Görüş

Ölüm haberleri: Gazeteciler en zor görevi nasıl yapmalı?

Fotoğraf: Bret Kavanaugh
Gazeteciliğin en zor ama önemli görevlerinden biri, ölümleri haberleştirmek. Poynter.org, COVID-19 salgını boyunca özellikle gazetecilik öğrencilerine kaynaklık etmesi için “Alma Matters” adlı bir yazı dizisine başlamıştı. Bu kapsamda Barbara Allen imzasıyla yayımlanan “ölümü yazmak” konulu makaleyi aktarıyoruz.

Genç gazeteciler için en güç görevlerden biri, yeni ölmüş biri hakkında yazmaktır.

Çalışan birçok gazeteci için, ölen birinin perişan hâldeki yakınlarıyla ve yas tutan dostlarıyla söyleşi yapmak zordur ama mesleğin bir gereğidir. Alıştığımız bir şeydir.

Gazetecilik öğrencileri de bu görevle neredeyse tamamen yalnız başa çıkmak zorunda. Eskiden iletişim fakültelerinde yüz yüze dâhil oldukları destek ağı, artık telekonferans ve yazılı mesajlara kaydı.

Danışmanlar ve okul gazetelerinin daha deneyimli öğrenci editörleri, COVID-19 ölü sayısı arttıkça gazete çalışanlarına daha fazla ilgi göstermeli; sadece hayatını kaybeden topluluk üyelerine değil, bu ölümleri haberleştiren öğrencilere de dikkat etmeliler.

Ölümü yazmaya dair bence en iyi ipuçları aşağıda. Umarım bunlara ihtiyacınız olmaz.

Zor bir gereklilik

Her şeyden önce, ölen biri hakkında yazmanın önemli ve anlamlı olduğunun bilincine varın. Mesleğin bu aşamasını, sırf zor olduğu için atlayamazsınız. İnsanların hayatlarına ve ölümlerine dair hikâyeleri anlatmak, gazetecilerin insanlıkla bağ kurmasının bir yoludur ve bugün her zamankinden daha önemli hâle geldi.

Şöyle basit bir test yapabilirsiniz: Çok sevdiğiniz birinin öldüğünü düşünün (bunun hoş olmadığını biliyorum). Şimdi de yerel bir televizyon kanalının sizinle konuşmadan bu kişiyle ilgili uzun bir haber yayımladığını hayal edin. Sevdiğiniz kişiyle ilgili hikâyeleri anlatma ve onun hayatını kutlama sürecinden dışlanmak sizde nasıl hisler yaratırdı? İşte bu düşünceyi bütün habercilik sürecinizde yanınızda taşıyın. Bu, her zaman doğruyu yapmanıza yardımcı olur.

Bir plan yapın

İletişim öğrencilerinin görev yaptığı medya kuruluşları, hâlâ yapmadılarsa mutlaka bir plan yapmalı. Şunları göz önünde tutun:

  • Ölenlerin profil yazılarını kim yazacak?
  • Editörlüğü ve teyit sürecini kim üstlenecek?
  • Yas tutan haber kaynaklarıyla nasıl görüşüleceğine dair çalışanları bilgilendirdiniz mi?
  • Öğrencilerin, fakülte çalışanlarının veya mezunlarına ölümlerini aynı mı, yoksa farklı şekillerde mi haberleştireceksiniz?
  • Bu hikâyeler nereye ait? Bunları özel bir sayfa için mi yaratıyorsunuz?
  • Fotoğrafları ve belki ses/video dosyalarını kim toplayacak?

Söyleşileri ustalıkla yapın

Yıkılmış hâldeki biriyle yüz yüze görüşmek zaten yeterince zordur. Vücut dili ve belki de fiziksel teması kullanmadan onlarla söyleşi yapmak ise daha da güç olabilir. Ama yine de bu yapılmalıdır.

Telefon, Facetime, Zoom, Google Hangout veya iki tarafın da rahat kullanabileceği başka bir teknoloji yoluyla görüşme yapmak üzere bir saat ve yer belirleyin. Kullandığı cihazı merhumun aynı evde bulunan diğer yakınlarına da vermeye kaynağınızı teşvik ederek olabildiğince çok kişiyle görüşün.

Ölen kişinin sevdikleri bugünlerde aynı evde toplanmamış olabilir. Bu yüzden isim ve numaralarını ilk kaynağınızdan alıp onları da arayın.

Gazeteciliğin çoğu türünde olduğu gibi burada da daha zengin ve bütünlüklü bir haber yaratmak, daha fazla sayıda insanla konuşmaya bağlıdır. Bu tür hikâyelerde de sadece e-postalara veya diğer yazılı mesajlara bel bağlanmamalıdır. Sanal da olsa kişisel bir bağ kurmaya çabalayın.

Kaynaklarınızla nereden başlamalı

Ölüme dair yazmanın en önemli kuralı, aile ve arkadaşlarla konuşmaktır. Sadece sosyal medya paylaşımlarına veya diğer çevrim içi mesajlara dayanan bir haber yapmamalısınız.

Bu tür haberler için en iyi kaynaklar; ölen kişinin eşi, çocukları ve annesiyle babasıdır. Buradan başlayıp kardeşlere, arkadaşlara, kuzenlere ve çalışma arkadaşlarına doğru ilerleyin.

Cenaze hizmetlerini arayıp aileden kimin bu işle ilgilendiğini öğrenerek ona ulaşmanız mümkün olabilir. Olmasa da cesaretiniz kırılmasın.

