GAZETECİLİK

Gazetecilik terimleri sözlüğü

Gazetecilik terimleri konulu bu mini sözlükte, medya mensuplarının eskiden beri sık kullandığı sözcükleri derledim. Basılı gazetelerin yanı sıra görüntülü medyada kullanılan bazı terimlere de yer verdim. Şüphesiz gazetecilik terimleri aşağıdaki sözcüklerle sınırlı değil, daha zengindir. Yine de sınırlı materyallerle hazırladığım bu mini sözlükteki referans bilgilerin, mesleğe yeni başlayan genç gazeteci arkadaşlarıma yardımcı olacağını düşünüyorum.

A

AA: Anadolu Ajansı.

Aktüalite: Günün olayı, konusu. Güncellik.

Alt başlık veya ara başlık: Özellikle uzun yazıların okunabilirliğini artırmak veya içindeki dikkat çekici bölümleri öne çıkarmak için kullanılan, göz gezdirerek okuyan insanların işini kolaylaştıran, genellikle gövde metninden biraz daha büyük puntolarda dizilerek aralara serpiştirilmiş başlıklardır.

Amors: Gazetenin birinci sayfasında duyurulan bir haber eğer iç sayfalarda devam ediyorsa, buna amors denir. Gerçekten bir “duyuru” niteliği olsa da hatalı olarak “anons” diye de kullanılagelmiştir. Ayrıca sinemada da bu terim kullanılır. Bir sahnenin başlangıcında gösterilen ve daha sonraki sahnenin haberini vere bir detaydan oluşan görüntüye “amors çekim” denir.

Analiz: Ayrıştırma, çözümleme. Herhangi bir nesne konu veya durumun, parçalar ve bölümler hâlinde ayrıntılı olarak incelenmesi.

Animasyon: Hareketsiz resimleri canlandırma, çizgi film tekniği.

Asparagas haber: Gerçek olmayan, uydurulmuş haber. Yalan haber. 1963 yılında, üstünde “Azparagaz” yazan derme bir çatma bir kulübede yaşayan iki sevgilinin uydurma öyküsünü işleyen bir haberle terimleşmiştir.

Assemble kurgu: Ses ile görüntünün aynı anda kurgulanması. Düz montaj.

Associated Press (AP):  ABD merkezli uluslararası haber ajansı.

B

Bakış açısı: Herhangi bir konuyu ele alırken tercih edilen perspektif.

Basın: Dar anlamıyla basın, sadece gazete ve dergileri kapsar. Geniş anlamda ise basın, her çeşit haber ve fikri topluma ulaştıran tüm yayın ürünleridir. Günlük dilde ise radyo, televizyon, gazete dergi gibi elektronik ve yazılı basın organlarını anlatmak için kullanılır.

Basın aracı kartı: Basın kartı sahiplerine Emniyet Genel Müdürlüğü’nce verilen ve bu kişilerin görevlerini yaparken gerektiğinde trafik kurallarına uymama kaydıyla park etme, durma, duraklama ve geçiş üstünlüğünü sağlayan belge.

Basın suçları: Yasalara göre basın yoluyla işlenen suçlar.

Başlık: Metnin başına büyük punto harflerle, konuyu kısaca anlatmak amacıyla konulan yazı.

Baştan blok yazı: Satırları sağdan başlayıp son kısmı serbest biten dizgi türü. Soldan blok da denilebilir.

Başvuru işaretleri: Okuyucuyu metinden dipnota ya da diğer başvurulara yönlendirmek için kullanılan işaretler.

Bilgi alma: Medya mensubunun haber kaynaklarıyla kurduğu iletişim. Bağlantılarını kullanarak olaya ilişkin verileri öğrenmesi.

Bülten: Haber ve yorumlardan kurulu bir yayın ürünü.

C

Canlı yayın: Konunun gerçekleştiği anda yayının seyirciye yapımcının kontrolü altında ulaştırılmasıdır.

Coaxial (koaksiyel, eşeksenli): Televizyon video bağlantılarında kullanılan kablo.

