Hakikat mücadelesinin simge isimlerinden Metin Göktepe’nin adıyla verilen ödüllerde bu yıl bir ilk yaşandı.
“Tutuklu gazeteciler” başlığıyla verilen Jüri Özel Ödülü, “Benim için hepiniz Metin’siniz” diyen Fadime Ana’ya verildi.
30 yıl önce gözaltına alındıktan sonra dövülerek öldürülen gazeteci Metin Göktepe, Türkiye’de basın özgürlüğü mücadelesinin simge isimlerinden biri olmaya devam ediyor. Aradan geçen yıllara rağmen onun adı, hakikat arayışının ve gazetecilere yönelik şiddetin unutulmayan bir sembolü olarak anılıyor.
Bu yıl 29.’su düzenlenen Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri de bu hafızayı bir kez daha canlı tuttu. Ödül jürisi, ilk kez “Tutuklu gazeteciler ve saldırı altındaki gazetecilik” başlığı altında Jüri Özel Ödülü verilmesine karar verdi. Jüri, ödülün; hakikat peşinde koşan tüm gazeteciler için “Benim için hepiniz Metin’siniz” diyen Fadime Göktepe’ye verilmesini kararlaştırdı.
Çok sayıda kişinin katıldığı ödül töreni Hrant Dink Vakfı’nda yapıldı. Tören, geçtiğimiz yıl sokak ortasında katledilen gazeteci Hakan Tosun anılarak açıldı. Öte yandan tutuklu gazetecilere de selam gönderildi.

Törene 97 yaşındaki Fadime Ana da katıldı. Ayakta durmakta güçlük çeken Fadime Ana, ödüle ilişkin duygularını şu sözlerle dile getirdi:
“Çok duygulandım. Metin beni yaktı. Hiç aklımdan çıkmıyor. Burada herkes Metin’in arkadaşı. Hepsi Metin gibi.”
Özgür Özel de törene bir mesaj gönderdi. Özel, Metin Göktepe için, “Metin Göktepe’nin adı, gerçeğin bedelinin ne kadar ağır ödendiğinin en çarpıcı hatırlatmalarından biridir” ifadelerini kullandı.
Özel mesajında ayrıca, “Alican Uludağ, Merdan Yanardağ, İsmail Arı ve Pınar Gayıp başta olmak üzere tüm tutuklu gazetecileri dayanışma duygularımla selamlıyorum” dedi.
Metin Göktepe’nin adıyla verilen ödüller, yalnızca başarılı gazeteciliği değil, aynı zamanda bedel ödenerek sürdürülen hakikat mücadelesini de hatırlatıyor. Aradan geçen on yıllara rağmen, Türkiye’de gazeteciler için bu mücadelenin hâlâ sürdüğü gerçeği ise değişmiyor.
O isimlerden biri İsmail Arı. 22 Mart’tn beri tutuklu. Törene İsmail Arı da cezaevinden mesaj gönderdi. Arı, “Metin Göktepe geleneğini sürdürmeye çalışan genç bir gazeteciyim. Halk adına habercilik yapmaya çalıştım. Suç uydurarak içi boş bir soruşturma dosyasıyla cezaevine attılar. Cezaevinde olmamın tek nedeni budur. Ben gazetecilik yapmaya devam edeceğim. Özgür günlerde görüşmek dileğiyle” ifadelerini kullandı.

Mesajların ardından ödül törenine geçildi.
Yerel Gazetecilik Ödülü, “Farklı dilde muayene” başlığıyla İskenderun SES gazetesinde yayımlanan üç günlük dosyaya imza atan Akın Bodur’a verildi. Gökhan Durmuş’un elinden ödülünü alan Bodur, kürsüde öldürülen ve tutuklu gazetecileri andı.
Adnan Bilen, Mezopotamya Ajansı’nda yayımlanan “Postal altında tanıklık!” adlı fotoğrafıyla Fotoğraf Ödülü’nü aldı. Bilen, aldığı ödülün onur verici olduğunu belirterek, geçtiğimiz yıl da Van’dan gelen bir hak ihlali fotoğrafı ödül kazandığını hatırlattı. Bilen, Van halkının direngenliğini ve direnişini selamladı, Rojava’da gerçekleri dünyaya duyuran gazetecileri ve hayatını kaybeden tüm gazetecileri andı.