Ne sormalısınız

Söyleşi öncesinde araştırma yapın. Oluşturacağınız liste, temel biyografik soruları yanıtlamalı: Ölenin doğum yeri/memleketi, nerede büyüdüğü, nerelerde yaşadığı ve öldüğünde nerede bulunduğu, hangi okullara gittiği, mezun olduğu/olacağı bölüm, mezuniyet tarihi, iş yeri, sektörü, eşinin ismi, evlenme tarihleri, çocuklarının isimleri ve doğum tarihleri. Ayrıca hobilerini, ilgi alanlarını ve gönüllü çalışmalarını da sormalısınız.

Söyleşinizde onun hayatı hakkında ne kadar çok soru sorarsanız, o kadar düzgün bir haber ortaya çıkar. Bu haberi desteklemek için daha önce yayımlanmış diğer içerikleri ve sosyal medya hesaplarını da kontrol etmelisiniz.

Fotoğrafları unutmayın

Fotoğraflarını edinin. Birden çok fotoğraf yayımlayın. Her birine güzel resim altları yazın.

Sosyal medya profillerinden fotoğraf almak yerine, yakınlarına aile fotoğraflarını sorun. Yoksa da izin alarak sosyal medya fotoğraflarına haberde yer verebilirsiniz.

Unutmayın, bir kişinin sosyal medyada fotoğraf paylaşması, fikri mülkiyet hakkını devrettiği anlamına gelmez. Uzmanlara göre bu eylem, fotoğrafın kopyalanması ve yeniden yayımlanması için bir davet de değildir.

Üslup ve doğruluk denetimi

Zor da olsa her zaman birinin “öldüğünü” söyleyebilmeliyiz. “Vefat etti” veya “hayatını kaybetti” gibi ifadeler de soruların içinde kullanılabilir. Ancak haberde “öldü” demenin mahsuru yoktur.

Ölümlere dair haberler bir insanın hayatının olumlu kısımlarına odaklanır. Genel olarak bunda bir sorun yok. Ayrıca unutulmamalıdır ki böyle bir haber, söz konusu ailenin kuşaklar boyunca saklayacağı önemli bir tarihi belgedir. Aynı zamanda bu, çoğu kez, ölen kişinin hayatı boyunca medyada yer alacağı tek içeriktir.

Kendinize dikkat edin

Eski kuşak gazetecilerden duyabileceğinizin aksine bu işe tek başına göğüs germek zorunda değilsiniz. Ölüme dair ciddi hislerinizi veya haberi toparken yaşadıklarınızı başkalarıyla paylaşmak kesinlikle utanç verici bir şey değildir. Elbette profesyonelliğinizi muhafaza etmelisiniz ama profesyoneller de mesleklerini yaparken zorlanabilir.

Dart Gazetecilik ve Travma Merkezi‘nin bu tür haberler için gazetecilere önerilerinden bazıları şöyle:

  • Kaynaklarla iletişim kurarken özenli olun.
  • Şeffaflığı, soğukkanlılığı ve tatlı dili elden bırakmayın.
  • Kim olduğunuzu, hangi medya kuruluşuna çalıştığınızı, söyleşide topladığınız veriyi ne yapacağınızı, nasıl kullanacağınızı söyleyin.
  • Onlarla neden konuşmak istediğinizi anlatın.
  • Söyleşiyi onayladılarsa devam edin. Yoksa iletişim bilgilerinizi bırakıp diledikleri zaman sizi arayabileceklerini vurgulayın. Konuşmak istemiyorlarsa bir başka kaynak da bulabilirsiniz.
  • Görüşmelerde samimi olun. Büyüklük taslamayın.
  • “Kendinizi nasıl hissediyorsunuz” diye sormayın.
  • “Neler hissettiğinizi biliyorum” veya “Sizi tamamen anlıyorum” gibi cümleler kurmayın. Çünkü çoğu olayda kimse, o insanın tam olarak neler hissettiğini bilemez.
  • Empati kurun. Empatik bir söyleşide gazeteciler, kaynaklarına, onların hikâyelerini aktarırken ilgi, dikkat ve özen göstereceklerini hissettirirler. Vereceğiniz empatik karşılıklar şöyle olabilir: “Yani demek istediğiniz şu mu?” “Söylediklerinizden anladığım kadarıyla…”
  • Söyleşi için yeterince vakit ayırın. Tahmin ettiğinizden daha fazla zaman gerekebilir.
  • Söyleşileri kaydedin. Böylece notlarınızda eksik kaldığını düşündüğünüz bir şey varsa her zaman geriye dönüp tekrar dinleyebilirsiniz.
  • Hiçbir şeyi kişisel almayın. Haber kaynakları bazen travma nedeniyle ters yanıtlar verir veya sizinle bir etkileşimde olduklarına dair hiçbir belirti göstermezler. Bunlar sizin şahsınıza karşı bir tepki değildir. Sadece bu durumla başa çıkmalarının bir yolu olabilir.

Son ipucu

Duygularınızı bastırmayın. Travmatik bir olayın sizi de etkileyebileceğini unutmayın. Bu deneyimi arkadaşlarınızla, ailenizle, danışmanınızla veya editörünüzle paylaşmanın bir yolunu bulun. Benzer şeyler onların da başından geçmiş olabilir ve/veya size kulak verebilirler. Zor bir olaya tanıklık edip onu haberleştirirken yaşanacak zorluklarla başa çıkmanın bir yolu, deneyimlerinizi paylaşmaktır.

  • Poynter.org idari editörü Barbara Allen imzalı bu yazının İngilizce orijinali, ABD merkezli gazetecilik sitesinin şu sayfasında 7 Nisan’da yayımlandı.

Gazeteciliğin temel ilkelerinden biri: İnsancıl yaklaşım

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.

E-Posta Aboneliği