D

Data: Veri.

Dekroşe: Yan sütunlara taşan yazı başlıklı ya da resim.

Dekupe: Bir bütünden belli biçimlerde parçalar kesme ya da bir görüntünün etrafını boşaltma işlemi. Örneğin bir kişinin fotoğrafı dekupe edildiğinde, çevresi kesilip atılırken o kişinin görüntüsü örneğin farklı bir zeminde kullanılmak üzere alınmış olur.

Demarkaj: Bir haberi yeniden yazmak.

Demeç: Açıklama, beyanat.

Dergi: Belirli dönemlerde çıkan (periyodik) yayın organı.

Deşifre: Yapılan bir söyleşinin veya bir konuşmanın, sesli ortamdan yazılı ortama aktarılması.

DHA: Demirören Haber Ajansı. Eski adı Doğan Haber Ajansı.

Dijital (digital) baskı: Geleneksel ofset baskı tekniğinde kullanılan, film ve klasik anlamdaki kalıp gibi iki vazgeçilmez unsurun kaldırılmasıyla, herhangi bir fotoğraf, dia pozitif veya negatif basılmış görüntünün tarayıcılarla ya da doğrudan dijital kameralar yoluyla bilgisayara aktarılarak üzerinde çalışılıp, değişiklikler yapılmasına; bilgisayarda metin, grafik çizim vb. birleştirilerek bir grafik dokümanın bir dijital baskı makinası yardımıyla doğrudan baskı materyaline  basılmasına olanak tanıyan sistemin geneline verilen addır.

Dijital imaj (digital image): Bir görüntünün bilgisayar ortamına taşınarak oradan çeşitli görsel malzemelerle desteklenip işlendikten sonra, bir dijital baskı makinasından çıkış alınmasına denir.

Dijital fotoğrafçılık: Görüntüleri film yerine doğrudan dijital (sayısal) ortamlara kaydeden teknolojilerin genel adı.

Dijital kasetler: Görüntüyü dijital olarak kaydederler. Sıkıştırılmış kayıt yaptıklarından analog kayıtlara göre daha az yer kaplar.

Dizgi: Basım yoluyla çoğaltılması düşünülen yazılı bir metnin belirli standartlar gözetilerek matbaa harfleriyle yeniden yazılması işlemi.

Dizgici veya dizgi operatörü: Geçmişte kurşun harfleri, harf kasalarından tek tek alarak kumpas üzerine elle dizen kişiye “mürettip” denirdi. Linotype, entertype ve monotype gibi eskiden kullanılan kurşun dizgi makinelerini klavye yardımıyla kullanan kişilere ise dizgi operatörü denirdi. Günümüzde ise masaüstü yayıncılık sistemi içerisinde bilgisayarda dizgi yapan elemanlara dizgi operatörü veya dizgici deniyor.

E

Edit: Yazılı, görsel veya sesli bir metnin düzenlenmesi. Televizyonculuk ve sinemada genelde, yapılan çekimlerin senaryo dâhilinde birleştirilmesi, yani kurgu süreci için kullanılır.

Editör: Medya kuruluşlarında haberlerin planlanması, metinlerin düzeltilmesi ve içeriğin yayın akışına uygun şekle getirilmesinden sorumlu kişi.

Espas: Yazıda karakterler arasında boşluklar. Resimde ise nesneler, formlar ve biçimler arasında boşluk, mesafe, ara.

Espas payı: Sayfa tasarımı yapılırken fotoğrafları ve yazıları birbirinden ayıran, iç içe ya da bitişik hâlde görünmesini engelleyen küçük boşluklardır. Espas payı tasarımı; hazırlanan gazete, dergi, ya da diğer materyalin sayfa düzenine göre değişir. Gazetelerde espas payı genellikle yarım santimetre (0.5 cm) olarak bırakılır.

Exlibris: Bir kitabın başlık sayfasında yer alan ve sahibinin kim olduğunu gösteren özel simge ya da damga.

