Haber Spor

Queer Olympix: Türkiye’nin ilk kuir olimpiyat oyunları

Türkiye’den ve Avrupa’dan toplam dokuz takım futbol, voleybol, bayrak yarışı ve uzun atlama olmak üzere dört farklı branşta yarışacak.

Türkiye’nin ilk kuir olimpiyatı olma özelliğini taşıyan “Queer Olympix”, 25-26-27 Ağustos tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşecek. Heybeliada ve Kalamış’ta düzenlenecek etkinlikler, Cuma günü bisiklet turu ile başlayacak. Atletik Dildoa Futbol Takımı, Queer Olympix ile ilgili sorularımızı yanıtladı:

Nasıl bir gereksinim sizleri bir araya getirdi?
LGBTİ ve kadın olmak, kenti kullanırken bizi ister istemez çeşitli manevraları öğrenmeye, öz savunma tekniklerine ve türlü stratejilere sürüklüyor. Özellikle son dönemde siyasi ve toplumsal baskının kamusal alanda getirdiği kısıtlamalar, büyük meydanlarda yaşadığımız coşkulu direnişlere ve eğlencelere imkân tanımıyor ne yazık ki… Biz de 2015 Trans Onur haftasında düzenlenen bir futbol etkinliği ardından, o gün oynadığımız oyunun keyfini neden baki kılmıyoruz deyip düzenli olarak buluşup futbol oynamaya başlayan bir takımız. Çok yeni bir takımız ama yaşadığımız bu deneyimi ve keyfi başkalarıyla paylaşabilmek, spora ve olimpiyatlara kuir bir eleştiri katabilmek için böyle bir etkinlik yapmak istedik.

Kadınlarla LGBTİ’lerin bir arada oluşunu nasıl açıklarsınız?
Basit bir sebebi var: Benzer şekilde tecrübe ettiğimiz alansızlık hâli. Bu süreç, “Hadi LGBTİ’ler olarak kadınlarla bir araya gelelim” şeklinde de olmadı. Kadınları ve LGBTİ’leri ayrı kategorilermiş gibi göremeyiz aslında. Bu, iki farklı kutbun bir aradalığından ziyade, endüstriyel futbolun dışına itilen insanların bir araya gelmesi olarak düşünülebilir.

Çocukken televizyonda futbol maçlarını izlerken en çok dikkatimi çeken takım Dinamo Kiev’di. Bireysel oynamazlar, işbirliğine ve paslaşmaya önem verirlerdi. Bir diğer tarafta da yıldız oyuncu üzerine kurulu endüstriyel spor var. Atletik Dildoa ve Queer Olimpiyatları bu resmin neresinde duruyor?
Biz her şeyden önce iyi vakit geçirmek için bir araya gelen bir ekibiz. Yıldız oyuncu olduğunuzda maddi ya da manevi kazanacağınız bir şey yok. Onun yerine paslaşmak, bir oyunu eşit paylaşmak çok daha eğlenceli. Queer Olympix’e katılan takımların puanlanması ve kazananın belirlenmesi de tam böyle olacak işte. İşbirliğine, paslaşmaya, sert oynamamaya özen gösteren takım daha fazla puanın sahibi olacak.

Sporun ve tribünlerin cinsiyetçi, homofobik yapılaşması sizi ne şekilde etkiliyor?
Öncelikle bizi o yapının dışına itiyor. Kötü oynayan futbolcusuna ‘Karı gibi oynama’ diyen, kararını beğenmediği hakeme ‘ibne hakem’ diyen bir tirübünde kadın ya da ibne olarak var olmak kolay değil. Fakat bu bizim kendi spor alanlarımızı yaratmamıza da o alanların içine cinsiyetimize ya da cinsel yönelimimize rağmen var olmak için çabalamamıza engel değil. Queer Olympix’in çıkış noktalarından biri de bu. Biz bu cinsiyetçi ve homofobik yapılaşmanın dışında da bir spor imkânı olduğunu biliyor ve bunu herkesle paylaşmak istiyoruz.

Takımınızın ve kuir olimpiyatların aynı zamanda politik bir duruş olduğundan söz edebilir miyiz?
Atletik Dildoa takımında LGBT aktivisti ve feminist bir sürü kişi var. Elbette politik olmayan insanların bizimle top koşturmayacağı anlamına gelmiyor bu ama takımda cinsiyetçi küfür etmek, homofobi, transfobi ve türcülük gibi her türlü ayrımcılık kabul edilemezlerin başında geliyor. Bu da ister istemez politik bir duruşumuzun olmasına sebep oluyor. Endüstriyel futbola, futboldaki cinsiyetçiliğe, homofobi ve transfobiye karşı bir araya gelmiş olmamız bile bizi baştan politik yapıyor. Her şeyden önce LGBTİ  bireyler olarak bir beden politikası güdüyoruz. Hazlarımızı, görünüşümüzü, yönelimimizi, aşkımızı ve nice fiziksel, kimyasal oluşumuzu ve sosyal edimimizi kendimizi güvenli ve rahat hissettiğimiz oluşlarda var etmeye çalışıyoruz. Hem sosyal hem de bedensel olarak birtakım ‘sağlıklı’ ve ‘ideal’ kalıplar içerisine sıkışıyoruz, bu her türlü kamusal alanda karşımıza çıkıyor. Okulda, askerde, iş hayatında ve daha pek çok alanda kıyafet kodlarından davranış kalıplarına sürekli bir kapatılma ve ket vurulma halindeyiz.

