Dosya

Ünlüler için gazeteciliğe giriş: Sosyal medya habercilerine tavsiyeler

Marmaris'teki yangınlara müdahaleleriyle sosyal medyada en çok yankı yaratan ünlüler arasında Şahan Gökbakar ve İbrahim Çelikkol da vardı.

Türkiye’nin dört bir yanında yaz boyunca süren orman yangınları sırasında birçok ünlü, sosyal medyadan milyonlarca insana seslendi. Özellikle Şahan Gökbakar’ın olay yerinden yaptığı canlı aktarımlar, önemli ve görece yeni bir pratiği de tartışmaya açtı. Aniden haberciliğe soyunan ünlüler için “Gazetecilik 101” niteliğindeki önerileri, konunun uzmanı akademisyenlerle ve editörlerle konuşarak derledik.

Uzmanların değindiği dört temel sorun var. Örneğin ünlülerin son orman yangınları sırasında yaptığı yayınlar sırasında duyulan “Çok fena, tüm buralar yandı, şuralar da yanacak” gibi ifadeler, izleyicilerin daha da çaresiz hissetmesine neden olabilir. Bir insan profesyonel gazeteci olmasa bile, bir gazeteci bilinciyle hareket ettiğinde, kamu yararına olmayan bu tür ifadeler kullanmaz.

1. Bir boşluğu doldurduğunuzu unutmayın

2021 yaz yangınları sırasında Türkiye’de bağımsız medya habercilikte iyi bir sınav verse de üç temel sorun gözlemlendi: Birincisi, bağımsız medyaya yönelik çeşitli engellemelerdi. İkincisi haber kuruluşlarının her yere muhabir göndermesinin mümkün olmamasıydı. Üçüncü sorun ise binlerce içerik üretilirken nitelikli gazetecilik örneklerinin zaman zaman yeterli erişim ve etkileşime ulaşamamasıydı.

Sosyal medyada milyonlarca takipçisi olan Şahan Gökbakar gibi ünlülerin, kendilerine ait yazlıkların olduğu veya tatil yaptıkları bölgelerden gerçekleştirdiği yayınlar bu nedenle hem bir boşluğu doldurdu, hem de kayda değer bir etki oluşturdu. Konuştuğumuz uzmanlar, bu tür durumlarda söz konusu ünlülerin bir haberci sorumluluğu ile hareket etmesi gerektiğini vurguluyor.

Çukurova Üniversitesi Basın Ekonomisi ve İşletmeciliği Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Zeynep Özarslan, Türkiye’de geçmişin “ana akım medyasının” değişen rolü ve bağımsız medya kuruluşlarının yaşadığı zorluklar nedeni ile insanların haber alma ihtiyacını büyük oranda sosyal medya platformları üzerinden karşıladığını söylüyor. Şöyle diyor Özarslan:

  • Ana akım medyanın yangınlara dair çok az haber yapması, bağımsız medya kuruluşlarının da çeşitli zorluklar nedeni ile birçok farklı noktada devam eden yangınların tümünü aktarmakta yetersiz kalması, Gökbakar gibi ünlülerin, medyanın bıraktığı bu boşluğu doldurmasına olanak vermiştir. Bu açıdan Gökbakar’ın paylaşımları oldukça önemlidir, fakat işin doğası gereği bazı eksiklikler ve yanlışlar da barındırmaktadır.

‘Kanaat önderlerinin paylaşımları geniş kitlelere ulaşır’

Üsküdar Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Öğretim Üyesi Doç. Dr.​ Aylin Tutgun Ünal’a göre sosyal medyada tanınmış kişilerin paylaşımlarının toplumsal etkileri kaçınılmaz.  Afet zamanlarında ortak duygularla birlikte bilgi paylaşım ihtiyacının da arttığını söyleyen Ünal şöyle diyor:

