Haber

Adalet Ağaoğlu’na veda: Eylül 1938’in roman olan gazete haberleri

Türkçe edebiyatın dev ismi Adalet Ağaoğlu, 90 yaşında İstanbul’da hayata gözlerini yumdu. Romanlarında gazete kupürlerine de yer veren özgün bir anlatım tekniği kullanırdı. Başyapıtı sayılan “Dar Zamanlar” üçlemesinin ilk romanı olan Ölmeye Yatmak’ta, Cumhuriyet kuşağının 1938-1968 yılları arasındaki hikâyesini anlatmıştı.
Kökü Kurtuluş Savaşı’na uzanan Ulus gazetesi için 1946 yılında tiyatro eleştirileri kaleme alarak yazarlığa başlayan Ağaoğlu’nu, unutulmaz romanından bir bölümle anıyoruz. Ağaoğlu, idealist köy okulu öğretmeni Dündar Bey’in 1938 eylülünde okuduğu Ulus gazetesi üzerinden, o günün haberlerini aktarıyordu.
Dündar Öğretmen ile birlikte Ankara’da yeni bir radyo istasyonunun açılmasından, Çubuk Barajı’nın ve Gençlik Parkı’nın inşasına; İkinci Dünya Savaşı’nın sinyallerini veren dış haberlerden, köşe yazarlarının görüşlerine dek tüm gelişmeleri öğreniyorduk. Eğik yazılı bölümler, Ağaoğlu’nun bu haberlerde vurguladığı sözcükler… Arabaşlıklar ise bize ait.

Yazıişleri Müdürü Mümtaz Faik Fenik’tir. Başyazarı Nasuhi Baydar. İç fıkra yazarı Yaşar Nabi. Dış politika yazarı ise Ahmet Şükrü Esmer.

Hatay hür olmuştur. Hatay Millet Meclisi ertesi gün toplanacaktır.

Başvekil Celal Bayar’ın, yanında Milli Müdafaa Vekili Kazım Özalp ve İstanbul Komutanı Halis Bıyıktay olduğu halde 30 Ağustos geçit resminde fotoğrafı çekilmiştir. Daha sonra Adliye Reisi Şükrü Saraçoğlu, Hariciye Reisi Tevfik Rüştü Aras, Maliye Reisi Fuat Ağralı ile birlikte eksprese bağlanan hususi vagonla Ankara’ya hareket etmişlerdir. İstasyonda Riyaseticumhur Umumi Katibi, Başyaver, saylavlar, generaller, hükümet erkanı ve kalabalık bir halk kütlesi tarafından uğurlanmışlardır.

Bir Kültür Bakanlığı vardır. Bütünleme sınavlarına engel sınavları, ekim ayına birinciteşrin, Adalet Bakanlığı’na Tüze Bakanlığı denilmektedir.

Sıtmadan korunmak ve kurtulmak için Biogenine satılmaktadır.

Ankara’ya son model Blaupunkt radyoları gelmiştir.

Vehbi Koç ve ortağı, kışın kömür sıkıntısı çekmemeleri için Ankaralıları, Ulus Meydanı 13 numaralı dükkânına, kömürlerini şimdiden almaya çağırmaktadır. Odundan kömüre geçiş hızlı olmaktadır.

Pazar günleri çok erkenden Ankara’nın Taşhan’ında sıra sıra otobüsler görünmektedir. Bunlar, başkentin bir iki yıl önce kavuştuğu Çubuk Barajı yolcuları içindir. Bu baraj mesiresindeki gölde yüzen iki kayık vardır. Bir fotoğrafta aile reisi, bu kayıklardan birine binmiş görünmekte, kürek çekmekte; bahriyeli giysileriyle oğlu, aile reisinin zevcesi yanında oturmakta; anne, başında geniş kenarlı, geniş kurdeleli, beyaz hasır bir şapka ve elinde şemsiye ile kendini güneşten korumaya çalışmaktadır. Aile reisi, kruvaze ceketinin üstüne beyaz bir gömlek yakası devirmiştir. Kalem cebinden beyaz bir mendilin uçları sarkmaktadır. Dudaklarının üstünde Victor Francen bıyıkları. Kürekleri büyük bir transatlantiği yürütmenin dikkati içinde çekmektedir. (Fotoğrafa Başkentte Belle Epoque adı verilebilir.)

Ankara sinemalarında gösterilen iki film

Ankara Avcılar Kulübü Yönetim Kurulu, Ağustos Genel Kurul Toplantısı’nı vakans nedeniyle Cumhuriyet Bayramı’ndan sonraya bırakmış ve av açma bayramının, üç gün sonraki pazar günü, İvedik Çiftliği söğütlüğünde yapılmasını kararlaştırmıştır.

