Haber

Uğur Dündar yumruk videosu: Halil Bezmen haberleri

Gazeteci Uğur Dündar’ın yolsuzluktan yargılanan iş adamı Halil Bezmen’in ABD’deki evine gidip bir çalışanıyla yumruk yumruğa kavga ettiği videonun izini, haber arşivlerinde sürdük.

Kaçak iş adamını bulmak üzere Arena programı adına Aralık 1994’te ABD’ye giden Uğur Dündar, Halil Bezmen’in Connecticut’taki evinde görevli Remzi Çelik ile yumruklaşınca yaklaşık 12 saat gözaltında kalmıştı.

Videonun henüz ortada olmadığı o günlerde Milliyet gazetesi, “Dündar’ın elindeki mikrofon, hizmetçi Remzi Çelik’in burnuna çarptı” ifadesini kullanmıştı. Çelik’in burnu kırılmış, gazetecilikte kişisel haklar tartışması başlamıştı.

Uğur Dündar’ın “soruşturmacı gazetecilik” tarzını bilmeyenler veya 1990’lardaki televizyon haberciliğini unutanlar, birkaç gündür çok paylaşılan “yumruk” videosuna şaşırdı.

Aslında Dündar, Avrasya Feribotu’na atlayışından hamamböcekli iş yeri baskınlarına dek hemen her zaman “proaktif” bir habercilik tarzı benimsemişti.

Bugünlerde çok izlenen videodaki olay ise Uğur Dündar’ın 26 yıl önce ABD’de gözaltına alınmasıyla gazeteciliğin ve medyanın farklı alanlarında tartışmaları tetiklemişti.

Dündar’ın yıllar önce kaydedilen Halil Bezmen videosunu gülerek paylaşanlar kadar eleştirenler de var. Zira ünlü gazeteci bu videonun uzun ve “bipsiz” versiyonunda yumrukladığı kişiye ağır küfürler ederken görülüyor. Kendini savunmasının “orantılı” olup olmadığı da tartışmalı.

Uğur Dündar: Meşru savunma, keşke yaşanmasaydı

Dündar, bu gece Tele 1’de hayatını konu alan canlı yayında bu olaya da kendi bakış açısıyla değindi. Zaten videonun yeniden dolaşıma girmesi de bu yayının tanıtımı içindi.

Dündar, fiili müdahalesinin “meşru savunma” olduğunu belirtip “Keşke yaşanmasaydı” dedi. Küfürlü videoyu sosyal medyada kimin paylaştığını bilmediğini de sözlerine ekledi.

Uğur Dündar yıllardır gündemde olsa da,  toplumun önemli bir bölümü Halil Bezmen’i ya unuttu veya hiç tanımıyor. Öncelikle geçmişteki haberlere bakıp hatırlayalım ve tarihçeyi kayda geçirelim:

Halil Bezmen kimdi? Uğur Dündar neden Bezmen’in ABD’deki evine gidip kavga etmişti? Bezmen ailesi bir zamanlar Türkiye’nin en büyük şirketlerinden olan Santral’i nasıl kurulmuş, siyaseti karıştıran İSKİ skandalı neden patlak vermişti.

Halil Bezmen kimdir

1927: Halil Bezmen’in dedesinin babası Ali Molla, İngiltere’den ithal ettiği kumaşları Sırbistan ve Makedonya’da satan bir tüccardır. Ali Molla’nın işini devam ettiren oğlu Halil Ali Bey (Halil Bezmen’in dedesi) o yıl mübadele nedeniyle Türkiye’ye göçer ve işini İstanbul’a taşır. Daha sonra Soyadı Kanunu çıktığında ‘Bezmen’i seçme nedeni de, bu işin tekstil üzerine olmasıdır. Bu ilk fabrika daha sonra iflas eder.

1929: Halil Ali Bey’in Fransa’da eğitim gören 1909 doğumlu oğlu Fuad Bezmen (Halil Bezmen’in babası) Türkiye’ye döner ve amcasıyla babasının desteğini alıp Mensucat Santral adlı yeni fabrikayı kurar. Eski şirketten Leon Taranto’yu da yine ortak olarak yanlarına alırlar. Diğer üreticilerin tekstil ürünlerini de boyayan bir merkez hâline geldikleri için “santral” diye anılırlar. Beş yıl içinde hızla büyüyüp 1935’te “anonim şirket” olurlar.