  • Böyle zamanlarda, tüm bireyler daha çok haber alma ihtiyacı duyar. Geleneksel gazetecilikte eşik bekçileri, filtreler vardır, yayın yönetmeni kontrolü sağlar. Sosyal medyada ise, vatandaşlar birinci ağızdan iz bırakır. Böyle olunca sosyal medya ilk haber alma mecrası olarak toplum tarafından yüksek oranda kabul görüyor.
  • Vatandaşların paylaşımları ile birlikte profesyonellerin, haber ajanslarının hem haber hem de özel paylaşımlarıyla dâhil olan gazetecilerin de işe katıldığı daha mozaik bir yapı oluştu. Bu yapıda kanaat önderi diyebileceğimiz kişilerin paylaşımları toplum tarafından daha fazla kabul görmektedir. Kimler kanaat önderleri? Siyasetçiler, sanatçılar, fenomenler, akademisyenler, resmi kurum ve kuruluşların açıklama yapmaya yetkili kişileri, toplumun önde gelenleri, kısacası takipçi ya da izlenme sayıları yüksek olan herkes sosyal medyada kanaat önderidir ve paylaşımları geniş kitlelere ulaşır.

2. Gazeteciliğin 5 temel ilkesini öğrenin

Kamuoyunun talebi açısından bir boşluğu doldursalar da, ünlülerin yaptığı habercilik, gazetecilik açısından sorunlar barındırabiliyor. Doç. Dr. Özarslan’ın da dediği gibi, mesleği gazetecilik olmayanlar, yani bu işi profesyonel olarak yapmayanlar bu uzmanlık faaliyetinde hatalar da yapıyor. Bu doğal durum, ünlülerin gazeteciliğin en azından temel ilkelerini okuyup öğrenmesiyle bir miktar iyileştirilebilir. Özarslan şu örneği veriyor:

  • Şahan Gökbakar, canlı yayın muhabiri gibi görüntü aktarırken, röportajlar yaparken, elbette uzmanlık alanı gazetecilik olmadığı için ve de yaşanan felaket nedeniyle, paylaşımlarında kimi zaman gazetecilik kurallarını gözetmemiştir.

Öncelikle, gazeteciliğin temel ilkeleri nelerdir? Etik Gazetecilik Ağı (EJN) kurucusu Aidan White’ın daha önce yayımladığımız şu videoda söyledikleri, ünlüler için de gazeteciliğe giriş dersi niteliğinde öğütler içeriyor:

White’ın da dediği gibi, “Bazen kullandığınız sözcük ve görüntülerin insanlara zarar verebileceğinin farkında olmanız gerekir. Zarar vermek gazetecinin işi değildir. Görevimiz insanları korumaktır.”

‘Kişisel hesabım’ diyerek sorumsuzca yayın yapılmamalı

Sorumluluk bilinci, gazetecilik etiğinin ayrılmaz bir parçası. Doç. Dr. Ünal da, takipçisi yüksek olan kişilerin sıcak gelişmelerin olduğu ortama giderek yayın yapmasının sosyal medya gazeteciliği açısından oldukça değerli olduğunu belirtirken bu paylaşımların bir sorumluluk bilinciyle yapılması gerektiğini de vurguluyor:

  • Kanaat önderleri, toplumda yaptıklarıyla örnek alınan kişilerdir. Bu yönüyle örnek olacak, fayda sağlayacak yayın yapmaları bir yandan yükümlülüktür. Sorumsuzca, ‘kişisel hesabım’ diyerek yapılan paylaşımlar toplumsal kargaşaya ve tartışmalara sebep olacaktır. Böyle durumlarda ise, kişiler iki gruba bölünerek sosyal medyada tartışmaya girerler. Bir grup yapılan paylaşımı savunurken, diğer bir grup daha fazla duyarlılık göstererek yapılan paylaşımdaki yanlışlardan doğacak olumsuzluklara odaklanır. Sonunda paylaşım yapan kişiden toplumsal duyarlılık açısından açıklama yapması beklenirken, paylaşımın güçlü etkileri sayesinde yapılan açıklama da kısa sürede etkisini göstermeyebilir.