Samanpazarı’ndaki İstihlak Oteli muteber kefil gösterilmesi şartıyla kiraya çıkarılmıştır. İçindeki eşyaların da ayrıca kiracıya satılması düşünülmüştür. Buna karşılık Avrupa Oteli temiz ve konforlu olarak açıldığını sayın müşterilerine bildirmiştir.

Cebeci Yenidoğan Bahçe Sineması’nda Türkçe Çoban Kızı ile “tekmili birden”, Volga Mahkûmları gösterilmektedir. Yeni ve Halk sinemalarında ise mümessili Paul Muni olan Sarı Esirler.

Çok güzel oyunlarla Finlandiya Milli Güreş Takımı’nı 4-3 yenmişizdir. (56 kiloda Kenan Olcay, 61 kiloda Ahmet Işık, 66 kiloda Yahya Kalkan, 72 kiloda Celal Atik, 78 kiloda Mersinli Ahmet, ağırsıklette Mehmet Çoban, yani Çoban Mehmet.) Büyüklerimiz milli maçı seyretmişlerdir. Celal Bayar, Şükrü Kaya, Ali Çetinkaya, Rana Tarhan, Faik Kurdoğlu …

İzmir Fuvarı‘nı bir haftada 164.712 kişi gezmiştir.

Adana Belediyesi bir sıhhi imdat otomobili almaya karar vermiş ve bu işi müteahhide ihale etmiştir. Yine Adana’da, 160.00 hektarlık Adana Ovası’nın sulanması ilk planda olduğundan, ovada o güne dek dokuz sondaj kuyusu açılmış, Seyhan regülatörü kontrol binası inşa edilmiş ve memur içine yerleşmiştir. İki yılda tamamlanması öngörülen yeni baraj ve kanalların su baskını ve kuraklık yerine, sağlık ve servet getireceği söylenmiştir.

Kazanç vergisi ve tatbikatı 3479 Sayılı Kanun’u da içine almak üzere Nihat Ali Üçüncü tarafından en son değişikliklere göre yazılmıştır.

Yeni çıkan iki plak

“Dersim’e sefer olur, zafer olmaz” diyenlere karşın, Umumi Müfettiş Korgeneral Abdullah Alpdoğan, Dersim’e gidip köylülerle konuşmuş ve bu konuşma sırasında bir fotoğrafı çekilmiştir. Dersim’i (Tunceli) itaate alan iki güçten söz edilmektedir: Asker ve beton. (Mazgirt, Mameki’ye keçiyoluyla da bağlı değildir. Ama Mameki, Pertek’e kağnıyla bağlanmıştır. Başvartenik-Hozat arası Çemişkezek üstünden noktalı bir yolla bağlıdır. Haritalar bunu göstermektedir.)

Samsun Vilayeti İdare-i Hususiyesi ayda 70 lira ücretli bir muavin veterinerle, ayda 30 lira asli maaşlı bir veterinere ihtiyaç bulunduğunu ilan etmiştir. Açıkta, emekli, sivil ve askeri veterinerlerden istekli olanların vilayet makamına belgeleriyle başvurmaları bildirilmiştir.

Ankara Gençlik Parkı’nın yapımına başlanmış, havuzun yeri tespit edilmiş ve kazılmasına girişilmiştir.

Orta Anadolu’nun fidan gereksinmesini karşılamak üzere Eskişehir’de bir fidanlık ve tohumluk kurulmuş, fidanlığın yılda bir buçuk milyon fidan yetiştireceği bildirilmiştir.

Odeon, yeni çıkan Söğüt Yaprağı Yerde ve Sarıyer’den Su Gelir plaklarını ilan etmiştir. Bu alanda otuz yıldır çalışmakta olan Odeon’un öteki plaklarını Bayan Safiye, Vedia Rıza, İfakat, Küçük Melahat ile Bay Münir Nurettin, H. Fahri, Kemal Gürses, Malatyalı Fahri ve Refik Başaran gibi seçkin sanatçıların doldurmuş bulunduğu da bildirilmiştir. Odeon Saz Heyeti ise keman, kanun, klarnet ve cümbüşlü “Müstear Karşılama” ile ‘Çargah Karşılama’yı bir başka plağa kaydetmiştir.

“Küçük Menderes Havzası’ndaki müthiş bir felaket kaynağı olan Cellat Gölü kurutulmuştur.”

