Gelecek Kitap

O’Reilly’den Silikon Vadisi’ne tekno-iyimser bir bakış: WTF

Tim O'Reilly Kasım 2009'da düzenlenen PayPal X Innovate etkinliğinde. (Fotoğraf: Wikimedia Commons)
Silikon Vadisi’nin gayriresmî sözcüsü Tim O’Reilly’nin yeni kitabı WTF, iyimserliğinin yanında beklenmedik eleştirileriyle de dikkat çekiyor.

Tim O’Reilly, Silikon Vadisi’nin ideologu olarak görülebilir. 20 yıldan uzun süredir teknoloji ve dijital ekonomi üzerine kitaplar basan O’Reilly Press’in başında. Kendisi aynı zamanda Web 2.0 terimini de kullanıma sokan kişi olarak tanınıyor. O’Reilly, geçtiğimiz günlerde WTF? What’s the Future and Why It’s Up to Us isimli kitabını tanıttı. Kitapta, son birkaç yıldır yükselişte olan Silikon Vadisi ve teknoloji eleştirilerine ters istikamette görüşler mevcut.

Teknoloji, özellikle de Silikon Vadisi kaynaklı dijital teknolojiler uzun yıllar neredeyse her kesim tarafından olumlanan; gelişmenin, iletlemenin ve daha da önemlisi insanların refah ve mutluluğunun sağayıcıları olarak görüldü. Oysa son birkaç yıldır, ekonomik ve politik arenadaki dramatik değişimler birçok farklı kesimin aynı anda teknolojiye eleştirel bir gözle bakmasına sebep oldu.

Bu gelişmelerin başında sosyal medyanın iletişim alanındaki genel teamülleri hızla yıkıp, narsizm, aşırı enformasyon tüketimi, taciz, mahremiyetin ihlâli, kutuplaşma ve en kötüsü de yalan/sahte haberlerin tetiklediği post gerçek siyaset düzeni geliyor. Ekonomik alanda ise otomasyon nedeniyle öncelikle mavi yakalıların (başta fabrika işçileri ve kamyon şöförleri olmak üzere), ama sonrasında da enformasyon işçilerinin (çevirmenler, gazeteciler) prekerleşmesi ve işsiz kalması en önemli sorunlar olarak görülüyor.

Bu olumsuz havaya tezat oluşturacak biçimde Tim O’Reilly, kendisinden beklenecek şekilde, yakın geleceğin bir distopya olmadığını, bu yaşadıklarımızın muhtemelen olumlu sonuçlar doğuracak hızlı bir dönüşümün yan etkileri olduklarını savunuyor.

(Görsel: Diego Rivera’nın Detroit endüstrisi ve işçi sınıfını betimlediği duvar resminden detay)

Kitapta değinilen konuların başında gelen otomasyonun yarattığı işsizlik ve prekerleşme hususunda O’Reilly, ‘bu kadar karamsarlığa’ gerek olmadığını savunuyor. Zira, yazara göre teknoloji mevcut işleri yok etse de yenilerini de yaratıyor. Gerçekten de düşünüldüğünde fotokopi makinalarının çıkması matbaacılık sektöründe çalışan birçok işçiyi bir anlığına işsiz bıraktıysa da, bu insanlar iş hayatlarına fotokopici makinası başında devam edebildi. Veya İnternet teknolojileri, medya ve iletişim alanında birçok işi yok etse de, sosyal medya uzmanlığı, veri analistliği, deneyim tasarımı uzmanlığı gibi bazı meslekleri de sıfırdan yarattı. Ancak, yeni yaratılan işlerle, kaybedilen işler arasında bir dengesizlik olduğu, mevcut işsizlik trendlerine bakıldığında görülebiliyor. O’Reilly, şu anda bir dengesizlik olduğunu kabul etse de, durumun düzeleceğini, tek gerekenin firmaların doğru yaklaşımı olduğunu savunuyor.