Doğruluk Payı Şef Editörü Koray Kaplıca da “olay mahallînden sağlıklı bilgi akışının oldukça güç olduğu önemli bir kriz ânı” diye nitelediği son orman yangınlarında, “yüksek takipçili ünlülerin gazeteciliğe soyunup bu denkleme katılmasını” önemli buluyor. Kaplıca, “Çünkü bu kriz anında ve güven verici otoritenin boşluğunda güveni başka alanlardan devşirmiş popüler figürler bir sorumluluk alarak bu sürece dâhil oluyorlar” diyor.

3. Gazetecilik tekniklerinden en azından haberdar olun

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Bedii Kaya, Şahan Gökbakar’ın orman yangınlarındaki paylaşımlarının bir vatandaş haberciliği örneği olduğunu söylüyor:

  • Organik değil fonksiyonel manada bir gazetecilik yaptı Gökbakar. Klasik gazetecilik faaliyetinden müstakil şekilde, bir olayı tüm boyutlarıyla aktardı, kamuoyunu bilgilendirdi, görüşlerini paylaştı, gelen yorumlara göre kamusal tartışmayı yönlendirdi, haberin yöneldiği kamu gücünü harekete geçirdi ve Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerindeki kişilerin ve kurumların haber almasını temin etti. O zaman kesitindeki paylaşımlarıyla sanatçı kişiliğinden bağımsız bir rolle sosyal medyada görünür oldu.

Doç. Dr. Özarslan ise Gökbakar’ın sosyal medya haberciliğindeki sorunlara dikkat çekiyor. Ünlü oyuncunun paylaşımlarını analiz eden Özarslan, iki noktayı vurguluyor. Bunlar; görüntülerde baskın olan “selfie estetiği” ve zaman zaman artan dozlarda sinirli ve had bildiren ses tonu:

  • Gökbakar, genellikle videolarında, haber filmi estetiğinden ziyade, selfie estetiği kullandı. Diğer bir deyişle, videolarda genellikle fonda orman yangınını ama ön planda Gökbakar’ın yüzünü izliyoruz. Felaket anında haber yapan gazetecilerin haber filmlerinde, genellikle kamera olay yerini gösterir, gazetecinin yüzünü daha az görürüz. Bu durum belki Gökbakar’ın, gazetecilere göre daha uzun dakikalar canlı yayın yapmasından kaynaklanıyor olabilir.

‘Duygusal tepkiler ekrana yansıtılmamalı’

Özarslan şöyle devam ediyor:

  • Gökbakar’ın paylaşımlarındaki dil kullanımı da bazı açılardan sorunlu. Kimi zaman bağırarak ve oldukça sinirli bir şekilde yayın yapması, bazen “had bildiren” ifadeler kullanması, yukarıda açıklamış olduğum gibi gazetecilik açısından uygun değildir, haberi yapan kişiler duygusal tepkilerini ekrana yansıtmadan haberi aktarmalıdır. Aksi, duygusal tepki vermeye oldukça müsait olan sosyal medya kullanıcısının tetiklenmesine, paniğe kapılmasına yol açabilir.

Gazetecilik tekniklerini öğrenmek ve başarıyla uygulamak, yıllarca alınan derslerin ve haber yaparken edinilen tecrübelerin bir sonucu. Bunları çabucak öğrenmenin bir yolu yok. Ancak sosyal medyada haber veren herkes gibi, ünlülerin de gazeteciliğin temel tekniklerinden en azından genel hatlarıyla haberdar olması kamuoyunun yararına. Haber dili ve üslup da temel gazetecilik tekniğinin bir parçası.

Bu içerik için konuştuğumuz uzmanlar, “ünlüler için gazeteciliğe giriş” deyince öncelikle ilkesel ve teknik tavsiyelerde bulundu. Aşağıdaki önerilerinde de görüldüğü gibi, 5N1K’dan teyit tekniklerine dek bu alanda ünlülerin de en azından kaba hatlarıyla bilmesinde fayda olan birçok unsur var.