1940’ler ve 1950’ler: Halil Bezmen ismini ilk kez bu dönemde çıkan haberlerde görüyoruz. 1942’de çıkarılan ve gayrimüslim vatandaşlar aleyhine ağır bir ayrımcılık içeren Varlık Vergisi nedeniyle Taranto ailesi, çalışma kampına gönderilmemek için hızla büyüyen şirketteki hisselerini Bezmenlere satmak zorunda kalmıştır. Taranto ailesi ertesi yıl Bezmenlerin bu alışverişte hile yaptığını öne sürerek dava açar. Bu davaları kaybedince 1952’de TBMM’ye başvurup haklarının iadesini isterler. Bu yıllarda çıkan haberler, “yılan hikâyesine” dönen davanın meclis görüşmelerindeki seyrini aktarıyor.

Fuad Bezmen ve Santral Holding’in yükselişi

1960’lar: Taranto davası unutulur. Bezmen ailesi gazetelerin “cemiyet” sayfalarında sık sık yer alır. Fuad Bezmen’in kızı için Yeşilköy’deki villalarında verdiği parti gibi konular haberlere yansır. 26 Temmuz 1969’da Milliyet’te yayımlanan bir haberde, “İsviçre’den yaz tatilini geçirmek üzere gelen Halil Bezmen’in damsızlık yüzünden neşesizliği” ile bu partide dikkat çektiği yazar. Halil Bezmen o tarihte henüz 20 yaşındadır.

1970’ler: Bezmen ailesinin tekstil şirketi 1973’te holdingleşir. Santral Holding’in yıllık cirosu, gazetelerde çıkan reklamlarına göre 1 milyar lirayı aşar. Avrupa’ya ihracata odaklanan holdingin yönetim kurulu başkanı, Halil Bezmen’in amcası Refik, başkan vekili ise babası Fuad’dır. Yönetim kurulunda yer alan ailenin genç üyesi Halil Bezmen’in ismini de bu dönemde girdiği yat yarışlarına dair haberlerde ve vergi rekortmenleri listelerinde görüyoruz. Örneğin 1974’te 997 bin lira vergi ödeyip listeye girmiş. Aynı yıl listenin tepesindekiler yaklaşık 10 milyon lira öderlerken mesela Hürriyet gazetesini kuran aileden Haldun Simavi’nin vergisi 1.6 milyon, aktör Cüneyt Arkın’ınki ise 250 bin liraymış.

Türkiye’nin ilk “whistleblower” vakalarından

12 Aralık 1980: 12 Eylül 1980 darbesinden tam üç ay sonra Refik Bezmen ve Halil Bezmen, Santral Holding’e yönelik kaçakçılık ihbarı üzerine tutuklanır. Fuad Bezmen ise polis baskınından bir hafta önce ABD’ye gitmiştir. Haberlerde, holdingin “Türkiye’nin önde gelen kuruluşları arasında sayıldığı” vurgulanarak operasyonda “çok sayıda naylon fatura ile döviz ve altın ele geçirildiği” belirtilir. İhbar ise holdingden kısa süre önce istifa eden murahhas aza Aydoğan San’ın, Milli Güvenlik Konseyi’ne yazdığı mektupta yer almaktadır.

30 Aralık 1980: Türkiye’nin ilk “whistleblower” vakalarından biri olan Santral Holding davası başlar. Gazetelerde, polis baskınının tarihine göndermeyle “12-12 Operasyonu” diye anılır. Bezmenler, Türkiye ekonomisinin büyük ölçüde dışarıya kapalı olduğu bir dönemde milyarca lira vergi kaçırmakla, kayıt dışı döviz tutmakla ve yurt dışına servet aktarmakla suçlanır. Artık holdingin genel müdürü olan Halil Bezmen Türkiye’de adli makamlara hesap vermeye çalışırken babası Fuad Bezmen ise Los Angeles’a yerleşmiştir. İhbarcı Aydoğan San’ın gazetelere yansıyan ifadesine göre bu dönemde “Bezmen aile fertlerinin birbirlerine dahi güveni yoktur.”

Turgut Özal ile beraber Halil Bezmen’in ‘yıldızı parladı’

31 Ocak 1981: Halil Bezmen ve diğer Santral yöneticileri salıverilir. Dava sürse de birkaç ay sonra Halil Bezmen’in adını yine Delidumrul adlı yatıyla katıldığı yarışlara dair haberlerde görmeye başlarız. Bir yandan da Bezmen’e yeni davalar açılır. Ama gazetelere bakılırsa Turgut Özal iktidarıyla beraber ekonominin dışa açılması Bezmen’e yarar, Milliyet gibi gazetelere ihracat ve tekstil üretimi gibi konularda demeçler vermeye başlar.

