Röportaj

Medyada ortalama yaş: Veriler saklanıyor, gençler ‘gerontokrasi’den şikâyetçi

Türkiye’deki 4 haber kuruluşunun künyelerinde yönetici olarak yer alan 34 gazetecinin yaş ortalaması 43,5. En az bir gazetenin yönetiminde yaş ortalaması 50’nin üstünde. Özellikle iktidara yakın medya, yaş verilerini paylaşmıyor. Genç gazeteciler ise ‘gerontokrasi’den şikâyetçi. 

Yılların getirdiği deneyimi yabana atmayan, toplumun bir parçası olan gençleri “doğal olarak barındıran” bir medya ekosistemi herkesin özlemi. Editöryel bağımsızlığın olduğu bir yerde her yaştan gazetecinin kendi potansiyelini gerçekleştirebileceğini vurgulayan da var.

Türkiye’nin 15-24 yaş arası nüfus oranı %15,4 ile Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranlarından daha yüksek. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 65 yaş ve üzerini “yaşlı” olarak niteliyor. Bu durumda Türkiye’de “yaşlı olmayan” vatandaşların oranı %94’ün de üzerine çıkıyor.

İş dünyasında ise genel olarak yönetici pozisyonlarındakilerin, Türkiye ortalamasının oldukça üstünde yaşlarda olduğunu sıkça görüyoruz. Birçok sektörde gençler, potansiyellerini gösterebilecek pozisyonlarda çalıştıklarını veya işyerlerinde fikirlerinin dikkate alındığını düşünmüyor. Peki durum medya sektöründe nasıl? Türkiye’nin genç gazetecileri, çalıştıkları medya kurumlarında, karar alma mekanizmalarında yer alabiliyorlar mı? Yoksa yaş ve tecrübe hiyerarşisi içinde yetenekleri görmezden mi geliniyor?

Ne yazık ki TÜİK’inkiler dâhil resmi veriler, medya sektörü özelinde yaş dağılımını bize sunmuyor. Bu yüzden Türkiye medyasından; yazılı basın, televizyon, dijital haber platformu gibi farklı mecralardan yaklaşık 20 medya kuruluşunun temsilcileriyle görüşüp yönetim kadrolarındaki gençlerin oranını sordum. Bazıları bu veriyi paylaşmak istemediğini söyledi, bazıları da hem veriyi paylaşıp hem de konuyla ilgili görüşlerini iletti. Özellikle iktidara yakın medyadan hiçbir bilgi alamadık. Şeffaf davranıp verilerini paylaşanlara haksızlık olmaması için ve sadece bir fikir vermesi amacıyla bu yüzden genel bulguları aktaracağım.

Künyedeki yöneticilerinin yaş bilgilerini paylaşan 4 medya kuruluşundan 34 gazetecinin yaş ortalaması 43,5. İlk üç kuruluşun yöneticilerinin yaş ortalaması sırasıyla 50, 46 ve 43. En genç yöneticilere sahip gazetenin ismini paylaşmakta mahzur yok: 35 yaş ortalamasıyla Evrensel.

Peki, Türkiye medyasında gençler (künyede olsunlar veya olmasınlar) karar alma süreçlerine ne kadar dâhil ediliyor? Farklı kuşakların birlikte çalışma, üretme pratiği nasıl işliyor? Kuşak çatışması mı hâkim, yoksa kuşaklar arası işbirliği mi?

Bu soruları da farklı kuruluşlardan ve yaş gruplarından medya yöneticilerine ve çalışanlarına sordum. Görüştüğüm birçok medya çalışanının ilk tepkisi, Türkiye’de hiçbir sektörün yönetim kadrolarında yeterince genç yokşeklinde oldu. Genel bir sorunun medya sektörüne de yansıdığında hemen herkes hemfikir.

Mevki tutkusu, ego, maddi imkânlar, konfor…

Evrensel’in Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat bu durumun nedenlerini şöyle sıralıyor:

  • Yapılan yayıncılığın türüne bağlı olarak değişiklik gösterse de, Türkiye ve dünyada olup bitenlere dair haber akışı ile yorumları içeren bir yayıncılığın yönetim mekanizmaları işin doğası gereği bir deneyim gerektiriyor? Ama bunun ölçüsü nedir? Bu sorunun yanıtıyla birlikte meselenin özüne doğru ilerliyoruz. Eğer insanlar ileri yaşlarına rağmen uzun yıllar boyunca bir medya organının zirvesinden inmiyorlarsa, burada makam mevki tutkusu, ego, o makamın o kişiye sağladığı maddi imkânlar ve konfor gibi faktörlerden biri ya da kurumuna, kişisine göre belki hepsi rol oynuyor olabilir.