4. Oyuncuysanız canlandırdığınız karakterlerin etkisini unutmayın

Doç. Dr. Özarslan, sosyal medya çağında ünlülerin çabucak kamuoyu yaratma ve eyleme yönlendirme gibi güçlerinin gazetecilerle denk olduğunu, ama ortada önemli bir fark bulunduğunu söylüyor. O fark, söz konusu ünlü eğer bir oyuncu veya performans sanatçısıysa, canlandırdığı kurgusal karakterlerin süregiden etkisinden kaynaklanıyor:

  • Ünlüler, çoğunlukla kendi ünlü personaları üzerinden bir kamuoyu oluşmasına neden olurken, gazetecilik ilkelerine bağlı şekilde gazetecilik yapan profesyoneller, toplumsal fayda üreten bir kamuoyu oluşmasına katkıda bulunuyor.
  • [Örneğin] Gökbakar’ın izlerkitlesi, [orman yangınıyla ilgili] paylaşımlara onun ünlü personası üzerinden tepki verdi. Recep İvedik karakterini canlandıran Gökbakar’a “Recep abi” diye hitap etmeleri, aslında Gökbakar’ın gerçek hayattaki kimliğinden bağımsız olarak, izlerkitlenin Recep İvedik filmlerini alımlama sürecinde kendi imgelemlerinde oluşturdukları persona ile bağlantılı.
  • Kısacası Gökbakar, izlerkitlenin önemli bir kesimi için hâlâ “Recep İvedik” olarak konumlandırılmıştı. Konuyu bu açıdan değerlendirdiğimizde, bir dengeden ziyade, kimliklerin ve rollerin doğru tanımlanması ve konumlandırılması daha önemli bence. Ünlüler, kamuoyu yaratılması açısından daha hızlı tepki verilmesini sağlayabiliyor ama bu tepki toplum yararına çalışan gazetecilerin hedefledikleri bir tepki olmayabiliyor.

Bu yüzden ünlülerin, haber nitelikli paylaşımlar yaparken takipçilerinin en azından bir kısmının, bu paylaşımlar kendileriyle özdeşleşen kurgusal karakterlerce yapılıyormuş gibi tepki verebileceğini unutmayıp bu durumu yönetebilmesi gerekiyor.

Doç. Dr. Özaraslan’a göre öncelikle topluma, gazeteciliğin profesyonellik gerektiren bir meslek olduğunu ve gazetecilik ilkelerinin önemini yeniden hatırlatmak gerekiyor. “Aksi hâlde, doğruluğu teyit edilmeyen bilgilerin sosyal mecralarda paylaşılması, biraz da sosyal mecraların kendine özgü karakteristikleri nedeniyle toplumun akılcı değil, gerçeklerden ve bağlamından kopuk duygusal tepkiler vermesine yol açabiliyor” diyen Özarslan, şu ifadeyi kullanıyor: “Twitter gibi platformlardaki karakter kısıtı gibi mecrasal özellikler, kullanıcıların sabırsızlığı, yayımlanan içeriğin derinlikli bir şekilde ele alınmasını, tartışılmasını, eleştirel bir bakışla değerlendirilmesini sekteye uğratıyor. Bu durum örneğin kullanıcıların sloganvari bir şekilde duygusal tepkiler vermesine neden olabiliyor.”

Sansür ve otosansür sorunları çözmez, büyütür

İyisiyle kötüyüyle dijital çağ çoktan başladı ve geçmişe dönmek imkânsız. Yararlı içerikler de, zararlı içerikler de internette var olmaya devam edecek. Zararlı olanların, etkili şahsiyetler üzerinden daha da büyük kitlelere ulaşarak tüm topluma zarar vermesini önlemek için çabalar sürüyor. Ancak Dr. Mehmet Bedii Kaya gibi, sansür bir çözüm değil. Şöyle diyor Kaya:

  • İçeriklerin önceden filtrelenmesi bir oto/sansüre yol açacaktır. Demokratik bir toplumda böyle bir ön kontrolün meşru kılınması mümkün değil. Kaldı ki, yapay zekâ uygulamaları dahi kullanılsa aşırı engelleme veya hiç engellememenin, diğer bir deyişle hatalı pozitif (false positive) ve hatalı negatif (false negative) durumların ortaya çıkması kaçınılmaz oluyor. “Ex-post” (sonradan denetim) devreye girdiği aşamada da internetin sunduğu anonimlik sebebiyle de faillerin tespiti mümkün değil.

