Görüş

Gazeteci günlükleri: Ödev yaparken kendimi Journo’da buldum

SembraMedia kurucusu Janine Warner'ın konuşmacı olduğu 17 Haziran'daki JournoPro oturumundan bir kare.
Radyo ve Televizyon’un ardından okuduğu Basın ve Yayın bölümünden bu yıl mezun olan Burak Ütücü, dokuz aydır haber yaptığı Journo’nun JournoPro ve Journo Talks gibi etkinliklerinde ne bulduğunu, gazetecilik öğrencileri için anlatıyor. Ütücü; iletişim fakültelerinde öğrencilik, serbest gazetecilik ve şimdi de dijital medya girişimciliği derken neler öğrendiğini yazıyor.

Gazetecinin ne yaptığını biliyoruz da, ne yapması gerektiği hep tartışılıyor. Hele ki öğrenciyken gelen ‘‘Sen mezun olunca ne olacaksın?’’ sorusu ile karşılaşmışsınızdır birçoğunuz. Gazetecinin, “kamuoyunu bilgilendirme” görevini yapması gerekiyor. Bu da iletişim fakültelerinde öğretilen ilk kural. İster geleneksel gazetecilik yapın, ister dijital habercilik, fark etmez!

Gazetecilik okuyunca, o da sizi okuyor! Ne demek bu? Öyle bir meslek ki, siyasi olarak biraz apolitik oluyorsunuz, birçok yeni gelişmeye şaşırmıyorsunuz. Gazete okumayı yeniden öğreniyorsunuz. Ve daha bir sürü şey. Bir gazeteci neye ihtiyaç duyar peki? Bence bilgi, donanım, tecrübe ve özgürlüğe ihtiyaç duyar. Hele ki benim gibi son sınıf öğrencisiyseniz. Bunlara çok daha fazla ihtiyaç duyarsınız.

24 saatin 4’ü yolda geçti

Ancak “Gazeteci kimdir?” dersek üniversite son sınıf öğrencisi olan biri için “tuttuğunu koparandır” diye eklerim. Kamuoyunu bilgilendirmek için çalışan, gelişime açık şekilde bilgisini donanımla çevrelemiş, tecrübe ve özgürlüğü için tuttuğunu koparmaya çalışan kişi gazetecidir.

Bu cümleleri nasıl mı kuruyorum? 2013 yılı girişli, 2015 yılı İzmir Ekonomi Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümü çıkışlıyım. Daha sonrasında lisans olarak Anadolu Üniversitesi Basın ve Yayın bölümü 2020 mezunuyum. Evet siz bu yazıyı okurken aslında ben üniversite öğrenciliğimin defterini kapatıyorum. Yani özetle 7 senelik bir üniversite hayatının bana getirdikleri ile bu cümleleri kuruyorum.

Torpil mi? Referans mı? Ön ayak olmak mı?

Banu Şen ismini duyanlarınız vardır belki ama yeri bende başkadır. Bir üniversite hocanız, hocadan fazlası olabilir. Şu an bu yazıyı yazıyorsam biraz da onun sayesinde diyebilirim. 2015 Ocak ayında henüz 20 yaşında, İzmir’den İstanbul’a staj için gelip kalınan akraba evinden sabah 07.00’de çıkıp Kadıköy Belediyesi’nin önünden bindiğim servisle 09.00’da Hürriyet’te olurdum. “O gün orada olmasam bugün burada olur muydum?” diye de soruyorum kendime.

İngiltere’ye de, Hürriyet’e de staja gittiğimde bunlar çok soruldu. ‘‘Nereden torpilin var?’’ gibi. Bir yerlere gelmeniz için hangisine ihtiyacınız var derseniz “Referans” derim. Ama bu üç kavram birbiriyle çok karıştırılır. Diğer ikisi için de söylenecek şeyler var. Ama bunları ne ayırır? Yaptığınız işte iyiyseniz kıdemli kişinin sizi bir noktaya yönlendirmesi referans, yaptığınız işte iyi olmak için yardım almanız “ön ayak,” yaptığınız veya yapmadığınız işte liyakatiniz sorgulanmadan bir yerde görevlendiriliyorsunuz buna da torpil diyebiliriz.

Network mü? Para mı?