1982-1987: Baba Fuad Bezmen’in de Türkiye’ye dönmesiyle aile, verdikleri partilerle cemiyet haberlerinde yine sık sık yer bulur. Halil Bezmen artık bu partilere manken eşi Selma ile katılır. Eski davalar unutulmuştur. Hatta Bezmen, gazete sütunlarından devlete, tüm şirketlerin vergi borçlarının açıklanması çağrısı yapan iş insanları arasında yer alır. 12 Nisan 1987’de Milliyet vergi rekortmenleri listesini yayımlar. Ödediği vergiyi yüzde 50 artıran Halil Bezmen “yıldızı parlayanlar” arasında sayılır.

‘Borç öderken hayatımın en güzel dönemini yaşıyorum’

1987-1993: Halil Bezmen, enflasyonu yenme sözü veren Başbakan Özal’ın iş insanlarına verdiği yemeklere katılır. Özal bu sözünü tutamaz ama başbakanlıktan cumhurbaşkanlığına geçiş yapar. “Ben hem acı liberalim, hem de sosyal demokratım” diyen Halil Bezmen’in işleri ise bozulmaya başlar. Ekonomist dergisine verdiği söyleşide, “Borçlu olmak bir vatandaşlık görevi. Aslında borç öderken hayatımın en güzel dönemini yaşıyorum. Şişmanladım bile. Tatil yaptım. Yeni yatırım yapacağıma sadece borç ödüyorum. Böylece de Türkiye’yi kazıklıyorum. Gerizekalılar ise benim battığımı söylüyor” der. 8 Kasım 1991’de Milliyet’te yayımlanan habere göre bankalara borcu nedeniyle varlıklarına haciz konur.

1993’te holding zarar eder, bilanço açıklamayınca hisse işlemleri durdurulur. “Girişimcilik ancak kaos zamanlarında ortaya çıkar” diyen Bezmen, yurt dışından aldığı kredilerle işleri döndürmeye çalışır, bazı şirketlerini satmayı dener. Ama 170 milyon dolarlık borçları ödeyemeyince konkordato ilan eder. Haberlere göre çöküşün nedeni, yüksek faizli borçlardır. 80 yaşını aşan babası Fuad Bezmen ile Halil Bezmen’in arası bu dönemde iyice bozulur. Fuad Bezmen, oğlunun hediye olarak eşine 2.5 milyon dolara kolye aldığı dönemde onun borcu yüzünden kapısına alacaklıların gelmesine içerlemiştir.

İSKİ davası neydi?

Ağustos 1993: Halil Bezmen’e yeni davalar açılır. Bir yandan bankalar, bir yandan işçiler alacakların peşindedir. Bezmen haczedilmesin diye fabrikalardaki makineleri kaçırmakla da suçlanır. Ama asıl kritik gelişme ay sonunda yaşanır. İSKİ ile ilgili sürdürülen bir yolsuzluk soruşturması, Halil Bezmen’e ait Tarım Koruma AŞ’ye uzanır. Eski İSKİ genel müdürü Ergun Göknel’in ifadesine dayanan soruşturmaya göre Bezmen İSKİ’ye kloru önce çok pahalıya satıp parasını almış ve ardından teslimatı da yapmamıştır. 22 Ağustos 1993’te Milliyet’ten Tayfun Devecioğlu’na konuşan Bezmen, İSKİ’ye klor satışında yolsuzluk yaptığını da, yurt dışına kaçtığı iddialarını da reddeder.

Eylül 1994: İSKİ davası bir geçiş dönemine denk gelir. Özal nisanda yaşama veda eder. Süleyman Demirel cumhurbaşkanı olunca hem başbakanlığı hem DYP liderliğini bırakır. Yeni başbakan ve DYP lideri Tansu Çiller, Erdal İnönü’nün SHP’si ile koalisyon hükûmeti kurmuştur. Muhalefette kalan DSP’nin lideri Bülent Ecevit, iktidarın soldaki ortağı SHP’yi, yolsuzluğu örtbas etmeye çalışmakla suçlar. Bu arada İSKİ’nin yolsuzluk yazılmasın diye 29 gazeteciyi “maaşa bağladığı” iddiaları tartışılır. Gelecek aylarda Göknel’e yakın iş insanları sorgulanarak İSKİ soruşturması derinleştirilir. Yeni haciz davalarıyla da boğuşan Halil Bezmen defalarca ifade verir, tutuksuz yargılaması kararlaştırılır. Soruşturma, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen’in hapis istemiyle yargılanmasına kadar varır.

