Uygulamalar Yeni Medya

Snapchat medyayı dönüştürüyor: Yeni form, dil ve içerik

Kalıcı olmayan içerik yapısının verdiği rahatlık ve dijital göçmenleri dışlayan kullanıcı deneyimi ile sosyal medyada ebeveyn tacizinden kurtulma imkânı sunan Snapchat, bu vasıfları sayesinde yeni nesil için güvenli bir liman olmayı başardı. Yakın gelecekte, önemi daha da artacak gibi duruyor.

Mayıs 2016 itibarı ile Snapchat’e günlük olarak yüklenen video sayısı 10 milyar! Bu sayı, daha 2 ay öncesinde 8 milyardı. Daha da ilginci, bu videolar Snapchat’in 100 milyon aktif kullanıcısı tarafından yükleniyor; yani hepsi orijinal, el emeği, göz nuru içerikler. Kullanıcılar sadece video yüklemiyor tabii; kısa metinler, fotoğraflar, emoji’lerle, ince ince, nakış gibi işliyorlar snap’lerini. 24 saat içinde buharlaşıp, dijital ebediyete uçup gideceklerini bile bile… Öte yandan Facebook ise özgün içerik sıkıntısı çekiyor. Kronolojik feed akışından, algoritmik akışa geçen Facebook, bildiğimiz anlamda bir sosyal medya olmanın ötesinde, önceliği reklam verenler olan, ana-akım bir dijital mecraya dönüşmüş durumda. Sizin de Facebook feed’inizde farketmiş olduğunuz gibi, artık eşimizin dostumuzun paylaşımlarını değil; markaların, ‘sayfaların’ planlı programlı bir şekilde ürettiği içerikleri görüyoruz. Bir yanda orijinal içeriğin en hasının su gibi aktığı, gepgenç bir kullanıcı kitlesine sahip Snapchat, diğer tarafta yavaş yavaş bir mezarlık olma yolunda ilerleyen, özgün içerik sıkıntısı çeken, markaların işgal ettiği bir Facebook. (ve aynı istikamette ilerleyen diğerleri…)

Snapchat’in 90 sonrası, hatta 80 sonrası doğan nesle ulaşabilmesi, demografisi çok daha yaşlı olan Facebook’a nazaran, geleceğe çok daha umutla bakmasını sağlıyor. Ayrıca yaratıcı filtreleri sayesinde viral yayılıma da sahip; yani Snapchat kullanmayan milyonlar da onun varlığından haberdar olabiliyor. Tüm bu özellikleriyle Snapchat, hem Facebook gibi diğer mecraları, hem içerik üreticilerini peşine takıp kendisini taklit etmelerine sebep oluyor, yeni formu belirliyor; hem de kullanıcıların sosyal medya kullanım pratiklerini değiştirerek, yeni endüstri standartları oluşturuyor.

Yeni iletişim mecralarının, topluma yayılabilmek için oturmuş teknolojik alt yapı, yeni ve toplumun ihtiyaçlarına uygun bir form, dil ve içeriğe ihtiyaç duyduğunu söylemiştik. Snapchat’ın hızlı ve dinamik büyümesini, bu kavram setiyle okumaya çalışalım:

Teknolojik altyapı, akıllı telefonların becerilerinin artması ve toplumda yayılması, mobil internet erişiminin oldukça yaygınlaşması ile hallolmuş oldu. Diğer faktörlere geçecek olursak…

Form

Snapchat’in forma getirdiği en önemli yenilik, uçup giden içerik yapısı ve aşina olmayanları zorlayan arayüzü. Bunun ebeveynlere karşı blokaj etkisinden bahsetmiştik. Uçuculuk ise hem gençleri mecraya çekiyor, hem de kullanıcıların rahat rahat içerik paylaşmasını sağlıyor. Snapchat, uçuculuk özelliğinin kendisi için öneminin o kadar farkında ki, bu hususta en ufak bir arka kapı bile bırakmamak için kuralları sıkılaştırmaya devam ediyor.

