Bilişim Haber Mobil

‘Türk Telekom çekmiyor’: GSM operatörleri küçük depremde büyük çuvalladı

Marmara Denizi’nde meydana gelen son sarsıntılar, beklenen büyük İstanbul depremine kıyasla çok küçüktü. Buna rağmen dünkü deprem sonrası saatlerce sesli telefon araması yapılamaması GSM operatörlerinin büyük bir ayıbı olarak tarihe geçti. Google ve Twitter’da konu trend oldu. Gazeteciler de Türk Telekom başta olmak üzere operatör şirketlere tepki gösterdiler. Peki, diğer ülkelerde de böyle mi oluyor? Kısa cevap: Cep telefonlarının ilk yıllarında benzer sorunlar yaşansa da artık gelişmiş ülkelerde bu şirketler hızla kapasiteyi artırıp sesli aramaların kesintisiz sürmesini sağlıyor.

Google’da genelde en çok yapılan aramalar “e-devlet” gibi resmi kurum ve hizmet isimleri, “son dakika” gibi sözcük öbekleri, gündeme gelen bir ünlü veya televizyon yarışmasında yöneltilen bir soru cümlesidir.  Dün ise Silivri açıklarında meydana gelen depremlerin ardından ilk birkaç saat içinde 200 bini aşkın aramayla “Türk Telekom çekmiyor” Google Trends listesinde zirveye yerleşti.

Özellikle kamu çalışanlarının yoğun olarak kullandığı Türk Telekom’un yanı sıra son dönemde “Dronecell” gibi yenilikleriyle övünen Turkcell ve küresel bir marka olan Vodafone’un da saatlerce sesli arama hizmeti veremediği bilgisi, haber sitelerinin bu Google aramalarına cevap vermek üzere hazırladığı içeriklerde vurgulandı.

‘Bize bir telefon lazımdı, o da bugün lazımdı’

Aralarında gazetecilerin de olduğu binlerce vatandaş GSM operatörlerine tepki gösterdi. Habertürk TV’deki Teke Tek Deprem Özel programında internet kullanmayan annesine ulaşamadığını belirten Fatih Altaylı, dün gece Twitter’da trend olan eleştirisinde şunları söyledi:

“Bize bir telefon lazımdı, o da bugün lazımdı. Eğer depremde bir halta yaramıyorsanız ne zaman yarayacaksınız? Çıkın bari iki satır bir açıklama yapın. Yıllardır cebindeki parasını aldığınız halkı da adam yerine koyun. Biz bundan bundan yapamadık, yarın düzelteceğiz, seneye düzelteceğiz deyin, bir şey deyin. Bunca insan eşine, dostuna, sevdiğine, çocuğuna ulaşamadı. Tam anlamıyla çuvalladınız, tam anlamıyla rezil oldunuz. Büyük konuşarak ‘teknolojimiz şöyle böyle’ dediniz, bir halt olmadığınız ortaya çıktı. Şu kadar sallantıda hepiniz devrildiniz kartondan evler gibi…”

Aslında mobil operatörler, “yüzde 99 yeterli” kapasite ile çalışıyor. Sorun, sesli arama taleplerinin beklenmedik bir şekilde zirve yaptığı o yüzde 1’lik zaman diliminde yaşanıyor. Telekom jargonunda buna “mass call event” (MCA, toplu arama vakası) deniliyor. Son 20 yıldır alınan dersler sayesinde artık bunun da çaresi var.

Dünyada GSM operatörleri bu sorunu nasıl çözüyor?

Cep telefonları 1990’ların sonundan itibaren dünyanın dört bir yanında yaygınlaşmıştı. GSM operatörlerinin ise ilk büyük sınavı 11 Eylül 2001’de ABD’de düzenlenen terör saldırıları sırasında verdiği söylenebilir.

Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine iki yolcu uçağının kasıtlı olarak çakıldığı ortaya çıktıktan sonra milyonlarca kişi hemen New York’taki yakınlarının cep telefonlarını aramıştı.

Özellikle Verizon hattı olanlar New York şehir merkezinde günlerce arama yapamadı. Ama o günkü bu kesintinin nedeni sadece arama miktarının kapasitenin üstüne çıkması değildi. Saldırılar sırasında kritik telekom kabloları ve diğer altyapı unsurları da zarar görmüştü.