Fotoğraf: Doğadaki varlıkların veya şekillerin görüntülerinin ışığa duyarlı kâğıt veya film üzerine ya da dijital ortamlara yazımlanmasıyla elde edilen ürün.

Fotomontaj: Farklı fotoğraf veya imajların bir araya getirilerek asıl olmayan başka bir görüntü oluşturma şekli.

Fotopolimer: Plastik klişe ana maddesi.

G

Gabarit: Sayfa maketini hazırlamak için basılmış kâğıt, mizanpaj kağıdı, plan kâğıdı. Bkz. Sayfa maketi

Gazete: Belirli boyutlu ve sınırlı sayfalı olup birbirini izleyen numaralarla yayımlanan, günlük olaylara ilişkin çeşitli yazı, resim ve ilanları içeren, belirli bir eder karşılığında satılan, genellikle günlük, süreli basım ürünü.

Gazeteci: Bir gazetenin haber, yorum, fikir, görsel gibi çeşitli alanlardaki malzemesini toplayan, yazan, çizen, çeken ve bu malzemeyi belli biçimler altında okuyucuları için düzenleyen kimse.

Görsel malzeme: Gazetede basılacak her türlü malzeme, görsel malzeme olarak adlandırılır. Örnek olarak fotoğraf,  slayt, resim ve yazı verilebilir.

Görüntü yönetmeni: Çekim konularını belirleyen kişidir. Görüntü yönetmeni, usta bir kameramandır. Yapımın içeriğine göre çekim planlarını ve kameraların açılarını belirler. Sanatsal görüntüler elde etmek, görüntü yönetmeninin asli görevidir.

Grafik: Harfleri, sözcükleri, tümceleri, fotoğrafları, biçimleri ve renkleri kâğıt üzerine bir düzenle yerleştirme ve bunu yaparken yenilik ve çekicilik  oluşturma sanatına grafik denir. Eski Yunanca’daki “grafe” (yazmak, çizmek) kelimesinden türetilmiştir.

H

Haber: Belli kural ve usullere göre oluşturulan, herhangi konu hakkında yeni, farklı bilgi veren metin.

Haber almak: Habere veri olabilecek herhangi bir konu hakkında bilgi almak.

Haber toplamak: Haberde bulunması gereken unsurların muhabirler tarafından elde edilmesi. Bilgi, belge, görüntü toplanması.

Haberci: Haber getiren, muhabir.

Havadis: Hadise kelimesinin çoğuludur. Olaylar, hadiseler, haberler anlamına gelir.

İ

İdeogram: Bir düşünceyi betimlemek için kullanılan; grafik ya da resim gibi basit gösterge.

İHA: İhlas Haber Ajansı.

İktibas:  Tıpkı basım, başka bir kaynaktan elde edilen yazının aynen yayımlanması. Alıntılama.

İletişim: Gönderici ve alıcı arasında gerçekleşen duygu, düşünce, davranış  ve bilginin her türlü aktarım sürecidir.

İnisyal harf: Paragraf başındaki büyük ve çoğunlukla süslü baş harf.

İntercom: Kameraman ile yönetmen arasında iletişimi sağlayan sistem.

J

Jenerik: Yapımların, örneğin televizyon dizilerinin başlangıcında ve sonunda yer alan, programın başladığını veya bittiğini belirten müzik ve görüntülerin birleşmesinden oluşan kısa yapım.

Jenerik müzik: Yapımın (film, dizi, belgesel, TV programları vs.) başlangıcında tanıtım görüntüleri ve tanıtım yazıları verilirken kullanılan müzik.

K

Kadraj: 1. Vizörden bakıldığında görülen en geniş alan. 2. Her türlü resimsel düzenin çerçeve sınırlarının belirlenmesi işlemi. Özellikle fotoğraf sanatı ürünleri için kullanılır.

Kâğıt: Ham maddesi odun, saman,  paçavra gibi bitkisel maddeler olan; üzerine baskı yapılmaya elverişli tabaka.

Kalemşör: Yazdığı yazılarla birini üstü kapalı veya açık  bir şekilde savunan. Silahşör (silahşor) kelimesinden çıkışla, kalemini adeta silah gibi kullanan.