Kalıcı olmayan video formunun kazandığı popülerlik, Facebook’un bu konuda Snapchat’i taklit etmesini zorunlu kıldı ve Facebook Live bu şekilde doğmuş oldu. Twitter da bir türlü istenen düzeye gelemeyen reklam gelirini arttırmak için video reklamlara yöneleceğini açıkladı. Bu taktiklerin ne kadar tutup tutmayacağını önümüzdeki aylarda göreceğiz.

Forma dair bir diğer önemli yenilik ise akıllı telefonların ekran yapısına uygun dikey video formatı. Dikey video, belki de Snapchat’in en istisnai ve dönüştürücü biçimsel özelliği. Sinemanın icadından bu yana, videoları yatay bir ekranda izliyoruz. (Daha önce bazı denemeler olduysa da) ilk kez Snapchat’le birlikte, dikey video bir mecranın default formatı haline geldi ve bu durum, içerik üreticilerin yaratım pratiklerini de etkiledi. Snapchat’e uygun formatta videolar üretebilmek için özel setler kuran yapımcılar, yan çevrilmiş kameralarla dikey videolar çekiyorlar. Hatta, diğer mecralar için çektikleri yatay videolar bile Snapchat’e göre ayarlanıyor. Monitörlere yerleştirilen imler sayesinde, video içeriğinin hareketli ve önemli kısımlarının kadrajın ortasında kalmasına uğraşıyorlar ki, video Snapchat’e göre kesilip biçildiğinde, önemli bir kısmı atmak zorunda kalmasınlar!

Dil

Snapchat’in dili temelde emoji ve videoya dayanıyor. Videonun yükselişi zaten bilinen bir olgu. Emoji tarafına ise özellikle vurgu yapmak gerekiyor; zira emoji Snapchat’in Lingua Franca’sı diyebiliriz. DJ Khaled gibi Snapchat süperstarları, aforizmalarını emoji’lerle ifade ediyor. Hatta Twitter’ın verified account’larının Snapchat’teki karşılığı bir emoji. Snapchat kullanıcısı yeni nesil arasında çok yaygın kullanımı olan emojiler, diğer mecralarda da yükselişte. Öyle ki, emoji dünyanın en hızlı yayılan dili olarak gösteriliyor. Facebook başta olmak üzere, birçok mecranın kendi emoji setini yaratması, biraz da bundan.

İçerik

Snapchat magazinel, yaratıcı, eğlenceli, gençlerin dilini konuşan, söylenenlerin söylendiği anda uçup gideceğinin farkında olan, rahat ve samimi bir içeriğe sahip. Facebook, Twitter ve Instagram’daki kasıntı duruşun, kendini pazarlama çabasının aksine Snapchat’te kullanıcılar şık, yakışıklı, güzel, zeki, başarılı ve mutlu gözükmeye çalışmıyor; sadece kendileri olabiliyorlar. Kullanıcıların bu rahat ve kasıntısız tavrı, markaların ve yayıncıların Snapchat için ürettiği içeriğin de benzer şekilde rahatlamasına, gevşemesine sebep oluyor.

Baktığımızda, Snapchat, gerçekten de yeni bir form, dil ve içerik sunmayı başarmış gözüküyor. Bu başarısı sayesinde, kullanıcıları da, yayıncıları da, diğer mecraları da peşine takmış durumda. Önümüzdeki aylar, bu hususta enteresan gelişmelere gebe. Takipte kalın…

Orhan Şener

Orhan Şener

TGS Akademi Direktörü Orhan Şener, aynı zamanda Akademi bünyesinde gazeteciliğin dijital dönüşümü, online haber formatları, yeni nesil gelir modelleri gibi konularda eğitimler veriyor ve Journo.com.tr'ye benzer konularda katkıda bulunuyor.

Lisans eğitiminde işletme ve iktisat okuyan Şener, City University London’da Enformasyon, Toplum ve İletişim alanında yüksek lisans yaptı, şimdilerde Galatasaray Üniversitesi'nde 'Enformasyona Erişim ve Filtreleme Pratikleri: Türkiyeli Gazeteciler Üzerine Çalışma' başlıklı doktora tezini yazıyor ve Bahçeşehir Üniversitesi'nde ve çeşitli eğitim programlarında dersler veriyor.