Gazetecilik öğrencilerine çok açık bir cümle kurabilirim: “Önce network, sonra para.” Herkes hâliyle maddi kaygı yaşıyor, hele ki mezun olma yılında. “Ben şimdi ne yapacağım?” diye kendime soru sormak yerine, “Ben şimdi bunu yapacağım” diyorum. Gazetecilik okuyacak veya okuyan müstakbel meslektaşlarıma şunu söyleyebilirim ki gazetecilik karakteristik bir meslek. Onunla yoğruluyorsunuz. Ayrıca şunu eklemeyelim ki; gazetecilik mesleğinde motivasyonunuz, yola çıkıştaki ilk amacınız paraysa baştan başlamanız gerekebilir. Çünkü yazdığınız haberin bir yayın organında yayımlanması maddiyattan önce gelebiliyor öğrenci – gazeteci olarak.

Derse girip çıkarak sadece okulda başarılı olunuyor

Fakültelerde verilen eğitimden memnun olmak çok zor. Bu yüzden sektörü düşünen gazetecilik öğrencisi, kendi gelişimi için sadece okula sırtını dayarsa ilerleyen süreçte biraz zorluk çekebiliyor. Pratik ve teorik eğitim konusunda, kampüs kapısından çıkmak gerekiyor. Pratik konusunda okul ne kadar donanımlı olursa olsun, gazetecinin işi insan ve insan da sokakta yer alıyor. Okulun dışına çıkmadan mesleği icra etmek zor oluyor.

İlk haberimi 2013’te, üniversitemin ilk yılında İzmir Barosu’na giderek yapmıştım. 2017 yılında Anadolu Üniversitesi’nde yaptığım ilk haber ise kaçak maden ocakları konulu araştırmaydı. Habere dönüp baktığımda, alakalı dört kişi ile görüşmüşüm ama bir şey eksik. O da “madencinin” kendisi. Bu hatayı görmezden gelmek yerine ona sahip çıktım ve yenilerini yapmamak için kendi hatam bana referans oldu.

‘BBC Burak’ diye dalga geçiyorlardı

2017 haziranında Londra’da bir prodüksiyon şirketinde staj yapmam tamamen, bir sene öncesinde kıt kanaat İngilizce ile ön lisans diplomamın da olduğuna inanarak BBC Türkçe servisine iş başvurusu yapmama dayanıyor. İşe alınacağım için değil, böyle bir prestijli kurumun işe alım kriterlerini merak ederek başvuru yapmıştım. Benimle “BBC Burak” diye dalga geçen arkadaşlarıma bir sene sonra akşam saatlerinde gülerek İzmir Adnan Menderes havaalanından el sallamıştım. BBC’ye gidememiştim ama gazetecilik öğretilerinin iyi olduğuna inandığım İngiltere’deki bir prodüksiyon şirketinde staj imkânı yakalamıştım. İlk haftamda beni İngilizce kursuna yollamak isteyen şirket beni biraz rencide etse de, BBC podcastleri ile arayı kapatmıştım. İngiltere stajını takiben bir yıl Polonya’da Erasmus programı ile artık İngilizce ile yaşamak benim için alışagelmiş bir durum oldu.

Yolladığım her haberi keyifle yaptım

Journo’daki 9. ayımı dolduran bir serbest gazeteciyim. Memnun olmadığı yerde bir dakika durmayacak biri olarak yolladığım her haberi keyifle yaptım. Hazırladığım ilk haber, aslında okula ödev olarak yapmak istediğim “Türkiye’de Dış Habercilik” konusundaydı. Fanatik bir Fenerbahçeli olduğumdan, Fenerbahçe’nin bir maçı için Eskişehir’den İstanbul’a gelmişken, o hafta okula teslim etmemiz gereken ödevi (haberi) İstanbul’da yapmaya karar verip kendimi Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Akademi’nin Şişli’deki binasında gerçekleşen ve ilk atölyelerinden olan Emre Kızılkaya ve İpek Yezdani’nin eğitimci olduğu dış habercilik atölyesinde buldum.