Sürekli iletişim, acil arama önceliği

ABD’deki GSM operatörleri 36 adet seyyar baz istasyonunu 14 Eylül’de New York merkezine gönderince sorun çözüldü. Aynı çözüm aramaların hızla arttığı planlı ve plansız birçok başka olayda uygulandı. Örneğin 2009’da Barack Obama ABD başkanlığı için yemin ederken ve 2013’te Boston’daki terör saldırısı sonrasında…

Türkiye’de siyasi mitingler ve maçlar gibi nüfusun yoğun olduğu etkinliklerde zaman zaman seyyar baz istasyonları görevlendiriliyor. Bunların acil durumlarda da, kapasite sorunu yaşayan yerel baz istasyonlarını desteklemesi şirketler açısından bir farkındalık ve organizasyon işi…

2000’lerin başından beri dünyadaki GSM operatörlerinin hassasiyet gösterdiği iki nokta daha var: 1) Kamuoyuyla iletişimi kriz anında da sürdürüyorlar. 2) Aşırı yükleme nedeniyle sistemlerinde darboğaz oluştuğunda acil durum aramalarını öncelikli hale getiriyorlar.

Örneğin İngiltere’nin başkenti Londra’da 7 Temmuz 2005’te düzenlenen terör saldırıları sonrasında Vodafone sabah saat 10 itibariyle arama taleplerinin kapasiteyi aştığını açıkladı.

Şart değilse aramayın, SMS atın

“Erişim aşırı yükleme kontrolü” adlı protokol gereği bundan sonraki bir süre boyunca sadece acil aramalara öncelik verildi. Böylece duruma müdahale edecek yetkililer arasındaki koordinasyonun sürmesi sağlandı.

Dünyadaki GSM şirketleri aynı zamanda vatandaşlara, bu tür durumlarda zorunda kalmadıkça sesli arama yapmayıp yakınlarıyla SMS üzerinden bağlantı kurmaları tavsiyesinde bulunuyor. Çünkü sesli aramalar baz istasyonlarında daha fazla kapasite harcıyor.

Bugün gelişmiş ülkelerde bu tür durumlarda, Türkiye’de dün yaşadığımız kadar uzun bir mobil iletişim kopukluğunun yaşanması çok olası değil. Çünkü GSM şirketlerinin çalışanları acil durumda gereken müdahaleyi hızla yaparak kapasiteyi artırmak üzere eğitilmişler.

Kapasiteyi artırdılar

Örneğin ABD’de AT&T şirketi, bu tür durumlarda baz istasyonu kapasitesini 5 kat artırmak için yeni bir yöntem geliştirdi. Aynı şirket mobil iletişimin kesilmemesi için acil durum bölgesine gönderilmek üzere 320 araç ve ekipmanı hazır tutuyor.

Dünyadaki GSM operatörlerinin Türkiye’de dün yaşanana kıyasla çok daha ağır koşullarda hizmetlerini sürdürebildiğini de gördük.

11 Mart 2011’de Japonya’da meydana gelen 9 büyüklüğündeki Tohoku depremi ile onu takip eden 40 metrelik tsunami 15 bini aşkın can kaybına neden olmuştu.

Yıkılan ülkede bile telefonlar susmadı

Afet ülkenin dört GSM operatörüne (NTT DoCoMo, KDDI, Softbank Mobile ve eMobile) ait yaklaşık 70 bin baz istasyonundan 14 bin 800’üne hasar verdi.

Bu ağır bilançoya rağmen sesli aramalarda uzun süreli ve toptan bir kesinti söz konusu olmadı. Aramalarda kopma ve bağlantı hataları ülkedeki devasa yıkıma rağmen bir hafta sonra yüzde 20’ye geriledi ve bir ay olmadan Japonya’da mobil iletişim deprem öncesi düzeye ulaştı.

Kısacası, 20 yıl önce olsa belki Türkiye’deki GSM operatörlerinin dünkü “çuvallaması” mazur görülebilirdi ama 2019 itibariyle eleştiriler gayet haklı görünüyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – GAZETECİLİĞİN EN UZUN GÜNÜ: 17 AĞUSTOS 

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.