Görüş

Fon bağımlısı olmayın: ProPublica’nın kurucusundan 3 tavsiye

“Kâr amacı gütmeyen araştırmacı gazetecilik girişimi” dendiğinde dünyada akla gelen ilk örneklerden biri ProPublica. Pulitzer kazanan ilk haber sitesi olan New York merkezli bu STK’nın kurucusu Richard J. Tofel, gazetecilikte fonların rolüne dair uyarılarda bulundu. Gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Tofel’a göre gazeteciler kendi hedeflerini kendileri belirlemeli ve destekçilerin motivasyonlarını unutmamalı.

Türkiye’de bağımsız gazeteciliğe karşı “fon” bahanesiyle başlatılan linç kampanyası ulusal ve uluslararası meslek örgütlerinin tepkisini çekmişti. Bununla birlikte, fonlara bağımlı bir yayıncılık faaliyeti yürütmek de kuşkusuz haber medyası için ideal bir yol değil. ProPublica’nın kurucu başkanı olarak kendisine bir halef belirleyip kenara çekilmeye hazırlanan Richard J. Tofel da bu duruma dikkat çekiyor.

ProPublica, iş insanları Herbert ve Marion Sandler’ın yılda 10 milyon dolarlık desteğiyle 2007’de kurulmuştu. Sandler çifti, kâr amacı gütmeden araştırmacı gazetecilik yapması için kurulan bu yeni STK’nın başına Wall Street Journal gazetesinin eski yazı işleri müdürü Paul Steiger’ı getirdi. Steiger PBS’teki bir TV programında o günü şöyle anlatmıştı:

  • Herbert ve Marion ile ilk konuşmamızı yaparken endişelerimden biri, yeni kurumun bağımsızlığı ve siyasi olarak tarafsızlığıydı. Ben kariyerimde hep “ortada” bir habercilik yapmıştım. Bu yüzden onlarla konuşurken “Bu sizi rahatsız eder mi” diye sordum. “Asla etmez” dediler. “Diyelim ki sizin desteklediğiniz ve dostça ilişkiler kurduğunuz sol eğilimli bir kuruluşu ifşa edecek bir haber yaptık” dedim, “Hiç sorun olmaz” dediler. Bu yüzden örgütsel yapımızı buna göre kurduk. Herb’in başkan olduğu, benim de üye olarak bulunduğum yönetim kurulu, gazetecilerimizin hangi haberleri yapacağını önceden asla öğrenmedi.

28 muhabir ve editörle işe başlayan ProPublica’nın araştırmacı gazetecileri, ABD’de ve dünyada onlarca medya kuruluşuyla ortaklıklar kurup haberlerini buralarda yayımlattı. Bu süreçte 5 Pulitzer Ödülü kazanan ProPublica, aralarında Knight Vakfı ve Carnegie Holding’in de olduğu onlarca kurumsal destekçiden hibe aldı. Ayrıca giderek artan sayıda “küçük bağışçı” ProPublica’yı desteklemeye başladı. Kuruluşun bugün 100’den fazla çalışanı var.

25 Haziran’da Columbia Journalism Review‘da fonlar konusunda gazetecilere tavsiyelerde bulunan Tofel, dün de Nieman Lab’de yayımlanan yazısında aynı meseleyi bağışçılara hitap ederek değerlendirdi. Demokrasi için olmazsa olmaz sayılan bağımsız ve sürdürülebilir bir gazetecilik ekosistemi için iki taraf neler yapmalı? Tofel’ın bu yazılarda savunduğu tezleri özetlediğimizde ortaya şu 3 tavsiye çıkıyor:

1. Destekçi sayısını artırın, bağış kaynağını çeşitlendirin

Kâr amacı gütmeyen bir gazetecilik girişiminin öncelikle sağlam bir misyona ve editöryel vizyona sahip olması gerekir. Finansman dâhil diğer her konu bundan sonra gelir. Bu yönde yeni bir girişime başlamadan önce en az 18 ay ve tercihen iki yıl tüm giderleri karşılayacak finansmanın sağlanmış olması gerekir.