Kaya, bu bağlamda çözümün hukuktan ziyade toplumsal iletişim dilinin iyileştirilmesi ve dijital okuryazarlığın artırılmasından geçtiğini söylüyor. Bunun için de devletin dijital okur yazarlığın geliştirilmesi için pozitif bir yükümlülüğü olduğunu, tüm bilgi ve iletişim teknolojilerinin çoğulculuk, kültürel ve dilsel çeşitlilik ve farklı haberleşme mecralarına ayrımcılık yapılmaksızın erişim bağlamında geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.

İşte kanaat lideri olan, kamuoyu yaratma kapasitesine sahip ünlülerin de gazeteciliği en azından temel seviyede öğrenmesi bu yüzden herkes için faydalı olabilir. Bu dosyayı, görüş aldığımız uzmanların ünlüler için gazeteciliğe giriş konusunda kısa tavsiyeleriyle kapatalım.

Zeynep Özarslan: Teyit, teyit, teyit

  • Teyit edilmeyen bir bilgi okuyucularla/izleyicilerle paylaşılmamalıdır. Haberi en hızlı şekilde paylaşmak elbette önemlidir, ancak en doğru şekilde paylaşmak da bir o kadar önemli.
  • Kişisel bilgilerin gizliliğine saygı. Örneğin felaketin yaşandığı olay yerinden bilgi aktarırken, hayatını kaybetmiş birinin, ailesinin iznini almadan adının veya görüntüsünün yayımlanmaması gerekir. Gazeteciler bu konularda hassas olmalıdır. Yine görüntüler kadar seslerde de hassas olunmalıdır. Örneğin acı çığlıklar, sirenler etkili olabilir ancak insanların yaşanan acıyı abartılı hissetmesine de yol açabilir.
  • Önce güvenlik. Doğal afet ve felaket anlarında haber yapılırken elbette ilk akla gelen konu güvenliktir. Hem gazetecilerin, hem de felaketi yaşayan insanların güvenliği.
  • Sade ve basit bir dil. Haber yazımında basit ve sade bir dil kullanılmalıdır ve belirsizlik içeren ifadeler kullanılmamalıdır; örneğin “birçok insan hayatını kaybetti” gibi ifadeler izleyicilerin paniğe kapılmasına yol açabilir. Bu nedenle hayatını kaybeden insanların kesin sayısı verilmelidir. Ancak ünlüler canlı yayın yaparken bu kurala dikkat etmeyebiliyor. Örneğin “çok fena, tüm buralar yandı, şuralar da yanacak” gibi belirsizlik içeren ifadeler, izleyicilerin daha çaresiz hissetmesi ile sonuçlanabilir. Ayrıca abartılı bir dil kullanılmamalıdır, bu nedenle yaralanan insanların sayısı, yanan evlerin sayısı vb. aktarılır. Abartılı bir dil kullanımı insanların gereksiz yere paniğe kapılmasına yol açar.
  • 5N1K her zaman işe yarar. Felaket haberlerinde, hayatını kaybeden ve yaralanan insanların sayısı, kurtulanlar, yaralıların nerede oldukları; nasıl bir hasar olduğu ve hasarın ne boyutta olduğu; görgü tanıklarının anlatımlarından da yola çıkarak felaketin anlatılması; arama-kurtarma ekibindeki kişilerin sayısı, görevleri, imkanları, yaşadıkları zorluklar, varsa kahramanlıklar; felaketin nedenine dair uzmanların görüşleri, önlenebilir olup olmadığı; felaket sonrasında durumu düzeltmek için neler yapılabileceği gibi temel bilgiler aktarılmalıdır.
  • Kimseyi hedef göstermeyin. Felaket anında doğrudan bir suçlu aramak, birini hedef göstermek kamuoyunda oldukça tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Örneğin orman yangınlarını bazı terörist grupların çıkarmış olduğu yönündeki asılsız paylaşımlar nedeni ile sıradan vatandaşlar ellerinde silahlarla yol kesip yangın bölgesine giden kişilere kimlik sordular.
  • Yardım çağrısı, hassas konu. Yardım çağrısı, kurtarma ekibindeki kişilerin, yani konunun uzmanlarının yönlendirmelerinden yola çıkarak yapılmalı. Felaketi yaşayan kişiler veya yardım edecek olan kişiler için resmi kurumların iletişim bilgileri, hangi durumda kime nasıl başvurulması gerektiği gibi bilgilerin aktarılması da faydalıdır.