Kaligrafi: Güzel el yazısı.

Kameraman: Kamera kullanan kişi.

Kameraman asistanı: Kameramanın yardımcısı. Kamerayı çekime hazır hâle getiren ve çekim yapıldıktan sonra toplayan kişi. Çekim esnasında kameramana gerekli durumlarda yardımcı olur.

Klişe: 1. Tipo baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma olarak bir kompozisyon ya da resim kopya edilmiş madeni levha. 2. Çukur baskıda fotoğraf negatifi ve pozitifi.

Kolaj Baskı (kolografi):  Geniş parçaların metal ve tahta baskı plakası üzerine yapıştırılarak ayı ayrı parça etkisi bırakacak şekilde baskının gerçekleştirildiği teknik.

Kolonaj: Dizgiye gönderilecek yazının kaç sütun üzerinden gireceğini göstermek.

Köşe yazısı: Bir yazarın, gazete sütunlarında herhangi bir konu üzerinde kişisel anlayış, görüş ve düşüncelerini hiçbir kanıtlama gereği duymadan anlattığı, sanatsal değeri olabilen, güncel konuları işleyen, başlıklı ve imzalı, kısa düz yazılar.

Kumpas: Geleneksel matbaalardaki metal dizgi düzenlenmesinde elle dizilecek harflerin birleştirilmesi için kullanılan metal alet.

Kupür: Gazeteden kesilen yazı.

Künye: Bir yayının adı, adresi, sahibi, yöneticileri ve iletişim adresi gibi bilgileri içeren bölüm.

L

Lejant: Resmin alt yazısı. Resimaltı.

Litografi: Taş baskı. Litografi sözcüğünün kökü eski Yunanca olup “taş üzerine yazılmış” anlamına gelir. Mikroskobik deniz hayvanlarının kireçtaşı kabuklarından meydana gelmiş yer tabakalarının basıncı altında ve milyonlarca yılda oluşmuş doğal taşlar, baskı kalıbı olarak kullanılır.

LPI (Lines Per Inch): Masaüstü yayıncılıkta baskı çözünürlüğünde kullanılan ölçü. “İnç başına satır” anlamına gelir. Baskı cihazının ve ekranın kaç LPI olduğu, görüntü kalitesini belirler. Kâğıt türü de belirleyicidir. Gazete kâğıdında yaklaşık 85 LPI çözünürlük varken kaliteli bir kuşe kâğıtta bu sayı 300’e çıkar.

Lup: Filmi veya basılı materyali incelemeye ve baskıda ayar yapmaya yarayan büyüteç.

M

Mabat: Devam sayfası, arka sayfa.

Makro fotoğraf tekniği (Close-Up / Yakın Plan):   Uzatma tüpü, yakınlaştırıcı mercek veya körük gibi bazı özel ekipmanlar kullanarak  konunun yakın plan görüntülerini sağlayan fotoğraf tekniği.

Makro objektifler: Çok yakın ve büyük odak uzaklığına sahip olan, özel imal edilmiş objektiflerdir. Bu tip objektifler tripodla kullanılmalıdır. Küçük nesnelerin çekiminde kullanılır.

Malumat: Bilgi, bilgiler.

Manşet:  Birinci sayfanın yukarısında, gazetenin adının, fiyatının, adres ve telefon numaralarının bulunduğu bölüm. Gazete başlığının sağ ve sol yanındaki yerler, sağ ve sol manşetlerdir. Zaman içinde gazeteler, günün en önemli haberine logolarının altında geniş bir şekilde yer vermeye başlamış ve buna da manşet demiştir. Bkz. Sürmanşet. Bkz. Tribün.

Marj: Sayfanın basılmış bölümünün dışında kalan boşluk.