Polat, Evrensel’in diğer basın kurumlarına göre genç bir gazete olduğunu ve yönetim organlarının gençlerden oluştuğunu belirterek kurumlarında gençlerin fikirlerinin dikkate alındığını ve yaptıkları işlerde onların inisiyatiflerine güvenildiğini dile getiriyor. Polat, Bir toplantı nedeniyle bina dışında ya da bir program dâhilinde kent dışında olduğumda prensip olarak yazı işlerini aramam. Bir gündeme dair önerim varsa elbette arar iletirim. Bu zaten mesleki ve kurumsal sorumluluğun da bir gereğidir. Ancak o gün manşet nasıl belirlenmiş, 1. sayfa nasıl kurulmuş gibi mevzularda sürekli bir temas hâlinde olmayı inisiyatif kırıcı bulurumdiyor.

“Ana akım medyada yaş ortalaması çok çok yüksek”

Peki Evrensel’de çalışan genç bir gazeteci konuyla ilgili ne düşünüyor?

Evrensel’in Haber Müdürü Cem Şimşek, 31 yaşında. O da genel olarak medyada gençlerin yönetim kadrolarında varlığının yok denecek düzeyde olduğunu belirtiyor ve ekliyor:

  • Özellikle ana akım medyada görev alan yönetici kadroların yaş ortalaması çok çok yüksek. Sendikalar ve çeşitli meslek örgütleri üzerinden kurduğumuz ilişkilerden gözlemlediğimiz kadarıyla karar alma süreçlerine katılımları da yok. Özellikle iktidara yakınlığı ile bilinen kurumlarda yayın içeriklerine ilişkin kararların gazete yönetimlerine bile “yukarıdan” tebliğ edildiği bilinmektedir. İktidarla arasına mesafe koyan kurumda ise gençlerin yönetim kadrolarındaki sayısı oldukça sınırlıdır.

Tepeden değil, tabandan yürütülen tartışmalar

Evrensel gazetesindeki yönetici kadrolarını gençleştirmeye yönelik özel bir çaba sarf edildiğini belirten Şimşek şunları söylüyor:

  • Evrensel’de kararlar tepeden değil, tabandan yürütülen tartışmalar sonucu alınmaktadır. Bu noktada tartışmaya katılım yaş, cinsiyet gibi kriterlerle kısıtlanamaz. Aksine yaş ya da cinsiyet nedeniyle dezavantajlı durumdaki arkadaşlarımızın katılımı özel olarak teşvik edilmektedir. Genç arkadaşlarımız fikirlerini beyan etme ve karar alma sürecine katılım konusunda cesaretlendirilmekte ve desteklenmektedir
  • Medya sektörünün genelinde yaş hiyerarşisi sorunu yaşanmaktadır. Gazetemizde ise uzun yıllar çalışmış arkadaşlarımızın biriktirdiği tecrübelerle genç arkadaşlarımızın yeniyi, dönüşeni hızlı kavrama yetisini bir potada eriterek bunu sorun olmaktan çıkarıp aksine yayınlarımızı ilerletici bir unsur haline dönüştürme çabası içerisindeyiz. Burada meselenin kuşak çatışmasından ziyade, karar alma sürecine katılımın önündeki engellerin kaldırılarak eşit tartışma imkânının sunulması olduğunu düşünüyorum.
  • Genel olarak eski kuşak gazetecilerin genç meslektaşlarımız karşısında takındığı üstenci ve didaktik tavır, aynı işi yapanları birbiriyle yarıştıran rekabetçi çalışma sistemi ve yaşamın çeşitli alanlarında farklı düzeylerde varlık gösteren gerontokratik yaklaşım… (Gerontokrasi: Yaşlıların iktidarı)

“Güvencesiz, maaşsız ve kadrosuz çalıştırılıyorlar”

Cumhuriyet’te 23 yıl çalıştıktan ve son olarak yayın koordinatörü olarak görev yaptıktan sonra gazeteyle yolları ayrılan Serkan Ozan, 44 yaşında. Ozan, gençlerin medyanın yönetim kadrolarında pek olmamalarının nedenlerini şöyle açıklıyor:

