yı ihlal” ve “kasten öldürmeye yardım” suçlarından iki kez müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Dink ailesi, “bizi de, kamuoyunu da ikna etmesi mümkün değil” ifadesiyle yargı sürecini değerlendirdi.

Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de, gazetesi Agos’un Şişli’deki merkezinin önünde katledilmişti. Cinayet davasında biri 2015, diğeri 2017 tarihli olmak üzere iki ayrı iddianame düzenlenmişti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, çoğu kamu görevlisi olan 77 sanıklı davada bugün 130’uncusu yapılan duruşmada kararı açıkladı.

Tutuklu sanıklar eski emniyet müdürleri Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer, “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Sanık Yılmazer ayrıca “resmi belgeyi yok etme” suçundan 4 yıl 6 ay, sanık Akyürek ise “resme belgeyi yok etme” suçundan 5 yıl 7 ay 15 gün ve “resme belgede sahtecilik” suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildi.

Mahkeme heyeti, bir diğer tutuklu sanık olan eski subay Muharrem Demirkale’yi de “Anayasa’yı ihlal” ve “kasten öldürmeye yardım” suçlarından iki kez müebbet hapisle cezalandırdı.

Kasten öldürme, silahlı terör örgütüne üye olmak…

Agos‘un haberine göre tutuklu sanıklar Okan Şimşek ve Veysal Şahin ile hakkında adli kontrol kararı bulunan tutuksuz sanık ve eski Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz’ü “kasten öldürme” suçundan 25’er yıl, “resmi belgede sahtecilik” suçundan 3 yıl 4’er ay hapis cezasına çarptıran heyet, “tutuklu sanık Ercan Gün’e FETÖ kapsamında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 10 yıl hapis cezası” verdi.

Mahkeme, cinayetin Fetullah Gülen Yapılanması’nın amaçları doğrultusunda işlendiği kanaatiyle Ogün Samast, Erhan Tuncel, Yasin Hayal ve Tuncay Uzundal hakkında “FETÖ üyeliği” suçundan, savcılığa suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

Tutuksuz yargılanan eski İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler ve dönemin Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç hakkında “ihmali davranışla öldürme” suçundan beraat, “kamu görevini ihmal” suçundan haklarındaki dava dosyasının zaman aşımı nedeniyle düşürülmesi kararı veren heyet, eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkındaki dava dosyasının ise zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine hükmetti.

Mahkeme heyetinin, “haklarında yakalama kararı bulunan firari sanıklar FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Adem Yavuz Arslan, Ekrem Dumanlı, Coşgun Çakar, Halil İbrahim Koca, Mehmet Akif Yılmaz, Mehmet Faruk Mercan, Metin Canbay, Ömer Faruk Kartın, Serkan Şahan, Yılmaz Angın, Yunus Yazar ve Zekeriya Öz’ün savunmalarının alınamamış olması nedeniyle dosyalarının ayrılmasına karar verdiği” de belirtildi.

Dink ailesi: Operasyon öldürmeyle son bulmadı

Sosyal medyada birçok gazeteci, bu kararın kamuoyu vicdanını tatmin etmekten uzak olduğunu vurguladı. Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi, karardan sonra,”Bugünkü kararların kimlere yönlendirildiğine baktığımız zaman, yeni bir siyasi hesaplaşmanın işin içine girdiğinden endişeleniyoruz” açıklamasını yaptı.

 

Dink ailesi de kararın ardından şu yazılı açıklamayı yayımladı:

 

Hrant Dink 19 Ocak 2007’de, İstanbul’un göbeğinde, gazetesi Agos’un önünde arkasından sıkılan iki kurşunla kalleşçe öldürüldü.

Cinayet; Genelkurmay’ın, siyasilerin, yargının, medyanın ve bazı devlet güdümlü sözde sivil toplum kuruluşlarının dâhil olduğu üç yıl süren bir hedef gösterme ve tehdit sürecinin sonunda gerçekleşti. 