Halil Bezmen’in medyada değişen imajı

Ekim 1993 – Mayıs 1994: Aydın Doğan’a ait Milliyet gazetesi artık Halil Bezmen’i “şimşekleri üzerine çeken işadamı” diye tanımlamaya başlar. Gazeteci Uğur Dündar Show TV’deki Arena programında Bezmen’e yönelik rüşvet iddialarını ve fabrikalarında zehirli kimyasalların açık ortamda saklanması gibi konuları ele alır. Göknel’in tutuklu olduğu İSKİ davasında tutuksuz yargılanan ve ilk duruşmalara katılarak Bezmen ise evlerini ve sanat koleksiyonunu satıp düze çıkmaya çalışmaktadır. Uğur Dündar’ın Arena’sındaki “proaktif” haberler sürer ve Mayıs 1994’te yayımlanan “Olay adam Halil Bezmen, ailesini de kazıkladı” başlıklı haberde Bezmen’in “güneyde bir tatil köyünde saklandığı” vurgulanır.

Haziran 1994: Haberlerde “kayıplara karıştığı” belirtilen Halil Bezmen, İzmir’de bir sünnet düğününde “gülümseyerek” ortaya çıkar. Bezmen’in şirketine yatırım yapan en az bir kişi ise Türk lirasının hızla değer kaybettiği bugünlerde intihar etmiştir.

Halil Bezmen’e “devleti kazıkladım” itirafına rağmen klor yolsuzluğunda beraat

Ekim 1994: Yargıtay, klor yolsuzluğu davasında Ergun Göknel ve yardımcısının 8 yıl 4 aylık hapis cezasını, “Devleti kazıkladım” ifadesi haberlere yansıyan Halil Bezmen’in ise beraatini onar. Buna karşın, ticari davaları süren Bezmen, Uğur Dündar’ın da katkısıyla rahat edemez. Arena program ekibine gelen bir ihbarı polise ileten Uğur Dündar, Haydarpaşa’da demirli bir Bulgar gemisine operasyon düzenlenmesini sağlar.

Gemiden çıkan eşyanın, tarihi eserlerden oluşan ve Bezmen’in ABD’ye kaçırmaya çalıştığı “hazinesi” olduğu iddia edilir. Milliyet gazetesi de “maskesi nihayet düştü” diye yazar ve “hazinenin” ünlü iş adamının New York’taki eşi Selma Bezmen’e gönderildiğini belirtir. İddiaya göre “pis gemiden” birden fazla skandal çıkmıştır.

Milliyet sonraki günlerde “bu aile devlet ile davalık olmayı adet hâline getirmiş” gibi ifadelerle baba Fuad Bezmen’in de geçmişini hatırlatır. Bu haberler yoğunlaşırken Halil Bezmen’in önce Denizli’ye geçtiği, ardından yatıyla Ege üzerinden yurt dışına çıktığı yazılır.

‘Uğur Dündar’a ABD’de Halil Bezmen tuzağı’

Aralık 1994: Halil Bezmen aleyhine haberler sürer. Milliyet gazetesi, Yargıtay’daki beraat kararını da üç yargıcı ön plana çıkararak eleştirir. Arena programının yapımcısı ve Hürriyet köşe yazarı Uğur Dündar ise Halil Bezmen’i ABD’de bulur. Bugünlerde viral olan videosuyla tekrar gündeme gelen olayda Connecticut’ın Greenwich kentindeki evine gider. Evde çalışan Remzi Çelik ile yumruklaşmanın ardından Uğur Dündar haneye tecavüz ve yaralama suçlamalarıyla kısa süre gözaltına alınır.

Milliyet bu olayı “Dündar’a ABD’de Bezmen tuzağı” başlığıyla haberleştirir. Habere göre Selma Bezmen, Uğur Dündar’ın kapıya gelebileceğini ABD polisine bir ay öncesinden bildirmiştir. Dündar 2 Aralık 1994 saat 11.00 sularında eve gelince gazeteye göre “tuzak” işlemeye başlar. Bezmen ailesinin “hizmetçisi” kapıya çıkıp Dündar’ı “oyalar” ve kısa süre sonra polis gelir.

Gazete, olayı şöyle anlatır: “Çelik’in Dündar’a saldırması üzerine arbede yaşandı. Dündar’ın elindeki mikrofon hizmetçi Remzi Çelik’in burnuna çarptı.”

Uğur Dündar’ın yumruk attığı videonun perde arkası

Dündar’ın yanı sıra kameramanı Gökhan Acun ile Türk şoförü ve onlara eşlik eden bir ABD vatandaşı da yaklaşık 12 saat kalır.