  • Türkiye’de gazetecilik mesleği yıllar boyunca usta-çırak ilişkisi üzerinden yürümüş. Gazetecilik okullarda değil, gazetelerde öğrenilen bir meslek olmuş. Günümüzde de durum üç aşağı beş yukarı aynı. Her ne kadar iletişim fakülteleri her sene yüzlerce mezun verse de nitelikli ve hevesli gazeteci adaylarının sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Her yıl staj için gazetelere gelen onlarca gazeteci adayı arasından bu işi yapmayı gerçekten isteyen, bu uğurda birçok sıkıntıya göğüs germeye gönüllü olan sadece bir iki genç, kalıcı olabiliyor.
  • Gençlerin meslekte tutunmasının önündeki en büyük engellerden biri de şüphesiz karşılaştıkları koşullar. Güvencesiz, çoğu zaman maaşsız ve kadrosuz uzun saatler boyunca, zorlu koşullarda çalıştırılıyorlar. Bu durum da çok sayıda gencin şansını başka sektörlerde denemesine neden oluyor. Zaten değişen medya eğilimleri nedeniyle artık basılı gazetelerde, gençler tercih edilmiyor. Hâl böyle olunca da medya organlarında genç yönetici bulmak bir hayli güçleşiyor. Okullardan neredeyse eğitimsiz gelen gençlerin meslekte pişip sorumluluk alacak tecrübeye ulaşmaları uzun yıllar alıyor. Gazete yönetimleri de çoğu kez, tecrübesiz isimleri tercih etmiyor.

“Gençler, geleneksel yapı nedeniyle yönetim kadrolarında yok”

Cumhuriyet’ten son dönemde ayrılan bir başka gazeteci olan ve son olarak gazetenin dijital haber müdürlüğünü yapan Ozan Yurtoğlu, gençlerin medyanın geleneksel yapısı nedeniyle yönetim kadrolarında yer alamadığına dikkat çekerek şunları söylüyor:

  • Gençler şu anki fiili durumda medyada yönetim kadrolarında kararları direkt olarak etkileyecek pozisyonlarda yer almıyorlar. Kısmi olarak bazı medya organlarında yer alsalar da genel olarak bunun olduğunu söylemek mümkün değil. Gençlerin bazı kuruluşlarda temsiliyetine ve dinamizmine izin veriliyor. İzin veriliyor diyorum, çünkü geleneksel olarak yürüyen bir sistem var, o sistemde konumları olanlar var, bunların değişime ve dönüşüme iltiması her kurumda maalesef aynı olmuyor.

Ozan Yurtoğlu’na göre gençlerin donanımlarının, bilgi düzeylerinin yeterliliğinin veya yeteneklerinin yer aldıkları kurum için uygun olup olmadığı gibi etkenlerin de yönetim kadrolarında olmayışlarının bir başka nedeni.

“Bırakın yönetimi, gençlerin iş bulması imkânı bile çok kısıtlı”

Yol TV Haber Koordinatörü Çağdaş Dağ, gençlerin yönetim kadrolarına girme meselesinden önce ciddi bir işsizlik sorunuyla karşı karşıya olduğunun altını çiziyor. Birçok gencin “gazetecilik bölümlerinden niteliksiz eğitimler alarak mezun olduğunu” söyleyen Çağdaş Dağ, şunları ekliyor:

  • İletişim fakültelerinden her yıl binlerce öğrenci mezun oluyor. Ancak öğrenciler mezun olduklarında sudan çıkmış balığa dönüyor. Gençleri mezun olduklarında başta işsizlik sorunu bekliyor. Çoğu sektörde olduğu gibi medyada da iş bulmak çok zor. Gençlere iş bulma konusunda tanınan imkânlar çok kısıtlı.
  • Diğer taraftan üniversitelerde eğitimin niteliksiz olması sorunu var. Eğitim kısıtlı birtakım teorik derslere ve sınavlara indirgenmiş durumda. Çoğu üniversitede mesleğe dair pratik eğitim yok denecek kadar az. Gençler ancak kendi çabalarıyla pratik yapabiliyor, yetkinlik kazanıyor veya iş bulabiliyor. Dolayısıyla bırakın yönetimi, gençlerin iş bulma imkânları bile çok kısıtlı. Medyada karar verici konumda olanların gençlere yönetimde yer ayırma gibi bir çabası olduğunu gözlemlemiyorum.

Dağ, Türkiye’de hâkim olan toplumsal hiyerarşide gençlerin fikirlerine saygı duyulmadığını söyleyerek şu ifadeleri kullanıyor:

  • Bu dizilimde gençlerin tecrübe kazanması oldukça zorlaşıyor. Medyanın geneline baktığımızda da öne çıkan isimler de belli sayıda. Bu isimlerin büyük bir kısmı da yaşça büyük. Tıpkı egemen siyasette olduğu gibi medyanın genelinde de ‘usta’lar koltuğunu paylaşmayı pek istemiyor. İktidarın her alanı olduğu gibi medyayı tekelleştirme çabasının da bunda önemli bir etkisi var.