Matbaa: Diğer adı basım evi olan matbaalar, çeşitli baskı tekniklerini kullanarak gazete, kitap, dergi, broşür, ambalaj gibi her türlü basılı materyali üretmek ve çoğaltmak görevini üstlenmiş kuruluşlardır. Matbaalar hizmet gördükleri sektörlerin talepleri doğrultusunda, başta kâğıt, karton ve plastik sanayinin ürünleri olmak üzere çeşitli malzemelerle baskı yaparlar.

Matbaacı: Matbaa ve baskı işlerinin hazırlanma ve basılmaları ile uğraşan  ve bu işi kendine meslek edinen kimse. Bu çerçevede matbaacılık ana mesleği altında çok sayıda meslek mensubu görev yapmaktadır. Bunların başlıcaları; dizgici, grafiker, filmci, montajcı, kalıpçı, baskıcı, mücellit (ciltçi), matbaa müşteri temsilcisi, matbaa yöneticisi vb.

Matbu: Basılmış, basılı.

Medya: Sözlü, yazılı ve görsel iletişim araçlarının tamamı.

Mizanpaj: Düzenleme. Grafik ögelerinin belirli bir çerçeve içinde dengeli olarak yerleştirilmesi. Bir çeşit taslak. Sayfa düzenlemesi, sayfa planı.

Monotipi baskı: Boyalı cam veya metal levhalar üzerine kâğıt bastırılarak uygulanan baskı tekniği.

Muhabir: Haberin gerektirdiği, yayımlanmaya değer her türlü veriyi toplayan ve bunları ileten kişi. Bu anlamda muhabir, habercilik görevini ifa eden meslek mensubudur.

Mute: Sesi aniden kesme. Sessiz.

Mücellit: Kitap ciltleme işini yapan kimse.

N

Neşir: Yayın, yayma.

Nonfigüratif sanat: Resim ve  heykelde, gerçek varlık ve nesnelere  gönderme yapan betileri kullanmayan sanat anlayışı.

Nüsha: Yazılı, örnek.

O

Objektif: 1. Nesnel, tarafsız, yansız. 2. Görüntüyü film üzerine net olarak yansıtan, ince ve kalın kenarlı merceklerden oluşan optik sistem. Objektifler en az iki mercekten oluşmak şartıyla merceklerin birleştirilmesinden meydana gelir. Objektifler kamera gövdesinin önünde yer alan ve cisimden yansıyan ışığın görüntü çiplerine ulaştırılmasını sağlar. Objeden yansıyan ışık ışınları merceklerden geçerken geçirgenliği yüzde 75 ile yüzde 80 arasındadır. Yayın kalitesine sahip bütün kameralarda değişik odak uzunluklu objektifler kullanılmaktadır.

Ofset baskı: Suyun ve yağın karışmaması ilkesinden hareketle çalışan, 19. yüzyıl sonundan itibaren aşama aşama geliştirilerek günümüze kadar gelen baskı tekniği.

Ombudsman: Yayın kuruluşlarında habere konu olan kurum veya kişilerin; ayrıca ilgili yayını takip eden okuyucu, dinleyici veya izleyicinin dilek veya şikâyetlerini alıp sonuç odaklı çalışma yürüten kimse.

Opak: Işık geçirmeyen ve saydam olmayan, ışığı yansıtan. Fotoğrafçılıkta karta basılmış fotoğraflar opak olarak adlandırılır.

Oparette: Kamerayı açma tuşu. On. Açık.

Out: Montaj yapılacak kasette görüntü veya ses çıkış noktası.

Output: Çıkış.

Ö

Öbtüratör (Örtücü):  Objektiften film üzerine düşen ışığın süresini ayarlayan, otomatik olarak açılıp kapanan, siyah, bez veya çelikten yapılmış perdedir. Verilen enstantane değerine göre açılır ve kapanır. Makinenin en kolay bozulan ve en zor tamir edilen parçasıdır.

Özgün baskı: Çeşitli basım teknikleriyle çoğaltılmış resimsel sanat yapımı. Bir yapıtın özgün baskı sayılabilmesi için çoğaltılmak amacıyla yaratılması gerekir. Örneğin ünlü tabloların basım yoluyla çoğaltılması (reprodüksiyon) tekniği özgün baskı türü değildir. Özgün baskı yapımında her türlü kazı resim tekniği yanında, serigrafi taşbaskı vs. teknikler de kullanılır.