Dündar “Bir yumruk attı kameraman arkadaşa. Arkadan bana saldırdı. Tabii biz kendimizi korumak için mücadele ettik” diyerek haberlerde Çelik’i suçlar.

Selma Bezmen ise yine Milliyet gazetesine yansıyan ifadesinde “Remzi Çelik’in suratına mikrofon vurdular. Dündar ‘bıçakla saldırdılar’ diyor. Bütün filmler poliste. Remzi’nin elinde sigara vardı” der.

Burnu kırılan Çelik’in ameliyat olduğu da haberlere yansımıştı. Çelik hem Bezmenler’in evinde görevliydi hem de tarihi eser kaçakçılığı davasında, Haydarpaşa’daki gemide bulunan eserlerin ABD’deki alıcısı olarak görünüyordu.

Bezmen ailesinin şikâyetçi olduğu olay sonrasında kefaletle serbest bırakılan Uğur Dündar, ilk duruşma için birkaç gün terk edemediği ABD’den Türkiye’ye dönüşte havaalanında kurban kesilerek karşılanır.

Türkiye medyasında kişilik hakları tartışması

Bu olay Türk basınında “kişilik hakları” tartışmasını da başlatmıştı. Özellikle Dündar’ın izinsiz olarak bir evin bahçesine girmesi ve ardından kamerayla evin pencesinden içini görüntülemesi eleştirilmişti. Bu durum Arena başta olmak üzere gizli kamera kullanımını da akıllara getirmiş ve bir tartışma da bu konuda başlamıştı.

Sabah gazetesi köşe yazarı Can Ataklı, “Ben gazetecilerin de ahlakı olması gerektiğini” savunuyorum diyerek zanlıların da kişilik hakları olduğunu vurgulamış ve şöyle yazmıştı:

“Uğur olayı şova çevirerek bir kahramanlık gösterisi haline getirdi. Bu beni üzdü. Biz kimseye ‘hırsızların üzerine gitmeyin’ demiyoruz ki. Uğur Dündar olayıyla biz ilk kez demokratik bir ülkede nasıl habercilik yapılması gerektiği gerçeğiyle yüz yüze geldik. Demek ki bu yöntemler tepki topluyormuş. Dündar olayı basitleştirmeye çalışıyor.”

Bugünlerde videosuyla yeniden gündeme gelen Uğur DündarHalil Bezmen olayının haberlerdeki perde arkası işte böyle.

Dündar, Halil Bezmen ile ilgili davaları Haluk Şahin ile beraber “Haramzade” adıyla kitaplaştırmıştı.

Uğur Dündar: Kapı eşiğine ayak koyup soru sorulabilir

Dündar bugün Tele 1’de yaptığı açıklamada da, ABD’de normalde bir ev sahibinin, mülkiyetine izinsiz giren birini vurma hakkı dahi olduğunu, ancak kendisinin Türkiye’den ünlü bir gazeteci olduğu için bahçeye girmekte bir sorun görmediğini vurguladı.

BBC’de aldığı derslere ve ABD’nin ünlü araştırmacı gazetecisi Mike Wallace ile sohbetlerine gönderme yapan Dündar, kanundan kaçan birinin evine gidip “kapısının eşiğine ayağını koyarak soru sormanın” bir meslek pratiği olduğunu da savundu.

Bezmen borcunu ödedi, bazı davalardan beraat etti

Bu olaydan sonra Halil Bezmen’e ne mi oldu? Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı Bezmen, sonunda vizesiz kaldığı ABD’den sınır dışı edildi ve 2003’te Türkiye’ye döner dönmez cezaevine gönderildi.

Resmi belgede sahtecilik ve kaçakçılık suçlarından kısa bir süre cezaevinde kaldı, hileli iflas davası zaman aşımından düştü, tarihi eser kaçakçılığından ise beraat etti.

Uğur Dündar’ın bugün Tele 1 programındaki anlatımına göre Bezmen, eski çalışanlarının kıdem tazminatları dâhil geçmişten kalan borçlarını da ödedi.

Halil Bezmen’in uzun yıllar küs kaldığı babası Fuad Bezmen, 2009’da 102 yaşındayken Yeşilköy’deki evinde hayata gözlerini yumdu.

İş dünyasından çekilen ve İstanbul’da mütevazı bir hayat yaşadığını söyleyen 71 yaşındaki Halil Bezmen ise hapisten çıktığından beri roman ve öykü kitapları yazıyor. “Neden?” adlı otobiyografi kitabında Uğur Dündar’ın suçlamalarına yanıtlar da yer alıyor.

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.

E-Posta Aboneliği