Haber

Soyukaya: Diyarbakır’daki kentsel dönüşüm rastlantı değil

(Fotoğraf: Refik Tekin)

Arkeolog Nevin Soyukaya, “UNESCO sürecinde Sur için birçok kazanım elde etmiştik. Diyarbakır’a reaktif misyonunu göndermeliler” dedi.

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 2015 yılında başlayıp yaklaşık bir yıl süren çatışma ve operasyonların ardından tekrar gündeme gelen kentsel dönüşüm yıkımı da beraberinde getiriyor. Sur’da yaşanan süreci yakından takip eden Sosyal Haklar Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu geçen yıl ilkini düzenlediği “Sur’da Mülksüzleştirme ve Zorunlu Göç Forumu”nun ikincisini geçtiğimiz hafta sonu İstanbul’da gerçekleştirdi.

Kayyım atandıktan sonra Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras ve Turizm Daire Başkanlığı görevinden alınan Nevin Soyukaya, Sur’un dünü ve bugününü anlatan kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Soyukaya, “2000’li yıllarda savaş ortamının biraz daha sakinleşmesiyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Sur çevresinde kültürel değerler korunarak bir dizi çalışma yürüttü. Yüzlerce evin kapı detayına kadar kentin özgün yapısına uygun dönüştürmeler yapıldı. 2012’de koruma amaçlı imar planı revize edildi” dedi.

‘Toplumu şekillendirme girişimi’

Sur için yürütülen revize çalışmalarının ardından UNESCO sürecinin başladığını belirten Soyukaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Süreçle eş zamanlı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kentsel dönüşüm başlatabilmek için 22 Ekim 2012 tarihinde Suriçi’ne afet riskli alan kararı çıkarttı. Hemen ardından Dicle vadisini rezerv yapı olarak belirledi. Sonrasında Dicle Vadi projesini ortaya koydular. Biri Dicle Vadisi’nde olmak üzere üç tane HES projesi çıkardılar. Mekan üzerinden toplumları şekillendirmek girişimine başladılar. Rastlantı sonucu seçilmedi. Bağlar gibi çok sağlıksız olan yerde değil, kentin tarihi noktasında kentsel dönüşümün yolunu açmaya yönelik adımlar attılar. Tüm bunları UNESCO sürecinde iptal ettirebildik. Büyük kazanımlar elde ettik.”

‘Devlet söylemini muhatap aldılar’

UNESCO’nun Diyarbakır’ın kültürel zenginlikleri açısından bir önemli bir kurum olduğunu söyleyen Soyukaya, eleştirilerine şu sözlerle devam etti:

“Ancak bir şeyi unutmuştuk. UNESCO Birleşmiş Milletler’in alt kuruluşuydu. Devletler kendi kurallarını koymuşlardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘Teröristler yıktı, biz inşa ediyoruz’ söylemini muhatap aldılar. Biz bu söylemin aksine raporlar sunduğumuz zaman ise devlet hemen bir yasayla alan başkanlıklarını Kültür Bakanlığı’na bağladı. Böylece Diyarbakır Alan Başkanlığı’nın uluslararası muhattaplığını kesmek istediler. UNESCO, Diyarbakır’a reaktif misyonunu göndermeli.”

‘Yok etme yıkım süreciyle başladı’

Kentteki yıkımı ikiye ayırmak gerektiğini vurgulayan Soyukaya, “Çatışma sürecinde meydana gelen tahribat önlenebilir, restore edilebilirdi. Asıl yok etme çatışma sürecinde değil, yıkım sürecinde başladı. Operasyonlar çatışmalar durduğunda her yeri yıkarak düz araziye çevirdiler. Geriye dönüşüm de imkansız hale getirildi. Kendi kafalarındaki mekanı yaratma süreci başladı” diye konuştu.

Zeynep Yüncüler

Lisans eğitimini İzmir Ekonomi Üniversitesi Medya ve İletişim bölümünde tamamlandı. Gazeteciliğe Milliyet gazetesi haber istihbarat bölümünde başladı. Ardından Artı 1 TV ve BirGün gazetesinde çalıştı. Gündem ve politika alanında altı belgesel hazırladı. Çağdaş Gazeteciler Derneği 2016 yılı Başarı Ödülleri'nde röportaj dalında ödüle layık görüldü. Artı TV'de 'odak' adında haber programını hazırlayıp, sundu. Şu anda serbest gazetecilik yapan Zeynep, medyapod ağında 'arabaşlık' adında podcast haber programını hazırlıyor.

Journo E-Bülten