O’Reilly’e göre bu doğru yaklaşım, şu prensibe dayanmalı: Eskiden yapılan işi otomasyona devredip, insan işçileri çıkarmak değil; robotlara standart, tekdüze işleri devrederken, insanlara daha sofistike işler vermek. Yani, eski işi daha ucuza yapalım mentalitesi yerine, daha fazla ve daha güzel işleri eskisiyle aynı maliyete yapalım. Buna örnek olarak da O’Reilly, Jeff Bezos ve Amazon örneğini veriyor. Bakıldığında Amazon gerçekten de dijital dönüşümün başladığı ve doruk noktasına ulaştığı son 20 yılda yüzbinlerce işçi istihdam etmiş. Ki otomasyonu olabilecek en yoğun ve yenilikçi şekilde kullanan bir dijital endüstri devinden bahsediyoruz!

Tam bu noktada O’Reilly, firmaların çalışanlarına meslek içi eğitimler vermelerinin önemine vurgu yapıyor. Yazarın argümanına göre bu eğitimler dijital öncesi endüstrilerde standart bir uygulama iken, özellikle 2000 sonrasında şirketler hazır eleman almaya yöneldiler ve bu da çalışanların değişen sektör dinamiklerine ayak uyduramamasına sebep oldu. O’Reilly’e göre firmaların hayalindeki gibi, işi çok iyi bilen, tamamen hazır çalışanlar bulmak bir fantezi. Bu sebeple, çok hızlı gelişen dijitale dayalı sektörlerde, firmaların mutlaka çalışanlarına düzenli eğitimler vermesi gerekiyor. Tabii, bir okur olarak insan şunu sormadan edemiyor: Sürücüsüz araçların yaygınlaşmasıyla işsiz kalan uzun yol tır şöförüne nasıl bir eğitim vereceğiz de kendine bu yeni ekonomide iş bulabilecek?

O’Reilly’nin değindiği son husus ise, Silikon Vadisi’nin hissedar fetişizmi. Yazara göre, mevcut finansal sistem firmaların gerçek aktivitelerini, gerçek kârlılıklarını değil, kâğıt üzerindeki spekülatif değerini ölçüyor ve ödüllendiriyor. Yani bir firma, müşterilerine, topluma sunduklarıyla değil, finansal piyasalarda speküle edilebilme vasfına göre değerleniyor. Bu da özellikle Silikon Vadisi’nin kendi potansiyelini yerine getirememesi anlamına geliyor. Bu yorumuyla, finans kapitalin Marksist eleştirisine oldukça yaklaşan O’Reilly okurlarını şaşırtıyor. Demek ki, mızrağın çuvala sığmadığı bir aşamaya geldik.

WTF, Silikon Vadisi’nin ideologu olan bir isimden beklenecek kadar defansif; ancak yer yer hiç beklenmedik şekilde rasyonel bir kitap. Teknolojinin dünyayı nasıl değiştirdiğine dair güncel, optimist ama ayakları da yere basan bir yorum okumak isteyenler için biçilmiş kaftan.


WTF?: What’s the Future and Why It’s Up to Us

Yazar: Tim O’Reilly
Yayımlanma tarihi: 10 Ekim 2017
Sayfa sayısı: 448
Yayıncı: HarperBusiness
Dil: İngilizce
ISBN-10: 0062565710
ISBN-13: 978-0062565716

Orhan Şener

Orhan Şener

Orhan Şener, lisans eğitimini iktisat alanında tamamladıktan sonra, İngiltere’de City University London’da Enformasyon, İletişim ve Toplum bölümünde yüksek lisansına başladı ve “Üniversite Öğrencilerinin Online Mecralarda Politik Katılımı” başlıklı tezi ile mezun oldu. 2014 yılından bu yana, Galatasaray Üniversitesi Medya ve İletişim Çalışmaları Doktora Programı’nda “Dijital Göçmenlerin Enformasyona Erişim ve Filtreleme Pratikleri: Türkiyeli Gazeteciler Üzerine Etnografik Çalışma” başlıklı tezini yazmaktadır. Ayrıca, Kültür Üniversitesi ve Nişantaşı Üniversitesi'nde ders vermektedir.