Öznel kamera açısı: Öznel kamera, olayı kişisel bir bakış noktasından görüntüler. İzleyici, görüntünün içindedir. Hem aktif bir katılım içindedir, hem de görüntüdeki bir kişinin yerini alarak, olayı o kişinin gözü ile izler. Sahnedeki herhangi bir kişi kameraya doğru baktığında da izleyici görüntü içine katılmış olur. Öznel çalışmada, kamera seyirciyi çekim yapılan sahneye sokarak seyircinin gözüymüş gibi davranır.

P

Pan: Kameranın gövdesinden, konunun özelliğine göre sağa ya da sola doğru yapılan tarama hareketleridir. 360 derece yatay eksen etrafında yapılan hareketlerle genel olarak dağınık vaziyette bulunan geniş alanı kaplayan objelerin kameraya alınmasıdır.

Pano: 1. Üzerine tanıtma ya da açıklama kâğıtları tutturmak üzere hazırlanmış olan levha. 2. Dekor ya da resim yapmak için kullanılan, etrafı çerçeveli düz yüzeyler.

Pikaj: Grafik için hazırlanmış; resim, yazı, amblem ve fotoğrafların, milimetrik kâğıt ya da resim kâğıdı üzerine, gönyeli bir şekilde kesilerek yapıştırılması. 1990’lı yıllara kadar pek çok matbaa, yayınevi pikajörleri çalıştırırdı. Ancak bilgisayar teknolojisinin gelişmesinin ardından günümüzde pikaj işlemi yapılmamaktadır.

Piktografi: Bir nesneyi ya da düşünceyi bir resimle sembolleştirmek.

Piktogram: Nesnelerin stilize edilmiş siluetleri. Kolay algılanır, çabuk öğrenilirler. Mektup, telefon işareti, sigara içilmez vb. işaretler.

Pozitif film: Orijinaldeki açık yerleri açık, koyu yerleri koyu veren filmdir.

Pozometre (ışık ölçer): Fotoğraf çekimlerinde en uygun sonucun alınabilmesi için gerekli ışık ölçüsünü, enstantane ve diyafram değerini otomatik olarak gösteren elektronik cihaz.

Press: İngilizce “basın.” Dünyanın her yerinde medya mensuplarını belirtmek üzere kullanılan kelime.

Prodüksiyon: Yapım. Bir eserin ortaya çıkartılması için yapılan gerekli çalışmaların tümü.

Prodüktör: Bkz. Yapımcı.

Prototip: İlk örnek, model.

Punto: Harf büyüklüklerinin tanımlandığı temel ölçü birimi.

R

Radyo link: Radyo, TV veya diğer işaretleri bir yerden diğerine göndermekte kullanılan, bir radyo verici ve alıcısından oluşan sistem.

Rec (Record): Kayıt.

Rejisör: Yönetmen.

Reklam ajansı: Bir ürün ya da hizmetin tanıtım faaliyetlerini yürütebilecek bilgi ve yeteneğe sahip uzmanların oluşturduğu topluluklardır. Ajanslar boyut, hizmet şekli ve içeriği acısından farklılıklar gösterir.

Remote: Uzaktan kayıt.

Remote control: Uzaktan kumanda cihazı. Kızılötesi ışınlar kullanılır.

Remz: İşaret. İşaretle anlatım. Gizli bir şekilde anlatma.

Renk ayrımı: Bir görüntüyü, baskıda çoğaltmak üzere dört işlem mürekkep renklerine çevirme işlemi.

Reuters: Londra merkezli uluslararası haber ajansı.

Resimaltı: Bkz. Lejant

S

Sanat yönetmeni: Reklam ajanslarında metin yazarı, fotoğrafçı, uygulamacı grafiker, müşteri temsilcisi vb. elemanlarla çalışan, etkili reklam üretimi ve tasarımından sorumlu kimse.