“Emek sömürüsü, gençlerin yeteneklerinin ortaya çıkmasını engelliyor”

Çağdaş Dağ, Yol TV olarak kendi kurumlarında, gençlere karar mekanizmalarını etkileyecek pozisyonların verilip verilmediğini sorduğumda ise durumu şöyle özetliyor:

  • Bu sorunuza bir genç yetişkin olarak yanıt veriyorum. 🙂 İçinde bulunduğumuz dönemde gençler teknolojiyle iç içe büyüdüler. Gençleri kapsamayan bir yeni medyadan söz etmek mümkün değil. Üreteceğiniz her içerikte gençleri göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Dolayısıyla hem üretiminde hem yönetiminde gençlerin dâhil olması zorunlu. İster hedef kitleniz açısından düşünün, isterseniz kendi kurumunuz açısından… Gençleri doğalında içinde barındıran mekanizmalar kurmak gerekiyor.
  • Yalnız bu noktada gençleri toplumun dışında bir parça olarak kategorize etmeyi doğru bulmuyorum. Hayatın her alanında gençler bu toplumun bir parçası. Öyleyse medya kurumlarında da karar mekanizmalarında o ölçüde gençlerin yer almaları gerektiğini düşünüyorum. Yetişkinlerin deneyimleri de yabana atılmamalı. Kurumumuza gelirsek, karar mekanizmasını bu anlayışla oluşturuyoruz. Dolayısıyla karşılıklı güvene dayalı ortak bir karar mekanizmasından söz etmiş oluyoruz.

Dağ, gençlerin potansiyellerini ortaya çıkarabilecek pozisyonlarda çalışamamasına ilişkin ise Medyanın tercihleri sermayenin çıkarları doğrultusunda şekilleniyor. Medyadaki emek sömürüsü gençlerin kapasitelerinin ortaya çıkmasını engelliyor. Çalışanların yaratıcılıklarının açığa çıkması için önce buna uygun ortamın yaratılması gerekiyor diyor.

“Gençler ucuz işgücü olarak kullanılıyor”

Genç bir medya çalışanı olarak Bianet editörü Tansu Pişkin, gençlerin diğer sektörlerde olduğu gibi medya sektöründe de “ucuz işgücü” olarak kullanıldığını dile getiriyor. Medya kuruluşlarında işverenlerin çoğunun yaşça büyük erkeklerden oluştuğuna vurgu yapan Pişkin, gençlerin “tecrübe ve yaş hiyerarşisi nedeniyle söz sahibi bir konuma getirilmediği gibi ‘Siz şimdi bilmezsiniz onları’ minvalinde cümlelerle mobbinge” dahi maruz kalabildiğini söylüyor.

Pişkin’in dikkat çektiği bir başka unsur, potansiyelin yaş ve cinsiyet faktörlerinden öte bireysel yetenekle ilgili olduğu gerçeği. Sonuçta insanın kaç yaşında veya hangi cinsiyette olduğu, onun gazetecilik becerisine dair anlamlı bir veri sunmuyor. Pişkin sözlerini şöyle noktalıyor:

  • Gazetecilikte potansiyel daha bireysel bir şey diye düşünüyorum. Eğer editöryel bağımsızlık olan bir kurumda çalışıyorsanız yaptığınız haber, haberi yazımınız, kaleminizin gücü sizin potansiyelinizdir. Ve bunun sınırlarını sadece siz belirleyebilirsiniz. Editöryel bağımsızlık ön koşuluyla tabii ki.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – 40 YILLIK ALAYLI GAZETECİ İLE YENİ MEZUN OKULLU GAZETECİNİN SOHBETİ

Yeşim Özdemir

Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi'nin Basın ve Yayın Bölümü'nden mezun oldu. Birkaç yıl aradan sonra Basın ve Yayın Anabilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimine başladı. Üniversite yıllarında Cumhuriyet gazetesi ve Es TV’de stajyer editör ve muhabir olarak çalıştı. Mezuniyet sonrasında Almanya’da önce yazılı basında editör ve muhabir olarak görev yaptı. Sonra Artı TV Köln merkezinde muhabir, editör ve haber seslendirmeni olarak çalıştı. Türkiye'ye döndükten sonra bir müddet, Artı TV İstanbul merkezinde muhabir olarak çalıştı. Ancak yaşadığı bir sağlık sorunu nedeniyle işten ayrılma kararı alarak serbest gazeteci olarak çalışmaya başladı. Çeşitli platformlarda yazılı haber, video-haber ve podcast gibi farklı alanlarda içerikler üretiyor. Kısa Dalga'da "Time Code" isimli podcast yayınını yapıyor. Kadın ve çocuk temalı hikâyeler yazıyor. İçeriklerini yesimozdemir.net adresinde de yayımlıyor.

Journo E-Bülten