 

Aylin Tutgun Ünal: Olumsuz haber, tez yayılır

  • Sosyal medyada habercilik yapıyorsanız, olumsuz içeriklerin olumluya göre dört kat hızlı yayıldığını bilmelisiniz. Söylenecek olumsuz ifade, duygu hâli ve tutumlar üzerinde daha güçlü etki göstermektedir.
  • Sosyal medyanın doğasına vâkıf olun. Yapılan deneysel ve sosyolojik araştırmalarda, sosyal medyada duygusal olarak yayılımın üç dereceye kadar güçlü etki gösterdiği bulgulanmıştır. Buna göre siz bir paylaşım yaptığınızda, paylaşımın içerdiği duygular arkadaşınıza, arkadaşınızın arkadaşına ve onun arkadaşına kadar güçlü etki gösteriyor. Siz üzgün, öfkeli, mutsuz iseniz, paylaşımlarınız aracılığıyla, yayılım gücü etkisiyle etrafınıza bu duygu yayılıyor. Takipçi sayısı yüksekliği ile birlikte düşünüldüğünde, siz duygu durumundan çıktığınızda bile yayılım devam ederek küresel etki gösterir.
  • Z kuşağı, hikâye gazeteciliğini sever. Z kuşağı, daha çok bakıp geçme alışkanlığına sahiptir. Yani hikâye gazeteciliği (Story Journalism) genç kuşaklara daha fazla hitap etmektedir. Yeni kuşak, gelişen ve yaygınlaşan teknoloji sayesinde, kısa sürede istediği bilgiye ulaşma alışkanlığına sahip. Sağlıklarıyla ilgili bilgileri dahi Instagram, YouTube gibi video içerikli sosyal medya mecralarından hızlı bir şekilde ediniyorlar. Görsel paylaşıma önem veren genç kuşaklara haber sunulurken fotoğraf/video, kısa metinler ile bakıp geçebilecekleri biçimde haberin kurgulanması özelliklerine ve bakış açılarına uygunluğu da sağlandığında etkili olur.
  • Bu kuşak için en doğru kanal, YouTube. Özellikle Z kuşağının alt grubu olan çocuklar YouTube videolarını daha çok tercih ediyor. İlköğretim ikinci kademe öğrencilerini kapsayan bir araştırmamızda, en çok YouTube mecrasında bulunduklarını belirttiler. YouTuber denilen kişileri takip eden çocukların bir grubu da YouTuber olmak istiyor. Dolayısıyla çocuklara verilmek istenen mesajın fenomenler tarafından YouTube’da verilmesi, davranışın taklit edileceği düşünüldüğünde, oldukça etkili olacaktır.