Görüntülü Haber dalında, Halk TV’de “Barakalara sıkıştırılan hayatlar: Silivri Harmanlık Mahallesi” başlığıyla yayımlanan haberiyle Elifcan Yüksel Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü. Yüksel, “Gerçeği gerçek gibi anlatmak benim için çok önemli” dedi.
Görüntülü Haber Ödülü’nü ise T24’te “Hakan Tosun İstanbul’un orta yerinde nasıl öldürüldü?” başlığıyla yayımlanan haberiyle Emre Şimşek aldı.
Ayşegül Başar, Bianet’te yayımlanan “Nusaybin sınırında işkence gören D.K’ya ‘bayrak indirme’ iddiaları sorulmadı” başlıklı haberiyle Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. Başar, “İyi ki Metin yaşamış, iyi ki insan onuruna yaraşır şekilde nasıl gazetecilik yapılır diye öğretmiş” dedi.
Bu kategorideki ikinci ödül ise Evrensel gazetesinde “Cezaevindeki çocuklar: Islah mı işkence mi?” başlığıyla yayımlanan dosya haberiyle Eylem Nazlıer’e verildi. Nazlıer, ödülünü Cumartesi Anneleri’ne ve Hakan Tosun’a ithaf etti.
Yazılı haber dalındaki bir diğer Jüri Özel Ödülü ise Cemre Demircioğlu, Zeynep Şentek, Craig Shaw ve Vedat Örüç’e “Yeşilden Griye” başlıklı dosya haberleriyle verildi.
Hazar Dost, Aposto’da yayımlanan “Yeni ‘Türk Beşleri’yle tanışın: Kurusıkıdan dönüştürülmüş silah piyasasında Türkiye’nin rolü ne?” başlıklı haberiyle Yazılı Haber Ödülü’nü kazandı. Dost, ödülünü tutuklu gazetecilere ithaf etti.
Yazılı Haber Ödülü’nü kazanan diğer isim ise T24’te yayımlanan “AYM’den 10 Ekim Katliamı’nda ölen Veysel Atılgan hakkında tek cümlelik karar: Yaşam hakkı ihlal edilmedi” başlıklı haberiyle Cengiz Anıl Bölükbaş oldu. Bölükbaş, “Sırtımızı Musa Anter ve Metin Göktepe’ye dayadık. Ödülümü devlet tarafından öldürülen çocuklara adıyorum” dedi.
Etkinliğin sonunda Metin Göktepe’nin doğumgünü için ödül alan gazeteciler Fadime Ana ile birlikte pasta kesti.
ISRARIN SEMBOLÜ
Metin Göktepe, 8 Ocak 1996’da haber takibi sırasında gözaltına alındıktan sonra İstanbul Eyüp Kapalı Spor Salonu’nda polisler tarafından dövülerek öldürülen gazetecidir. Henüz 27 yaşındayken yaşamını yitiren Göktepe, Evrensel Gazetesi muhabiriydi.
Göktepe’nin ölümü, Türkiye’de gazetecilere yönelik şiddet ve cezasızlık tartışmalarında bir kırılma noktası olarak kabul ediliyor. Onun adı, yalnızca bir cinayeti değil; aynı zamanda haber takibi yapan gazetecilerin karşı karşıya kaldığı baskı ortamını da simgeliyor.
Bu nedenle onun adına verilen gazetecilik ödülü, yalnızca mesleki başarıyı değil, gazeteciliğin “ısrar” yönünü de temsil ediyor. Ödül, haber peşinde koşmayı, baskılara rağmen gerçeği yazmayı ve kamu yararı adına ısrarcı olmayı teşvik eden bir hafıza alanı olarak görülüyor.
Fadime Göktepe’nin “Benim için hepiniz Metin’siniz” sözü ise bu hafızanın en güçlü ifadesi haline gelmiş durumda. Bu söz, gazetecilik mesleğinin dayanışma, risk ve hakikat arayışı etrafında birleştiğini hatırlatıyor.


