Haber

Basın toplantısını haberleştirmek en kolayı: Gazeteciler için koronavirüs (COVID-19) önerileri

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de koronavirüsten ilk pozitif test sonucunun dün akşam saatlerinde alındığını açıkladı. Koca, "Hastanın virüsü Avrupa teması üzerinden aldığı bilinmektedir. Dış dünyadan tamamen izole edilmiştir. Hasta bir erkektir ve genel durumu iyidir. Aile bireylerinin hepsi ve yakın çevresindeki tüm bireyler bu anlamda gözetim altındadır ve her biri şüpheli kabul edilmiştir" dedi. Koca hastanın bulunduğu il gibi diğer birçok detayı ise açıklamadı.
Yeni koronavirüs Türkiye’de ilk kez görüldü. Gazetecilerin COVID-19 salgını konusunda kamuoyu önündeki sorumluluğu daha da arttı. Dünyanın dört bir yanındaki gazetecilik kaynaklarında son günlerde yayımlanan, virüs ve salgınla ilgili gelişmeleri haberleştirirken muhabir ve editörlere yol gösterebilecek önerileri derledik. Bir uzman şöyle diyor: “Şu kadar yeni vaka bildirildi, bu kadar kişi öldü” demek kolaydır. Araştırmacı gazeteci ise sayılara kendisi bakar, örüntüler saptar, anormallikleri bulmaya çalışır ve sonra insanlara gidip bu durumu nasıl açıkladıklarını sorar. Şu anda bu olmuyor. Gündemi basın toplantıları belirliyor. Oysa daha büyük sorunlar var.

Çin’in Vuhan kentinde ilk kez yıl başında gözlenen ve yeni bir koronavirüs (coronavirus) türü olan SARS-CoV-2’nin neden olduğu COVID-19 hastalığı, yaklaşık 100 ülkede binlerce kişiye bulaşmasının ardından Türkiye’de de ilk kez gözlendi. Bugüne dek dünya çapında 4 bini aşkın ölüme neden olan virüsle ilgili her gün yüzlerce haber yayımlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus “Sadece bir virüs salgınıyla değil, aynı zamanda bir dezenformasyon salgınıyla mücadele ediyoruz” demişti. Bu açıdan gazetecilerin sorumluluğu büyük. GIJN’den Miraj Ahmed Chowdhury’ye göre haberciler işe şu noktalara dikkat ederek işe başlayabilir:

Korku dili kullanmayın

Cardiff Üniversitesi gazetecilik profesörü Karin Wahl-Jorgensen, dünyanın farklı ülkelerinde yüksek tirajlı 100 gazetede COVID-19 salgınının nasıl haberleştirildiğini inceledi. Araştırmaya göre her dokuz haberden birinde “korku” ve “endişe” gibi sözcükler kullanılıyor. Wahl-Jorgensen, Nieman Lab’deki makalesinde, “Bu haberler korku yaratan başka dil unsurları da kullanıyor. Örneğin 50 haberde ‘öldüren/katil virüs’ ifadesi var” dedi.

Peki, derinlemesine ve dengeli bir yayıncılık yapmayı sürdürürken panik yaratmaktan nasıl kaçınabiliriz? Poynter’dan Al Tompkins‘a göre çözüm, sorumlu habercilikte. Onun önerileri özetle şöyle:

  • Haberlerinizde öznel sıfat kullanımını azaltın. Örneğin hastalığı betimlerken “ölümcül” gibi ifadeler kullanmayın.
  • Yanlış bir mesajın yaygınlaşmasını önlemek için görselleri dikkatle kullanın.
  • Önleyici eylemleri açıklayın. Böylece haberiniz daha az korkutucu olur.
  • İstatistiklere dayalı haberlerin, öykülere dayalı olanlardan daha az korkutucu olduğunu hatırlayın.
  • Tık avcısı başlıklardan kaçının ve sunumda yaratıcı olun.
  • Hastalığı siyasi çıkarları için kullanabilecek partizan kaynaklara karşı tetikte kalın. Haberinizi sadece tıp uzmanlarının görüşüne dayandırın

Adını doğru koyun

Corona virüsü, koronavirüs, COVID-19… Bunlar ve daha fazlası virüsün adı olarak kullanıyor. Bu haberin ilk cümlesinde ise hangisinin virüsün türü, hangisinin ismi ve hangisinin hastalık adı olduğunu belirttik.

Benzer şekilde İngilizcede de salgının adlandırılmasıyla ilgili kafa karışıklığı var. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şu an için COVID-19’in bir “epidemic” (bölgesel salgın) olduğunu belirtiyor. ABD merkezli CNN ise bundan böyle bu durumu haberlerinde “pandemic” (dünya çapında salgın) diye niteleyeceğini açıkladı. İki kurumun da kendisine göre nedenleri var.