Ankara ve İstanbul radyolarının günlük yayın akışı

“Ankara Radyosu yayını, saat 14.30’da karışık plak neşriyatı ile başlamakta, 15.15’teki Ajans Haberleri’yle bitmektedir. Akşam neşriyatı ise 18.30’da plakla dans musikisi ile başlamakta, Selahattin ve Semahat’tan halk şarkıları ile sürmekte, saat 20.00’de memleket saat ayarı verilmekte, ardından Arapça neşriyattan sonra 20.15’te (gününe göre) gençler grubu tarafından İftira adlı bir radyofonik temsil sunulmakta ve bunu şan plakları ile 21.15’teki Stüdyo Salon Orkestrası izlemektedir. Stüdyo Salon Orkestrası, Rudolf Kattnigg’den ‘Des Königs Soldaten’i, Mauton’dan ‘Marche Heroique’i, Bruno Marks’tan ‘Die Kleinen Soldaten’i ve Vieniawski’den ‘Legende’ı çalmaktadır. Saat 22.00’de verilen Ajans Haberleri’nden sonra 22.15’te ertesi günkü program okunarak yayın son bulmaktadır.”

“İstanbul Radyosu, öğle yayınına 12.30’da Plaklardan Türk Musikisi ile başlamaktadır. 12.50’de havadisleri vermektedir. 13.30’da kapanmakta, 18.30’da plaklardan dans musikisi ile yayınına yeniden başlamaktadır. Saat 20.00’de Grenviç Rasathanesi’nden Naklen Memleket Saat Ayarı’nı vermekte, sonra Belma ve arkadaşları tarafından Türk musikisi ile halk şarkıları sunmakta, ardından Ömer Rıza Doğrul ‘Arapça bir söylev’ vermekte ve 21.00’de yine saat ayarından sonra orkestra Buske’den ‘Örö Denuman’ı, Moskoviski’den ‘Dans Espanyol’u vb. çalmakta, 22.00 sularında Olga dö Şomogyni idaresinde Macar artistleri çeşitli şarkılar söylemektedirler: 18. Yüzyıl’dan Berjöret, Ştravs’tan ‘Danüpblö’, Rossini’den ‘Barbiye dö Sevil’ gibi … 22.50: Ajans Haberleri, ertesi günün programı, saat ayarı ve SON.”

Ankara’da yeni radyo istasyonu törenle açılmıştır. 5 kw’la çalışan Ankara Radyosu, artık 120 kw’a çıkmaktadır. Bu yüzden de bir fıkra yazarımız, “Aman dikkatli olalım. Sesimizi artık bütün dünya duyacak” diye yazmıştır.

Bir başka yazarımız, “Ankara’nın Köylü İşçileri” başlıklı fıkrasında, “Ankara’nın çok modern ve medeni manzarası içinde gönle eza veren bir nokta var: Akşam saatlerinde kafile halinde bulvarda rastlanan işçi köylülerin kıyafet perişanlığı… En kötü ihtimal, bu kılıklara bakarak bir yabancı, bütün Türk köylüsünü bu derece yoksul ve zavallı sanabilir” demiştir.

Biraz magazin, bolca dış haber

Coty, son moda renklerini bildirmiştir: Jitan, Peş, Nuvazet. “Coty’nin Paris’te, Bois de Boulogne methalindeki laboratuvarında yarattığı yeni pudra renkleri yazın canlılığını cildinize bahşedecektir.”

Bir Orta Avrupa sorunu söz konusudur. Ama, Ulus’un “Yankılar” sütununa göre barışın tehdit altında bulunması söz konusu değildir:

“Sözüm yurdumuzdan dışarı; şuradan buradan gelen haberler arada sırada ufuklarda harp bulutları dolaştığından, sulhün tehdit edildiğinden bahsederler. Fakat hamdolsun, bugüne gelinceye kadar bu derece sık tehdide uğramış olan sulh, bugüne kadar da bu derece cesur, mukavemetli, pervasız olmamıştır.

Baksanıza, Milletler Cemiyeti Paktı’nın falanca maddesi çiğnendi; ‘Sulh tehlikede’ dediler; sulh oralı olmadı. ‘Habeşistan çiğneniyor, sulh tehdit ediliyor’ dediler; gene sulh aldırış etmedi.

‘İspanya’da iç harp olmuyor, orada birbirine düşman ideolojiler çarpışıyor; bunun zararını sulh çekecek’ denildi. Gene bizimki kılını kıpırdatmadı.

‘Japonya Çin’e yürüyor. Uzak Şark’taki bu istila hareketi yalnız Şark’ın değil, bütün dünyanın sulhü için de tehdit sayılır’ dediler; neticede kanlar döküldü, şehirler yakılıp yıkıldı, fakat ne resmen harp ilan edildi, ne de sulh bu vaziyetten ürktü.