TGS Akademi özellikle pandemi sürecinde hayatımda iyice yer edindi

Bu mesleğe gönül vermiş insanların hepsi burada. 9 aydır çatısı altında olduğum bu iki yapı bana çok şey kazandırdı. Öncelikle öğrenci olduğunuz sırada arkadaşlarınız kara kara “Bu hafta ne haber yapacağım?” diye düşünürken siz sonraki haftaların haber konularını dersin hocasına aktarmış oluyorsunuz. TGS Akademi özellikle pandemi sürecinde hayatımda iyice yer edindi. İstanbul dışı okuyan öğrencilerden biri olarak gelişimime güç katarken haberin küresel bir kavram olduğunu anladım diyebilirim.

Dünyaya açılan gazetecilik ayağınıza kadar geliyor: Journo Pro

Geçtiğimiz günlerde Journo ve TGS iş birliğinde gerçekleşen JournoPro‘da dijital medya girişimciliği uzmanı Janine Warner ağırlandı. Son dönemlerdeki eğitimlerin adresi olan Zoom uygulamasında, iletişime kendini adamış insanlar olarak oradaydık. İngilizce gerçekleşen eğitim, muhteşem bir alt yapıyla, simultane Türkçe çeviri desteğiyle verildi. Janine Warner sunum sırasında ‘Sizce en iyi iş ortağı?’ kimdir diye sorduğunda ‘‘En az kendim kadar sorumluluk sahibi kişidir’’ diye atladım. Amerika ve Latin Amerika merkezli gazetecilik faaliyeti yürüten dijital medya şirketlerinin danışmanlığını yapan Warner, dünyadan hem ilham veren örnekleri, hem de batış hikayelerini anlattı.

AB destekli, üniversiteli öğrenci projesi: Observe Turkey

JournoPro’ya katılırken Warner’ın ulaştırdığı ankette, “dijital gazetecilik girişimcisiyim” şıkkını seçen dört kişiden biriydim. Evet, ben bir dijital girişimciyim. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen “Demokrasi için Medya / Medya için Demokrasi” projesi kapsamında hayata geçirilen Observe Turkey, genç gazeteci ve içerik yazarlarıyla, dijital gazetecilik sektörüne genç adımlar atarak üniversite öğrencilerini gazetecilik mesleğine teşvik için hazırlandı. Şu an için ben dâhil 8 kişilik bir editör ekibiyle çalışan Observe Turkey önümüzdeki günlerde dosya haber formatıyla yayın hayatına başlayacak. Observe Turkey’in çıkış noktasında gazetecilik yaparken kendi oluşturduğum üç yöntem yatıyor: “Gözlemle, düşün, sor!”

Journo Talks: Medyanın dünü, bugünü, yarını

Önüm, arkam, sağım, solum gazetecilik. TGS Yöneticisi Mustafa Kuleli, Journo Proje Editörü Emre Kızılkaya ve TGS Akademi Direktörü Orhan Şener’in katılımıyla Journo Talks’da da gazetecilik mesleğinin geçmişine, bugün nerede olduğumuza ve nereye gideceğimize, benim gibi üniversite öğrencileriyle beraber yolculuk yaptık. Dijital gazetecilikte nasıl para kazanılır, sektörde gereken beceriler nelerdir gibi, yeni bir teknolojik gelişmeyle 6 ay sonra tekrar değişebilecek sorulara cevap bulduk.

Journo Talks’dan bir kare

‘Anlamak çözmeye yetmez’

Kuleli’yi can kulağıyla dinlerken aralarında yer aldığım için neden mutlu olduğumu bir kez daha hatırladım. Şunları söyledi:

“Ağlamak yerine, çözüm odaklı olalım. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Geleceğin gazeteciliği nasıl olacak? İş modeli ne olacak? Bu soruları tartışalım ve çözüm bulalım istiyoruz. Türkiye’deki önemli medya insanları ya Journo okuyorlar ya da burada içerik üretiyorlar. Bu işleri yaparken de işsiz ve serbest (freelance) gazetecilere telif ödeyerek yapıyoruz. Bunun normali bu, ama Türkiye’de telif ödeme alışkanlığı olmadığı için bizimki anormal gözüküyor.’’

Bu sözlere itibar edince, ileriye bakan bir gazeteci olarak “Doğru yerdeyim” diyebiliyorum.