‘Erkeklere göre kurgulanan bir spor dünyası var’

LGBTİ+ ve kadın sporcuların maruz kaldıkları ayrımcılıklar neler? Bu sorunlara karşı nasıl bir mücadele hattı izlenebilir?
Saymakla bitmez. Daha en baştan erkeklere göre kurgulanan bir spor dünyası var bir kere. Kadınlar uzun yıllardır her spor dalının içinde yer alsalar da her zaman erkek spor içerisinde yardımcı aktörleri olarak görülmeye devam ediyorlar. Hiçbir zaman erkekler kadar kazanamıyorlar, onlar kadar iyi şartlara hiçbir zaman sahip olamıyorlar. Başarılı olsalar bile erkekler kadar göz önünde olamıyorlar. Baştan sonuna kadar süren bir ayrımcılık söz konusu. Bu söylediğimiz kadınlar için tabii ki. LGBTİ’ler için durum daha da zor. Zaten yasalarla korunan bir durum söz konusu değil. Eşcinsel olduğunuz için bir takımdan kovulsanız gidip bu ayrımcılığa uğradığınız için hakkınızı bile arayamazsınız. Nasıl bir mücadele hattı izlemek gerekir sorusuna öyle belli bir harita çizmemiz mümkün değil ama en başta kadın ve LGBTİ’lerin spora katılımını desteklemek gerek. Örneğin özellikle trans bireyler için soyunma odası büyük bir korku haline gelebiliyor. Ya da haftada 2 ders saatinden ibaret olan beden eğitimi dersinde atanmış cinsiyetinden ve yargılardan dolayı istediğin alanda spor yapamayabiliyorsun.

Olimpiyat organizasyonuna aldığınız tepkiler neler? Düşmanca bir tutumla karşılaştınız mı?
Küçük ve gönüllü bir ekip olduğumuz ve maddi kaygılar güden bir etkinlik olmadığımız için kuvvetle muhtemel etkinliğin haberi kendi çevremize ulaştı. Olumsuz bir tepkiyle hiç karşılaşmadık, aksine insanlar çok heyecanlı ve destek vermeye açık.

Ben de sizinle oynayabilir miyim? Topumuzu alıp gelebiliyor muyuz maçlara?
Elbette oynayabilirsiniz! Atletik Dildoa olarak Salı günleri yaptığımız maçlar herkese açık.


Programda neler var?

25 Ağustos – Heybeliada

14:30 – Bisiklet Turu

15:30 – Tanışma Pikniği

18:00 – Yoga Atölyesi – Tanja

20:40 – Şehre Dönüş

26 Ağustos – Kalamış Spor Merkezi

11:00 – Bayrak Yarışı

12:00 – Forum: Kentte Kadın ve LGBTİ+ Olma Deneyimleri

13:30 – Uzun Atlama

13:30 – Söyleşi: LGBTİ+lar ve ailelerinin perspektifinden LGBTİ+ların sporda maruz kaldıkları

ayrımcılıklar – LADEG+ (LGBTIQ+ Aileleri ve Yakınları Destek Grubu)

14:00 – 17:00: Mini Kale İzleyici Turnuvası

14:30 – Panel: Olimpiyatlar ve Bedenler

1. Oturum: Nazi Almanyasında ideal beden ve sağlıklı toplum sunumu: Kalıtımsal Hasta ve

Olympia – Özgür Adadağ

2. Oturum: Cinsiyet Oyunları – Pınar Öztürk

14:30 – 16:30: Çocuklarla 3 Top Çevirme ve Zumba – Uçurtma Çocuk Dergisi

16:00 – 20:00: Plaj Voleybolu Turnuvası

16:00 – Atölye: Feminist Fight Club Muay Thai deneyimi üzerine bir öz savunma, şiddet ve beden

tartışması – BoMoVu (Sosyal Güçlendirme için Spor ve Beden Hareketi Ağı) ve Feminist Fight Club

18:00 – Beden Olumlama Atölyesi – Aybala Arslantürk

21:00 – Açık hava film gösterimi

Kalamış’taki 2 gün boyunca dışarıdan katılımcılara da açık oyunlar devam edecek: plaj voleybolu ve

futbol turnuvaları, masa tenisi, yakar top, frizbi, ip atlama, slackline…

27 Ağustos – Kalamış Spor Merkezi

10:00 – LGBTİ+’lar Sahada: Deneyimlerimizi Paylaşıyoruz

12:00 – Atölye: Görünmez Bagaj – Jelena Chelebic

12:00 – Frizbi Atölyesi – Ebru

13:00 – İşaret Dili Atölyesi – LADEG+ (LGBTIQ+ Aileleri ve Yakınları Destek Grubu)

14:00 – Küfürsüz tezahürat atölyesi – İrem Kavasoğlu & Gizem Derin (Muamma takımı oyuncuları)

14:00 – 17:00: İzleyici Plaj Voleybolu Turnuvası

15:00 – 20:00: Futbol turnuvası

15:00 – 17:00: Çocuklarla 3 Top Çevirme ve Zumba – Uçurtma Çocuk Dergisi

17:00 – Öz savunma atölyesi – Arzu Şen

Kalamış’taki 2 gün boyunca dışarıdan katılımcılara da açık oyunlar devam edecek: Plaj voleybolu ve

futbol turnuvaları, masa tenisi, yakar top, frizbi, ip atlama, slackline…

Etiketler
Neslihan Güngör

Neslihan Güngör

Radikal 2, BirGün, Evrensel Kültür, Akıl Defteri, Radikal Kitap, Cumhuriyet Kitap, La Vie en France gibi dergi ve gazeteler için yazılar hazırladı. Kedilerinin karnını doyurmak için yazarlığın yanı sıra dokuz altı işlerde de sık sık işsiz kalarak çalışıyor. Herkesin bir hikâyesi var ve bu mutlaka anlatılmalı düşüncesini izlemeye devam ediyor.