O halde, sağdan soldan uçurulan mütalaalara, bedbin haberlere kapılmayınız. Sulhün tehlikeye maruz kaldığı bir hakikat olabilir. Fakat 20. Yüzyıl’da sulh o kadar dayanıklı, vurdumduymaz bir hale gelmiştir ki, korkmayın; harbin ve harpçilerin yaygarasırıa pabuç bırakmayacaktır …”

Bununla birlikte Anadolu Ajansı, Prag’dan aldığı habere dayanarak Almanya’nın Prag Sefiri’nin, Çek Dışişleri Bakanlığı’na yeni bir protesto notası verdiğini bildirmektedir.

Aynı sabah Londra’daki White Hall’da olağanüstü bir tela­şın göze çarptığı belirtilmektedir: Lord Halifaks saat dokuzda Hariciye Nezareti’ndeki bürosuna gelmiştir. Nazır, birkaç dakika sonra İngiltere’nin Berlin Büyükelçisi Nevil Henderson’u kabul etmiştir. Henderson bu görüşmeden birkaç dakika sonra aldığı yeni bir talimatla Berlin’e hareket etmiştir. Daha sonra Lord Halifaks, bir gün önce Çemberlayn ile bir görüşme yapmış olan Amerikan Büyükelçisi Josef Kenedi’yi kabul etmiştir.

“Çekoslovakya’ya karşı bir hareket mi yapılıyor?”

Hitler’in Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri reisleri ile gizli bir toplantı yaptığı söylenmektedir. Japon kuvvetlerinin Çinlileri Loşan Dağı önünde yenilgiye uğrattıkları Şanghay’dan bildirilmektedir.

Churchill ve Hitler’in konuşmaları

Fransız Başbakanı Daladiye’nin Ordu Encümeni’nde açıklayıcı bir konuşma yaptığı, Çekoslovakya’ya bir saldırı halinde alınacak tedbirler üstünde durduğu bildirilmiştir.

“Rayştag toplantı halindedir. Rünsiman Heyeti’ne de Londra’dan bir sandık gaz maskesi gönderilmiştir … Prag, a. a.”

Amerikan Efkarı Umumiye Enstitüsü bir anket yapmıştır. Ankete göre, Amerikalıların yüzde 55’inin İngiltere’yi, 8’inin Almanya’yı, 8’inin Finlandiya’yı, 4’ünün de İrlanda’yı sevdikleri anlaşılmıştır.

Leo Blum Berlin’den, Alman-Fransız sınırında askeri hazırlıklar yapıldığını, Ren Nehri kıyılarındaki bütün kasabaların askerle dolu olduğunu bildirmiştir.

Büyük Almanya başlığı altında “Nürenberg Kongresi bugün toplanıyor”, “Hitler nutuk söyleyecek”, “Her şey bu kongrenin neticesine bağlı” gibi haberler gazetelerde yer almıştır.

“Çörçil Esseks’e bir söylev vermiştir:

Çılgınca bir ihtirasın tesiri altında kalan bazı kimseler, Südet Almanları işinin muslihane bir surette halledilmemesi için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Bunda muvaffak oldukları takdirde Avrupa, Almanya’nın korkunç bir taarruzu ile karşılaşacağını aklından çıkarmamalıdır. Bu ani hücum Almanya’nın zorla boyun eğdirmeye çalıştığı küçük bir millete karşı olacağa benzemektedir. Halbuki bu, sadece Çekoslovakya’ya tevcih edilmiş alelade bir hücum olmayacaktır. Bu hücum, medeniyet ve bütün dünya hürriyetine karşı bir cinayet olacaktır. Ondan sonra her memleket, ‘Sıra acaba hangi kurbanda?’ diye sormak zorunda kalacaktır.”

Hitler, Nürenberg’de beklenen söylevini vermiştir: Saat 19 .00’a gelirken kongre salonuna girmiş ve, “Hail!” nidalarıyla selamlanmıştır. Orkestra, ‘Nibelungen Marşı’nı çalarken salonun dibindeki büyük gamalı haçın altına sancaklar çekilmiştir. 19. 10’da Hess, Hitler’in konuşacağını bildirmiştir. Söze başlayan Führer, özetle, “Südet Almanlarının hakları verilmezse onlar adaleti ve yardımı Almanya’dan göreceklerdir” demiştir.

Dünya savaşa giderken Türkiye

Südetler, Prag’da başkaldırmıştır. Prag Hükümeti de sıkıyönetim ilan etmiştir.

