Bilim Dosya

Popüler bilim yayıncılığı altın çağını yaşıyor

Bilim yayıncılığı, medya dünyası içinde uzmanlığın ve doğru yorumlama yeteneğinin hayati önem taşıdığı alanların başında geliyor. Bilimsel gelişmeleri doğru tahlil edip, eksiksiz ve doğru bir şekilde okuyucuya sunmak; ancak konu hakkında detaylı ve doğru bilgiye sahip olmakla mümkün. Bilim yayıncılığının meşakkatli bir iş olduğu konusunda hemfikir olan uzmanlar, Türkiye’de geleneksel medyada yer alan bilim haberlerinin magazinel ve sansasyonel olmasından yakınıyor. Bu durumun sebebini ise bilim kültürünün yeteri kadar gelişmemiş olmasına bağlıyorlar.

Tevfik Uyar, Çağrı Mert Bakırcı, Barış Altıntaş, Gürkan Akçay ve Orhan Bursalı; Türkiye’deki bilim yayıncılığının mevcut durumunu ve önemini, dijitalleşmeyle yaşanan dönüşümü ve bilim yayıncılığının nasıl gelişebileceğini Journo’ya anlattı.

‘Geleneksel medyada durum fecaat’

Açık Bilim Yayıncısı Tevfik Uyar: “Türkçe bilim yayıncılığı, çocuk ve gençlere bilimle ilgilenmeleri için zemin oluşturuyor.”

Açık Bilim‘den Tevfik Uyar, Türkiye’deki bilim yayıncılığının başka hiçbir alanda olmadığı kadar zengin ve yaygın olduğu görüşünde. Uyar, Türkiye’de bilime merak salmış bir gencin ya da bilimsel gelişmeleri takip etmek isteyen herhangi birinin hiç İngilizce bilmese de yeteri kadar güncel kalmasının mümkün olduğunu düşünüyor: “Birbirinden bağımsız oluşumlar; internet, sosyal medya, sesli-görüntülü ve basılı mecralarda hemen herkesin ihtiyacına yanıt verebilecek ürünler sunuyor. İçerik üreticileri arasında yurtdışında çalışan akademisyenler var. Alanlarını doğru takip edip, kaynakları doğru bir şekilde tercüme ederek aktarabiliyorlar”

Geleneksel medyadaki bilim haberciliğinin durumunu ise “fecaat” olarak nitelendiren, Uyar şöyle devam ediyor:

“Hatalı çeviriler, sözde bilimsel ya da bilimdışı haberler, kalite yoksunu ve kaynağı belirsiz metinler kol geziyor. Genelde tık avcılığı amacıyla yapıldığı için oldukça sansasyonel ya da magazinel içeriklere yer veriliyor. Geleneksel medyanın bilim haberciliğine önem verdiğini düşünmemekle birlikte, önem verme yönünde bir motivasyonları olduğunu da düşünmüyorum.”

Dijitalleşmenin popüler bilim yayıncılığını çeşitlendirdiğini vurgulayan Uyar, “2011 yılında Açık Bilim çevrimiçi dergisi, podcast yayını ve radyo programını başlattığımızda düzenli bir dijital bilim yayını yoktu. Bu bakımdan 2011 yılı bir milat kabul edilebilir. Eksikliğin farkına varan insanların çabasıyla bilim yayıncılığında dijital platformların sayısı hızla arttı” diyor.

‘Bilim anlatıcılığı para veya şöhret için yapılacak bir iş değil’

Evrim Ağacı’nın Yayın Yönetmeni: Çağrı Mert Bakırcı: “Dijital medya sayesinde dünyanın dört bir köşesindeki bilimseverler, birbirleriyle fikir alışverişi yapabilecekleri platformları keşfetmeye başladı.”

Evrimsel biyoloji üzerine yayın yapan Evrim Ağacı’nın kurucusu Çağrı Mert Bakırcı, Türkiye’de bilim yayıncılığının en büyük probleminin ‘kapitalist eğilimlere yenik düşmek’ olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Türkiye’de bilim yayıncılığı sistemli yapılmalı. Ekiplerin çok net ve erişilebilir misyonları ve vizyonları olmalı. Belirli ilkelere sahip olmalılar ve bunlardan ödün vermemeliler. Gözlerinde şu veya bu grubu geçmek değil, Türkiye’ye ve insanlığa katkı sağlamak olmalı. Saf ve temiz duygularla bu iş yapılmalı; çünkü bilim anlatıcılığı para, şan, şöhret için yapılacak bir iş değil.”

Bakırcı, bilim yayıncılığını ciddiyetle yapan kişi ve kurumların sayısı arttığında, Türkiye’nin tarihi boyunca hiç yaşanmamış modern aydınlanma sürecine geçeceğini belirterek, “Ancak bilimi halka indiremez, kültürümüzün bir parçası hâline getiremezsek fazla ileri gideceğimizi düşünmüyorum. Dolayısıyla aydınlanma için, bilim için, özgür düşünce için inatla, azimle, durmaksızın çalışmamız gerekiyor” diyor.

‘Yanlış bilgiler kamu sağlığını tehdit ediyor’

Balkan Bilim Gazetecileri Ağı Yönetim Kurulu Üyesi Barış Altıntaş: “Bazen çok iyi mecralarda bile editör ve muhabirlerin bilgisizliğinden ve ilgisizliğinden kaynaklı çok kötü yazılmış haberler görebiliyoruz.”