‘Her konudan azar azar bilmek yetmez’

TGS Akademi Direktörü Orhan Şener için, birçok konuda ayaklı bir gazetecilik kütüphanesi diyebilirim. Kendisiyle TGS Akademi’nin İngilizce Haber Analizi eğitimlerinden daha yakın tanıştığımız için ne kadar donanımlı olduğunu anlatmak bu paragrafa sığmayacaktır. Şener’e göre bir gazeteci temel seviyede her konuyu bilmeli, belirli bir konuda ise uzmanlığa sahip olmalı.

Gazeteciliğin tek aktivizmi: Basın özgürlüğü!

Hepimiz belli farklı dünya görüşlerine sahip olabiliriz. Ancak Journo Editörü Emre Kızılkaya, Journo Talks sırasında çok dikkatimi çeken bir noktaya parmak bastı. Gazetecilerin aktivizm yapabileceği tek alanın basın özgürlüğü olduğunu söyledi.

Kamuoyunu aydınlatma derdi olan, çeşitli baskılara uğrayan gazetecinin önce basın özgürlüğü demesi kadar doğal bir şey olamaz sanırım.

‘Yerinizde olsam memur zihniyetinde çalışmak istemezdim’

Journo Talks’daserbest gazeteci Meltem Suat’ın ‘‘Patreon vb. destekler sayesinde gazeteciler kurumsal gazetelere rakip mi oluyor?’’ sorusuna ise Kızılkaya harfi harfine katıldığım şu yanıtı verdi:

‘‘Buradaki öğrencilerin yerinde olsam, kalıplaşmış memur zihniyetiyle bir yerlerde çalışmayı hiç düşünmezdim. Sizin yaşınızda daha fazla risk almak her zaman daha iyidir, aldığınız risklerin çok büyük bedelleri olmaz. Risk alabiliyorken alıp kendi haber platformunuzu kurmaya çalışın. Toplumla güçlü bir bağ kurup iyi gazetecilik yapabilirseniz, sürdürülebilir bir iş modeli de oluşturabileceğinizi göreceksiniz.”

Bu cümlelerin hemen ardından daha hiçbir yerde duyurusunu yapmadığım Observe Turkey projesini heyecanla ve sesim titreyerek anlattım. Editör arkadaşlarımdan Oğulcan Boz’un da yer aldığı etkinlikte kendisiyle söz alıp almamak konusunda WhatsApp’tan istişare ettikten sonra, “Susmak gazeteciye göre değil” dedim. Başladım Observe Turkey’i anlatmaya…

Dijital gazetecilik ‘alternatif medya’ dan daha fazlası

Dijital gazeteciliğe girişmişken, Journo Talks ve JournoPro da üzerine gelmişken vardığımız nokta gazetecilik mesleğinin her zaman var olacağı. Orhan Şener’in “İnsanın olduğu her yerde gazetecilik olur” sözünü bu aşamada hatırlamakta fayda var.

Gazetecilik mesleğine karşı her ne kadar güven sorunu yaşansa da Journo Talks’a katılan öğrencilerden biri olan, Bahçeşehir Üniversitesi Yeni Medya Bölümü 2. Sınıf öğrencisi Beril Çanakçı, gazeteciliğe değil, gazetecilere güvensizlik olduğunu söylüyor. ‘‘Türkiye’de geleneksel medyanın doğru haberciliği köreltmesiyle, dijital alan bir umut ışığı oldu’’ diyen Beril,  dijital gazeteciliğin alternatif medya kalıbından çok daha fazlası olduğunu ekliyor.

Geldiğimiz noktada görüyoruz ki, bu meslekte hâlâ bir şeyler yapmaya çalışan ve onları takip eden insanlar var. Tıp okuyan bir öğrenciye birinci sınıfta “Doktor” demezsiniz belki ama, gazetecilik öğrencisi sorgulayıp kalemiyle karalamaya başladığında “Gazeteci” diyebilirsiniz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – GAZETECİ GÜNLÜKLERİ’NDE ÖNCEKİ BÖLÜMLER

 

 

Burak Ütücü

Burak Ütücü

Serbest gazeteci. 2015 yılında Hürriyet gazetesinde stajyer olarak çalıştı. Anadolu Üniversitesi muhabirliğinin ardından Londra’da bir prodüksiyon şirketinde stajyer editör olarak görev yaptı. Anadolu Üniversitesi Basın Yayın son sınıf öğrencisi.

E-Posta Aboneliği