Sansasyonel haber: Beklenmeyen ve insanlarda merak uyandıran, şaşırtan, alışılmadık olay ve düşünceler, sansasyonel haberlerin malzemesi olur. Bu tür haberler tiraj artırmak gibi niyetlerle abartılarak, fazla heyecanlı veriliyorsa buna sansasyonalizm denir.

Sansür: Her türlü yayının, yetkililerce önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim. Türkiye’de de dönem dönem gazeteler sansür kurullarından geçememiş, kimileri yayımlamadıkları haberler nedeniyle boş sayfayla çıkmıştır. Bugün sansür, yayından önce veya sonra, içeriğin yayıncı dışında birinin baskısı veya yönlendirmesiyle engellenmesi veya değiştirilmesi anlamına kullanılıyor.

Sarı gazetecilik: Bkz. Tabloid

Sayfa maketi: Hazırlanacak sayfadaki haberlerin ve görsellerin nerede yer alacağını gabarit üstünde kabataslak belirten plan. Bkz. Gabarit

Spot: Haber metninden biraz daha büyük harfli puntolarla dizilen, haber içindeki özellikleri vurgulamak, ana ayrıntıları başlık kompozisyonu içerisinde sergilemek için kullanılan, genellikle sıralamada başlıktan sonra yer alan kesittir.

Stop press: Gazete baskıya gitmeden önce en son gelen, en taze haber için sayfada bırakılan boşluk.

Sürmanşet: Bir gazete manşetinin üstüne yerleştirilen özlü ve çarpıcı başlık. Bkz. Manşet

T

Tabloid: 2000’lere kadar dünyada standart kabul edilen büyük ebatlı (broadsheet) gazeteden daha küçük boydaki gazeteler. Ölçüleri ülkeden ülkeye değişiyor. Yıllardır bu boydaki kâğıdı genelde saygın gazetelelerden çok, magazin ve hatta asparagas ağırlıklı niteliksiz gazeteler tercih edegeldi. Bu yüzden “tabloid” kelimesi, “sarı gazetecilik” gibi, niteliksiz ve sansasyonel habercilikle özdeşleştirildi.

Takvim-i Vekayi: Bugünkü Türkiye topraklarında yayımlanan ilk Türkçe gazete. Osmanlı padişahı II. Mahmud’un girişimiyle 1831’de yayımlanmaya başladı. (bkz. Türkiye’nin ilk gazeteleri)

Tampon baskı: Klişe üzerine verilen boya bir rakle ile sıyırıldığında yalnızca dış kısımlarda kalır. Silikon ve yağ karışımından oluşan tampon ise bu dış kısımda kalan boyayı alarak basılması istenen cismin üzerine bırakır. Bu tamponun en büyük özelliği boyayı kolayca kabul etmesi ve kusursuz aktarmasıdır.

Tape: Kaset. Kamera kurgu.

Tashih: Dizgi yanlışını düzeltme işi. Tashih konusunda ortak bir dil oluşturulmuş olup  belli işlemler belli sembollerle gösterilir.

Tefrika: Dizi yazısı, roman düzmecesi, uzun bir yazının bölüm bölüm verilmesi.

Tefsir: Yorum, açıklama, üzerindeki örtüyü kaldırma.

Teknik senaryo: Çekim esnasında kullanılacak kamera ve hareketler ile ışıklandırmanın nasıl olması gerektiğini belirten senaryodur.

Teknik yönetmen: Yapımın teknik yönden sorumlusudur. Kullanılacak araç ve gereçlerin hazır hâle getirilmesinde ve yapımda görev alan teknik personelin yönetiminde sorumludur.

Tekzip: Bir tür yalanlamadır.

Tele objektifler: 500 mm ve daha büyük odak ve uzunluklu objektiflerdir. Titremeyi engelleyip sağlıklı görüntüler elde edebilmek için en ideali, tripod  üzerinde kullanılmasıdır.

Telif hakkı: Fikir ve sanat eserleri üzerindeki mülkiyet hakkıdır.