Bağışçılar kabaca üç türdedir. Vakıflar gibi kurumsal bağışçıların öncelikleri, kendi çalışanları değiştikçe veya o günün modasına göre çabucak değişebilir. İkinci tür bağışçılar ise varlıklı bireylerdir. Onlar, ilk türe kıyasla daha istikrarlı ve uzun vadeli bir destek verirler. Son olarak küçük bağışçılar vardır.

Kâr amacı gütmeyen haber merkezlerinin bağışları da çeşitlendirmesi gerekir. En ideali, olabildiğince çok bağışçıdan destek almaktır. Yaklaşık 6 ay haber yapıp başarılı olursanız farklı destekçi türlerini çekmeye başlarsınız. Bugün ProPublica’nın gelirlerinin yüzde 20’si, 40 bini aşkın küçük bağışçıdan geliyor.

Tofel, gazeteciliğe fon sağlayanlara ise şunu öneriyor: Daha az sayıda, ama daha büyük hibeler verin ve daha çok risk alın. Startupları desteklemek veya köklü medya kuruluşlarının yeni çabalarına el vermek, gerçek riskler almanın en kolay yollarından biri. Böyle yaparsanız belki daha az alkış duyarsınız ama yaratacağınız etki daha büyük olabilir.

Özellikle kurumsal bağışçıların “okumayacakları raporları” gazetecilerden istememelerini de tavsiye eden Tofel, destek taleplerine hızlı cevap verilmesi ve uzun vadeli hibeler sağlanmasını faydalı buluyor.

2. İnsanların neden sizi desteklediğini unutmayın

Gazetecilik girişimlerine destek verenlerin büyük bir bölümü bağımsız haberciliğin müstakil değerini takdir edenlerdir. Bir diğer bağışçı kitlesinin önceliği demokrasinin güçlendirilmesidir ve bu yolda gazeteciliği ancak bir araç olarak görürler. Bazı insanların desteği ise adalet, kadın hakları ve çevre gibi önem verdikleri belirli konularda yapılan bağımsız gazeteciliğe odaklanır. Son olarak, özellikle son dönemde ABD’de, kendilerinin de duygusal bağlar kurduğu bölgelerdeki yerel medyanın yok olmaması için oradaki gazetecilere maddi destek verenler var.

Sağlam ve net bir misyon ile editöryel vizyon oluşturmak kâr amacı gütmeyen bir gazetecilik girişiminin ilk hedefi olduğundan, tüm bu destekçilerin motivasyonlarını anlamak kritik önemdedir.

3. Metrikleri bağışçılar değil, gazeteciler belirlemeli

Kâr amacı gütmeyen bir gazetecilik girişiminin başarısı da, her örgütte olduğu gibi, belirli kıstaslarla ölçülür. Gazetecilerin hiç sevmediği “metrikler” aslında gelişimin ve etkinin boyutlarını görmek için şarttır. Faaliyetler ancak bunlara göre değerlendirilip gerektiğinde yeniden yapılandırılabilir.

Ancak bu metrikleri fon verenlerin değil, alanların belirlemesi gerekir. Ne ölçülecek, nasıl ölçülecek, başarının kıstası ne olacak? Bu soruların yanıtını, misyonunu ve vizyonunu belirlemiş olan haber kuruluşları kendisi vermelidir. Böylece bağışçılar karşısında iddialarını ve hesap verebilirliklerini korurlar. Örneğin birçok vakıf, yaptıkları bağışın sonuç verip vermediğini sayısal olarak ölçmek ister. Onlar bunu sormadan, haber merkezleri kendi başarıları için bu metrikleri belirleyip uygulamalıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – GAZETECİLİKTE TÜM GELİR KAYNAKLAR İÇİN: ‘MEDYA İŞİ’

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gazetecilere yönelik bağımsız bir dijital platform olan Journo; medyanın gelir modellerine, yeni haber üretim teknolojilerine ve medya çalışanlarının yaşamına odaklanıyor, sürdürülebilir bir sektör için çözümler öneriyor.

E-Posta Aboneliği