Önce kendinizi koruyun

Küresel bir salgın sırasında gazeteciler kendilerini karantinaya alıp haber yapmaya devam edemez. Sahaya çıkmamız gerekir ve bu da virüs kapma riskini artırır. New York merkezli Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) COVID-19 rehberine göre bu noktada gazeteciler şu önlemleri almalı:

  • Enfekte olmuş bir bölgeye gitmeden, oradayken ve ayrıldıktan sonra ellerinizi mutlaka sıcak su ve sabunla yıkayın.
  • Tıbbi tedavi merkezleri gibi enfeksiyonun olduğu yerleri ziyaret ederken koruyucu eldiven takın. Gerektiğinde tam yüz maskesi ve tüm vücudu örten tıbbi giysiler gibi ek önlemler de alın.
  • Virüsten etkilenen bir bölgedeki et ve balık pazarları, çiftlikler gibi yerlere gitmeyin. Ölü veya canlı hayvanlarla temas etmeyin. Hayvan dışkısı bulaşmış olabilecek yüzeylere dokunmayın.
  • Bir sağlık merkezi, pazar yeri veya çiftlikte görev yapıyorsanız ekipmanınızı asla yere bırakmayın. Ekipmanınızı hızlı etki eden antimikrobiyel mendillerle hemen temizleyin ve daha sonra detaylı olarak dezenfekte edin.

Uzmanlarınızı özenle seçin

Salgınla ilgili bilgi sağlamaktan sorumlu resmi kurumları takip edin. Bu hastalıkla ilgili uzman bulmak ise her zaman kolay olmaz. Söz konusu virüs henüz tam olarak bilinmiyor ve tahmin edilemeyecek boyutları var. COVID-19 alanında uzmanlaşan araştırmacı ve doktor sayısı da az. Haberiniz için bir uzman seçerken, Harvard Üniversitesi salgınbilim profesörü William Hanage’ın şu önerilerini dikkate alabilirsiniz:

  • Uzmanlarınızı dikkatle seçin. Bir bilimsel konuda Nobel Ödülü kazanmak sizi tüm bilim konularında bir otorite yapmaz. Doktoralı olmak veya prestijli bir tıp fakültesinde ders vermek de sizi farklı bir alanda uzman yapmaz.
  • Gerçek olduğu BİLİNEN şeyle, gerçek olduğu DÜŞÜNÜLEN şey arasındaki ayrımın farkına varın. Neyin spekülasyon veya kanaat olduğunu anlayın.
  • “Basım öncesi” denilen henüz yayımlanmamış akademik makalelerdeki bulguları alıntılarken dikkatli olun.
  • Yeni kuram ve iddiaların haber değeri taşıyıp taşımadığını akademisyenlere sorun. Haber kuruluşları dezenformasyonun yaygınlaşmasını önlemek için yorum yazılarındaki iddiaları da teyit etmelidir.
  • Bilim konularını başarıyla haberleştiren diğer gazetecilerin çalışmalarını okuyun.

Diğer gazetecilerden tavsiyeler

Uluslararası Gazetecilik Ağı (IJN), COVID-19 salgınını haberleştiren gazetecilere şu tavsiyelerde bulunuyor:

  • Sahadaki ruh hâlini anlayıp kendi çalışmanıza aktarın.
  • Analize değil, habere odaklanın.
  • Başlıklarınıza dikkat edin.
  • Verilen her sayının doğru olmayabileceğini hatırlayın.
  • Mümkün olduğunca çok insanla konuşun.
  • Irkçı klişelerden kaçının.
  • Uzmanlarla görüşme tarzınızı gözden geçirin.
  • Heyecan verici olmayan haberleri ihmâl etmeyin.
  • Sınırlarınızı bilin. Bazen editörünüze “hayır” demek en iyisidir.
  • Ortam yatıştıktan sonra da haberin peşini bırakmayın.

Araştırmacı gazeteciler ne yapabilir?