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Eş-Direktörü ve Balkan Bilim Gazetecileri Ağı (BSJN) Yönetim Kurulu Üyesi Barış Altıntaş, bilimin halka aktarıldığı kanalların bilim temelli yayınlardan ziyade genel medya olmasını, bilim yayıncılığında temel problem olarak görüyor.

HIV ya da aşılar hakkında yanlış bilgilerin, kamu sağlığına zarar verebilecek haberlere dönüştüğünün altını çizen Altıntaş, bilim gazeteciliğinin ya da bilim iletişiminin kamuoyuna bilimin önemini anlatan bir rol üstlenmesi gerektiğini savunuyor. Türkiye’de ana akım medyada bilim haberlerinin ya ürün reklamı için ya da tık/rayting için yapıldığını belirten Altıntaş, “Basında çoğu kişi önlerine gelen bir bilim haberi veya araştırmayla ilgili temel soruları sorabilecek yetkinlikten yoksun. Bu nedenle ‘İsviçreli bilim adamları buldu: Domates kanseri engelliyor’ gibi bir başlıkla karşılaşabiliyoruz” diyor.

‘Bilimi reddedenleri görmezden gelmek korkunç sonuçlara sebep olabilir’

Bilim Fili Kurucusu Gürkan Akçay: “Dijitalin içeriği güçlendirme imkânı bilim yayıncılığı için bir avantaj hâline geldi.”

Bilim Fili Kurucusu Gürkan Akçay, dijitalleşmenin bilim yayıncılığına büyük avantaj sağladığını vurgulayarak, “Internet üzerinden içeriği güçlendirecek videolar, animasyonlar ve hareketli görseller kullanarak yapılan araştırmanın okuyucuda daha somut hâle gelmesini kolaylıkla sağlayabiliyoruz” şeklinde konuşuyor.

Günümüzdeki bilim yayınlarında kurguyu gerçekten ayırt etmenin epey zorlaştığını kaydeden Akçay bilimi reddeden, anti-aydınlanmacı harekete dikkat çekiyor: “Bilim insanları; iklim değişimi, aşı güvenliği ve evrim gibi bilimsel fikir birliğinin olduğu konuları reddeden insanların, iyi eğitimli insanların bilime gösterdiği ilgi kadar sahte bilim konularına ilgi gösterdiğini ileri sürüyor. Peki bilime dair bu reddedişin nedeni nedir? Sorunun büyük bir kısmı, insanların bilimsel sonuçları politik ya da sosyal yargılarından yola çıkarak değerlendirmesinden kaynaklanıyor. Anti-aydınlanmacı bu hareketi, basite almak ya da görmezden gelmek ne yazık ki son derece korkunç senaryoların gerçekleşmesine sebep olabilir. Bu noktada da bilim yayıncılığı ve bilimsel habercilik kritik bir rol üstleniyor. Bilimsel bilgiyi yayma gayesi taşıyan platformlar, toplumda mitlerin yayılması ve geniş kitlelerce kabul görmesinin önüne set çekebilecek potansiyeli ve sınırlı da olsa gücü ellerinde bulunduruyor.”

‘Bilim kültürü, bilim okuryazarlığını geliştirir’

Herkes Bilim Teknoloji Dergisi Yayın Danışmanı Orhan Bursalı: “Olan bitini bilmek zorundayız. Çünkü bilim toplumu ve ülkeyi değiştirecek olan en önemli etkendir.”

Cumhuriyet gazetesinin haftalık olarak çıkardığı Bilim ve Teknoloji eki, gazete yönetiminin 2015 yılında aldığı kararla yayından kaldırıldı. 29 yıllık ekin yayın yönetmenliğini yapan Orhan Bursalı; 2016’dan bu yana haftalık olarak çıkan Herkes Bilim Teknoloji dergisinin yayın danışmanı ve Türkiye’deki bilim yayıncılığının durumunun pek parlak olmadığını söylüyor. Bunu, bilim kültürünün yeteri kadar gelişmemiş olmasına bağlayan Bursalı, “Bilim kültürü, bilim okuryazarlığını; bilim okuryazarlığı, bilim yayıncılığını geliştirir.” diyor.

Basılı gazete ve dergi okuma alışkanlığının tamamen sona ermediğine dikkat çeken Bursalı, “Yayıncılıkta dijitalleşme bugün için bizi olumsuz etkilemiş değil. İnsanlar haftalık olarak basılı bilim dergisini okumak, incelemek istiyorlar. Dijital yayıncılığı da aksatmamak adına abonelerimize derginin dijital kopyasını iletiyoruz. Derginin günlük portalı olan herkesebilimteknoloji.com’da birçok haberimizi paylaşıyoruz” diye konuşuyor.


İlginizi çekebilir:

Evrim Ağacı gümbür gümbür: Bu yaşam görüşünde ihtişam var!

Seda Karatabanoğlu

Seda Karatabanoğlu

1991, Tekirdağ doğumlu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun olduktan sonra sırasıyla Cumhuriyet gazetesinde muhabirlik, İleri Haber ve Gerçek Gündem sitelerinde editörlük yaptı. Kısa bir süre halka ilişkiler deneyimi olan Karatabanoğlu, freelance metin yazarlığı yapmakta.