 

Mehmet Bedii Kaya: En büyük risk öngörülemezlik ve bağlamdan koparılma

  • Basit bir söylem çok fazla gösterim alabilir, yanlış anlaşılabilir, bağlamından kasten veya yanlışlıkla koparılabilir, en önemlisi de içeriğin farklı mecralarda kopyalanmasının neticesi olarak da ilk paylaşımı yapanın içerik üzerindeki kontrolü tamamen kaybolabilir. Bu tür bir kontrol kaybının hem politik hem de hukuki neticeleri olabilmektedir.
  • Kişilik haklarına saygı: Kişiyi oto-sansüre itmeden veya topluma mal olmuş kişileri eleştiri dışında bırakmadan konuya ilişkin doğrulanmamış bilgiler varsa çekincelerin veya doğrulanmaya muhtaç hususların ilk içerik paylaşımında belirtilmesi, bir nevi “disclaimer” koyulması ölçülü bir davranış türü olacaktır.
  • Dil kullanımına dikkat. Nefret söylemini alevlendirenlerin sosyal medyada organize olduğu ne yazık ki bir gerçeklik. Nefret söylemi demokratik tartışma zeminini ortadan kaldırmaktadır. Toplumsal hassasiyetlerin ve kırılgan grupların konu edindiği paylaşımlarda bağlamdan koparılma riski dikkate alınarak söylemlerin diline de dikkat edilmesi gerekmektedir.
  • Bilgi kirliliğinden kaçının. Sosyal medya paylaşımlarında bilinçli veya bilinciz şekilde bilgi kirliliğinin oluşmasına hizmet edilmemelidir. Kişileri veya kurumları itibarsızlaştırmak ve bu suretle çıkar sağlamak amacıyla kasten yanlış bilgilerin yayılması olarak tanımlanacak dezenformasyon sosyal medyada farklı bir görünüm halini almıştır. Paylaşımların bağlamdan koparılması özellikle dezenformasyonda daha yoğun karşımıza çıkmaktadır.

 

Koray Kaplıca: Anahtar kelime, sorumluluk

  • Şahan Gökbakar’ın öne çıktığı bu süreçte de en anahtar kelime sorumluluk. Yangından etkilenen yerlerden bilgi aktarımı yapmak kendi başına çok kıymetli bir şey fakat tüm kamuoyunun duygularıyla oynayan bir kriz anında sorumlu bilgi aktarımı elzem. Ünlülerin bilgi aktarımı yaparken de olabildiğince farklı mekanlardan kişilerle doğrulanmış bilgi paylaşması önemli.
  • Azami şüphe iyidir, sahte alıntılara dikkat. Kriz anlarında tüm sosyal medya paylaşımlarına azami bir şüpheyle yaklaşmak herkesin ilk takınacağı tavır olmalı. Şimdiye kadar yaptığımız doğruluk kontrollerinde özellikle sahte alıntıların önemli bir yer kapladığını görüyoruz. Çünkü takipçiler güvendikleri bir figür bir şey paylaştığında bu şüpheciliği en aza indirerek yanlış bilginin yayılmasında rol oynuyorlar.
  • Paylaşılan görseli teyit edin. Herhangi bir sosyal medya gönderisinde basitçe nasıl doğrulamamız gerekiyorsa afet zamanlarında da bu adımları izlemeliyiz. Örneğin bir fotoğraf paylaşılırsa onu bir kez de görsel arama araçları kullanarak internet ortamında aramak gerek. Eğer bulamıyorsak fotoğrafın detaylarına göz gezdirerek lokasyonu ile ilgili ipuçları aramalıyız. Bu yöntemle önemli bir kısmını doğrulamak mümkün.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – ‘SOSYAL MEDYA DELİRTMİYOR, ORADA İYİLEŞMEYE ÇALIŞIYORUZ’

Emel Altay

Emel Altay

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema Televizyon bölümü mezunu. Bir süre dizi setlerinde sanat yönetmeni asistanlığı yaptı. Dergi sektöründe 6 yıl muhabirlik ve editörlük alanlarında dirsek çürüttü. Mart ayında karşılaştırmalı edebiyat yüksek lisansı sevdası ile işinden ayrıldı. O günden beri çeşitli mecralara kültür sanat odaklı içerikler üretiyor.

E-Posta Aboneliği