GJIN’da Amruta Byatnal imzasıyla dün yayımlanan bir başka haber ise araştırmacı gazetecilere odaklanıyor. Haber için Hong Kong Üniversitesi Gazetecilik ve Medya Araştırmaları Merkezi’nden Thomas Abraham ile bir söyleşi yapıldı. Deneyimli bir sağlık muhabiri olan Abraham, geçmişte WHO için danışmanlık da yapmıştı. SARS ve çocuk felci üzerine kitapları da bulunan Abraham söyleşide özetle şunları söyledi:

  • Gazeteciler olarak temel görevimiz haberleri takip etmek ve bir bağlam içinde bildirmektir. Bugünkü koronavirüs salgınıyla ilgili en büyük meselelerden biri, hasta ve ölü sayısı gibi başlık unsurlarının haberleştirilmesinin en kolay iş olması. Bu yüzden birilerinin söylediğini haberleştirip duruyoruz. İnsanlar da önemli olduğunu düşündükleri şeyi söylüyorlar. Her zaman kamuoyunun önemli olduğunu düşündüğü şeyi söylemiyorlar. Bizim kamu adına orada bulunduğumuzu açıklamamız ve neler olup bittiğini anlamaya çalışmamız gerekiyor.
  • Bir yandan COVID 19 haberciliği kolay. Çünkü diğer hastalıklarda görmediğimiz kadar çok bilgi var elimizde. Her gün sayılar açıklanıyor, basın toplantıları düzenleniyor, birçok insan konuşup haberlerde alıntılanmak istiyor. Bu yüzden bir haber çıkarmak kolay. Ama tüm bunların anlamını kavramak zor. Bu sayılar ne anlama geliyor? Kamuoyunun nasıl tepki vermesi gerek? Virüs kapan herkes ölecek mi?

Gündemi siz belirleyin

  • Gazeteciler olarak ilk yapmamız gereken bunları bir bağlama oturtmaktır. Bu da kolay değildir çünkü insanlar basın toplantılarını ve açıklanan sayıları takip ediyor. Basın bülteni haber değildir. Haberin başlangıcıdır. Bunlar hükûmetlere “Hızla bir şeyler yapın” diyen mesajlardır. Kamuoyuna olan bitenin anlamını açıklamaya yetmezler. İşte tam bu noktada bu sayıların ne anlama geldiğini, hangi bağlamda yer aldığını ve ne tür sorular sorulması gerektiğini açıklamakta gazetecilik son derece önemli.
  • “X ülkesinde şu kadar yeni vaka bildirildi, bu kadar kişi öldü” demek kolaydır. Araştırmacı gazeteci ise sayılara kendisi bakar, örüntüler saptar, anormallikleri bulmaya çalışır ve sonra insanlara gidip bu durumu nasıl açıkladıklarını sorar. Şu anda bu olmuyor. Gündemi basın toplantıları belirliyor. Oysa daha büyük sorunlar var. Mesela virüs nedeniyle ağır hastalanan yüzde 20’lik kesme ne oluyor? Nereye gidiyorlar? Hastanelerdeki yoğum bakım üniteleri ve solunum cihazları yeterli mi? Peki şu anda yoğun bakımda olanlar ne durumda? Gazetecilerin bunlara bakması, haberi kendilerinin sürüklemesi gerekli. Yapılması gereken budur ve yapılabilir.

Soru sormaya devam

  • SARS salgınını yaşadım, nasıl olduğunu biliyorum. İnsanlar hastanelerin acil servislerine akın ettiler ve tahlil hizmetleri çöktü. Aklımızdaki sorular şunlardı: Yeterince test ekipmanı var mı? Bunları kim üretiyor, kim dağıtıyor? Gazeteciler bu sorulara odaklanınca hükûmetler üzerindeki kamuoyu baskısı arttı ve bunlara cevap vermek zorunda kaldılar. Bu roket bilimi değil, basit bir mantığa dayanıyor. Gazeteciliğin bütün yöntemi budur. Soru sormaya devam etmek. Bu nedir? Peki bu nedir? İşin bir parçası da geleceğe bakmaktır. Eğer vaka sayısı artıyorsa, şunlar şunlar olacak, gibi…
  • En büyük hatalardan biri kestirmeden sonuca varmaktır. Acele etmeyin. Temel meseleleri anlamaya zaman ayırın. Doğru insanlarla konuşun. Sağlık gazeteciliği yapmamış birçok muhabir gidip herhangi bir doktorla konuşuyor. O kadar çok tıp insanı o kadar belirli bir alanda uzmanlaşmıştır ki, enfeksiyon hastalıklarıyla ilgili pek bir şey bilmeyen biriyle konuşma olasılığınız yüksektir. Bununla birlikte bilim insanlarının sık sık birbiriyle aynı fikirde olmadığını da bilmeniz önemlidir. En önemlisi ise yarın işlerin değişebileceğini unutmamanız gerekir. Bu salgın, gazeteciler için büyük bir öğrenme fırsatı. Bu iş bitince bir sonraki salgına daha hazır olacaksınız. Ve “bir sonraki salgın” mutlaka olur.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – CORONA VİRÜSÜ HABERLERİ: TÜRKİYE İLK 10’DA

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.