İngiliz Başbakanı Çemberlayn “sulhü korumak” için uçakla Berchtesgaden’e, Hitler’le görüşmeye gitmiştir.

Derken bir gün: “Dünya Sulhü Kurtuldu!”

Ertesi gün: “Almanlar Südet Toprağına Girdi.”

Takvimler eylülün son gününü göstermektedir.

Ankara’da hava bulutlu, sıcaklık gölgede 15° civarındadır.

Pazarlıksız Satış Kanunu yürürlüğe girmek üzeredir.

Çankırı’da muhteşem bir Atatürk anıtı yaptırılması kararlaştırılmıştır.

Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras, İzmir’deki demecinde, “Atatürk Türkiyesi yüz milyonluk dost kütlesi ortasında bir sulh ve ilerleme adası gibidir” diyeli iki hafta olmuştur.

Geniş boy fotoğraflar Türkkuşu’nun İnönü ve Ergazi Tayyarecilik Kampı’ndaki başarılı çalışmaları‘nı yansıtmaktadır.

Başbakan, yanında İçişleri Bakanı Şükrü Kaya olduğu halde Yalova’ya gitmiştir.

Fırat-Çaltı Boğazı üstüne kurulan ‘varagele’nin fotoğrafı “tabiat güçlüklerini nasıl yendiğimizi” göstermektedir.

Ankara Halkevi Avcılar Kolu, av başlama bayramını Nenek Çehriliği’nde kutlamıştır.

Yine Ankara Halkevi sporcularıyla Gençler Birliği dağcılarından mürekkep bir kafile, bir sabah saat yedide Halkevi önünden hareketle yürüyüşe başlamış, Etlik Dağları’nı aşarak Ovacık Köyü’ne girmiş, oradan Bağlum’a inmiştir. Daha sonra Ankara’nın en güzel bağlarından Hacıkadın üstünden geçerek akşam saat 19.30’da şehre avdet etmiştir. Sporcuların, geçtikleri köylerde özellikle köy gençleriyle uzun ve içten konuşmalar yaptıkları, onları aydınlattıkları ve köylü üstünde çok olumlu etkiler bıraktıkları belirtilmiştir.

Eğitim haberleri

Horosköyü’ndeki eğitmen kursunda, gri gömlekli, “saçları taranmış, yüzleri yıkanmış” eğitmen adayı köy çocuklarından biri, Kızılçullu’daki eğitmen kursu öğrencisinden gelen mektubu, bir kardeşlik örneği olarak, öğle yemeğinden sonra, eğitmenlerinin önünde kendi arkadaşlarına okumuştur:

” … Arkadaşlarım, bizi soracak olursanız, çalışıyoruz. Sabahleyin 7’den 8’e kadar eğitim bilgisi dersi, 8-10 ziraat dersleri, 10-12 ise atelye işlerinde çalışıyoruz. 12’den sonra kültür dersleri yapıyoruz. Çok güzel bilgiler öğrenmekteyiz.

Biz kursa yeni geldiğimiz zaman bayağı cahildik. Şimdiyse bayağı bir canlılık ve bilgi edindik. Arkadaşlarım, merak etmeyin. Yalnız çok çalışın … Dünyada her güçlüklere göğüs germeliyiz.”

Konuyla ilgili bir röportaj yayınlayan Kazım Nami Duru, bu çocukların, başlarında Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Şubesi’nde yetişen öğretmenleri olduğu halde, on gün içinde yalnız alet tutmayı değil, etajer, dolap, elbise askısı, karyola gibi, “bir köy evi için gerekli” bütün eşyayı yapmayı öğrendiklerine tanık olmuştur.

“Ankara, Halk Bankası gibi çok önemli bir müesseseye daha kavuşmuştur.”

Ulus’un köylü ilavesi Yurd, yayın hayatına girmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, ülkemizde öğrenci sayısının 54.000’i bulduğunu gururla açıklamıştır.

Dündar Öğretmenin ilk mezunları Aydın, Sevil, Ali, Aysel, Namık, Semiha, Hasip ve Ertürk’tür. Okuldan sekiz çocuk eksilmiştir. Ama, Kaymakam’ın da yardımıyla okula on dört yeni çocuk kaydolmuştur.

Journo

Journo

Yeni nesil medya ve gazetecilik sitesi. Gelişen haber üretim teknolojileri, gazetecilerin sorunları, medya ekonomisi ve gelir modellerine ilişkin gelişmeler Journo’nun öncelikli temaları.

E-Posta Aboneliği