Öldürülmeden bir hafta önce, öldürülen kişi yazdığı “Neden hedef seçildim?” yazısıyla hepimize bir not bıraktı ve yaptığı son konuşmalarında “Bu devletin derinliğinin bana haddimi bildirme operasyonudur”  sözleriyle açıkladı. Hrant Dink’in bu son yazısında bahsettiği hiçbir olay, kişi veya ilişki 14 yıldır soruşturmaya dâhil edilmedi. Üstelik de yazısında tanıklığı ve sezgileriyle bahsettiği birçok şey, sonrasında belgelerle de ispat edilmişken…

Operasyon öldürmeyle son bulmadı; ihmal, örtbas, delil karartma ve yanlış yönlendirmelerle devam etti.

Bütün bu mekanizmayı ele almayan bir yargılamanın bizi de kamuoyunu da ikna etmesi mümkün değil. 

Bugün verilen karar bu hakikatten oldukça uzak. Kendi içinde dahi orantısız bazı beraat ve ceza hükümlerini anlamak da anlatmak da oldukça güç. Hele bazı kararlar var ki; sanki kötülüğün kendisi değil adeta sızması cezalandırılmış izlenimi veriyor.

Yargılamanın geldiği noktada, 15 Temmuz 2016’da alçakça bir harekâtla yüzlerce insanımızın ölümüne, binlercesinin de yaralanmasına sebep olan, FETÖ olarak tanımlanan odakların 2007’de Hrant’ımızı da öldürmüş olduğu söyleniyor. 

Eğer bu doğruysa, başından beri olması için gayret gösterdiğimiz, talep ettiğimiz etkili soruşturma zamanında yapılsaydı, neredeyse 10 yıl sonra bu kadar canımızı yitirmeyecektik. Bu durumda, Hrant Dink cinayetinin zamanında soruşturulmuş olmamasının hesabının yüzlerce insanın ailesine, yakınlarına verilmesi gerekmez mi? 

Yargının itibarının yerlerde gezindiği bugünkü ortamda hangi mahkemeden adil bir karar çıkabilir ki? Bu ortam elbette suçlular için rahatlatıcıdır… Maalesef, bugün de Hrant Dink’in hedef gösterildiği ve cinayetin işlendiği yıllarda hâkim olan iklim ve ideolojinin benzeri hâkim. Böyle bir ortamda hangi hakikat ve adaletten bahsedilebilir? Bugün herhangi biri çıkıp “Hrant Dink’in öldürülmesinde Ermeni olmasının etkisi yok” diyebilir mi? Bu mekanizmanın kılcal damarlarına kadar işlemiş ırkçılık nasıl inkâr edilebilir?  

Bu dava bu haliyle kapatılıp, yılların derin devlet mekanizmasına FETÖ deyip geçilir ve etkili bir soruşturma yürütülmezse, bundan sonraki yıllarda kaybedilecek başka canların sorumluluğu kimin olacaktır? Katil nasıl bir çocuktuysa, FETÖ de Ergenekon da çocuk. Mekanizma ise çok daha yaşlı. Bu mekanizmanın başka canlar almaya devam etmesine müsaade edilmemeli.

Bir an önce şeffaflık, demokrasi ve hukuk ikliminin tesis edilmesi hepimiz için hava gibi, ekmek gibi, su gibi bir ihtiyaç. Nihayetinde umulan şey bir yüzleşme: Toplumun bu suçla yüzleşmesi, suçlunun suçuyla yüzleşmesi ve kurumların gerekli dersi çıkarması. 

Biz ailesi olarak, arkadaşları ve avukatlarıyla, Hrant Dink’in tabutuna omuz vermiş dostlarımızın da gücüyle; anlama, anlatma çabamızı ve hukuk mücadelemizi asla bırakmayacağız. Ta ki tüm mekanizma açığa çıkarılıp bir daha kullanılmayacak hale getirilene kadar.

‘GEÇMİŞİN ZOR HATIRALARI VE HAFIZASI VAR, GELECEĞİN DE UMUDU…’

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gazetecilere yönelik bağımsız bir dijital platform olan Journo; medyanın gelir modellerine, yeni haber üretim teknolojilerine ve medya çalışanlarının yaşamına odaklanıyor, sürdürülebilir bir sektör için çözümler öneriyor.

E-Posta Aboneliği