Tifdruk baskı: Özgün baskı resim tekniklerinden biri olan gravürün ticari biçimidir. Oyulmuş bakır kalıplarından baskı yapılan sistemdir.

Time code: Zaman kodu. Görsel veya işitsel bir metinde, hangi zamanda ne olduğunu kayıt altına alır. Gazetecinin deşifre edilen konuşmada ilgili bölüme dönmesini veya örneğin bir video habere altyazı eklemesini kolaylaştıran bir uygulamadır.

Timing: Zamanlama.

Tipografi: 1- Kabartma kalıplar (tek tek karakterler, gravürler, klişeler ) üzerinde dizgi ve baskı yöntemi. 2. Grafik tasarımda yazılı unsurların (yazı karakteri, yazı büyüklüğü vb.) sanatsal bir bakış açısı ile düzenlenmesi işi. Günümüzde bilgisayarlı tipografinin gelişmesiyle beraber yazı aileleri ve zenginleşmiş yeni tipografik türler oluşturmak kolaylaşmıştır.

Tipografik baskı: Tipografik baskı tekniğinde; fotoğraf, illüstrasyon, yazı, sembol vb. görsel unsurlar için “klişe” adı verilen ve genellikle, çinko, magnezyum ya da bakırdan üretilen kalıplar kullanılır.

Tiraj: Baskı sayısı.

Tribün (hangar): Gazeteciler arasında genellikle, birinci sayfadaki başlığın altında yer alan bölgeye manşet adı verilmekteyse de buranın gerçek adı ‘tribün’dür. Bkz. Manşet

Tripod (üç ayaklı sehpa): Kamera ya da fotoğraf makinesi sehpası. Kamera üç ayağı.

V

Viewfinder: Kamera vizörü. Stüdyo kameralarının üzerine takılan 2/3 inç’lik monitör.

Vinyet: Dizgi ve sayfa düzenleme işlerinde zemin ve aralarda, köşelerde kullanılan ve sistematik parçalar hâlinde imal edilen süsler, figürler, çiçekler. vb. Günümüzde vinyetler bilgisayar ortamında “clipart” gibi dosya türlerinde hazır olarak bulunmaktadır.

Vizör (bakaç): Fotoğraf makinesini konuya yöneltmeye, konuyu çerçevelemeye, netleştirmeye, çekimin sağlıklı bir şekilde gözle kontrol edilmesini sağlayan mekanizma. Makinede oluşan görüntünün olabildiğince aynını gösteren ve mercekler düzenine dayanan parça.

W

White balance: Beyaz ayarı. Renklerin doğru çıkması için her ortamda beyaz ayarı yapılmalıdır.

Z

Zoom (zum): Optik kaydırma. Kamera merceğinin odak uzaklığının değiştirilmesi ile görüntünün yakınlaştırılıp uzaklaştırılması.

Zoom kolu: Kameralarda zoom hareketini otomatik olarak yapabilmek için kullanılır. Geniş açıya almak için “zoom out”, görüntüyü yaklaştırmak için “zoom in” yapılır. Zoom’un fazla kullanılması olumsuz sonuçlar doğurur. Zoom in yapıldıkça görüntünün net alan derinliği azalır.

Zoom selector: Kameranın zoom fonksiyonunun uzaktan kumanda edebilmesi için bağlantı girişi.

Ahmet Külsoy

Ahmet Külsoy

1955 Trabzon doğumlu. İlk ve orta öğretimi Zonguldak'ta tamamladı. İki yıl Özgür Üniversite'de siyasi tarih üzerine dersler aldı. Zonguldak’ta yazın aylık, kışın ise haftalık yayımlanan İşçi Davası gazetesinde gazeteciliğe adım attı. Ardından İnanış, Uyanış ve Haber gazetelerinde görev yaptı. Güneş gazetesinin Zonguldak Temsilciliğini yürüttü. Son olarak Özgür Gündem, E.P, Karadeniz Gazetesi, Radyo Cumhuriyet, Sabah, Gazete Duvar ve Ahval News'da çalıştı.

E-Posta Aboneliği